Başbakan Yardımcısı Akdoğan: Türkiye teröre teslim olmaz

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Türkiye teröre ve şiddete teslim olacak bir ülke değil. Bu yolda ne yapılması gerekiyorsa bunu yapmak durumundayız" dedi.

27 Ekim 2014 Pazartesi 2:55
Başbakan Yardımcısı Akdoğan: Türkiye teröre teslim olmaz
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, "Çözüm korkusu bacayı sarmış arkadaşlar. Bunlar çözümden korkuyorlar. 'Silah olmazsa bölgede tutunamayızın korkusundalar. Bunu da görmemiz gerekiyor. Türkiye teröre ve şiddete teslim olacak bir ülke değildir. Bu yolda ne yapılması gerekiyorsa bunu yapmak durumundayız" dedi.

Akdoğan, AK Parti Aksaray İl Danışma Meclisi toplantısında, zulmedenin, baskı yapanın devlet değil terör örgütü olduğunu, bu örgütün, Kürt vatandaşlara zulmettiğini söyledi.

Bu örgütün okulları, iş makinelerini yaktığını, Kürt vatandaşların yolunu kestiğini ifade eden Akdoğan, terör örgütünün şiddeti, silahı, baskıyı bırakmak istemediğini, süreci sabote etmek istediğini söyledi.

Terör örgütünün, "Eğer silahı bırakırsam, baskı ve şiddeti bırakırsam bölgede tutunamam" diye düşündüğünü ifade eden Akdoğan, örgütün hükümetin kararlılığını görünce panik atak geçirdiğini belirtti.

Akdoğan, hükümetin, "Kobani olaylarını bahane ettiniz, vandalizm, şiddet meydana getirdiniz, iş yerlerini yaktınız" diye eleştiride bulunması üzerine bir kısım çevrelerin rahatsız olduğunu vurgulayarak, "Peki siz bu çağrıyı yapmadınız mı? Biz de geçmişte sıkıntılar yaşadık. Gezi olayları, 17 Aralık komplosu... Halka gittik, demokratik gösteri talebinde bulunduk. Bir milyon insanla miting yaptık ama yakıp yıkmadık. Demokratik kurum sıkıştığında halka gider. Bu şekilde şiddet çağrısı yapmaz, ortalığı yakıp yıkmaz, Türkiye'ye sığınan çocukların gittiği dispanseri yakmaz. Kendi çocuklarının gittiği yüzlece okulu ateşe vermez" diye konuştu.
 

"BİZİM MUHATABIMIZ MİLLETTİR"


Daha önce, "Öcalan bunları tahrik etti" dediğini anımsatan Akdoğan, şöyle devam etti:

"Bunu şunun için söyledim, sordular. Kandil farklı bir rüzgar estiriyor. Öcalan da onun peşine takılıyor, boşa düşmemek için, öyle mi? Zaman zaman öyle olabilir. Ama bu olayda, onun yaptığı sorumsuz açıklama süreci tetiklemiştir. Çıkmış, kardeşi üzerinden direniş çağrısı yapmıştır. 15 Ekim diye uyduruk bir tarih ortaya atmıştır ve 'bu olaylarda etkisi vardır' dedim. HDP'liler çok kızdı. Peki, etkisiz eleman mı Öcalan? Söylediğinin hiçbir anlamı yok o zaman sizin için. Yani, söylediği şeyler bu olaylara sebep olmadıysa o zaman etkisiz eleman demektir. Bunu bilmemiz gerekiyor. Kandil başka telden çalacaksa, hepsi ayrı telden çalacaksa bunu da bilmemiz gerekiyor. Onun sözünün bir kıymeti yoksa, Kandil'dekilerin sözünün bir bağlayıcılığı varsa biz bilelim. Kimin sözünün ağırlığı var, kim etkisiz eleman bunu da bilelim. Biz, yolumuza bakacağız arkadaşlar. Bizim muhatabımız millettir. Bölgede yaşayan sivil toplum kuruluşlarıdır, cemaatlerdir, orada bizatihi yaşayan vatandaşlardır."

Bu sorunun çözümüne yönelik birtakım görüşmeler yapıldığını anlatan Akdoğan, "Ama bu görüşmelerin ağırlığını kaldıramayanlar varsa, bir kandırmaca içine girmeye çalışan varsa, kendine göre taktik yapıp şantaj yapmak isteyen varsa bunlara da devlet pabuç bırakmaz" ifadesini kullandı.
 

"TÜRKİYE TERÖRE VE ŞİDDETE TESLİM OLACAK BİR ÜLKE DEĞİLDİR"


Akdoğan, her şeyin bir ciddiyeti, ağırlığı olduğunu, bu süreçlerin de ciddiyetle yürütülmesi gerektiğini dile getirerek, şunları söyledi:

"Gelinen noktada, önceliğimiz kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu olmadıktan sonra kimse ile herhangi bir konuyu konuşmak ve o kişiler özellikle bu tür zikzaklar çiziyorlarsa, akşam başka sabah başka davranıyorlarsa, kendi inandırıcılıklarını yok ediyorlarsa o zaman bizim bunu da bilmemiz, ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Çözüm korkusu bacayı sarmış arkadaşlar. Bunlar çözümden korkuyorlar. 'Silah olmazsa bölgede tutunamayız'ın korkusundalar. Bunu da görmemiz gerekiyor. Türkiye, teröre ve şiddete teslim olacak bir ülke değildir. Bu yolda ne yapılması gerekiyorsa bunu yapmak durumundayız. Bu yaşananlara bakınca moraliniz bozulmasın değerli kardeşlerim. Umudunuz tükenmesin, Türkiye büyük bir devlettir. Bütün halkımızın canı, malı, ırzı, namusu bize emanettir. Umutlarınız kırılmasın ve kesinlikle bu yaşananlar sizi korkutmasın. Bu memleket yol geçen hanı değildir. Devlet ve hükümet her türlü tedbiri alır."

Akdoğan, Türkiye'nin umudun ülkesi olduğuna işaret ederek, bölgede büyük çalkantı yaşanırken, kaos ve iç savaş varken, istikrar abidesi biçiminde ayakta kalan tek ülkenin Türkiye olduğunu aktardı.

"Kimse hükümete ev ödevi veremez. Herkes kendi işine baksın, kendi yapacaklarını saysın" diyen Akdoğan, şöyle konuştu:

"Televizyonlara çıkıp şunu da yapacaklar, bunu da yapsınlar... Siz ne yapacaksınız? Bugüne kadar yapacaklarınızın hangisini yaptınız? Siz kendi yapacaklarınızı anlatın. Bize kimse ödev veremez. Bu çözüm sürecinin sahibi biziz. Milletimizle yol yürümeye devam ederiz."
 

"KOBANİ'DE PYD'NİN BASKISINDAN KAÇAN KÜRTLERİ BİZ KABUL ETTİK"


Suriye'da yaşananlar konusunda Batı'ya seslenen Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çifte standardı bırakın. Suriye’de Araplar katledilecek, kimyasal silahlar kullanılacak, Humus bombalanacak, bebekler ölecek ses çıkarmayacaksınız. Hala Türkmenler yok edilmeye çalışılacak ses çıkarmayacaksınız ama Kobeni'ye bir şey olunca büyük bir yaygara koparacaksınız. Kobani'de PYD’nin baskısından kaçan ilk Kürtleri biz kabul ettik. Nusayrileri, Türkmenleri, dinini, mezhebini, etnik kökenini sorgulamadan biz kabul ettik. Taşın altına elimizi koyduk. Sen sadece konuşuyorsun. 4,5 milyar doları Türkiye harcadı. 1,5 milyon insanı biz kabul ettik, bağrımıza bastık. Sen ne yaptın? Vır vır konuşuyorlar."

Akdoğan, ''Yabancı savaşçılar'' konusunda da Türkiye'nin tavrının net olduğuna dikkati çekerek, "Bunları geçirmeyiz. Kobani’den gelen, Türkiyeye sığınan PYD’lilere de 'gidin' dedik. Kobani orada, gitmediler. Öbür tarafa gidin, Kamışlı'da savaş yok. Oraya da gitmediler. 'Biz, Türkiye'de kalacağız...' Herkes al bayrağın gölgesinin altında, burada huzur ve istikrarda yaşamak istiyor. Bunu bozmamamız gerekiyor" ifadesini kullandı.
 

"KURTULUŞ VE KEFARET GÜNÜ OLAN MUHARREM VE AŞURE AYININ İÇİNDEYİZ"


Akdoğan, partisinin Kültür Merkezi'nde düzenlenen Aksaray İl Danışma Meclisi Toplantısında, kurtuluş ve kefaret günü olan Muharrem ve Aşure ayının içinde bulunduklarını, bu ayda özellikle peygamberlerle ilgili önemli olaylar yaşandığını söyledi.

Bu ayda yüzyıllardır hala acısı yüreklerde hissedilen bir olayın da yaşandığını belirten Akdoğan, Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edildiğini hatırlattı.

Sevgililer sevgilisi Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa’nın torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesinin yıl dönümünde bulunulduğunu dile getiren Akdoğan, şöyle konuştu:

"Biz o günden bu yana bu acıyı yüreğimizde hissediyoruz ama sadece acıyı yüreğimizde hissetmiyoruz. Bu bir anlayış bir zihniyet... O dönemde bir Hüseyni yol vardı. Bir de Yezidi yol. Hz. Hüseyin'i şehit edenler, iktidar hırsına kapılanlardı. Zulmü ve şiddeti mübah görenlerdi. Hz. Hüseyin’in mübarek başını kesip vücudunu atlara ezdirmişlerdi. Bugün o zihniyetin temsilcileri, Yasin Börü’yü binanın üstünden atıp başını ezip üzerinden araç geçiriyorlar. Bu, iki akımın, iki zihniyetin verdiği mücadeledir. AK Parti, sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kurulan ve devam eden bu büyük siyasi hareket, işte birinci yolun takipçisidir. Hüseyni olan yolun, adalet ve hakkaniyeti savunan anlayışın temsilcisidir. Bu süreçte AK Parti ailesi 12 yıldır gerçekten çok büyük fedakarlıkla azimle bu anlayışı devam ettirmeye çalışıyor."

Mazlumların yardımcısı ve mağdurların sığınacağı yer olarak herkese kucak açtıklarını vurgulayan Akdoğan, bu anlayışın tarihte ecdadın emaneti olduğunu, Osmanlı'nın da böyle yaptığını kaydetti.

Afrika'ya, Balkanlar'a, Afganistan'a, nereye gidilirse gidilsin ya Osmanlı'nın eserlerinin ya da yardım elinin görüldüğüne işaret eden Akdoğan, "Biz çok zengin bir ülke değiliz. 2023’te dünyanın 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefliyoruz ama dünyada ilk üçe girdiğimiz bir konu var.  O da insani yardım. Petrol kuyularımız yok ama vicdanımız ve ahlakımız var" diye konuştu.

Kobani bahanesiyle yapılan eylemler ve sonrasında yaşanan olaylardan bahseden Akdoğan, şöyle devam etti:

"Kobani olayını bahane etti örgüt. Kobani üzerinden nasıl toplumsal bir başkaldırı meydana getirebilirim, nasıl kitleyi sokağa dökerim, nasıl engellerim. Bir yandan asayiş olayları, şiddet olaylarının son bulması gerekiyordu. Tam tersine daha beterini yapmaya başladılar. Arkasından o karanlık el tekrar dolaştı. Bingöl’de polisimizi şehit etti. En son dün Yüksekova’da askerimizi şehit etti. Bu nasıl bir alçaklıktır. Sivil, silahsız insanı gidip infaz ediyorsunuz, şehit ediyorsunuz. Bunun adı korkaklıktır. Bunlar her kimse, tetiği çeken de çektiren de ipi elinde olan da bunların hepsinden teker teker hesap soracağız, kim varsa bunların arkasında."
 

"HAKARETLERİNE GÖZ YUMMAYACAĞIZ"


Başbakan Yardımcısı Akdoğan, bölge halkını yalnız bırakmayacaklarına dikkat çekerek, "Çözüm sürecinin sahibi biziz. Ona önem veren biziz. Başlatan biziz ama süreç var diye bunların hakaretlerine göz yummayacağız. Gereken cevabı alacaklar. Süreç var diye bunların yol kesmelerine, iş makinesi yakmalarına göz yummayacağız. Bunların provokatif terör saldırılarına eyvallah etmeyeceğiz" diye konuştu.

Ne gerekiyorsa güvenlik tedbiri olarak hepsinin alınacağını, gereken bütün adımların atılacağını vurgulayan Akdoğan, önceliğin kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması olduğunu bildirdi.

Bu olmadıktan sonra hiçbir şey konuşulamayacağının altın çizen Akdoğan, "İnsanların yaşam hakkı ortadan kaldırılırsa en temel özgürlüğü yok edilirse onun üzerine hiçbir hak, özgürlük bina edemezsiniz" ifadesini kullandı.
 

CUMHURİYET BAYRAMI RESEPSİYONU


Akdoğan, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu ile ilgili tartışmalara da değinerek, hükümet hizmet ederken birilerinin laf ürettiğini söyledi.

Anamuhalefet partisi liderinin Cumhuriyet Bayramı resepsiyonuna katılmayacağını açıkladığını anımsatan Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sanki milletin çok umurunda, dediğinin çok kıymeti var. Siz de gitmeyin çağrısı yapıyor. Boykot çağrısı yapıyor. Cumhuriyet Bayramı’nı boykot çağrısı yapmak ne anlam ifade ediyor? Arkadaş, siz ne bayram biliyorsunuz ne seyran. Ne dini bayramlarda birlik çağrısı yapıyorsunuz ne milli bayramlarda bir araya gelebiliyorsunuz. Nasıl bir muhalefet anlayışıdır? Suriye Türk uçağını düşürür, Türk hükümetini eleştirirsiniz. Biz Suriye uçağını düşürürüz, yine hükümeti eleştirirsiniz. Siz ne zaman ulusal çıkarlarınızı, milli menfaatlerinizi düşüneceksiniz? Ne zaman Türkiye'nin itibarını düşüneceksiniz? Ne imiş efendim. Resepsiyona gidenler kirlenirmiş. Sanatçılar, sporcular, onlara çağrı yapıyor. Kirlenmeyin. Böyle çarpık, habis bir anlayış  olabilir mi? Bir yandan diyor ki; 'orası milletin alın teri ile yapılmıştır', öbür taraftan 'gitmeyin' çağrısı yapıyor. Evet, o bina milletin alın teri ile yapılmıştır ve milletin seçtiği cumhurbaşkanı orada oturacaktır. Siz isteseniz de istemeseniz de kıskansanız da çatlasanız da patlasanız da milletin seçtiği cumhurbaşkanı milletin alın teri ile yapılan o binada oturacaktır. Siz gelmeseniz de cumhur, cumhurun reisi ile Cumhuriyet Bayramı’nda buluşacaktır. Bir araya gelecektir."

Toplantıya Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, AK Parti Aksaray milletvekilleri Ali Rıza Alaboyun ve İlknur İnceöz, AK Parti İl Başkanı Fatih Yıldırıcı ile partililer katıldı.

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, toplantının ardından Somuncu Baba Külliyesi'ni gezdi, ardından Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı'yı makamında ziyaret etti.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »