4 polis daha teslim oldu

22 Temmuz Operasyonu kapsamında hakkında yakalama kararı çıkarılan İstihbarat Şubesinde görev yapan Erol Demirhan, Ahmet Öztürk, Muhammed İkbal Karaduman, Muhammed Ali İkli, Vatan Caddesi üzerindeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü binasına gelerek teslim oldu.

25 Temmuz 2014 Cuma 1: 2
4 polis daha teslim oldu
Avukat Hüseyin Ataol eşliğinde emniyete gelen İstanbul Eski İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan “Kaçacak herhangi bir şuç işlemedik" diye konuştu. Ankara'da görev yapan Demirhan, “Yaptığımız her işlem kanununlar, mevzuatlar çerçevesinde olmuştur. Hakim kararı alarak yaptık. İstihbari dinlemeler ruhuna uygun olarak, hakim kararı ve mevzuatlar çerçevesinde yapılmak zorundadır. Başka türlü bir işlem yapma imkanı da yoktur" dedi.

HERŞEYİ KANUNLAR ÇERÇEVESİNDE YAPTIK 
Casusluk yapıldığı iddialarına ilişkin olarak da Demirhan “Biz Anadolu çocuğuyuz, kime casusluk yapacağız, bu vatanın evladıyız. Biz her şeyi kanunlar çerçevesinde yaptık. Böyle bir şey yapılmış olsa MIT var, bunu ortaya koyar. Şu anda casusluk yaptığımızla alakalı en ufak bir iddia yok. Usülsuz dinleme olduğunu iddia ediyorlar. Adli dinlemeler ile istihbari dinlemeleri hakimler ayırt edeceklerdir. Biz usulsüz dinleme yapmadık. En az 3-4 aşamalı kontrol mekanizmasından sonra oluşan işlemlerdirö diye konuştu. Demirhan, bakanların ve milletvekillerinin dinlendiği iddiasına ise “Kesinlikle böyle birşey yapmadık" şeklinde yanıt verdi.

ERGENEKON SÜRECİNDE HİÇBİR TUTUKLUYA KELEPÇE TAKILMASINI TASVİP ETMEDİK 
Ergenekon davası sürecindeki tutuklamaların hatırlatılması üzerine ise Demirhan, “Ergenekon sürecinde hiçbir tutukluyla kelepçe vurulmasını tasvip etmedik. Kimseye de kelepçe vurulmadı. Ergenekon sanıklarını her biri emniyetten ayrıldıktan sonra emniyet teşkilatına teşekkür etti. Emniyet teşkilatını tanıma fırsatı buldular. Bu kadar nazik, bu kadar centilmen ve bu kadar hukuka uygun bir teşkilatı ilk defa görmüş oldular" dedi.

CADI AVI SÜRECİ BAŞLADI 
Avukat Hüseyin Ataol ise zorla oluşturulmuş bir dosya hazırlandığını iddia ederek “Dinlemelerle alakalı 100 bine yakın mahkeme kararı var. Bu 100 bine yakın mahkeme kararından 50-60 tanesinin usulsüz bir şekilde dinlenildiği alındığı, mevzuata aykırı dinleme yapıldığı yönünde. Bunun böyle olmadığını yargılama sürecinde ispat edeceğiz" dedi.
Avukat Ataol, dosyadan 1 ay önce haberlerini olduğunu ancak soruşturmaya ilişkin detaylara ulaşmalarının engellendiğini savundu. Ataol, “Bugün burada adil bir yargılama ile karşılaşacak mıyız, o konuda bazı tereddütlerim var. Sulh Ceza hakimliklerinin kurulmasından sonra ciddi bir cadı avı süreci başlatılmış durumda. Daha önce Adana'daki MİT tırlarıyla, Ankara'daki böcek soruşturması ile ilgili olarak bazı emniyet mensubu arkadaşlar gözaltına alınmıştı. Orada başarılamayan bir operasyon bugün yeni kuruldu" diye konuştu.

O KELEPÇELER BİRER EMANET 
Ahmet Öztürk, Muhammed İkbal Karaduman, Muhammed Ali İkli ile vatandaşların alkışları eşliğinde emniyet binasına giren Erol Demirhan'ı eşi ve babası uğurladı. Bina önünde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erol Demirhan'ın eşi Nazife Demirhan “Bugün gözaltına alınan kahraman vatan evlatlarının eşleri gibi birçok geceyi pencere önünde gözyaşı dökerek bekledim. Benim eşim yetim hakkı yemedi, milletin 5 kuruşuna dokunmadı. Ellerine kelepçe takarak onları itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. O kelepçeler birer emanet. Günü geldiğinde asıl sahiplerinin bileklerine geçeceğinden hiçbir şüphemiz yok" diye konuştu. Demirhan'ın kayınpederi Hasan Ilıcan ise “Suç yok, unsur yok. Bunlar iftira" diye konuştu.

AVUKATI VE KARDEŞİ KONUŞTU

Avukat Hüseyin Ataol: "Bugün siyasi vesayetin altındaki hukuk operasyonuyla, Emniyet camiasında ciddi bir tasfiyenin, depremin yapılmak istendiğe şahit olmaktayız"

"Bugün siyasi vesayetin altındaki hukuk operasyonuyla, Emniyet camiasında ciddi bir tasfiyenin, depremin yapılmak istendiğine şahit olmaktayız"

22 Temmuz Operasyonu'nda gözaltına alınan Eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer ile bazı sanıkların avukatı Hüseyin Ataol, Emniyet Müdürlüğü önünde açıklama yaptı. Ataol, "Bu hukuksuz operasyonlarda müvekkillerin sahurlarını bile yapmalarına izin verilmemiş. Bizzat kendileri emniyete gelerek teslim olmalarına rağmen, elleri kelepçelenerek işlem yapılmıştır. Bu iki önemli simge ile yapılan operasyon, Türk hukuk tarihinde kara bir leke olarak kalacak" dedi.
"Operasyon izni veren mahkemenin siyasi iktidar tarafından kurulmasından daha birkaç gün geçmeden böyle hukuksuz bir karara imza atmaları doğal hakimlik ilkesine aykırıdır" diyen Hüseyin Ataol, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Birkaç hafta öncesinde yapılan kanun düzenlemesi ile İstanbul'da operasyona izin verme mekanizmasındaki yaklaşık 70 hakimin görevine son verilerek, yerlerine sadece seçilmiş 6 hakim atanmış ve Sayın Başbakan'ın tabiri ile soruşturma oluşturularak dosyaya uygun hakim ve savcılar görevlendirilmiştir. Operasyon yine Sayın Başbakan'ın tabiriyle cadı avına dönüştürülmüş ve temel insan hak ve özgürlüklerine, Türk Ceza Kanunu'na, Ceza Muhakemeleri Kanunu'na aykırı bir şekilde geceyarıları insanların evlerine baskın yapılmış, insanlar evlerinden toplanmıştır. Gece sahur yapmalarına bile izin verilmeden, elleri kelepçelenerek gözaltına alınmış, 48 saatten bu yana da bir çoğunun ifadesi alınmadan eziyet içerisinde nezarethanede bekletilmektedirler."

"NE GARİPTİR Kİ, SELAM TEVHİD ÖRGÜTÜ..."
"Biz bu hukuksuz operasyonun, İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği mezalim sonrası ortaya çıkan mevcut siyasi acziyeti ve 17-25 Aralık operasyonlarında ortaya çıkarılmış bulunan yolsuzluk ve rüşvet kanıtlarının üstünü örtme çabası olduğu inancındayız. Bakanlarla ilgili fezlekelerin üzerinden neredeyse 8 ay geçmesine rağmen, Meclis ve halkla paylaşılmaması bunun en açık, en somut örneğidir. Müvekkilerimizin gözaltına alınma sebeplerinden bir tanesi, Selam-Tevhid ve Kudüs Ordusu terör örgütüne yönelik soruşturma hakkında başsavcılık 'Sözde Selam-Tevhid örgütü' ifadesini kullanmaktadır. Ne gariptir ki, Selam-Tevhid örgütü Yargıtay'ca terör örgütü olduğu onananlar listesinde yer almaktadır."

"BU DİNLEMELERE İLİŞKİN KARAR VEREN HAKİMLER VE SAVCILAR..."

"Havuz medyasınca ortaya atılan Selam-Tevhid örgütünde 7 bin kişinin dinlendiği, Başbakan, Bakan ve bunun gibi kişilerin dinlendiği iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Bu dinlemelere ilişkin karar veren hakimler ve savcılar, bu sabah böyle bir kararların kesinlikle söz konusu olmadığını, bu konuda kamuoyunu yanıltıcı yayınlar yapıldığını ifade ettiler ve kamuoyuyla bilgilerini paylaştılar. Belki bugün gözaltındaki arkadaşlarımızın son günü. Gözaltındaki süre uzatımlarıyla beraber yarın son gün olacak. Bir çok kısmının bugün mahkemeye intikal ettirilmesini bekliyoruz. Fakat müvekkilerimize uygulanan bazı haksız muameleleri bir hukuk insanı olarak paylaşmayı görev ve vazife addediyorum."

"SAHUR VAKTİ SAĞLIK KONTROLÜ İÇİN HASTANEYE GÖTÜRÜLDÜLER"
"Nezarethanede bulunan arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerde, iftarda verilen yemeklerin çok yetersiz ve kısıtlı olduğunu, geçmişte örgüt üyelerine dahi dışarıdan yemek söylenmesine rağmen müvekkillerimize aleyhte ayrıcalıklı bir uygulamanın yapıldığını, iftarda ve sahurda doğru düzgün yemek verilmediğini şikayet olarak sizlere iletiyorum. Bazı müvekkillerimiz zorunlu ve acil olmamasına rağmen, özellikle sahur vaktinde sağlık kontrolü için hastaneye götürülmüşlerdir. Operasyonu gerçekleştiren birimin başında ki müdür müvekkilerimize teröristler şeklinde hitap etmektedir. Kendi meslektaşları için kullandığı bu tabiri kendisine aynen iade ediyoruz ve bununla ilgili yasala haklarımızın saklı olduğunu ve bu konun peşini bırakmayacağımızı ifade etmek istiyorum." 

"BİZZAT SAYIN BAŞBAKAN'IN DA İMZALADIĞI ONLARCA, YÜZLERCE BAŞARI VE TAKDİR BELGESİ MEVCUTTUR"
"Bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, müvekkillerimize yönelik sistematik bir işkencenin uygulandığı somuttur, apaçık ortadadır. Bu işkencelerle ve zor kullanımlarla ilgili tüm haklarımızı saklı tuttuğumuzu, sorumlular hakkında hukuksuz her türlü işlemi yapan, göz yuman tüm yasal sorumlular hakkında her türlü kanuni hakkımızı sonuna kadar kullanacağımızdan kimsenin şüphesi bulunmamalıdır. Müvekkillerimizin hiçbirisi hakkında ne rüşvet, ne yolsuzluk, ne de herhangi bir suçtan dolayı şimdiye kadar herhangi bir işlem yapılmadığı gibi, hepsinin bizzat Sayın Başbakan'ın da imzaladığı onlarca, yüzlerce başarı ve takdir belgesi mevcuttur. Şimdiye kadar yaptıkları üstün hizmetten dolayı devletin çeşitli kademelerinde övgüye mazhar görülmüşlerdir. Lakin bugün siyasi vesayetin altındaki hukuk operasyonuyla, Emniyet camiasında ciddi bir tasfiyenin, depremin yapılmak istendiğe şahit olmaktayız."

"ESAS DÜŞÜNMESİ GEREKENLER, EVLERİNDE KASA VE AYAKKABI KUTUSU ÇIKANLARDIR"
"Buradan ailelerine ve yakınlarına sesleniyorum; hepiniz dik olunuz, metanetinizi kaybetmeyiniz. Yakınlarınız en ufak bir hata yapmadılar. Suç teşkil edecek herhangi bir eyleme imza atmadılar. Dosyadaki belgeleri, savcının ileri sürdüğü bütün delilleri inceledim. Bunlarla sizin yakınlarınıza atfedilebilecek en ufak bir kusur ve suç söz konusu değildir. Yakınlarınız suçsuzdur. Esas düşünmesi gereken, suçlulardır. Esas düşünmesi gerekenler, evlerinde kasa ve ayakkabı kutusu çıkanlardır. Esas düşünmesi gerekenler bir şeyleri sıfırlama derdiyle yanıp tutuşanlardır."

"HÂLÂ BASİRETLİ, VİCDANLI HAKİMLERİMİZ BÜYÜK ÇOĞUNLUĞUYLA MEVCUTTUR"
"Bizler hukukun üstünlüğüne inanmış hukukçular olarak, hukuk çerçevesinde müvekkillerimizin haklarını sonuna dek muhafaza edeceğiz, savunacağız. Türkiye'nin adaletine, hukuk devletinin üstünlüğüne olan inancımız tamdır. Hâlâ Türkiye'de hakimlerimize, savcılarımıza olan inancımız tamdır. Hâlâ basiretli, vicdanlı hakimlerimiz büyük çoğunluğuyla mevcuttur. Sizler de buna emin olabilirsiniz. Bu konuda herhangi bir endişemiz yoktur. Bu dava biraz siyasi angajmanlı bir dava olarak başlangıçta yürümekte. Fakat bununla beraber, sonunda inşallah kimin haklı, kimin hakısız olduğu er geç gün yüzüne çıkacaktır."

"BİR ÇOK ARKADAŞIMIZ BURADA İFADE VERMEYİ REDDETTİLER"
"Şu anda 22 arkadaşımız ifadesi alınarak emniyetten adliyeye sevk edildiler. İçerisinde memurlar da var, amirler de var. 22 kişi şu anda savcılık ifadeleri veriyor. Tahmin ediyorum bu akşama kadar 50-60 civarında, belki 100'e yakın arkadaşımız... Bir çok arkadaşımız burada ifade vermeyi reddettiler, susma hakkını kullandılar. Savcılıkta daha rahat ifade verebileceğimize ve meramımızı, suçsuzluğumuzu, masumiyetimizi çok daha iyi anlatabileceğimize inanıyoruz. Tahmin ediyorum zaten yarın son süre. Yarına da çok bir şey bırakmak istemiyorlar. Bu konuda kamuoyu oluşturmanızı, bu konuda mağdur arkadaşlarımıza desteğinizi devam ettirmenizi ben sizden vekil sıfatıyla talpe ediyorum. Sakın ola birtakım medyadaki, hele ki havuz medyasındaki birtakım asparagas haberlere, masa üzerinde uydurulmuş haberlere itibar etmeyiniz."

"VİLLANIN AYLIK KİRASI 2 BİN 900 LİRADIR"
"Bugün benim müvekkilim Ali Fuat Yılmazer hakkında 750 bin dolarlık bir villada oturduğu, aylık kirasının 7 bin lira olduğu gibi insafla bağdaşmayan, gerçeklere tamamiyle aykırı ve çok basit bir araştırmayla dahi öğrenilebilecek bir gerçek saptırılmış, bu şekilde haber yapılmıştır. Müvekkilim Ali Fuat Yılmazer emekli olduktan sonra, halen bulunduğu konuttan korumaları hukuksuz bir şekilde çekilmiş, resmi konutundan ayrılması talep edilmiş ve alelacele çocukların okul durumunu da gözönüne alarak yakın bir mevkide, altında ofis olarak kullanmak amacıyla bir villa kiralamıştır. Villanın aylık kirası 2 bin 900 liradır. Müvekkilimin şu anda birtakım basın ve yayın kuruluşlarıyla, danışmanlık ve yazarlık yapmak üzere emeklilik hayalleri vardı. Buna dayanarak aşağısında ofis yapabileceği bir ev kiralamıştı. Şimdilik kısmet olmadı ama, en yakın zamanda bu hayalini gerçekleştirecek. Yine varlıklı bir ailenin evladıdır. İnsanların böyle özel yaşantıları, oturdukları kiralık evler üzerinde bir şey yaratmak, bir şey oluşturmaya çalışmak, güneşi balçıkla sıvamaya benzer. Bundan bir şey çıkmaz. Özellikle şu hassas süreçte, basın mensuplarından, spekülatif, gerçeklere dayanmayan, müvekkillerin durumunu zorlaştırıcı ve toplumdaki itibarlarını düşürücü yayınlardan kaçınmalarını istirham ediyorum." 
Öte yandan, avukat Ataol’un açıklaması sırasında, Vatan Caddesi'nden geçen bir araçtan yapılan sözlü sataşma üzerine, eyleme katılanlar ile araçtakiler arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. 

KARDEŞİ DE TEPKİ GÖSTERDİ
Avukat Hüseyin Ataol'un ardından, Ali Fuat Yılmazer'in kardeşi Metin Yılmazer de bir açıklama yaptı. Metin Yılmazer, kira kontratını kameralara göstererek, “Abim emekli olduğundan bu yana, 6 aydır Uskumruköy’de güvenlikli bir site içerinde oturuyor. Aylık kira bedeli 7 bin lira değil, 2 bin 900 liradır" dedi.
Abisinin emekli maaşı ve emekli tazminatı dışında başka bir malvarlığı olmadığını söyleyen Metin Yılmazer, “Abimin evinde 12 saat arama yapıldı. Ne gizli kutular içerinde değerli evraklar, döviz, nakit para, ne para sayma makinesi, ne kasa bulundu. Sadece Türk bayrağı buldular" şeklinde konuştu.

VATANDAŞTAN AİLELERE BEYAZ GÜL
Operasyon haberlerini televizyondan izlediğini söyleyen bir vatandaş da, ailelere ‘saflık ve temizliğin simgesi’ olarak beyaz gül dağıttı. Dövizleriyle yakınlarına destek veren ailelerden bazıları, üzerlerine eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Hayati Başdağ’ın “Şükür ki haram lokma yemedim" sözünün yazıldığı tişört giydi.

Emniyet Müdürü Murat Çetiner’in annesi Ayşe Çetiner (60), oğlunun ödül aldığı bir törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin İçişleri Bakanı Mumamer Güler ile çekilmiş fotoğrafını basın mensuplarına gösterdi. Anne Çetiner “Oğluma haram lokma yedirmedim" dedi. 

İFADELERİ ALINMAYA BAŞLANDI 
22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınan 22 kişi, saat 14.00 sıralarında Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na getirildi. 22 şüpheli, adliye içindeki Adli Tabiplik'te sağlık kontrolünden geçirildikten sonra savcılığa çıkarıldı. Şüphelilerin savcılık ifadelerinin alınmasına başlandı.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »