"C.Başkanının halk tarafından seçilmesi fantezi"

TBMM eski başkanı Hüsamettin Cindoruk, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi.

31 Mayıs 2014 Cumartesi 7: 0
"C.Başkanının halk tarafından seçilmesi fantezi"
Afyonkarahisar'da düzenlenen Basın Konseyi Yüksek Kurulu Bölge Toplantısı’na katılan Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesini ‘fantezi’ olarak nitelendirdi.

Basın Konseyi Yüksek Kurulu Bölge Toplantısı, Afyonkarahisar Ticaret Borsası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

Çok sayıda vatandaşın takip ettiği toplantıya Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Basın Konseyi 2’nci Başkanı Murat Önok, Basın Konseyi Genel Sekreter, Namık Koçak, Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Tufan Türenç, Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk katıldı.

ÖZAL VE DEMİREL GÜÇLÜ OLAMADI


Toplantıda Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili soruyu yanıtlayan TBMM eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Meclis’in etkili olduğu bir ülkede cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini ‘fantezi’ olarak niteledi. Cindoruk, “Cumhurbaşkanlığı konusunda nafile bir iş yapıyoruz. Parlamenter rejimin olduğu bir ülkede cumhurbaşkanını halka seçtirmek bir fantezi.

Başbakanın söylediği gibi yetki yok, görüyorlar. O görevlerin bir kısmı 1924 Anayasası’nda da var, 1960 Anayasası’nda da. Sayın Başbakan, Cumhurbaşkanı seçildiği zaman hükümet otoritesini kazanması mümkün değil.

Aksine çatışmaya girecektir. Sizin uzaktan seyrettiğiniz, benim yakından yaşadığım hem Özal’ın, hem Demirel’in seçiminden sonra çıkan ihtilafları çok yakından izledim.

Bu durum, Türk siyasi tarihinin anatomisini bozmuştur. İki siyasi parti, ortadan kalkmış, onların yerine devşirme bir siyasi hareket ortaya çıkmıştır" dedi.

ÇATI ADAY GERÇEKÇİ DEĞİL


Ağustos ayında Türkiye’nin iki genel seçim yaşayacağını savunan Cindoruk, "Ne vadedilecek, adayların bütçeleri nereden karşılanacak, bu belli değil. Türkiye bir türbülansa doğru gidiyor.

Ben çatı sözcüğünü gerçekçi bulmadım. İlk turda partilerin kendi adayları ile ortaya çıkmasını tavsiye ederim. Bu sistemin işlemesi için birinci turda partilerin kendi adayları ile çıkmasını tavsiye ederim. Ama bu teşebbüsleri de eleştiriyor değilim"ifadelerini kullandı.

BÖYLE SANCILI DÖNEM YAŞAMADIK


Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç ise Türkiye’de basının durumunun iyi olmadığını aktardı. Türenç, “Türkiye’de basın bugün çok büyük sancı içerisinde, çok büyük sancı çekmekte. Çünkü basın özgürlüğünün bunca yıldır bu kadar dibe vurduğu bir dönem yaşamadık. Ben yaklaşık 40 yıldır basın mensubuyum. Ama böylesine özgür olmayan ve sancılı bir dönem yaşamadık.

Biz bunun sancısını çekiyoruz, ama sizlerin adına çekiyoruz. Çünkü sizin haber alma özgürlüğünüzün yok edildiğini kabul edemiyoruz. Biz yazamayınca biz olayı izleyemeyince biz gerçeğin fotoğrafını çekip olduğu gibi sizlere yansıtamayınca siz haberden haberdar olamıyorsunuz. Biz onun için uğraşmaktayız" diye konuştu.

DEMOKRASİMİZ DAR


Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Tufan Türenç de basın özgürlüğü sorununun demokrasi sorunu olduğunu belirterek, “Demokrasimiz yeterli değil. Demokrasimizin sınırları bize layık sınırlarda değil. Biz dar bir demokraside yaşıyoruz. Sadece bu iktidar değil, bundan öncekiler de öyleydi" dedi.

EN ÇOK İNSANI ÖZLEDİM


Ergenekon Davası nedeniyle 6 yıl Silivri Cezaevi’nde kalan Tuncay Özkan ise cezaevinde en çok insanı özlediğini söyledi. Özkan, şöyle konuştu: "Ben 6 yıllık esaret sırasında yemek özlemedim, bir yere gideyim de şöyle bir şey yapayım demedim. En çok insan özledim.

Çıkar çıkmaz ilk sorduğum şey, arkadaşlarımdı. Benim fikirlerimi sevmeyebilirsiniz, gazeteciliğim sırasında canını yakmış olabilirim. Bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şeyin insanların kucaklaşması olduğunu düşünüyorum. 10 Mart’ta çıktım. O zamandan bu yana geldiğim 39’uncu il Afyon. Binalarımız gelişmiş, ama birbirimize olan saygımızı yitirmişiz."

SUİKAST İDDİASI


Tuncay Özkan, Ergenekon Davası hakkında ifade vermeden bir ay önce kendisine suikast girişiminde bulunulduğunu belirterek, "Bana karşı bir süikast girişiminde bulunulmuştu. Suikastin organizatörü AKP’li bir milletvekiliydi. Kanaltürk’ten çıkarken kurşunlar binaya geldi.

Milletvekilinin konuşmaları da Matkap Operasyonu’nunda dinlemeye takılmış. Mağdur olarak ifade verdim, bundan bir ay sonra terörist olarak ifade verdim" diye konuştu.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »