Büyükelçiden iade konusunda önemli mesaj

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, darbe girişiminin ardından terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in iadesi konusunda öncekilerden farklı bir mesaj verdi. Büyükelçinin, Gülen'in destekçilerinin darbe girişimine karıştığı ve bunun Türkiye'nin güvenliğine yönelik vahim ve kuvvetli bir tehdit oluşturduğunu dile getirmesi dikkat çekti.

19 Temmuz 2016 Salı 21:54
Büyükelçiden iade konusunda önemli mesaj
Bass,  paralel cuntanın darbe girişiminden Ankara üzerinde alçak uçuş yapan uçakları gördüğü anda haberinin olduğunu belirterek, ABD’nin darbeyi yönlendirdiği iddialarını kesin dille red etti. Bass, terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in iadesi konusunda, “Gülen’e yönelik davalarına ve onun yasaları ihlaline dair kanıtlarına ilişkin yasal belgelerin gelmesini bekliyorduk. Şimdi Türkiye’de ikamet eden biri olarak, Cuma gecesi yaşananlar ve Gülen’in çok sayıda destekçisinin açıkça bu işe karışmış olması, bu ülkenin güvenliğine yönelik kuvvetli ve vahim bir tehdit” dedi.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass, CNN Türk’te darbe girişimi ve Fethullah Gülen’in iadesi konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Hande Fırat’ın sorularını yanıtlayan ABD Büyükelçisi’nin açıklamaları özetle şöyle:

ABD haberdar değildi

*Geçtiğimiz hafta sonu meydana gelen olayların korkunç travmasını ve acısını yaşayan bu toplumdaki herkese öncelikle “Başınız sağolsun ve geçmiş olsun” demek istiyorum. Türkiye’nin dostu ve müttefiği olarak, bu olay bizleri derinden etkiledi. Türk halkının acısını paylaşıyoruz. Bizden burada olanlarımız, özellikle Ankara’da olanlarımız ve o gece büyükelçilikte bulunan pek çoğumuz, söz konusu olayların bu ülkenin vatandaşlarının hepsi için ne kadar derin bir rahatsızlığa neden olduğunu biliyoruz. Türk basınında bu konuyla ilgili birtakım şüpheler olduğunu gördüğümüz için şu hususu kesin bir dille ifade etmek istiyorum; Amerika Birleşik Devletleri hükümeti darbe girişimini yönetmedi, desteklemedi ve girişim gerçekleşmeden önce veya yapılmaya başlanana kadar bu durumdan haberdar değildi. ABD’de son derece bilge bir senatörümüzün şöyle bir sözü vardır: “Görüşler kişiden kişiye değişebilir, ancak gerçekler kişiden kişiye değişemez”. Ben de,  ABD’nin sözde rolü hakkında yorum yapan bazı insanların yaptığı yorumları rahatsız edici buluyorum — bu kişilerin kendi görüşlerine sahip olma hakkı var, ancak ellerinde söz konusu görüşü destekleyecek hiçbir gerçek bulgu yok.

Uçakları görünce bilgi sahibi olduk

*Darbe girişimi veya bu yöndeki planlar hakkında ilk kez bilgi sahibi olduğumuz an, benim ve çalışma arkadaşlarımın şehir merkezinin üstünde alçak irtifada uçuş yapan uçakları ve şehrin çeşitli yerlerindeki tesislere ateş açan helikopterleri gördüğümüz zamandı. Bir şeylerin olacağına dair öncesinden herhangi bir bilgi veya belirtiye sahip değildik ve kesinlikle bir süre boyunca ne olup bittiğini anlayamadık. 
 
Beyaz Saray’a bilgi

Hemen büyükelçiliğe gitme sebeplerimizden biri de Washington ile konuşabilmek ve onlara elimizden geldiği kadar doğru bir resim aktarabilmekti. O gece yaklaşık olarak saat 11:30-11:45 sularında Beyaz Saray ile video konferans yöntemiyle görüşüyordum ve büyükelçilik civarından geçen ve yakın bölgede ateş açan tankların sesini dinliyordum. Yani kayda değer bir askeri hareketlilik yaşandığı konusunda Washington’ı kanımca hızlı bir şekilde bilgilendirebildik ve Türk hükümetinden yetkililere ulaşmayı başardığımızda bunun demokratik yöntemlerle seçilmiş hükümeti devirmeye yönelik kanunsuz bir girişim olduğunu anlayabildik; ki bu durumu da hızlı şekilde reddettik ve kınamayı da sürdürüyoruz.

Çirkin iddia

*(Amerika Erdoğan’ı öldürmeye çalıştı iddiası) Bu iddianın son derece ölçüsüz ve çirkin olduğunu, ve kesinlikle hiçbir somut veriyle desteklenmediğini düşünüyorum. Bir kez daha ifade edecek olursam, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu darbe girişimine dair önceden bilgisi yoktu, bu olayı yönlendirmedi ve desteklemedi. Açıkçası, önceden bilgimiz olmuş olsaydı da bu girişimi desteklemez, bu bilgiyi Türkiye’nin demokratik yöntemlerle seçilmiş meşru hükümetinin bilgisine sunmanın dışında bir şey yapmazdık. Bu nedenle, bir NATO müttefikinin seçilmiş liderini devirmenin bir şekilde ABD’nin çıkarına olacağına yönelik bu iddialar kabul edilemez.

 Gülen ile çalışmıyoruz

*Açıkça söyleyeyim, ABD hükümeti olarak Fethullah Gülen ya da grubuyla çalışmıyoruz, doğrudan bir bağ ya da bir görüşmemiz yok. İade işlemine gelince, Türk hükümetinin bugün Amerikan hükümetine bir iade talebini sunduğuna ilişkin haberleri gördüm. Bu talebi kendim görmedim, Washington’da sunulacağını sanıyorum. 
 
Kuvvetli davaya göre hareket edeceğiz

Elimize ulaştıktan sonra da Adalet Bakanlığımızdaki hukuk uzmanlarımız tarafından değerlendirileceğine, sunulan kanıtlara bakılacağına ve yasaların ihlali açısından değerlendirileceğine güvenim tam. Ve burada kuvvetli bir dava varsa, eminim ona uygun şekilde hareket edeceğiz. Bunun neden bu kadar uzun sürdüğüne ilişkin sorunuza gelince, bizim açımızdan, biz Türk hükümetinden, 
 
Vahim tehdit

Gülen’e yönelik davalarına ve onun yasaları ihlaline dair kanıtlarına ilişkin yasal belgelerin gelmesini bekliyorduk. Şimdi Türkiye’de ikamet eden biri olarak, Cuma gecesi yaşananlar ve onun (Gülen’in) çok sayıda destekçisinin açıkça bu işe karışmış olması, bu ülkenin güvenliğine yönelik kuvvetli ve vahim bir tehdit. Ve bu durum, konunun soruşturulması ve sorumluların adalet önüne getirilmesi için ciddi bir yasal süreç gerektiriyor. Ancak biz sürecin, burada ya da Amerika’da olsun, hukuk kuralları çerçevesinde ve yargı dahil demokratik kurumlara tamamıyla saygı duyulacak şekilde işletilmesinin önemli olduğuna da inanıyoruz.
 
Dosyanın detaylarını görmedim

Detaylarını görmedim, bu yüzden içeriği hakkında yorum yapamam. Sadece şunu söylemek istiyorum, adli takibata yol açacak yasadışı faaliyete ilişkin açık bir kanıt olup olmadığına bakacağız. Ve sunulan dosyalardaki bulgular güçlü kanıtları içeriyorsa, eminim buna uygun şekilde hareket edeceğiz.

Başbakan’ın sözleri

Başbakan’ın sözlerini görmedim, bu yüzden bir şey söylemeyeceğim. Ancak 11 Eylül’de New York’taki korkunç trajediden sonra bizim kanıt arayıp aramadığımızı soranlara cevabım şu: Evet. Bu girişimin bir parçası olduğunu tespit ettiğimiz ancak özellikle o gün orada bulunmayan kişilere karşı adli takibat başlattık, ve bunların büyük bir kısmı, bu yoğun soruşturma süreci ve akabindeki dava neticesinde ABD’de uzun hapis cezalarını çekiyor. Bu yüzden, burada çifte standart uyguladığımızı düşünmüyorum. Biz sadece kanunları uygulamada tutarlı olmaya özen gösteriyoruz, çünkü adaleti sağlayan demokratik sürece herkesin güveninin tam olmasının büyük önemli taşıdığına inanıyoruz.
 
Korktum

Bu benim tanık olduğum ilk darbe ya da darbe girişimi değil, bir yıl Bağdat’ta yaşadım ve 2008-2009 yılları arasında epey şiddet içerikli olaya tanık oldum. Dolayısıyla, büyükelçilikteki meslektaşlarım ve bilgi almaya çalışırken konuştuğumuz kentteki diğer herkes gibi çok korktum. Hissettiğimiz şey, hem kendi güvenliğimize ilişkin bir korku hem de sanırım bilinmeyene ilişkin ve bu ülkedeki demokratik yapıya olanlarla ilgili belirsizliğin getirdiği korkunun bir karışımıydı. Ve biliyorsunuz, eğer bu konuda herhangi birisinin halen bir kuşkusu varsa bir kez daha ifade etmek istiyorum ki, demokratik yollarla seçilmiş hükümetin altında bu ülkeyi savunmak ve güvenliği sağlamak üzere yemin etmiş insanların, bunu yapmak yerine yasal talimatları ve ordudaki emir komuta zincirini ihlal etmeyi seçmesinden ve demokratik yollarla seçilmiş hükümeti indirmeye teşebbüs etmesinden derin bir şekilde rencide olduk. Bu, Amerikalılar olarak bizim inandıklarımıza aykırı. Bir güvenlik ortaklığı olmasının yanı sıra paylaşılan değerler ittifakı da olan NATO müttefikliği içindeki devletlerde görmeyi beklediğimiz şeylere  de aykırı.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »