'Benim İsrail'e karşı olmadığımı iddia ediyorlar'

Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı Seçimi yarışının medenice yapılmasını istedi.

25 Temmuz 2014 Cuma 1: 9
'Benim İsrail'e karşı olmadığımı iddia ediyorlar'
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nin ülkenin önünü açmak için yapılan bir yarış olduğunu belirterek, "En yüce olan makama yapılan yarış. Bu yarış yapılırken bunun medenice yapılması gerekiyor. O makama gitmek isteyenlerin o makama layık şekilde davranması gerekiyor" dedi.

İhsanoğlu, seçim çalışmaları için geldiği Kayseri'de bir otelde basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi konusunda Meclis'te iki önemli partinin CHP ve MHP'nin uzlaşarak, anayasal hakkın kullanılmasıyla mutabakatla yola başladıklarını ifade eden İhsanoğlu, gün geçtikçe Türkiye'deki bütün siyasi partilerin en sağdan en sola kadar, milliyetçi, muhafazakar, sosyal demokrat, kadın partisi olmak üzere bütün siyasi renklerin bu iki parti arasında başlayan uzlaşı etrafında kümelendiklerini vurguladı.

Bu durumun çok sevindirici olduğunu dile getiren İhsanoğlu, şunları kaydetti:

"Bu içeriden gelen ve Türkiye'nin muhtaç olduğu bir şeydir. Biz hep Türkiye'de siyasi bölünmeden, çatışmadan, çeteleşmeden bahsederken, Türkiye'de böyle büyük bir uzlaşı başlıyor ve 10 gün içinde büyük bir mesafe kat ettik. Hem bizim açımızdan hem milletimiz açısından dev adımlar. Bunun herkesi sevindirmesi lazım. Bu başkasının hakkını gasp etmek, ona mani olmak değil, bu medeni bir yarış. Bu ülkemizin önünü açmak için yapılan bir yarış ve en yüce olan makama yapılan yarış. Bu yarış yapılırken bunun medenice yapılması gerekiyor. O makama gitmek isteyenlerin o makama layık şekilde davranması gerekiyor. Elbette siyasi rekabet mevzu bahis olacak ama bunun sağlıklı bir şekilde olması lazım. Siyasi rekabet, iftira kampanyalarına dönüşecekse o zaman Türkiye'nin önü açılmaz." 

 
Trabzon'da yaşadığı olay

 
İlk ziyaret ettiği yerlerden birisi olan Trabzon'da cuma namazı çıkışında bir gencin yanına gelmeye çalıştığını ve emniyet görevlilerinin uzaklaştırmak istemesine rağmen engel olarak gencin yanına gelmesine müsaade ettiğini anlatan İhsanoğlu, şöyle devam etti:

"İri yapılı bir zattı, arkadaşlar ondan çekindi. Bana geldi dedi ki 'siz Çankaya'ya çıkınca Kur'an'ı yasaklayacaksınız'. Nasıl olur dedim. Ondan sonra başladı konuşmaya bir metin ezberlemiş onu söylemeye çalışıyor. 'Ben hafızım' dedi. Halinden hıfza çalışan bir insan olmadığı belliydi. Çünkü hıfza çalışan insanlar mütevazi, eğik başak gibi olurlar ve biraz da hıfzettikleri Kur'an'ın nuru yüzünden belli olur. 'Lütfen tamamlayın ben de cevap vereyim' dedim. Tamamladıktan sonra 'kardeşim hafızlığını tamamla ben seni Çankaya'da kıraat-ı aşere bekliyorum' dedim. Baktı anlamadı. Kıraat-ı aşere ne demek. Bu hıfza çalışan birisi olsa kıraat-ı aşerenin ne demek olduğunu bilir. Kıraatı aşere demek, Kur'an-ı Kerim'in değişik on türlü, bilhassa harflerin okunuşu değişik, Arap kabilelerinin, Peygamber Efendimizin, sahabelerinin okuma tarzı, harflerin çıkışıyla ilgili on tane standart yol vardır. Bunu da hafızlık çalışan bilir. İşin ihtisası doktorası gibidir. Ben 'hafızlığı bitir kıraat-ı aşere okuturum' dedim baktı anlamadı, ayrıldı. Ondan sonra oraya iftira furyası, 'gence mani oldu bilmem ne felan...' Bir iki gazete bunu aldı yazdılar. Bugün hala yeni bir kampanya başlatıyorlar. 'İhsanoğlu Çankaya'ya seçilirse Kur'an okutmayacak'. Böyle bir kara propaganda olur mu? Böyle bir yalan, iftira olur mu?"

 
Başörtüsü konusundaki tutumu

 
Başörtüsü meselesi kendisine ilk sorulduğunda iki şey anlattığını ifade eden İhsanoğlu, üniversitedeki tavrını ve 28 Şubat sürecine rağmen başörtülü kızları derse aldığını söyledi.

Görev yaptığı üniversiteyle arasının bozulmasındaki en büyük nedenin başörtüsü konusundaki tutumu olduğunu belirten İhsanoğlu, 10 sene erken üniversiteden ayrılıp emekli olduğunu ifade etti.

İhsanoğlu, başörtüsüyle alakalı düşüncelerinin sorulduğunu dile getirerek, "Ben dedim ki başörtüsü haktır, dini bakımdan dini vecibedir ve gelenektir. Sosyolojik olarak aileler örtmüştür, hep böyle gelmiştir. Bu birinci ve ikinciyi atıyorlar. 'İhsanoğlu başörtüsü gelenektir' dedi diyorlar. Sonra bunu başka yerlere paralellik katıyorlar felan. Böyle şeyler yapılıyor ama bunun hala tekrarlanması ve bunun milletin önünde nefret söylemi yaratmak için yapılması çok tuhaftır. Aynı şey Filistin'le ilgili benim söylemediğim şeyleri söyletiyorlar. Bütün kayıtları vardır. Taha Akyol ile yaptığım ilk görüşmeden itibaren yüzlerce yaptığım konuşmada ben İsrail'in tecavüzlerini kınadım. İsrail'in birkaç defa resmi görüşmemde devlet terörü yaptığını ifade ettim. Buna rağmen benim İsrail'e karşı olmadığımı, Filistin ile İsrail arasında bitaraf kaldığımı iddia ediyorlar." şeklinde konuştu.

Filistin ve Gazze'de son günlerdeki gelişmelerle ilgili fikrini açık açık ifade ettiğini vurgulayan İhsanoğlu, "İsrail'in bu hunharca, vahşice saldırısını defaatle kınadım, yapılması gerekenleri söyledim" dedi.

 
"Söylemediğim laflar söyleniyor"

 
Gazze'de dünkü rakamlara göre 700'e yakın insanın hayatını kaybettiğini ifade eden İhsanoğlu, şöyle devam etti:

"Bütün semtler, hastaneler yerle bir edilmiştir ve ben 2008'in sonunda 2009'un başında yaptığım hizmetleri anlattım yol gösterdim. İki uluslararası yol var, birisi Güvenlik Konseyi, bu yol kapalıdır. Çünkü orada daimi üyeler, 5 üye var. Oradan geçiş yok onun için uğraşmak lazım. Ama o 5 üyenin üzerinde baskı yapmak lazım. Orada bizim teşkilatımıza bağlı daimi üye olmayan 3 veya 4 devlet var. Onların işbirliği ile beraber orada bir yol alabiliriz. Ama bunun ihtimali düşüktür. İkinci yol benim 2009 yılında açtığım İnsan Hakları Konseyi'nin yoludur. Örnekler verdim. Dün Cenevre'de benim söylediğim o yol, bütün İslam devletleri oraya gitti benim açtığım yoldan devam ettiler. İnsan Hakları Komisyonu 2009'da benim teklif ettiğim şekilde Gerçekleri Tespit Etme Heyeti kurdu. Şimdi bu heyetin bir an önce Gazze'ye gidip İsrail'in işlediği savaş suçlarını tespit etmesi gerekiyor. Ondan sonra artık Filistin devleti Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne, Uluslararası Adalet Divanı'na gidebilir. Bizim vazifemiz bunlara destek vermektir. Ben bütün bunları söylüyorum, bunların hiçbirisi kale alınmıyor, söylemediğim laflar söyleniyor ve sanki düşman gibi... Bunlar iftiradır. Bu Allah'tan korkmayanlar, insanlardan utanmayanlar benim diyeceğim bir şey yok. Ama Allah'a, Kur'an'a inanıyorlarsa Hucurat Suresi'ni okusunlar. Hucurat Suresi'nde bazı ayetler var onları ben bilahare hatırlatacağım."
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »