Başbakan'dan Başkanlık açıklaması!

Başbakan Binali Yıldırım, "Türkiye'de ister FETÖ'cü ister bölücü terör örgütleri, hainler şunu bilmelidir ki bu milletin gücü sizin bu eylemleriniz yanında asla ve asla azalmayacak, artmaya devam edecek" dedi. Yıldırım, Cumhuriyeti, vatanımızı, namusumuzu canla başla savunacağımızı, 15 Temmuz gücünden ve Yenikapı ruhundan asla taviz vermeyeceğimizi dosta düşmana ilan ediyoruz" ifadesini kullandı.

30 Ekim 2016 Pazar 18: 7
Başbakan'dan Başkanlık açıklaması!
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım,  Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş Danışma Meclisi'nde konuştu. Başbakan Binali Yıldırım, kürsüye çıktıktan sonra Ak Partililerin yaptığı "Başkanlık istiyoruz" sloganları için, "Merak etmeyin meydanlar ısınacak" diye karşılık verdi. "İlk açık müdahale 27 Nisan'daki e-muhtıradır. 363 milletvekiliyle işbaşına gelmişiz 'Cumhurbaşkanı seçemezsiniz' dediler. Bu işin çözümü millettir dedik ve millet kararını verdi, millet 'Cumhurbaşkanını ben seçeceğim' dedi ve o referandumla birlikte artık Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin önü açıldı. Bu Türkiye'deki yönetim sisteminin en önemli değişikliğinin başlangıcıdır. Bugün başkanlık tartışmalarının başladığı nokta da budur" dedi.

"Türkiye'de ister FETÖ'cü ister bölücü, bu milletin gücü sizin bu eylemleriniz yanında asla ve asla azalmayacak, artmaya devam edecek" diyen Yıldırım'ın konuşmasının satır başları şöyle:  ""Dün millet olarak  Cumhuriyetimizin kuruluş yıl dönümünü, 93. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla,  heyecanla kutladık. Bugün Cumhuriyetimizin gelecekte de istikbalimizin sembolü  olarak, bu gururu her zaman yaşatacağız. Ecdadımızdan, atamızdan aldığımız bu  emaneti canımız pahasına korumayı her birimiz için şerefli bir görev sayıyoruz.  Cumhuriyeti sadece korumakla yetinmeyeceğiz, aynı zamanda Türkiye'yi daha da  büyütmek, güçlendirmek için canla, başla çalışacağız. İnşallah 2023'e  geldiğimizde Cumhuriyetin 100. yılında, 100. kuruluş yıl dönümümüzü daha  heyecanlı, çok daha farklı şekilde gerçekleştireceğiz.O günlerden bu günlere vatan şehitlerini rahmetle, minnetle arıyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları olmak üzere bütün gazilerimizi şükranla yad ediyorum. 

81 İLİMİZ TEK YÜREK OLDU

Yenikapı'da muhteşem bir miting gerçekleştirdik. 5 milyon vatandaşımız Demokrasi ve Şehitler Mitingi'nde meydanı doldurdu. O gün o meydanda beden veya kalben bulunan vatandaşlarıma bir kez daha teşekkür ediyoruz. O gün Yenikapı'da Türkiye'nin gücünü, milletin demokrasiden yana tavrını bütün dünyaya gösterdik. O gün beraberliğimizi hiçbir gücün bozamayacağını dosta düşmana ilan ettik. 27 gün süren demokrasi nöbetlerinde de milyonlarca vatandaşımız meydanları doldurdu. 81 ilimiz tek yürek oldu, tek vücut oldu. İstanbul demokrasiye, özgürlüklere ve büyük Türkiye hayaline sahip çıktığını gösterdi. Bu yiğit ve dik duruşundan dolayı bütün İstanbulluları, bütün vatandaşları tebrik ediyorum.

ŞEHİTLER İÇİN FATİHA OKUTTU 

Türkiye'nin özeti İstanbul, 15 Temmuz'da kendine yakışanı yaptı, tıpkı 79 milyon vatan evladının yaptığı gibi. 7'den 70'e bütün İstanbullu 15 Temmuz gecesi devletini korumak ve cumhuriyeti yaşatmak için hainlere karşı dimdik durdu. 246 şehidimiz, 2 bin 194 gazimiz var. 15 Temmuz şehitlerimize ve bütün şehitlere bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Şehitlerimiz için herkesi bir Fatiha okumaya davet ediyorum. 

3 HAİNDEN BİRİ ÖLDÜRÜLDÜ 

Diyarbakır'da bir zırhlı  aracımıza roketatarla saldıran 3 hainden birisi etkisiz hale getirildi, ikisi de  sağlam olarak ele geçirildi. Güvenlik güçlerimizi tebrik ediyoruz. Bu eylemi  yapanlar daha önce Diyarbakır'da 8 ayrı eylemi gerçekleştiren hainlerdir.  Türkiye'de ister FETÖ'cü ister bölücü terör örgütleri, hainler şunu bilmelidir ki  bu milletin gücü sizin bu eylemleriniz yanında asla ve asla azalmayacak, artmaya  devam edecek.Vatanına ihanet edenler  değil meydanlarda demokrasi nöbeti tutanlar kazandı. Milletin tanklarını,  milletin üzerine sürenler değil tankların önünde duran, tankların üzerine çıkan  kahramanlar kazandı. Aklını kiraya veren teröristler değil, hainler değil her  biri birbirinden yiğit şehitler kazandı, gaziler kazandı. Allah bu büyük milleti  birlik ve beraberlikten ayırmasın. Allah bu büyük millete düşmanlık edenlere asla  fırsat vermesin.

ACI TECRÜBEDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK

Bu acı tecrübeden (15  Temmuz) çok şey öğrendik, çok önemli dersler çıkardık. Gereken her adımı da  kararlılıkla atarak, bir daha bu türden alçakça kalkışmaların yaşanmaması için  gereken her türlü tedbiri aldık, almaya devam ediyoruz. Hiç kimse bir kez daha  devlet içinde devlet olmaya milletin silahıyla millete tuzak kurmaya cesaret  edemeyecek. Hiç kimse bir daha millet iradesine ipotek koymayı aklından dahi  geçirmeyecek. Sınırlarımızın içinde veya dışında bu güzel ülkeye, Türkiye'ye, bu  necip millete kasteden her hain yapının evelallah üstesinden gelmeye muktediriz.  Türkiye'yi FETÖ'den de BTÖ'den de DEAŞ'tan da onun siyasi uzantılarından da  kurtaracağız Allah'ın izniyle.

Halkın gücü tankın  gücünü 15 Temmuz'da yenmiştir. Cuntacılar, contayı 15 Temmuz'da yaktılar.  Kendilerini de yaktılar. Ama memleketin yiğit evlatları o gece canını ortaya  koyarak demokrasiyi de yaşattılar, Türkiye'nin geleceğini de asla ve asla bu  alçaklara teslim etmediler. Gençler, o günün kahramanları sizlersiniz.

Cumhurbaşkanımız da biz de geçmiş dönemlerde olduğu gibi şapkamızı, ceketimizi  alıp kaybolmadık, toz olmadık. Tankların, tüfeklerin karşısına göğsüyle siper  olan bu aziz milletin karşısında şapka çıkardık. Teslim olmayı bir an bile  düşünmedik. Bu ülkeyi, bu güzel Türkiyeyi terk etmeyi bir an bile aklımızdan  geçirmedik. Darbecilere meydan okuduk, milletimizi sokağa davet ettik ve hep  milletin yanında olduk. Tehditlere rağmen, ölümden öldürülmekten suikasttan,  uçağın düşürülmesinden asla tereddüt etmeden o tehlikeler içerisinde  Cumhurbaşkanımız İstanbul'a geldi. Üzerinde jetler uçarken, yanında bombalar  patlarken, kurşunlar atılırken saklanmayı, kaçmayı asla aklından geçirmedi.  Gizlenmek, saklanmak, darbecilere alkış tutmak AK Parti geleneğinde yoktur. AK  Parti'de darbeye karşı göğsünü siper etmek vardır.
 

BAŞKANLIK TARTIŞMALARI 27 NİSAN MUHTIRASINDAN SONRA BAŞLADI 

AK Parti, 2001'de yola çıkarken kurucu liderimiz genel başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, o kutlu yolculukta bir şey söyledi: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. AK Parti için 3 Kasım 2002 tarihi bir başlangıçtır. AK Parti iktidarı 14 yıl boyunca bir yandan Türkiye'yi 3'e katlarken, milli gelirini 3 kat artırırken, milletimizin hayali olan hizmetleri yaparken, yurdun her köşesini bilişim ağlarıyla donatırken, sağlıkta dönüşümü gerçekleştirirken, eğitimde büyük reformları yaparken, sosyal devlet olma yolunda dönüşümü gerçekleştirirken, diğer yandan da AK Parti vesayetçileri, darbe özlemcilerinin de tepelerine vura vura geliyor. Ülkeye tuzak kuran darbecileri de teröristleri de hallede hallede bugüne geliyoruz. Bu hizmetleri yaparken zannetmeyin ki önümüze kimse çıkmadı. Bir yandan hizmet yaptık, proje gerçekleştirdik, bir yanda da vesayet odaklarıyla, darbe meraklılarıyla mücadele ettik. İlk açık müdahale 27 Nisanındaki e-muhtıradır. 363 milletvekiliyle işbaşına gelmişiz 'Cumhurbaşkanı seçemezsiniz' dediler. Bu işin çözümü millettir dedik ve millet kararını verdi, millet 'Cumhurbaşkanını ben seçeceğim' dedi ve o referandumla birlikte artık Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin önü açıldı. Bu Türkiye'deki yönetim sisteminin en önemli değişikliğinin başlangıcıdır. Bugün başkanlık tartışmalarının başladığı nokta da budur. 

CHP HİÇ BİR ZAMAN HALKIN İRADESİNE RAM OLMADI

CHP o gün adam gibi parlamentoda cumhurbaşkanı seçimi yaptırsalardı, bugün biz sistem meselesini konuşma ihtiyacı duymazdık. CHP siyasi hayatında hiçbir zaman halkın iradesine ram olmamıştır. AK Parti'nin karşılaştığı vesayet ve darbe heveslileri bununla da yetinmedi. Hemen arkasından kapatma davası açtılar. Onu da savuşturduk. Hala durmadılar, yargıyla darbe yapmaya kalktılar. Yine millete giderek yargı reformuyla aştık. Bu sefer Gezi olaylarını tertip ettiler. Ağaç, yeşil diyerek iktidarı devirme hevesine kapıldılar. 

CHP LİDERİ KILIÇDAROĞLU'NA TEPKİ: ÖZÜR BORCUN VAR 

Bunlar olduktan sonra Yenikapı ruhuyla 79 milyonun birliğini, beraberliğini, kardeşliğini cümle aleme ilan ettik. O meydanda verdiğimiz bir söz var: Yenikapı ruhuna gözümüz gibi sahip çıkacağız dedik. Sözümüzün arkasındayız. Ama ana muhalefet partisi bu ruhu ortadan kaldırmak istiyor. Önceki gün ana muhalefet partisi genel başkanının son derece çirkin açıklaması oldu: 'Beyfendi Marmaris'te tatildeyken Meclis topa tutuluyordu.' Bu son derece haksız ve yakışıksız bir açıklamadı.  15 Temmuz gecesi Türkiye  büyük  bir tehlike atlattı. Şehitlerimiz var, gazilerimiz var. Olağanüstü  günlerden geçtiğimiz böyle bir dönemde siyasetin gerilmesini, kutuplaşmasını,  elektriklenmesini istemek bu ülkeyi sevmek demek değildir. Ülkemizin zor bir  süreçten geçtiği bu zamanlarda siyasetin gerilim üretmesini asla istemiyoruz.  Cumhurbaşkanımıza bu haksız, yakışıksız, çirkin ithamı yapan Ana Muhalefet  Partisi Genel Başkanının, Cumhurbaşkanımıza karşı en azından bir özür borcu var,  özür dilemelidir. Çünkü Cumhurbaşkanımızın o gece nerede olduğunu cümle alem  herkes biliyor. O gece darbecilerin ilk olarak Cumhurbaşkanımızı almaya, onun  hayatına kastetmeye gittiklerini de bütün Türkiye biliyor.

Darbecilerin Cumhurbaşkanımızı almaya gittiklerini bütün Türkiye biliyor. Cumhurbaşkanımızın o gün gösterdiği cesaret ve dirayet dünyada hayranlıkla karşılanıyor. Teslim olmayı bir an düşünmedik, bu güzel ülkeyi terk etmeyi bir an düşünmedik. Hep millletin yanında olduk. Tehditlere rağmen, suikastten, uçağın düşürülmesinden asla tereddüt etmeden Cumhurbaşkanımız İstanbul'a geldi. Üzerinde jetle uçarken, kurşunlar atılırken saklanmayı, gizlenmeyi, kaçmayı asla düşünmedi. Sayın Kılıçdaroğlu,  Cumhurbaşkanımız o gece her saniye milletiyle beraberdi. Peki o gece siz  neredeydiniz, bunun cevabın verin, siz neredeydiniz? Darbe oldu, CHP Genel  Merkezi FETÖ'cülerin ağlama duvarına döndü. Mağdur edebiyatıyla her fırsatta  FETÖ'cülere moral veriyorsunuz.

YENİ ANAYASAYA İHTİYAÇ VAR

Türkiye'de bir anayasa değişikliği gündemi var. Fırsat buldukça vesayetçiler, darbeciler harekete geçiyor. Millet iradesiyle seçilmiş hükümetleri alaşağı etmeye çalışıyor. En son 1980 darbesiyle yapılan bu darbe anayasası Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzakta. Bunu bütün siyasi partiler söylüyor. Türkiye'nin gelişen demokrasisine uygun, halkın iradesinin tam yansıdığı, kuvvetler ayrılığının eksiksiz çalıştığı ve bütün vatandaşları kapsayan bir anayasaya ihtiyaç var. Bunu seçimler öncesi bütün partiler söz vermesine rağmen, seçim bittikten sonra bunlar unutuluyor ve diğer seçime kadar işi unutuyorlar. Diyoruz ki, gelin bu anayasa görevini halledelim. Şimdi bir araya gelelim dedik. Nitekim üç parti temsilcileri bir araya geldi ve bu anayasa ile ilgili gerekli ortak çalışmayı yaptılar. Teklifim şu, en azından anlaşılan bu 7 maddeyi AK Parti, CHP ve MHP olarak birlikte geçirelim ve bu meseleyi halledelim.

CHP VE MHP'YE ÇAĞRI
Bu 7 maddeyi hallettikten sonra işimiz bitmiyor. Kamuoyunu meşgul eden yeni anayasayı ve hükümet sistemini ele alıp çözmemiz gerekiyor. Cumhurbaşkanının millet tarafından seçildiği günden beri gündeme getiriyoruz. Yapılacak olan mevcut durumu, anayasayla uygun hale getirmektir. Başkanlık sistemi dahil, ihtiyaç duyulan gelin birlikte gerçekleştirelim. Meclis'te konuşalım yetmez, işi sahibine götürelim. 

Geçenlerde MHP Genel Başkanı Bahçeli dedi ki, 'Bu iş böyle yürümüyor. Ya gelin parlamenter sistemi güçlendirelim, yok istemiyorsanız mevcut durumu düzeltelim'. Doğru söze ne denir, eyvallah. Biz 'Buyrun, gelin bu durumu düzeltelim' dedik. Millet bunu bekliyor. Milletin seçtiği Cumhurbaşkanı anayasa olarak da sorumlu olması gerekir. Ama mevcut anayasa buna imkan vermiyor. Yapılacak değişiklikle Meclis'in yasama iradesinin güçlendirilmesi, yürütmenin tek başına iktidarı garanti edecek şekilde dizayn edilmesi. Türkiye'nin gelişmesi için, 2023 hedeflerinin gerçekleşmesi için, FETÖ'cülerle, BETÖ'cülerle mücadele için güçlü, tek başına iktidar çıkarması lazım. Bunun da yolu başkanlık sisteminden geçiyor. 
 

BAŞKANLIK GELMEZ İSE TÜRKİYE'NİN BÖLÜNME RİSKİ VAR...

Başkanlık üniter yapıyla olacak. Yani başkanlık demek federasyon  demek değildir. Federasyon olan yerler de var, olmayan yerler de var. Türkiye'de  başkanlık sistemi 780 bin kilometrekare vatan toprağının bir karışının bile  bölünmediği, ayrıştırılmadığı, tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet  ülküsünün, ilkesinin esas alındığı bir sistemdir. Bir kere bunu bir kenara açık  ve net koyalım. Hiç kimse başkanlık, eyalet sistemini getirecek, başkanlık  bölünme getirecek diye tezviratlarda, yalan yanlış beyanlarda bulunmasın. Başkanlık gelirse ülke bölünür diyorlar. Asıl başkanlık gelmez ise Türkiye'nin bölünme riski var açıkça söylüyorum. Buradan açıkça  söylüyorum.

Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünü önceleyen, yargı-yürütme-yasamanın alanlarını ayıran, modern anayasadan bahsediyoruz. Bu anayasa ile Türkiye koalisyonlarla yürütülen dönemi geride bırakacak. Tek başına iktidar çıkaracak istikrarı ve güveni seçimde sağlayacak yeni dönemle tanışmış olacaktır. Türkiye'deki sistemin adı da yok, dünyada örneği de yok. Yarı başkanlık sistemine de benziyor, parlamenter sisteme de benziyor. Darbeciler anayasayı yazarken dünyada ne yetki varsa doldurmuş. Bir acayip durum. Bunun düzelmesi gerek. Bizim yapmayı istediğimiz şey bu. Millet iradesi en üstün iradedir. Ne vesayetçiler, ne darbeciler, ne de başkaları. Başkanlık sistemiyle ilgilli bu konu önümüzdeki günlerde bütün kapsamıyla enine boyuna konuşulacak. Yanlış bilinen doğrular da bu şekilde vatandaşımıza anlatılacak. 
Bunun için AK Parti'nin tek başına başkanlık için, Meclis'ten geçirip milletin önüne getirme şansı, imkanı yok. O yüzden Meclis'teki diğer partilerin başta MHP olmak üzere CHP'nin de bu dönüşüme destek vermesini bekliyoruz. İstiyoruz ki, uzlaşmanın olabildiğince yüksek olsun. Bu şerefe Türkiye'yi gelecek kuşaklara taşıyacak bu onuru hep birlikte taşıyalım. Milletimizin bütün renklerini temsil etsin. CHP karışmazsa da biz bu hedefimizden vazgeçecek değiliz. Anayasa değişikliğini Meclis'e getireceğiz. Bu anayasa değişikliğinin milletin onayından geçmesi gerekiyor. 

TERÖRLE MÜCADELE NE ZAMAN BİTECEK?
Türkiye bir yandan kalkınma ve 100'üncü yıl hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmaya devam ederken, diğer yandan da içeride ve dışarıda terör örgütleriyle amansız bir mücadele veriyoruz. Güvenlik kuvvetlerimiz doğu ve güneydoğuda birçok bölgede yurdun her köşesinde teröristler göz açtırmıyorlar, milletin huzuru, barışı, can güvenliği için canla başla çalışıyorlar. 
Suriye'den DEAŞ, PYG/YPG tehdidini engellemek için Fırat Kalkanı ile gereken tedbirleri alıyoruz, güvenli alanları oluşturuyoruz. Bizim amacımız bölgeye huzurun, barışın gelmesidir. Kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Kimsenin birliğinin, beraberliğinin bozulmasını istemiyoruz. Irak ve Suriye'de bölünmeye karşıyız.

'Terörle mücadele ne zaman bitecek' diye soruyorlar. Terörle mücadele, vatandaşlarımız Türkiye'nin her yerinde işinde gücünde, seyahatinde huzur ve güven içinde oluncaya kadar devam edecek. Askerimize, polisimize, sivil vatandaşımıza yönel
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »