Başbakan Yıldırım: İnsanlığa yapılabilecek en büyük ihanettir

Başbakan Binali Yıldırım, "Dostumuz, müttefikimiz Avrupa, terör örgütleri arasında ayrım yapıyor. PKK'ya gelince müsamahakar, DEAŞ'a gelince müsamahakar değil. Terör örgütlerinin birini diğerine tercih etmek insanlığa, dünya barışına yapılabilecek en büyük ihanettir"dedi.

10 Ocak 2017 Salı 19:49
Başbakan Yıldırım: İnsanlığa yapılabilecek en büyük ihanettir
Başbakan Binali Yıldırım, konferans için Ankara'da bulunan büyükelçileri Çankaya Köşkü'nde  kabul etti. Büyükelçilere hitap eden ve anayasa değişikliği çalışmalarını bulundukları ülkelerde anlatmaları talimatını veren Başbakan Binali Yıldırım, "Bugün önümüzde 15 Temmuz kadar önemli bir konumuz var. Bu alçak terör örgütünün yenilmesine rağmen algı operasyonları devam ediyor. Bunların uluslararası platformda anlatılması lazım" dedi.

EN BÜYÜK İHANETİ YAPIYORLAR...

"Dostumuz, müttefikimiz Avrupa, terör örgütleri  arasında ayrım yapıyor. PKK'ya gelince müsamahakar, DEAŞ'a gelince müsamahakar  değil. Terör örgütlerinin birini diğerine tercih etmek insanlığa, dünya barışına  yapılabilecek en büyük ihanettir" diyen Yıldırım'ın  konuşmasının satır başları şöyle:  

Silah karşısında sadece bayrak ve Vatan sevgisiyle göğsünü siper eden, liderine güvenen bir millet darbecilere darbeyi vurmuştur. Böyle bir milletin vatandaşı olmaktan hepimiz  gurur duymalıyız. Alçak terör örgütü yenilmesine rağmen algı operasyonu devam ediyor. Yine algı operasyonları Avrupa ağırlıklı olmak üzere devam ediyor. Bugün DEAŞ da, PKK da Avrupa'da terör örgütü olarak tanınıyor. Ama DEAŞ'ın terör propagandasına orada izin veriliyor mu? Katiyen verilmiyor! Ama PKK'nın bayrağını da reklamını da Avrupa'nın her yerinde görüyoruz. Dostumuz, müttefiğimiz olan Avrupa terör örgütleri arasında ayrım yapıyorlar. Terör örgütlerinin birini diğerine tercih etmek dünya barışına yapılabilecek en büyük ihanettir. Dostlarımıza söylüyoruz: Terör örgütlerinin hepsi aynı merkezden yönetilir. Bir terör örgütünü başka bir terör örgütü ile yok edemezsiniz. Başarının sırrı birlikte hareket etmek ve bilgi paylaşımıdır.

15 TEMMUZ'UN DİĞERLERİNDEN BİR FARKI VAR...

1961'den 15 Temmuz'a kadar 6 darbe görmüş bir ülkeden bahsediyoruz. Ama 15 Temmuz'un bir farkı var. İlk defa Türkiye'de silahlı asker kılığına girmiş FETÖ mensupları bu ülkenin tank, top, tüfek, uçak, helikopterini gaspederek milletin üzerine ateş açmışlar ve milletin göğsünü bu silahlara siper etmesiyle alçak emellerine ulaşamamışlardır. Belki de dünyada bunun başka bir örneği yoktur. Silah karşısında sadece bayrak sevgisiyle, vatan sevgisiyle, demokrasi sevgisiyle gögsünü siper eden, liderine, başkomutanına güvenen bir millet bu alçak girişimi akamete uğratmış, darbecilere darbeyi vurmuştur. İşte böyle bir milletin bir ferdi ve vatandaşı olmaktan hepimiz gurur duymalıyız.

DEAŞ İLE SADECE TÜRKİYE MÜCADELE EDİYOR

Türkiye bugün tek boyutlu değil birçok boyuta sahip bir mücadeleyi tek başına sürdürmek mecburiyetindedir. Türkiye bir asimetrik saldırı altındadır. Türkiye bölgenin istikrarı için çok büyük mücadele veriyor. Bizim hedefimiz ve amacımız dış politikada dostlukları arttırmak, düşmanlıkları azaltmak. Bunu yaptığınız zaman hem bölgenin huzurunu, istikrarını, güvenliğini sağlayacağız aynı zamanda bölgesel barışa, küresel barışa anlamlı bir katkı vermiş olacağız. Bunun da ötesinde milyonlarca insanı, günahsız insanın geleceğini kurtarıyoruz. Birçok ülkede terörle özellikle DEAŞ'la mücadelenin lafını yapıyor. Fırat Kalkanı'yla Suriye'de ve Başika'da gerçek anlamda mücadeleyi Türkiye yapıyor. Bizim dış politikadaki amacımız dostlukları artırmak. Bunu yapınca küresel barışa anlamlı bir katkı sağlamış olacağız. Milyonlarca günahsız insanın geleceğini kurtaracağız. Suriye'de 5-6 senedir durum gittikçe kötüye gitti. Sonunda insiyatif almak ve acıları sona erdirmek için başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere hükümetimiz aktif rol aldı ve ateşkesi Rusya ve İran ile birlikte başlattık.

AVRUPA'NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE'DEN BAŞLAR

Bugün Suriye'de nüfusun yarısından fazlası ülkeyi terketmiştir. 3 milyonunu biz ağırlıyoruz. Biz bağrımıza basıyoruz. 300 binden fazla öğrenciyi okullarımızda okutuyoruz. Bu ülke topraklarında 200 bine yakın bebek gözlerini dünyaya açtı. Bütün bunları biz severek yapıyoruz, isteyerek yapıyoruz çünkü bu çocukların, bu korumasız insanların bu savaşta bir günahı yok. Bu anlamsız savaşın bedelini ödüyorlar.Hakikaten örnek bir ev sahipliği yapıyorsunuz diyorlar, sırtımızı sıvazlamaktan başka hiçbir şey yaptıkları yok. Avrupa ülkeleri bol bol konuşuyor. Bırakın boş konuşmayı kardeşim, gelin el atın, biraz yük alın. Bu tehlike sadece bu yük Türkiye'nin sırtında kalmamalı. Avrupa'nın güvenliği Türkiye'den başlıyor. Türkiye güvenli olmazsa Avrupa hiç güvenli olmaz.  Terörün olmadığı yer mi var? Bizde bir olay oluyor bir gün sonra Avrupa'da, Amerika'da oluyor. Terör karşısında güvenli ülke yok. Her ülkenin güvenliği ve güvensizliği aynı konuma gelmiştir. Onun için bana değmeyen yılan bin yaşasın, anlayışı artık terk edilmek mecburiyetindedir. Bugün bizde, yarın sizde. El birliği yapacağız, birlikte olacağız. Terörü, teröristleri cesaretlendirecek hal ve hareketlerden süratle vazgeçeceğiz.

TÜRKİYE BUNU HAK ETMİYOR

Özellikle iç siyasetteki belirsizlik, seçim  dönemi de buna ilave olunca burada, bu işin boyutlarını anlatmak çok kolay olmuyor. Sizlerin sadece resmi temaslarınızda değil ve bulunduğunuz ülkelerdeki medyayı, diğer paydaşları da araştırarak, ziyaret ederek, ikili, çoklu çeşitli etkinlikler organize ederek mutlaka bu algı operasyonunu kırmamız lazım. Buraya gelinceye kadar başka düşünüyorlar, gelip Türkiye'yi görüp, bizlerle, vatandaşla konuşurkan "Biz böyle bilmiyorduk" diyorlar. Demek ki algı operasyonunu kırmamız lazım. Türkiye bunu hak etmiyor. Algı ile olgu dışarıda aynı değil. Bunun tesadüfi olduğunu da düşünmeyin. Burada bir yapı, organizasyon var ve çalışıyor. Bu FETÖ'cüler garip gurabadan, fakir fukaradan Allah rızası diye topladıkları paraları şimdi Türkiye'nin turizmine, ekonomisine, güvenliğine zarar verecek her türlü faaliyetler için oluk oluk para akıtıyorlar. Bu vatandaşın parasını harcıyorlar.

Nasıl Türkiye Cumhuriyeti'ne kafa tutup derslerini aldılarsa, nerede olursa olsunlar bulunduğu ülkelerle yapacağımız diplomatik temas ve faaliyetlerle bunların varlığını yok etmek, Türkiye'ye düşmanlık edenlerin hak ettikleri cezayı verecek güce, kuvvete bu ülke sahiptir. Irak'ta yakın zamanda bir ziyaretimiz oldu. Orada da aramızdaki yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmaya çalıştık, işleri tekrar bir noktaya getirdik. İsrail'le devam eden sıkıntılarımız vardı onu bir noktaya getirdik. Rusya'yla uçak kriziyle başlayan ilişkilerdeki bozulma tamamen ortadan kalktı. Bölgesel ve ekonomik işbirliği konusunda ciddi bir mesafe katettik. 

TEMİNAT TÜRKİYE'DİR

Balkanlar'ın istikrarı güçlü Türkiye'den geçiyor. Biz hem bölgemizde güçlü olmaya devam edeceğiz hem ülkemizde güçlü olmaya devam edeceğiz. Şimdi Kıbrıs'la ilgili görüşmelerimiz var. Ümit ederiz ki, KKTC ile Rum tarafında görüşmeler devam ediyor. Birtakım alınan mesafeler var, anlaşılan konular var. Türkiye'yi ilgilendiren tarafı da var bu işin. Adil, eşit bir yönetişim sistemi garanti altına alınmalıdır. Sadece toplumların birbirine güvenleri yetmez. Geçmişte yaşanan acı tecrübelerin ışığında herşeyin teminat altına alınması lazım. Her şeyin teminat altına  alınması lazım. Teminat da Türk tarafı için Türkiye, Rum tarafı için de  Yunanistandır. O bakımdan, buradaki görüşmelerin adil ve kalıcı bir barışı  birlikte, iki federasyonlu bir devletin dönüşümlü başkanlığı oluşturacak şekilde  tesis ederek sürdürülmesi en büyük dileğimizdir. Bunun için katkı sağladık,  sağlamaya da devam edeceğiz. Tabii burada Avrupa Birliği geçen sefer olduğu gibi  işin kenarında durmamalı. 2004'teki işte, Kıbrıs Türk tarafına kazık attılar. 'Bu  sefer aynı şeyi yapmayın' dedik. Eğer burada bir çözüm olacaksa, Türk tarafı, Rum tarafı, Birliğin aynı anda üyesi olacaksa bu dörtlü özgürlükten taviz verilmemesi  lazım."

2012'DE TÜRKLERE KAZIK ATTILAR

AB geçen sefer olduğu gibi işin kenarında durmamalıdır. 2012'de Kıbrıs Türk tarafına kazık attılar. Bu sefer aynı şeyi yapmayın. Eğer çözüm olacaksa Türk tarafı, Rum tarafı birliğin aynı anda üyesi olacaksa bu dörtlü özgürlükten taviz verilmemesi lazımdır. Siz Kıbrıs Türk tarafını AB'ye sokmuş oluyorsunuz. Peki Türkiye'nin ilişkileri nasıl olacak? Orada adaletsiz olmaması lazım. İnsanların, hizmetlerin, sermayenin serbest dolaşımını mutlaka Türkiye'ye de sağlanması lazım. AB'ye girişin bir provasını Kıbrıs'ta başlatabiliriz. Bu yeterince güvenceyi de bir anlamda sağlamış olur.

ALMANYA'YA GÖNDERME: YARDIM EDERİZ

2009'dan beri dünyada yaprak kıpırdamıyor. Ekonomiler istendiği gibi büyümüyor. Büyüme var ama büyüme yeni istihdam oluşturacak oranda değil. Yüzde 1 - 2 büyüme ile istihdam olmaz, mevcutu koruyamazsınız bile. Onun için mutlaka ve mutlaka bölgesel işbirliklerini güçlendirmemiz lazım. Türkiye gittikçe enerji, ulaşım ve iletişimin merkezi haline geliyor. Onun için dünyanın en büyük havalimanını biz yapıyoruz. Bu bir hava olsun diye yapılan bir proje değil. Dünyadaki zenginliğin batıdan doğuya hareket etmesinin neticesidir. Artık Türkiye bir buluşma merkezi haline geliyor. Onun için 200 milyon yolcu kapasiteli dünyanın en büyük havalimanını yapıyoruz. Küresel krize rağmen yapıyoruz. 2018'in ilk yarısında birinci etabını, 90 milyon yolcu kapasiteli kısmının açılışını gerçekleştirmiş olacağız.İstanbul Havalimanı Berlin Havalimanı hikayesine benzemez. Bizim Keçiören Metrosu vardı. Aşıklar, "aşkımız hiç bitmesin Keçiören metrosu olsun" diyorlardı o bitti. Şimdi Berlin Havalimanı için diyorlar, "Aşkımız hiç bitmesin Berlin havalimanı inşaatı gibi olsun" diyorlar. Neyse o onların sorunu. İstiyorlarsa gidip yardım yaparız.

TÜRKİYE'NİN HUKUK DERSİNE İHTİYACI YOK

AB'nin bizden istediği şeyler var. Bunlardan hiç yapılmayacak olanları var. Terörle Mücadele Yasası'nın değiştirilmesini istiyorlar. Bizle dalga mı geçiyorsunuz? Biz bu işe girmişiz. FETÖ darbe girişiminden sonra yüksek bir sesle kınamak yerine, yahu darbecileri fazla hırpalamayın demeleri bizim kanımıza dokunuyor. Böyle bir şey olamaz. Önce darbeyi hiç tereddüte mahal bırakmadan kınayacaksınız, sonra da Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna sonuna kadar inanacaksınız. Hukuk dersine Türkiye'nin ihtiyacı yok. İşinize geldiği zaman şuna  dokunmayın, şunu yapmayın. Orada da tam bir çifte standart. Ver şu teröristleri kardeşim. Efendim, yargı vs. Bize gelince, siz isteseniz verirsiniz. Öyle yağma yok, hukuk devleti her ülke için geçerli. Hiç kimse kendi hukukunu Türkiye'nin hukukundan daha üstün görmesin.

AB'NİN TÜRKİYE'YE İHTİYACI VAR

AB'nin Türkiye'ye bizim AB'ye olduğundan daha fazla ihtiyacı var. AB Türkiye ile daha fazla güçlenecek. İçinde bulunduğu krizleri daha hızlı aşacak. AB vizyonunu yeniden gözden geçirmesi lazım. Niye İngiltere AB'den çıkıyor? Niye AB nüfusu birliğin işleyişinden memnun değil? Bunu gözden geçirmeleri lazım. Bürokrasi çok daha fazla hantallaştı.

HAVA OLSUN DİYE YAPILAN BİR PROJE DEĞİL

2009'dan beri dünyada yaprak kımıldamıyor. Büyüme var ama büyüme istihdam oluşturacak oranda değil. Mutlaka bölgesel işbirliklerini güçlendirmemiz lazım. Dünyanın en büyük havalimanını biz yapıyoruz. Bu hava olsun diye yapılan bir proje değil. Bu dünyadaki zenginliğin Batı'dan Doğu'ya doğru hareket etmesinin bir sonucudur. Türkiye buluşma merkezi haline geliyor. Hangi şartlarda bu havalimanını yapıyoruz? Küresel krize rağmen yapıyoruz. 2018'de birinci etabını açmış olacağız. Yeni İstanbul havalimanı Berlin havalimanının hikayesine benzemeyecek! İstiyorlarsa onlara da yardım ederiz.

SİZ BİZİMLE DALGA MI GEÇİYORSUNUZ!

Terörle mücadele yasasının değiştirilmesini istediler. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz. Avrupa ülkelerine alınganlığımız şu: FETÖ darbe girişiminden sonra yüksek sesle kınamak yerine darbecileri fazla hırpalamayın demeleri bizim kanımıza dokunuyor. Darbeyi öncelikle kınayacaksınız sonra da Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğuna yürekten inanacaksınız. Türkiye'nin hukuk dersine ihtiyacı yok. Tam bir çifte standart. Ver teröristleri, efendim yargı.. Öyle yağma yok. Hukuk herkes için geçerli. Avrupa'nın gelecek vizyonunu gözden geçirmesi lazım. AB'de süreçler yavaşladı. İşler hızlı yapılmıyor. Bürokrasi hantallaştı. Bu da birliğin gelecek vizyonunu etkliyor.

FETÖ İLE MÜCADELE BİTMEDİ

FETÖ ile mücadele devam ediyor. Bu iş bitmiş değil. FETÖ sadece bizim için değil, bulundukları bütün ülkeler için tehdittir. Diplomatik ve siyasi ilişkilerin ötesinde ekonomik ilişkilere nasıl bir boyut katarız, bunu düşünmemiz lazım.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Biz bu yeni anayasada parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçiyoruz. Bakanlar Kurulu ve Başbakanlık pozisyonları kalkıyor. Meclisin içinden hükümet çıkarma dönemi bitmiş oluyor. Bu değişiklik en köklü değişiklik. Bu değişikliğin temelini 2007'de attık. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi... Yürütmede erk'in tek olması lazım. Bu değişiklikle beraber yürütme ve yasamayı aynı anda seçiyoruz. Bunların ikisinin birbirini denetlediği bir sistemde getiriyoruz. Cumhurbaşkanı ile Yasama arasında bir anlaşmazlık olursa Cumhurbaşkanı seçime gidebiliyor ama mecliste seçime gidiyor. Aynı durum meclis içinde geçerli. Yürütme erki ile yasama erkinin birbirini güç olarak dengelemesi. Bu da çözümü ve uzlaşmayı getiriyor. Bu diğer başkanlık sistemlerine göre yeni bir boyut. İnşallah sonuçlarını göreceğiz. Demokrasinin gelişmesine vesile olacak diye düşünüyoruz. Tabi sonuçta kararı millet verecek.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »