20°CAnkara / Diğer İller
IMKB: 57.231Dolar: 1,8305Euro: 2,3345Altın: 627,18
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ayşe Arman Miami tatili fotoğraflarını paylaştı!

Ayşe Arman Miami tatili fotoğraflarını paylaştı!

04 Şubat 2012 Cumartesi 12:24

Hürriyet gazetesi yazarı Ayşe Arman ailesiyle birlikte Miami'de tatile gitti. Oradaki izlenimlerini okurlarıyla paylaşan Arman, fotoğraflarını da görücüye çıkardı. İşte Ayşe Arman'ın Miami macerası...

Hürriyet gazetesi Ayşe Arman, Türkiye ve İstanbul'da en soğuk kışın yaşandığı günlerde, maaile çıktıkları Miami tatiliyle ilgili detayları okurlarına aktardı.

Arman bugünkü köşesinde tatil anılarıyla birlikte tatil fotoğraflarını da paylaştı..

AYŞE ARMAN'IN TATİL FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN

 

İşte Arman'ın o yazısı:

Florida eyaletinde arka arkaya ilerleyen iki cipiz.
Biri siyah, biri beyaz.
Dana gibiler, düğün salonu gibi.
Amerika'da her şey büyük olmasından şikayet edilir ama Allah'ı var arabalar rahat, Chevrolet Suburban içindeyiz, çok benzin yaktığı için Türkiye'de pek tercih edilmiyormuş.
İşte o arabada ben, Adele dinliyorum. Kardeşim Nevzat ve Yeliz, diş çıkarmakta olduğu için ağlayan Memo'nun dişine ağrı kesici krem sürüyorlar. Sonra altını açıyorlar, dört gündür kaka yapamamıştı, şimdi yapmış, en sakin halleriyle bu krizi yönetiyorlar. Arkadaysa annem, bir yandan Angry Bird oynuyor. Yeni iPad aldı da, maşallah Alya'dan beter, bir oturdu mu dört saat başından kalkmıyor. Bir taraftan da Alya'ya ayakkabı bağcıklarını nasıl bağlaması gerektiğini öğretiyor.
Ve bunların hepsi aynı anda oluyor.
Sevgilim ve eniştem sürekli walkie-talkie'den şakalaşıyorlar.
Güle oynaya, kaybola kaybola ilerliyoruz.
Biz Orlando'ya gidiyoruz.
Sık sık ihtiyaç molası veriyoruz çünkü birinin mutlaka çişi geliyor.
Ya da acıkıyoruz.
Çocuğu olan herkes bilir, Orlando, imkanın varsa mutlaka gidilecek yerlerden biri. Bir çocuk cenneti. Disney ve Universal Studios orada. Bundan birkaç yıl önce Disney'i hatmetti Alya. Bütün karakterlerle tek tek fotoğraf çektirdi, yılmadan, bıkmadan kuyruklarda bekledi, onlardan imza aldı.
Bu sene 7 olmak üzere. Artık Disney dönemi bitti, aklı fikri roller coster ve ride'larda. Bir taraftan korkuyor, bir taraftan da o adrenalini yaşamak istiyor.
"Yaparız anne değil mi? Hepsine bineriz değil mi?"
"Bakarız..." diyorum.
Bu "bakarız" lafına da bayılıyorum, ne "evet" ne "hayır", iğrenç bir kıvırtma, duruma göre pozisyon alma numarası...
Sonunda ulaşıyoruz Orlando'ya.

Biletleri önceden internette aldık, sorunsuz giriyoruz, çok neşeliyiz, şamata gırgır. Bir roller coster'ın önünde duruyoruz, hadi bismillah.
Kazık kadar kadınım, ne korkacağım değil mi? Kızım, canını veriyor, "Hadi binelim" diye, sevgilim, cesur bir kızımız var diye çok gururlu.
Roller coster'ın sırasına giriyoruz, bir tünelde ilerliyoruz, duvarlarda "Kalp hastasıysanız, hamileyseniz, klostrofobiniz varsa sakın binmeyin" filan yazıyor.
Bu kadar uyarı, kalbimin küt küt atmasına neden oluyor.
Alya'ya ve grubun devamına bakıyorum, hepsi gülüyor, hiçbirinde tık yok.
Güya ben de cesur Ayşe'yim.
Ulan neler yaptım bugüne kadar, bir sürü deliliğe kalkıştım, buza daldım, ateşte yürüdüm, trapezde heyecan yaşadım, tehlikeli gece işlerine giriştim, para glyding yaptım, teknenin arkasından paraşütle uçtum...
"Allah'ın kıytırık roller coster'ından mı korkacağım?" diyorum.
Ve biniyorum.
Hepimiz yan yana astronot gibi diziliyoruz.
O kadar gelişmiş ki teknoloji, bir kısmı simülasyon ama gerçeğinden ayırmaya imkan yok, güvenlik önlemleri de değişmiş, artık bazılarında belden koruyucu yok, tependen aşağı, çaprazlamasına bütün göğsünü tutan çelik bir şey iniyor, sadece kolların ve bacakların açıkta.
Sarkmak ve öne doğru düşme ihtimali sıfır.
O ama çelik bana tabut gibi geliyor.
Takar takmaz bir sıkıntı yapışıyor üzerime. Görevli, "Rahatsız olan var mı?" diye soruyor, birazdan macera başlayacak çünkü. Bu fırsatı kaçırmıyorum ve derhal parmak kaldırıyorum.
"Ben, ben vazgeçtim, ineceğim..." diyorum.
Sevgilim şaşırıyor, "Saçmalama bir şey olmaz!" diyor.
"Yok yok" diyorum, "İyi hissetmiyorum kendimi."
Tomografiye girdiğimde de aynı şey olmuştu.
Sezaryenden sonra kaldı bu klostrofobi ya da ben öyle zannediyorum. Sezaryen olurken, ben uyanıktım ama belden aşağım kopuktu. Sanki kalksam yürümeye başlasam, üst tarafım gidecek, altım orada kalacakmış gibi...
Ve apar topar iniyorum.
Onlar devam ediyor.
İner inmez de içimde bir utanç dalgası yükseliyor.
Artık korkak tavuk olduğumu anlıyorum!
Bizimkiler mutlu mesut iniyorlar, bir sürü laf: "Şöyle iyiydi, şöyle yükseğe çıktı, şöyle küt diye indi, döndü, midemiz ağzımıza geldi, ama şahaneydi, çığlıklar attık..."
Benimle de dalga geçmeyi ihmal etmiyorlar tabii...

ALLAH'TAN BAKIMA ALINIYOR

Derken bir roller coster daha...
Bazılarına bindim... Hep iç sesimi dinleyerek, hangisi beni strese sokmuyorsa...
Orası, sadece küçüklerin değil, büyüklerin de cennetti...
Kontrollü adrenalin patlaması yaşıyorsun. Muhtemelen başına bir şey gelme ihtimali yok. Güvendesin, her tür tedbir alınmış ama gerçekten deli numaralar çekmişler, dibine kadar heyecan yaşıyorsun.
Tek tek hepsine biniyor bizimkiler.

HABERİN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN


« geri1·2ileri »

Etiketler: Fotoğraf, Amerika
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

RÖPORTAJ

ANKET

Memur zammında hükümet sizce sendikaların istediği rakamı verecek mi?

SPOR