Başbakan Erdoğan'dan sert açıklamalar

''1 Haziran seçimleri çatının çöktüğünün göstergesidir.''

3 Haziran 2014 Salı 7: 0
Başbakan Erdoğan'dan sert açıklamalar
Başbakan Erdoğan, "1 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı için bir gösterge olacaksa, ortaya çıkan sonuç, çatının bir kez daha çöktüğüdür" dedi.
 
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "1 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı için bir gösterge olacaksa, bir kamuoyu yoklaması olacaksa ortaya çıkan sonuç, çatının bir kez daha uçtuğudur, çöktüğüdür" ifadelerini kullandı.

Demokrasi sandık değildir veya demokrasi sadece sandık değildir mantığını kabul etmediğini belirten Başbakan Erdoğan, "Kim bu ifadeyi kullanırsa kullansın kabul etmiyorum. Demokrasi sandıktan geçer. Öyle veya böyle sandıktan geçer. Adama sorarlar, 'demokrasi sandık değilse nedir? Bunu bana anlat' derler. O zaman ne diyeceksin? Sandıktan gitmeyeceksen, nereden gideceksin?" şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, "(Sırrı Sakık'a) Bu ülkede devlet teröründen bahseden bir insan, önce aynaya bakmalıdır. Sen terörün desteğiyle belediye başkanı seçildin. AK Parti'nin belediyelerinin olduğu yerde kan mı vardı, kan varsa sizin olduğunuz yerde var. Bak Diyarbakır'da annelerin oturma eylemine tahammül edemediniz. Onların çocuklarını dağa kaçıranlar, size destek veren bölücü terör örgütüydü." dedi.

Dün sabah Afganistan’da bir bombalı saldırı neticesinde hayatını kaybeden üç vatandaşımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, yakınlarımızın milletimizin başı sağ olsun diyorum. yaralanan vatandaşımıza da acil şifalar diliyorum. Gerek şirketlerimiz gerek çalışanlarımız askerlerimiz Afganistan’da sadece ama sadece barışı tesis etmek için orada bulunuyorlar. Yapılan saldırının ciddiyetle soruşturulmasının ve önlemlerinin alınmasının takipçisi olacağız.

"AK PARTİ 5 MERKEZDE SEÇİMİ KAZANDI"


Pazar günü yani 1 Haziran’da 14 yerleşim biriminde seçimler gerçekleştirildi. Bu 14 birimden 13’ünde seçimler yenilendi. Bir tanesinde de ilk kez seçim yapıldı. Kuşkusuz bu 14 yerleşim birimi içerisinde önemli merkezler Ağrı ve Yalova illerimizdi. Ağrı’da daha önce BDP’nin kazandığı görülüyordu, seçimin yenilenmesi kararı alındı. Pazar günkü seçimde BDP adayı kazandı. Yalova’da ise bizim Ak Parti olarak itirazımız vardı. Tabi yapılan ittifak neticesinde Yalova’da da seçimi CHP adayı az bir farkla kazandı. 14 yerleşim birimi üzerinden bakıldığında 5 merkezde Ak Parti, CHP 3 merkezde, MHP 3, BDP 2, Saadet Partisi bir yerde kazandı.

"OY ORANI AK PARTİ'YE YETİŞEMİYOR"


Ak Parti yüzde 43,5 oy almıştı, 1 Haziran itibariyle de yüzde 45,5 oldu. Yani 30 Mart seçimlerine göre 13 yerleşim biriminde oy oranımız 2,5 puan artış gösterdi. CHP’nin oyu bir puan, BDP’nin 2,3 puan arttı. MHP’nin oyları 1,9 puan düştü. Oy oranlarındaki değişime baktığımızda, Yalova ve Ağrı’da AK Parti’ye karşı ittifakların yapıldığı net olarak görülüyor. Bunlara rağmen oy oranının AK Parti’ye yetişemediğini görüyoruz. 30 Mart’ta CHP ve MHP’nin toplam oy oranı yüzde 43 olmuştu, AK Parti’nin ise yüzde 45,5 olarak gerçekleşmişti. 30 Mart’ta bu 13 merkezde, CHP ve MHP’nin toplam oy oranı yüzde 33, AK Parti’nin yüzde 43’tü.

"MHP, CHP'YE TESLİM OLMUŞ DURUMDA"


Biz Ağrı ve Yalova’daki sonucu analiz ettik ediyoruz. Ancak bu mikro düzeydeki seçimin hem CHP hem MHP için çok önemli yeni dersler verdiğini ama her iki partinin de ibretlik dersler almasını özellikle tavsiye ederiz, bunu fark etmediklerini de görüyoruz. MHP bir kez daha varlığını siyasetini inkar etti. 1 Haziran seçimlerinde MHP’nin esamesi okunmadı. MHP 1 Haziran’da vazifesini benimsemiş halde kimliğini CHP’ye teslim etmiş oldu. CHP sadece Yalova üzerinden kendisi için başarı tablosu çıkartmaya çalışırken bugün de genel manzarayı görmekten kaçınıyor.

"AK PARTİ'NİN KARŞISINDA BDP'DEN BAŞKA PARTİ YOK"


Doğu’da BDP karşısında AK Parti’den başka parti var mı? Yok. AK Parti’nin karşısında da BDP’den başka parti yok. CHP siyaseti 780 bin kilometrekarede yapmıyor, MHP de yapmıyor. Kendileri için uygun vilayetler, uygun ilçeler aramak suretiyle siyaseti böyle sürdürmek istiyorlar. Bunun adı demokratik bir mücadeleyi ülkeye yaymak değildir, ya ben burada yapabilirim, başka yerde buna gücüm yetiyor, vaka budur.

Türkiye’nin her tarafında Ak Parti var. buna karşılık MHP ve CHP’nin toplam oyları bile AK Parti’ye yetişemiyor. 1 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir sonuç olacaksa, ortaya çıkan sonuç çatının bir kez daha uçtuğudur çöktüğüdür.

"CHP İÇİNDE SADECE BİR KANAT YOK"


Bakınız 30 Mart seçimleri de 1 Haziran seçimleri de MHP tabanında, etraflı şekilde bir değerlendirmeye tabii tutulmalı. MHP artık kendi varlığını kendi kimliğini inkar eden bir partiye dönüştürülmüştür. MHP’yi adeta bir vagon partiye dönüştürmüştür. 2012 halk oylamasında, terör örgütleriyle aynı safta yer almayı seçmiştir. 2011 seçimlerinde ağır bir hezimet daha yaşamıştır. MHP pensilvanya’nın kuklası haline getirilmiştir. Bu yapılanı MHP seçmenine  ben haksızlık olarak görüyorum. MHP seçmeni gönül verdikleri partinin kimlerin yedeği haline getirildiğini görmelidir diye düşünüyorum. MHP’ye gönül vermiş kardeşlerime hatırlatmak isterim, CHP içinde sadece bir kanat yok, Suriye’nin eli kanlı rejimine destek veren bir CHP var, mezhep farklılıklarını körüklemek için tahriki yapan CHP var. öbür tarafta kalkıp şöyle Suriye’nin batısına doğru gittikçe Türkmen kardeşlerimiz var. Bunların yanında yer alan Ak Parti iktidarı var, onların karşısında yer alan CHP anlayışı var. Ey MHP sen de mi yoksa Türkmen kardeşlerimin yanında yer alıyorsun?

Gezi olaylarında başı çeken polis asker katilinin sırtını sıvazlayan bir CHP var. Hakkari’de Türk bayraklarını sallayamayan, Ankara’da bozkurt işareti yapan her türlü renge bürünebilen bir CHP var. Bir MHP’li nasıl olur da İstanbul’da duvarlara “Zülüm 1453’te başladı” diyen bir zihniyetin yanında yer alabilir? Ankara’da Türk bayrağını yakan bir zihniyetin yanında durabilir?

"GEZİ'NİN YIL DÖNÜMÜNDE YİNE CHP VARDI"


Gezi olaylarının yıl dönümünde yine CHP vardı, milletvekilleri vardı, ellerinden gelen her türlü oyunu oynadılar. CHP il ilçe başkanlıkları cumartesi günü, çeşitli illerde lojistik merkez görevi yaptılar. Gençleri sokağa çıkartmak için, sokakta polisle çatışmaya girmek için çağrı yaptılar. CHP ve o marjinal terör örgütlerinin çağrısına rağmen karanlık senaryo devreye sokulamadı. Polisimizin dik duruşu sayesinde geldikleri gibi gittiler. Bundan önceki gezi’de onlara destek veren sermaye vardı. Onlardan da destek gelmeyince şimdi çırılçıplak ortada kaldılar. İstanbul’un lüks kafelerinde isyan çağrısı yapanlar cumartesi günü avuçlarını yaladılar.

"CNN DALKAVUĞU BİR ŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞIYOR"


İstanbul'un lüks kafelerinde telefonlarla isyan çağrısı yapanlar cumartesi günü avuçlarını yaladılar.  Provokasyon yapan uluslararası medya kuruluşları avucunu yaladı. CNN'in dalkavuğu bir şeyler yapmaya çalışıyor. CNN international geçen yıl 8 saat aralıksız yayın yaptı. Şimdi de suç üstü yakalandı. Bunlar görevli görevli.. Bunlar adeta ajan görevi icra ediyor. Günlerdir isyan çağrısı yapan bir takım yazarlar da avucunu yaladı. Günler öncesinden iftira kareleri hazırlayan figüranlar da avucunu yaladı. Pensilvanya'da Türkiye'de kaos çıkması için avuçlarını ovuşturanlar twitter'daki maskeli korkaklarını kaos için görevlendirenler de avuçlarını  yaladı. Gezi olaylarının yıl dönümünde sokakları hareketlendirmek için nefret dilini faşizmin ve İslamofobinin dilini kullananlar aynı şekilde avucunu yaladı.

"BEYEFENDİLER RAHATSIZ OLMUŞ"


Biz bunları konuşunca bu başbakan çok gerilimci, sokakta polisimi yakacak, bir tanesi hayati tehlike içinde, bunu konuşmayacağız, ama farklı bir şey olduğu zaman polis şamar oğlanı öldür vur yarala, her yol meşru. Polisin savunma hakkı bile yok. Böyle bir şey olabilir mi? Geçenlerde bu ne sabırdır dedim diye beyefendiler rahatsız olmuş. Niye rahatsız oluyorsun? Sen git de bunu Amerika'da Avrupa'da yap İngiltere İspanya Almanya'da yap bakalım. Aslında sizlere Avrupa'nın değişik yerlerinden şurada şöyle bir çekimleri göstermek istiyorum. Bunları bir göreceksiniz. Nerede ne nasıl yapılıyor görmek lazım. Sürekli olarak bizim güvenlik güçlerimizi bu işlerde tahrik unsuru olarak hedef haline getirenler dünyada neyin nasıl yapıldığını görmeleri lazım. Milletin de bunu iyi görmesi lazım.

 Cumartesi günü Gezi olaylarının yıl dönümünde beklenenin gerçekleşmeyeceği provokasyonun karşılık bulamayacağı çok net görülüyordu. Bir yıl önce Ak Parti'ye karşı o malum çevreler ellerindeki tüm imkanları seferber etmiş tüm gövdeleriyle sahneye çıkmışlardı. Her yerden taarruz ettiler.

"EYLEMCİLER GEZİ'YE ÇIKAMADI"


Polisimizin dik duruşu sayesinde eylemciler Gezi'ye çıkamadı. Bir sanatçı müsveddesi hala bunun ağaç meselesi olmadığını anlamadınız mı diyor. Bezmi Alem Valide Sultan camiine girerek bira şişeleriyle ayakkabılarıyla giren nasipsizleri savunan nasipsizler var. Ellerine geçirdikleri dozerle yaya kaldırımlarını söktüler. Başbakanlık ofisimizin kapısını kırarak içeri girmek istediler. Başbakanlık ofisimizi yakma girişiminde bulundular. Duvarlara yazdıkları yazılar unutulamaz. Onlar zaten tamamiyle küfürname.. Kendi kişiliklerini ortaya koydular. Bunları söylemeyecek miyiz? Bu ahlaktan bi nasip olanları söylemeyecek miyiz? Yaptıkları yanlarına kar mı kalacak? Öyle bir paralel yargı var ki bir kapıdan alıp öbür kapıdan salıyor. Neymiş yasalar buna müsait değilmiş. Bütün bunları böyle uygularsanız o zaman bunlarla mücadele de zorlaşır.

"AK PARTİ OLARAK BUNUN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ"


Diyarbakır'da ağlayan annelerin büyükşehir belediyesi önündeki oturma eylemine tahammül edemediniz. Onların çocuklarını kaçıranlar size destek veren bölücü örgüt. Neyle izah edeceksiniz. Oradan kaldırdınız. Devamlı TOMA'lardan bahsediyordunuz, onları oradan kovdunuz. Yol düzenlemesi yapacaklarmış. Niye rahatsız oldular. Ak Parti olarak bunun takipçisi olacağız. BDP'nin vekilleri hadi bakalım. Şu anda bu çocukları sizin getirip anne babalarına teslim etmeniz lazım. Çünkü burada iktidar olarak devlet olarak yapılacak şey, bunlar getirirler vatandaşı silahın önüne koyarlar. Fakat dedim ya B ve C planı burada devreye girer. Onun için de şu anda özellikle HDP'li milletvekillerinin bu işin takipçisi olarak bu süreci kendilerinin çözmesi sorumluluğu var. Bizim çözüm yolumuz farklı olur. Bir taraftan çözüm diyeceksin sonra engelleyeceksin. Bir taraftan barış diyeceksin, o akşam yaptığın konuşmanın tamamı barış. Biz olmazsak kan olur diyor. Lafa bak ya. Barış barış barış diyorsun yavruları analarından alıp pikniğe götüreceğiz diyerek dağa kaçırıyorsun. Bu nasıl barış? Bazıları taciz bazıları öldürülüyor. Bu nasıl barış. Ülkenin değişik yerlerinde on binlerce insanın katili sizsiniz. Bu bölücü terör örgütü. Bunu görmeyecek miyiz? Hayır mı diyeceğiz? Sürekli aşağıladıkları köylülerin gariplerin acı çekmişlerin insafı olanların kardeşlik hukukunu savunanların ülkeyi yönetmesinden rahatsız oldular.

"KARŞILARINDA DİMDİK DURAN BİR HÜKÜMET BULDULAR"


Sokak eylemleriyle bunu başaracaklarını zannettiler. Irkçılık manşetleriyle başaracaklarını zannettiler. Sermayeleriyle kuklaya çevirdikleri marjinal sol örgütleri sokağa dökerek başarabileceklerini zannettiler. AKP'nin akıbetini DP'nin akıbetine benzeteceklerini zannettiler. Ama karşılarında dimdik duran bir hükümet buldular.

"BUNLAR YA SAYMAYI BİLMİYOR YA DA..."


Milli irade mitingleri yaptık. Halk akın akın meydanlara koştu. Zaman zaman bunların yorumcuları Taksim meydanına bir buçuk milyon insan geldi diyorlardı. Bunlar ya saymayı bilmiyor yahut Taksim meydanının ne kadar insan sığacağını bilmiyor. Sürekli olarak atıyorlar. Tabi bunların yeni kapıyı niye kabullenmedikleri ortaya çıktı. Veya Küçükyalı Maltepe'deki o meydana neden gelmedikleri ortaya çıkıyor. Çünkü oraya geldiklerinde her şey meydana çıkacak. Elimizde sopayla molotofla değil, büyük bir vakarla büyük bir sabırla meydanlara indik. AK Partili seçmenin elinde ne molotof ne sopa vardı. Dilinde de nefret söylemi yoktu.

"UKRAYNA'NIN TÜRKİYE'DE YAŞANMASINA İZİN VERMEDİK"


Bizim kararlı duruşumuz milletin meydanlarda kükrediği darbe sevdalılarına geri adım attırdı. Seçilmiş iktidara ihtilal peşinde olan şımarık zihniyete haddini bildirdi. 1960 yılı Nisan ayında İstanbul ve Ankara'da üniversite öğrencileri gösteri yapıyor. CHP bugün olduğu gibi milletvekilleriyle gösterileri tahrik ediyor. Yüzlerce öğrencinin öldürüldüğü kıyma makinelerinden geçirildiği iddiası CHP medyası tarafından dile getiriliyor. Merhum Necip Fazıl Merhum Adnan Menderes'i ziyaret ediyor. Gerekli tedbirleri alıp gösterileri bastırmasını tavsiye ediyor. Merhum Menderes ise, "Mevcut tavrını sürdürmeyi tercih ediyor". Biz geçen yıl gezi olaylarıyla bir darbe senaryosu devreye alındığında Merhum Menderes gibi bu tehdite sessiz kalmadık. Mısır'da yaşananların Türkiye'de yaşanmasına izin vermedik. Ukrayna'nın Türkiye'de yaşanmasına izin vermedik. Sokakları vandallara milli iradeyi de CHP'ye teslim etmeden bu ihtilal aşıklarının geldiği gibi gitmelerini sağladık.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »