‘Ben bilardo sporcusuyum’ diyebilmeliyiz

Play Bilardo Spor Salonu’nun Sahibi ve İşletmecisi Antrenör M. Soner Uçar, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bilardo sporunun önündeki maddi olanaksızlıkların ortadan kaldırılarak, sporculara mesleğin ne diye sorulduğunda ‘ben bilardo sporcusuyum’ diyebilmelerini arzu ettiğini belirtti.

28 Nisan 2017 Cuma 10:26
‘Ben bilardo sporcusuyum’ diyebilmeliyiz
Osmanlı’dan günümüze kadar gelen süreçte isminin geçtiği her yerde akla gelen isim Semih Saygıner olsa da Avrupa ve Dünya Şampiyonaları’nda birçok gencimizin de ismini finallere kazıdığı bilardo sporu üzerine Play Bilardo Spor Salonu’nun Sahibi ve İşletmecisi Antrenör Soner Uçar ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Uçar, bilardonun dünü, bugünü, yapılması gerekenleri ve Türkiye’nin de dünyada söz sahibi olduğuna dair pek çok konuyu Ticari Hayat gazetesi ve siz değerli okuyucularımızla paylaştı.

Soner Bey kendinizden biraz bahsedebilir misiniz, sizi tanıyabilir miyiz?
Öncelikle tahsilimizden bahsedelim, Ankara Üniversitesi Çankırı Meslek Yüksekokulu Yapı Teknikerliği bölümünü bitirdikten sonra Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü bitirdim. Daha sonra yıllarca inşaatlarda, şantiyelerde ve mimari bürolarda teknik çizim üzerine çalışarak hayatımı idame ettirmeye çalıştım. Bilardoyla tanışmam 1995 yılında, bir arkadaşımım vesilesiyle oldu. Bilardoyu sevdik içimizde bilardoya karşı bir ilgi oluştu ve devam ettik.
Tabii o dönemler bilardonun bir spor olduğunu hem zihne hem fiziksel yapıya bir katkısı olduğunu bilmiyorduk. İşin içine girdikçe daha çok sevdik ve artık bu iş adeta damarlarımıza işledi diyebilirim. 21 - 22 yıldır bilardo ile ilgileniyorum, bu süreçte belli birikimlerimiz oldu ve bu birikimlerimizi değerlendirerek devam etmeye çalışıyoruz.

Bilardoya profesyonel olarak ne zaman başladınız?
Profesyonel demeyelim ama birkaç yılımızı çeşitli salonlarda arkadaşlarımızla eğlence amaçlı geçirdik, daha sonraları bilardonun bir spor olduğunu, turnuvaları olduğunu, Ankara Şampiyonaları, Türkiye Şampiyonaları olduğunu öğrendik. Bu turnuvalara katıldık, bazı turnuvalarda dereceler de aldık ve bu şekilde daha fazla bu işin içine girmiş olduk.

Bilardo Türkiye’de çok fazla bilinen bir spor değil, okuyucularımızı bilgilendirme amaçlı bilardodan biraz bahsedebilir misiz?
Tabii ki, bilardonun Eski Mısır’dan beri oynandığı sanılıyor, hiyerogliflerden, duvar resimlerinden edindiğimiz bazı bilgiler var. Sopa ve topla masa üzerinde oynanan hiyeroglifler var. O dönemlere kadar uzandığı söyleniyor ama... Asıl, Bill isimli İngiliz bir sanatçının “Bill-Art” şeklinde kendi adıyla isimlendirerek belli ölçüleri olan matematiksel dikdörtgen bir masada yani çizim üzerinden gerçekleştirilmiş bir oyun olduğu da söyleniyor.
Bilardonun çeşitli türleri var, Türkiye’de en çok tercih edilenleri üç bant, karambol, dört top dediğimiz türler, birde cepli (delikli) masalarda oynananlar var, bizde Amerikan bilardo da deniliyor. Bunlar Pool Bilardo ve Snooker Bilardo.
Bilardonun bence insanları en çok etkilemesi gereken yanı, aynı zamanda beni de etkileyen yanı, mental ve fiziksel yapıya etkileridir. Yani bir konu üzerinde önce düşünmek sonra bunu uygulamak, insanın zihninde aydınlanmasına neden oluyor diye düşünüyorum. Bunu insanın önce düşünmesi, sonra uygulaması, bunun sonucunda da sayı alması ve insanların bunu takdir etmesi insanları bilardoya iten en önemli nedenlerden biri.

‘BİLARDO İNSAN HAYATINDA GEREKLİ BİR SPOR’

Bir nevi spor ve matematik oyunu diyebilir miyiz?
Tabii ki matematiksel özellikleri de var, özellikle üç bant disiplininde masanın kenarında, küpeşte dediğimiz, ağaç kısmının üzerinde noktalar vardır, bu noktalar tesadüfen veya estetik amaçlı, konulmuş noktalar değil. Bu yönüyle de bilardo biraz santranca benzer ancak ben satrançtan daha üstün olduğunu düşünüyorum. Çünkü satrançta dünyanın en iyi hamlesini bile sadece gözlerinizi oynatarak herhangi bir kişi aracılığıyla yaptırabilirsiniz. Bilardoda ise düşündüğünüz hamleyi bir de masaya aktarmanız gerekir, yani bir de yetenek gereklidir ve bunun içinde idman yapmanız gerekli. Bilardonun insan hayatında gerekli bir spor olduğunu düşünüyorum. Örneğin 2 saat bilardo oynayan bir kişi 2 km yol kat ediyor, bunu bilinçsiz olarak ve çokta vücudunu yormadan yapıyor. Dolayısıyla fark etmeden spor yapmış ve stres atmış oluyor.
Hatta bel ameliyatı geçirmiş insanlara hafif bir şekilde bilardo oynamasını doktorlar tavsiye ediyormuş. Salonumuza bu şekilde doktor tavsiyesiyle gelen insanlar var. Fayda gördüklerini söylüyorlar ve bu kişiler bilardo oynamadıkları zaman ağrı duyduklarını belirtiyorlar.
Bilardo, Türkiye’de her insanın ya lisede ya üniversitede ya da askerde bir şekilde elinin değdiği bir spor dalı. Biz aslında bilardonun kahvehanelerden çıktığını düşünüyoruz, tabii ki kahvehaneler-kıraathaneler Türkiye’de önemli yere sahip ama bazen anlamını yitirip kötü ortamlar haline dönüşebiliyor. Aynı zamanda buralarda bilardoda olduğu için zannediliyor ki bilardo da buradan çıkıyor ama artık öyle değil. Bilardo federasyonu olan, lisanslı sporcu sayısı diğer sporlara göre bir hayli fazla olan spor dalıdır.

Bilardo türlerinden biraz bahsedebilir misiniz? Nasıl oynanıyor?
Pool bilardo, bayanlarında daha çok tercih ettiği cepli bilardo türü. Amerika’da daha çok oynandığı için, bizde Amerikan bilardo deniliyor. Bu terimde dünyada yalnızca Türkiye’de kullanıyor.
Üç Bant, kendi topunuzun diğer topa vurduktan sonra masanın en az üç kenarına (bantlarına) çarpıp diğer topa temasıyla sayı alabildiğiniz bilardo türü.
Snooker da, dünya da profesyonel olarak oynayan bilardo sporcularının futbolculardan, tenisçilerden daha fazla para kazandığı türü diyebiliriz. Bir milyon, iki milyon Sterlin ödüllü olan turnuvaları var. Daha büyük masa ölçüleri olan 2x4 m. ölçülerinde cepli masalarda 21 tane top ile oynanan bir oyun.
Masalar da oldukça büyük olduğu için Türkiye’de bilardo solanlarında pek fazla bulunmuyor. Bilardo oyununda masa ölçüleri dışında bir de oyun alanı olması gerekli. Yani snooker masalar için 40 metrekare bir alana sahip olmanız gerekli...

Bilardo sporuna ait özel materyalleriniz var mı?
Tabii ki.. Öncelikle bilardo masasından bahsedelim. Bu masalar kauçuk bantları olan çuha dediğimiz bir bezi olan özel masalar. Gelişi güzel masalar değil bunlar topun yönünü etkiliyor. Isıtmalı ya da ısıtmasız masalar oluyor, profesyonel masalar oluyor, şampiyona masaları oluyor. Hepsinin ayrı bir özelliği var. 
Toplarımız ise eskiden kağıt sıkıştırma ya da fil dişinden yapılıyordu. Şu anda teknolojinin gelişmesiyle fenolik reçineden yapılan uzun süre dayanıklı toplar yapılıyor.
Bir de Istaka var tabii... Pool ıstakası, snooker ve üç bant ıstakası. Kullanılan ağaç ve boy özellikleri değişiyor.

‘Bilardo eskiden daha çok kahvehanelerde oynanıyordu’ dediniz. Bu konuyu biraz açar mısınız?
Eskiden kıraathaneler insanların fikirlerini dile getirdiği, hoş sohbet ettiği, güzel zaman geçirdiği mekânlardı. O zamanlarda da bilardo bu ortamlarda oynanıyordu. 
Fakat zaman geçtikçe kıraathaneler kahvehanelere, bazı kahvehaneler batakhanelere dönüştü ve bunun içinde bilardo halen vardı ve kötü bir görüntü sergiliyordu. Türkiye’de bilardo 1993 yılında federasyona bağlandıktan sonra ve bazı sporcuların Avrupa Şampiyonaları’nda, Dünya Şampiyonaları’nda başarılı sonuçlar almalarıyla bu bakış açısı da değişti. Artık bilardo salonu açmanın statüsü de farklılaştı.
Tabii ki halen kahvehanelerde de var. Ancak bir bilardo salonu açmanın üç şekli mevcut. Çok ayrıntıya girmeden belirteyim;
Birincisi, kahvehaneler aracılığıyla; buralara ancak iki masa koyabilirsiniz.
İkincisi, dernekler aracılığıyla; buralarda masa sayısını artırabiliyorsunuz. Fakat buralarda da bir adisyon ya da fiş kullanamazsınız, bir aidat ücretiyle sporcularınızı ya da müşterilerinizi oynatabilirsiniz.
Bir de Play Bilardo’nunda, içinde bulunduğu üçüncü statü var. Bu da spor salonu yani hem Bilardo Federasyonu’na hem de Gençlik ve Spor Bakanlığı’na-Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri’ne bağlı spor salonları. Onların şartları da şu; içinde bir Antrenörün olduğu, belli bir metrekareye sahip, yangın çıkışı, toplantı salonu, dinlenme salonu, havalandırma sistemi olan, kesinlikle sigara içilmeye izin verilmeyen, kâğıt veya benzeri oyunların oynanmadığı sadece bilardonun olduğu salonlardır.
Bu salonlardaki antrenörler Türkiye Bilardo Federasyonu’nun açmış olduğu kurslardan derecelerle mezun olmuş kişilerdir. Zaman zaman bu kurslar açılıyor. Bu kurslardan mezun olmuş antrenörlerden biri de benim...
Spor salonu olarak geçen bizim gibi salonların bir özelliği de şu; 12 yaşından büyük her insanın bu salonlardan faydalanabilmesidir. 
Dolayısıyla genç, öğrenci ve bayan arkadaşlar salonumuza gelip ders alabilirler. 

Bilardo genelde erkeklerin oynadığı bir spor gibi gözüküyor, bayanlar da ilgi gösteriyor mu?
Evet, erkek ağırlıklı ama benim bir kaç bayan öğrencim var. Onlarda daha çok Pool disiplinini tercih ediyorlar. Ayrıca dünyada Türkiye’yi temsil eden Pool ve Üç Bant disiplininde de bayan sporcular da var.

Bilardo Federasyonu’ndan bahsedebilir misiniz? Başkanlığını kim yürütüyor? 
Bilardo Türkiye’de uzun yıllardır var. Atatürk ve İsmet Paşa’nın maç yaptığı fotoğrafları mevcut. Ondan öncede Osmanlı zamanında da oynandığını biliyoruz. Fakat Türkiye’de federasyon olması, 1993 yılında gerçekleşti. 
Federasyonun kurulmasıyla Türkiye’de bilardonun bir spor olduğu anlaşıldı. Lisanslı sporcu sayımız 10.000 kişi kadar. Bu çok büyük bir rakam aslında ve bunlar faal sporcular. Ayrıca şunu da ekleyebilirim: En son yapılan Türkiye Şampiyonası’nda 1800 lisanslı sporcu yarıştı ve bu Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Daha öncede bu rekor 1174 sporcu ile Türkiye Bilardo Federasyonu tarafından kırılmıştı.
Her olimpiyatlardan sonra federasyon seçimleri oluyor ve şu anda Federasyon Başkanımız Sayın Ersan Ercan. Seçileli yaklaşık üç yıl oldu ve bence iyi bir yönetim sergiliyor.

Türkiye’de dünyadaki sporcu sayısından daha fazla mı sporcu var?
Üç bant bilardo, dünyada iki ülkede çok fazla ilgi görüyor. Bunlardan birincisi Güney Kore ikincisi ise Türkiye’dir. Hatta Güney Kore’de en çok sevilen ikinci ya da üçüncü spor dalı. 
Bizde halen kahve-kıraathane kültüründe bir oyun olduğu sanıldığı için üvey evlat muamelesi gören bir spor. İnşallah Federasyonumuzun devam etmesiyle ve güzel işlerin yapılmasıyla daha da gelişeceğine inancımız tam.
Türkiye’de bilardo oynayarak hayatını idame ettirebilen sporcu sayısı iki elin parmaklarını geçmez. En fazla 8-9 kişidir. Dünyada iyi para kazanan ilk 100 sporcunun içine bilardo sporcularının girmesi gerektiğini düşünüyorum. Nasıl ki teniste, golfte böyle sporcular varsa bilardo sporcuları arasında da bu 100’e girmeyi hak eden sporcular var. En azından bu oyunu en iyi oynayan ilk 100 kişiye mesleğin ne diye sorulduğunda ‘ben bilardo sporcusuyum’ diyebilmeli...

‘SEMİH SAYGINER, BU YOLDA BİR LOKOMOTİF OLDU’

Türkiye’de ve dünyada tanınan sporcularımız var mı?

Bu noktada Semih Saygıner’in adından bahsetmeden olmaz. En son okuduğum bir röportajında şöyle diyor; “Bir sporcu her zaman yaptığı sporla anılıyor” bende katılıyorum kendisine. Nasıl ki R. Federer dediğimizde tenis, Messi ve Ronaldo dediğimizde futbol geliyor akla. Semih Saygıner, öyle bir isim oldu ki onun ismi geçince akla bilardo geliyor. Semih Saygıner’de kendi sporunu geçmiş durumda. Bir marka haline geldi. Bu yüzden Semih Saygıner çok önemli bir insan. Ben ve birçok sporcu Semih Saygıner’in Avrupa’da ve dünyada kazanmış olduğu başarılar sayesinde bilardoya başladı. Semih Saygıner, bu yolda bence bir lokomotif oldu.
Tabii... Semih Saygıner’in ardından dünyada birçok sporcumuz da isim yaptı, Ankara’dan da Milli Takım seviyesine gelmiş sporcularımız oldu. Bu isimleri sayacak olursak: Mehmet Aksoy, Lütfi Cenet, Murat Çelik, Muharrem Peker, Tolgahan Kiraz, Hacı Arap Yaman. 
Hacı Arap Yaman, geçtiğimiz yıllarda Dünya Artistik Bilardo disiplininde Dünya ve Avrupa Şampiyonlukları olan bir sporcu. 
Şu anda da İzmirli Serdar Gümüş Artistik Bilardo’da Dünya Şampiyonu.
Üç bantta, Tayfun Taşdemir, Murat Naci Çoklu, Adnan Yüksel, Dünya ve Avrupa Şampiyonlukları olan önde gelen isimler. Ayrıca Avrupa ve Dünya’da birçok dereceye imza atmış Bayanlar Üç Bant Türkiye Şampiyonu Gülşen Degener’den de bahsetmeden olmaz. Daha birçok isim sayılabilir. Yani Türkiye, üç bant ve artistik bilardoda dünyada söz sahibi olmuş durumda.

Bilardo sporuna dünyada ve Türkiye’de nasıl bakılıyor?
Batı kaynaklı bir spor olduğu için oradaki insanlar daha rahat. Oralarda, ‘bilardo sporcusuyum’ dediğiniz zaman ‘tamam bilardo sporcususun da mesleğin ne?’ gibi bir soru sorulmuyor. Batıda devlette destekliyor. Mesela İspanya’da bilardo sporcuları şampiyonlara kralın elçisi olarak gidiyorlar. Kaldıkları yerlerde kral suitlerinde kalıyorlar, ona göre muamele görüyorlar. Maddi olarak da kafa olarak da rahatlar... Ancak Türkiye’deki sporcular, hem geçimlerini sağlamak hem bilardo oynamak zorundalar.

Başka bir mesleği olanlar Bilardo sporu ile ne kadar ilgilenebiliyorlar?
Biz, Play Bilardo’yu açalı yaklaşık 2 yıl oldu. Hem çalışıp hem bilardo antrenmanı yapmak ve turnuvalara girmek çok zor. Paranız ve ayrıca vaktiniz olması gerekiyor. Herhangi bir işte çalışan bir kişinin bunu yapması kolay değil. Örneğin Türkiye Şampiyonası 4 ayaktan oluşuyor ve en kısası 5-6 gün sürüyor. Dolayısıyla bir kişinin antrenman yapmadan dahi turnuvalara girmiş olduğunu varsaysak bile 1,5-2 ayını sadece turnuvalara ayırması lazım ki, hiçbir iş yeri bunu kabul etmez. Dolayısıyla benim gibi hem antrenmanımı yapayım hem de bilardodan kopmayayım diyen insanlar birtakım birikimler elde ettikten sonra çokta mali hayaller kurmadan, sadece geçimini sağlayacak kadar para kazanmak maksadıyla bu işlere yöneliyorlar, bilardo sporuna hizmet ediyorlar.

Bilardo salonu işletmenin ticari zorlukları var mı?
Tabii ki. Bilardo salonlarından halen eğlence vergileri alınıyor. Halen okullarda bilardonun olmaması veya bizim spor salonu olmamıza rağmen öğrencilerin buralardan uzak tutulmaya çalışılması ya da teşvik edilmemesi bizlere ticari zorluklar getiriyor.
Ruhsatların çok zor alınması bizi diğer etkileyen konulardan bir tanesi. Bir bilardo salonu ruhsatı almak için 1,5 - 2 ay geçiyor. Ayrıca bilardo salonu açmak için 2 ruhsat almamız gerekiyor. Bir tanesi Gençlik İl Spor Müdürlüğünden spor salonu ruhsatı, bir tanesi de bağlı bulunduğunuz belediyeden ticari işletme spor salonu ruhsatı. Mesela ben ruhsatımı 7 ayda alabildim. Bunlar size mali yükümlülükler getiriyor. Çok zorlanıyoruz maddi olarak ama bunların aşılmasıyla bilardo sporunun daha da gelişeceğine inanıyorum.

‘İMKÂNSIZLIKLAR AŞILMALI Kİ BİLARDO TÜRKİYE İLE ANILSIN’

Bilardo sporunun daha da gelişmesi için başka neler yapılabilir? Sizce, kimler elini taşın altına koymalı. Mesela belediyelerden destek alıyor musunuz?
Büyükşehir Belediyeleri bilardo sporu ile pek ilgilenmiyor daha çok ata sporu dediğimiz güreş, boks, halter gibi sporlara destekleri oluyor. Eskişehir’de, Bursa’da bazı belediyelerde bilardoyu seven belediye başkanları var. Mesela bu belediyeler takım kuruyorlar ve belediyelerin kurduğu bu takımlarda sporcular Dünya Şampiyonu oluyor. Örneğin İstanbul’da Bahçelievler Belediyesi Milli Sporcularımızdan bir takım kurdu ve Dünya Şampiyonu oldu. 
Büyükşehir Belediyeleri de kendi sporcularını yetiştirse en azından maddi kaygılarını yok etse, sporcuların başarısız olmalarının imkanı yok. Şu anda ki imkânsızlıklarla bile Avrupa Şampiyonu, Dünya Şampiyonu olabiliyorlarsa, bunları aştığımızda bilardo Türkiye’yle anılır bir spor haline gelir.

Bilardonun aslında bir spor olduğunu Türkiye’ye anlatmak gerekiyor, sizce de öyle mi?
Federasyonumuz aslında bununla alakalı elinden geleni yapıyor. Mesela federasyonumuzun benim de beğendiğim bir hizmeti var. NTV Spor ile anlaştı ve her Türkiye Şampiyonası’nın yarı finali ve finali canlı yayınlanıyor. Böylelikle de insanların ‘Bir spor muymuş bu? Milli Takımı var mıymış?’ gibi soruların cevaplarını bulduklarını düşünüyorum.
Hatta resmi müsabakalarda giydiğimiz bir kıyafetimiz var ve bu kıyafetlerimizin kollarında, göğsünde sponsor reklamları var. Bu canlı yayınlar aracılığıyla markalar sporculara sponsor oluyor ve sporcular yıllık paralar alarak rahatça maddi kaygı yaşamadan yaptıkları spora konsantre olabiliyorlar. Tabii ki bu sadece sponsorla yürümez, devletin de ayrıca önem vermesi gerekir ki bu iş en iyi şekilde yapılsın.

Peki Soner bey, dünyada bizim bilardo sporcularımızı tanıyorlar mı? Bir turnuvaya girdiğimiz de Türk sporculardan çekiniyorlar mı?  
Güney Korelilerin çok iyi olduklarını söylemiştim. Mesela, bu turnuvalarda ‘Gözü çekik oldu mu korkacaksın’ derler. Aynı şekilde şunu da duyuyoruz ‘Türk bayraklı birini gördüğünde o oyuncudan korkacaksın’ da diyorlar. Ciddi anlamda bir çekince oluyor, çünkü bizim sporcularımız her Dünya Şampiyonası’nda mutlaka finale bir kaç ismi sokuyorlar. 

Dünyada tanınıyoruz ama Türkiye’de tanınmıyoruz sanırım?
Yok öyle değil. Mesela dünyada ve Türkiye’de bir Semih Saygıner’i bilmeyen yoktur. Herkes biliyor, tanıyor ancak gerekli değeri vermiyor. Hâlbuki insanlar bu sporla biraz ilgilenseler, bu ortamların sigara içilmeyen, nezih insanların olduğu, bir iki saatini keyifle geçirebileceği bir spor salonu ve sosyal faaliyet alanları olduğu göreceklerdir.

İnsanlar ailelerini de alıp nasıl ki fitness salonlarına gidiyorlar, buralara da gelebilir değil mi?
Örneğin aileler çocuklarının saatlerce bilgisayar başında mı oynamalarını isterler, yoksa burada başka insanlarla tanışıp sosyalleşip, spor faaliyetlerine katılıp kendi güvenini kazanmalarını mı isterler? Tabii ki bir spor dalına girdiğiniz zaman herkes birinci olacak, herkes Dünya Şampiyonu olacak diye bir şey yok. Ben kendimden örnek vereyim. Üniversite yıllarımda da bilardo oynuyordum, üniversiteye yeni başlamış insanlar yeni bir şehre gittiklerinde bir yabancılık yaşıyorlar. Ben gittiğimde hiç sıkıntı yaşamamıştım. Aldım ıstakamı, oyunumu oynadım. Zaten iyi oyun oynadığınız zaman insanlarında dikkatini çekiyorsunuz ve tanışıyorsunuz. 

Peki, bilardo turnuvalarına nasıl giriliyor, herkes katılabilir mi?
Resmi müsabakalara lisanslı sporcu dışındaki sporcular katılamıyor ama lisans almak çok zor değil. İki fotoğraf ve doldurmanız gereken bir form ile il temsilciliklerine müracaat ederek lisans çıkartılabiliyor.
Turnuvalar şöyle oluyor, her ilin il temsilcileri var. Bunlar il şampiyonaları yapıyorlar, tabii ki bunlar bir kalifikasyon (eleme) turnuvaları. Burada bir elemeden sonra open turnuvalarına gidiyorsunuz. Tabii elemede elenseniz dahi lisanslı sporcu iseniz open turnuvalara, Türkiye Şampiyonaları’na gidebiliyorsunuz. Buradaki şampiyonalarda sonunda oluşan ilk 4 sporcu Milli Takımı oluşturuyor ve bizi dünyada temsil ediyor.

Play Bilardo olarak sizler de turnuva yapabiliyor musunuz?
Bizim gibi spor salonları her ilde var ve bu salonlar hem kendi sporcuları arasında hem de spor salonları arasında turnuvalar yapıyorlar. Federasyonumuz bu müsabakaları destekliyor ve bizde her pazar turnuva düzenliyoruz. Bu sene de 20-23 Nisan 2017 tarihlerinde, milli takım oyuncularının da katılacağı özel bir turnuva düzenleyeceğiz. Bu özel turnuvalar davet esasıyla oluyor. Milli Takım sporcuları fix tutuluyor ve diğer sporcular elenerek milli takım sporcularımızla karşılaşma imkânı buluyorlar. Bunlar bizim şahsi çabalarımızla ve bu sporu seven insanların sponsor olmasıyla düzenlenen turnuvalardır. Bu turnuvalara Türkiye’nin her yerinden sporcular katılabiliyor, bir nevi Özel Türkiye Şampiyonası diyebiliriz. Federasyonumuzun desteklediği, kendi sitesinden yayınladığı, hatta Sayın Federasyon Başkanımız Ersan Ercan’ın bizzat iştirak edeceği bir turnuva. Bu tip etkinlikleri geleneksel hale getirmeye çalışıyoruz. Biz Play Bilardo ailesi olarak bu işe başlayalı 2 yıl oldu, daha çok yeniyiz ama ilerleyen dönemlerde daha iyi olacağımızı düşünüyorum.

‘BİZLERE VERİLMEMİŞ OLANAKLARI GENÇ SPORCULARA SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ’

Sizin Play Bilardo’yu açma amacınız neydi? Ticari kaygılarla mı açtınız yoksa bilardonun gelişimine katkı sağlamak için mi?
Benim bu sporda en iyi derecem 2008 yılında Türkiye Şampiyonası Final ayağında ilk 16 sporcu arasına kalmak oldu. Bunu yapabilmiş olmamın bana maddi olarak çokta bir katkısı olmadı. Sadece katıldığımız bu turnuvalarda yaptığımız harcamaların karşılığını alabiliyoruz. Yani günü kurtarabiliyorsunuz, hayatınızı idame ettirebileceğiniz kadar kazanamıyorsunuz. Yani benim gibi insanlar ‘hem bilardodan kopmayayım hem de hayatımı da idame ettirebileyim’ diyor. Böylelikle ya bir bilardo salonu açıyor ya da bir bilardo salonuna ortak oluyor ve bilardodan kopmadan hayatını devam ettirebiliyorsunuz. Türkiye’de bilardo sporuyla ilgilenen işletmecilerin yüzde 90’ı böyledir diyebilirim. Ancak 7 - 8 isim var ki yalnızca onlar sadece sporlarıyla ilgilenerek hayatlarını bilardo sporundan kazanıyorlar.
Yıllarca bizlere verilmemiş olanakları genç sporculara sunmaya çalışıyoruz. 17-18 yaşlarımdayken ben saatlerce bilardo salonunda oturup oynayamadan eve gittiğim günleri hatırlıyorum. Salonumda böyle gençler gördüğüm zaman onlardan para almıyorum ve bu spora teşvik ediyorum. Benim asıl amaçlarımdan biride bu. 

Sizin de antrenör olduğunuzu biliyorum. Buna istinaden spora hiç başlamamış ya da bir iki defa bilardo oynamış insanlara bilardoyu öğretebilir misiniz?
Şu anda yardımcı antrenörüm. Bu Temmuz ayında Bilardo Federasyonu bir kurs açacak ve bu kurstan sonra ikinci kademe antrenör olacağım. Antrenör olarak öğrencilerimizin olmasını hevesle bekliyoruz. Tabii ki bunların hepsi şampiyon olacak diye bir şey yok ama bilardonun insana kazandırdığı en büyük özellik güven duygusunun gelişmesine katkı sağlamasıdır. 

Bilardoya başlamanın belli bir yaşı var mıdır? 
Size bir anımı anlatmak istiyorum: “Ben 16 yaşında iken, içinde sporcu yetiştirilen bir yüzme havuzuna gittim. İyide yüzücüyümdür, oradaki bir antrenör yanıma geldi ve ‘çok iyi yüzüyorsun seni takıma alalım’ dedi. Sonrasında yaşımı sorunca ‘Sen 4 - 5 sene geç kalmışsın’ dedi.
Bilardoda böyle bir sorun yok. Bilardoda genelleme yapmıyorum ama şampiyon olma yaşı 30 ile 40 yaş arasıdır. Dolayısıyla 18-20 yaşında dahi başlasanız şampiyon olabilirsiniz. Ancak dediğim gibi her insanın şampiyon olmasına da gerek yok bence. Önemli olan bir sporla ilgilenmek diye düşünüyorum. Ayrıca, federe olan bir sporda dünyanın en yaşlı şampiyon olmuş bilardo sporcusu Raymond Ceulemans; 3 bant dalında 60’lı yaşların sonunda Genel Klasman Dünya Şampiyonu oldu. Şu an sanırım 80’in üzerinde ve halen turnuvalara giriyor, başarılı da oluyor. Yani bir insan standart bir bilardo masasına boyu yetiştiği andan başlayıp ta ki sağlık sorunları oynamasına engel olana kadar devam edebilir. O yüzden bilardo çok ideal bir spordur. Herkesi bu spora davet ediyorum.  

Son olarak bu söyleşiyi gerçekleştirip bilardo sporuna değer verdiğiniz için gazetenize teşekkür ediyorum.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »