Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin istediği güvenli bölgenin sınırlarını açıkladı

Başbakan Ahmet Davutoğlu, El Cezire Türk'e verdiği röportajda, ilk kez Türkiye’nin Suriye’nin hangi bölgelerinde güvenli bölgeler oluşturulmasını istediğini açıkladı. Davutoğlu, "Biz bunun belli yoğunluklu nüfusların olduğu yerlerde... Mesela Halep'in kuzeyinde olması lazım. Çünkü Halep'te hem rejim saldırıları var hem IŞİD saldırıları var. Halep'le Türkiye sınırları arasında olması lazım. İdlib'in Türkiye sınırlarına yakın yerlerinde, aynı şekilde Lazkiye'nin kuzeyinde, yine Haseke'de belli bölgelerde ve şu anki Cerablus bölgesinde, Ayn el Arab'da. Bütün bu kuşakta yerleşim merkezlerinin olduğu alanlara göre derinliği değişebilir" dedi. ABD ise Suriye’de kurulacak bir tampon bölge dahil, yaşanan insani krizi aşmak için bütün seçeneklerin değerlendirildiğini açıkladı.

16 Ekim 2014 Perşembe 18: 5
Başbakan Davutoğlu, Türkiye'nin istediği güvenli bölgenin sınırlarını açıkladı
Davutoğlu, El Cezire Türk televizyonunun başta IŞİD'in Ayn el Arab'ı (Kobani) ele geçirmeye çalışması olmak üzere bölgedeki gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı.

“Talep ettiğiniz tampon bölgenin şekli nasıl olacak ve alanı ne kadar” sorusuna Davutoğlu, "Biz hiçbir zaman tampon bölge ifadesini kullanmadık, bizim kullandığımız güvenli bölge. Tampon bölge dediğinizde askeri bir anlam taşıyor ve sanki bir ülkeyle başka bir ülke arasında bir geçiş bölgesi gibi görülüyor. Hayır bizim Suriye'nin veya hiçbir dost ülkenin toprağında gözümüz yok" yanıtını verdi.

Dünya basınının “güvenli bölgeden” değil “tampon bölgeden” bahsettiği yönündeki değerlendirmeye de açıklık getiren Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bizim kastettiğimiz güvenli bölgedir, yani öyle bir bölge olsun ki, BM teminatı altında ya da uluslararası koalisyonun teminatı altında, insanlar oraya sığındıklarında hava bombardımanından ve kara ordusunun bombardımanından emin olsunlar. Bunu ne için istiyoruz; şu ana kadar Türkiye'ye dönük mülteci akınının en önemli kaynağı Suriye rejiminin hava bombardımanıdır. Bizde şu anda 1 milyon 800 bine yaklaşan mültecinin 1 milyon 600 bini Suriye rejiminden kaçarak geldi, 200 bini IŞİD'den kaçarak geldi. Dolayısıyla bu rakamlara baktığımızda eğer IŞİD tasfiye olmuş olsa dahi Suriye halkının üzerindeki tehdit bitmeyecek."

Davutoğlu, emin bölgeler ilan edilerek, bu emin bölgelerde Suriye halkının kendi topraklarında bulunabileceğini, bütün ihtiyaçlarının yine Türkiye tarafından karşılanabileceğini ve Türkiye'nin bundan hiç çekinmediğini vurgulayarak, "Ama artık Suriyeli kardeşlerimizin Suriye topraklarında kalmasını, kendi toprakları içinde gelecek inşa etmesini istiyoruz. Her türlü yardımı yine yapalım. Kastettiğimiz tampon bölge askeri bir tanımlama değil, insani bir güvenlik bölgesi ama askeri bakımdan koruma altına alınmış bir güvenlik bölgesi. Bunun belirli yerlerde derinliği farklı olabilir diğer yerlerde farklı olabilir ama kesinlikle insani olacak" diye konuştu.

GÜVENLİ BÖLGENİN SINIRLARI
Güvenli bölgenin sınırları ile ilgili ise Davutoğlu, "Biz bunun belli yoğunluklu nüfusların olduğu yerlerde... Mesela Halep'in kuzeyinde olması lazım. Çünkü Halep'te hem rejim saldırıları var hem IŞİD saldırıları var. Halep'le Türkiye sınırları arasında olması lazım. İdlib'in Türkiye sınırlarına yakın yerlerinde, aynı şekilde Lazkiye'nin kuzeyinde, yine Haseke'de belli bölgelerde ve şu anki Cerablus bölgesinde, Ayn el-Arab'da. Bütün bu kuşakta yerleşim merkezlerinin olduğu alanlara göre derinliği değişebilir" dedi.
Bunu Türkiye'nin mi yoksa BM'nin mi belirleyeceğine ilişkin soruya karşılık da Davutoğlu, şunları söyledi:

"Birleşmiş Milletler'in belirlemesi en doğru olanıdır. Uluslararası meşruiyeti güçlü olur. Ama Birleşmiş Milletler eğer bu konuda karar alamıyorsa ki biz 3,5 yıldır Birleşmiş Milletler'in karar almasını bekliyoruz. Hiçbir karar alamıyor Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, belli vetolar sebebiyle. O zaman Suriye'ye müdahale konusunda oluşan uluslararası koalisyon ve gönüllüler koalisyonu bu konuda belli kararlar alıp havadan koruma sağlayabilir. Bunun örneği de Irak'ta 90'lı yıllarda yaşandı. Irak'ta 90'lı yıllarda Birinci Körfez Savaşı'ndan sonra uzun bir süre belli bir paralelin kuzeyi ve güneyi emin bölge ilan edildi ve Saddam'ın saldırılarına karşı korundu."Türkiye'nin böyle bir koruma alanı oluştuğunda her türlü katkıyı vermeye hazır olduğunu dile getiren Davutoğlu, böyle bir koruma alanı yokken tek başına Türkiye'nin müdahalesini istemenin bütün bu riski tek başına Türkiye'nin üstlenmesini istemek olduğunu dile getirdi.

"Türkiye'nin burada vurguladığı hususun, hangi strateji uygulanacaksa uygulansın bu stratejinin bütün Suriye'yi kapsaması gerektiği, geçici ve tek boyutlu olmaması, tek bir bölgeye veya şehre inhisar etmemesi olduğunu" aktaran Davutoğlu, "Nasıl Kürtlerin ki kardeşlerimizdir, korunma hakları var, aynı şekilde Ayn el-Arab'daki Kürtlerin, Çobanbey ya da Bayırbucak'taki Türkmenlerin, İdlib'deki Arapların ve Afrin'deki Kürtlerin de korunmaya ihtiyacı var" değerlendirmesinde bulundu.

Sadece bir noktaya ve sadece IŞİD'den gelen tehdide teksif olunursa bunun meseleye sadece geçici bir çözüm olacağını aktaran Davutoğlu, "Biz artık Suriye'de kalıcı bir çözümün zamanının geldiğini ve geçmekte olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »