Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dünyada ikinciyiz'

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Dünyada insani yardım konusunda 6 milyar dolarlık kalkınma yardımıyla ABD'nin arkasında ikinci sıradayız. Ama büyük ihtimal seneye birinci olacağız" dedi."Özellikle petrol zengini Müslüman ülkelere sesleniyorum" diyen Erdoğan, "Müslüman ülkeler salt zekatlarını tespit edip bu fakir, garip ülkelere verseler dünyada herhalde fakir kalmaz" diye konuştu.

10 Nisan 2018 Salı 22:18
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Dünyada ikinciyiz'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Özellikle petrol  zengini Müslüman ülkelere sesleniyorum; Müslüman ülkeler salt zekatlarını tespit  edip bu fakir, garip ülkelere verseler dünyada herhalde fakir kalmaz." dedi. 

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türk İşbirliği ve  Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) koordinatörlerini kabulündeki konuşmasına,  kurumun 2018 koordinatörler toplantısının ülke ve görev yapılan yerler için  hayırlara vesile olmasını diledi.

Kurulduğu günden bugüne kadar TİKA çatısı altında görev yapanlara  teşekkürlerini ileten Erdoğan, bugün dünyanın 5 kıtasında 58 farklı ülkede  bulunan 60 program koordinasyon ofisiyle nerede bir dertli varsa onun imdadına  yetişmeye çalışan TİKA'nın daima yanında olduklarını ve olmaya da devam  edeceklerini ifade etti.

Erdoğan, İstanbul'daki Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayun kapısının sol  tarafında, "Tüm mazlumların sığınağı" diye yazdığını anımsatarak, "Bunun için  Osmanlı, diğer pek çok vasfının yanı sıra 'cihan-penah' olarak tarif edilir. Biz  de ecdadımızdan aldığımız bu mirasla özellikle bu mirası layık olduğu yere  ulaştırabilmek için TİKA başta olmak üzere mazlumlara, mağdurlara, kimsesizlere  ve gariplere el uzatan kurumlarımızın çalışmalarına özel önem verdik." diye  konuştu.

Son 15 yılda her alanda gerçekleştirdikleri atılımlarla Türkiye'yi  yardım alan bir ülke konumundan, dünyanın en çok kalkınma yardımı yapan ülkesi  haline getirdiklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Türkiye 2016 yılında 6 milyar dolarlık insani kalkınma yardımıyla  Amerika'nın hemen ardından ikinci sırada yer almıştır. Bu yardımın milli gelire  oranı bakımından ise binde 75 ile açık ara ilk sırada yer alıyoruz, burası çok  önemli. Amerika sağda solda konuşuyor, 'biz şöyle yardım yapıyoruz, böyle yardım  yapıyoruz'. Rakamlar ortada, bu verdiğim rakam OECD rakamıdır. Türkiye'nin 2018  yılındaki toplam kalkınma yardımlarının hesaplaması 8 milyar 140 milyon lira  olarak dün açıklandı. Bu yardımların milli gelirimize oranı da binde 95  seviyesine çıktı.

Türkiye'nin kalkınma yardımlarının 7,2 milyar dolarını insani  yardımlar, diğer kısmını ise diğer sair kalkınma yardımları oluşturuyor. Geçen  yıl 6 milyar dolarlık insani yardımla listede ikinci sırada yer almıştık,  inşallah bu yıl şayet diğer ülkelerin yardımlarında fevkalade bir artış yoksa 7,2  milyar dolarlık insani yardımla ilk sıraya çıkmamız kuvvetle muhtemeldir."

"GÖNLÜMÜZÜN ALABİLDİĞİ KADAR İNSANA ULAŞMAYA GAYRET EDİYORUZ"

Erdoğan, birkaç aya kadar bu liste açıklandığında durumun herkesçe  görüleceğine işaret ederek, Batılı ülkelerin, dünyanın kalan kısmına verdikleri  ciddi krediler sebebiyle toplam kalkınma yardımlarındaki rakamların elbette çok  değiştiğini söyledi.

Türkiye'nin buna rağmen toplam kalkınma yardımlarında da dünyada  6'ncı, bunların milli gelire oranında ise 4'üncü sırada bulunduğunu anımsatan  Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz tarih boyunca devlet ve millet olarak elimizdeki imkanları  paylaşma konusunda daima cömert davrandık. Böylece ecdadın emanetine sahip çıkmış  oluyoruz. Bu bizim ecdattan devraldığımız mirastır. Dünyadaki pek çok sorunun,  krizin, çatışmanın kaynağında gelir dağılımındaki adaletsizliğin yattığını  biliyoruz.

Ülkeler arasındaki savaşlar ve özellikle iç çatışmalar, gelir  dağılımındaki adaletsizliği içinden daha da çıkılamaz bir hale getiriyor. Pek çok  geri kalmış ülkeye gittiğimizde bir tarafta bir lokma yemeğe, bir yudum suya  hasret milyonlarca insan varken, diğer tarafta küçük bir azınlığın lüks ve  şatafat içinde hayat sürdüğüne şahit oluyoruz."

Erdoğan, "Maslahat-ı alem dört şeye olmuş bina. Ben yiyeyim sen yeme,  ben iyiyim sen fena." sözünü anımsatarak, "Yani dünya, üzerinde kurulduğu  söylenen bu dört çarpıklığın yükünü kaldırmaz. Onun için biz imkanlarımızın el  verdiği, elimizin uzandığı, gönlümüzün alabildiği kadar insana ulaşmaya, yardımcı  olmaya gayret ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"KAYDA DEĞER BİR DESTEĞİN OLMADIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ"

Bu duruma Bangladeş ve Arakan'ı örnek veren Erdoğan, "Bangladeş'te  gönlümüz hep şunu arzu etti. Şeyh Hasina'ya (Bangladeş Başbakanı) özellikle rica  ettim, 'Bize, öyle veya böyle orada bir yer verin. Verin ki biz orada bütün  Arakanlı mültecilere şöyle sıkıntı yaşamadan, sıkıntıyı minimize edecek bir  şekilde onlara kamp kuralım. Onların oradaki gerek eğitimini gerek gıda  noktasındaki sıkıntılarını çok daha çabuk karşılayabilir hale gelelim.' dedim.  Tabi bunu başaramadık." diye konuştu.

Erdoğan, salonda bulunan Bangladeşli bir TİKA temsilcisine işaret  ederek, "Bütün bunlara rağmen orada bizler adına bu mücadeleyi ve hizmeti veriyor  olması takdire şayan, kendilerini tebrik ediyorum." dedi.

Kendileri için bu yardımların, karşı tarafa mihnet vermek değil tam  tersine yükünü azaltmak ve derdine bir nebze de derman olmak amaçlı olduğunu  vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kalkınma yardımı konusunda ön sıralarda gözüken Batılı ülkelere  baktığımızda, ölçünün ihtiyaç değil irtibat olarak belirlendiği görülüyor. Yani  sadece kendi siyasi, ticari, bölgesel, küresel politikalarına hizmet edecek  yerlere yardım ediyorlar. İnsanların gerçekten yardıma ihtiyaç duyduğu nice  yerlerde ise bu ülkelerin kayda değer bir desteğinin, hiçbir faaliyetinin  olmadığını görürsünüz.

Oysa ekonomik güçleri itibarıyla Türkiye'nin katbekat önünde olan bu  ülkeler, şayet gerçekten isteseler dünyadaki açlığın ve yoksulluğun önüne  geçebilir. Ben daha da ileri gidiyorum, özellikle petrol zengini Müslüman  ülkelere sesleniyorum; Müslüman ülkeler salt zekatlarını tespit edip bu fakir,  garip ülkelere verseler dünyada herhalde fakir kalmaz. Bu yapılıyor mu? Hayır,  yapılmıyor. Sadece çıkan petrolün bunlar zekatını verseler o fakir fukara, garip  gureba ülkeler ihya olur."

"TÜM AÇLAR DOYAR"

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türk İşbirliği ve  Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) koordinatörlerini kabulündeki konuşmasında,  "Batı'da israf edilen yiyecekle dünyanın kalanındaki tüm açlar doyar" ifadesini  hatırlattı.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Aynı benzetmeyi şöyle de yapabiliriz, Batı'nın ortalığı karıştırmak,  terör örgütlerini kışkırtmak, insanları birbirine kırdırmak için harcadığı  parayla dünyanın kalanını asgari refah seviyesine ulaştırmak mümkündür.  Silahlanmaya harcanan paralar, şu anda dünyanın değişik yerlerindeki yağdırılan  bombalar, fazla yere gitmeye gerek yok sadece şu Ortadoğu'da harcanan paralar.  Bütün bunlara baktığımız zaman Irak'ta neler yaptılar, şu anda Suriye'de,  Filistin'de yapılanlar, Libya'da, bütün buralarda yapılan sadece savaş için  harcamalar dünyadaki o garip, fakir halkları ihya eder."

Kendi ölçülerinin asla bu olmadığını ve olmayacağını vurgulayan  Erdoğan, "Sadece şurada Suriye'de terör örgütlerine Amerika'nın gönderdiği yardım  5 bin tır silah ve mühimmat, 2 bin kargo uçağıyla buralara gelen yine aynı  şekilde silah ve mühimmat. Artık siz bunların ne tür bir büyük rakamlar tuttuğunu  hesap edin." diye konuştu.

"BİZ MUHACİR DE OLABİLİRDİK, RABBİM BİZLERE ENSAR OLMA ŞEREFİNİ BAHŞETTİ"

Türkiye'nin 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4,5 milyon mülteciye ev  sahipliği yaptığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Üzülmüyoruz, 'Niye böyle' demiyoruz, diyoruz ki 'Ya Rab, sana  hamdolsun bize 4,5 milyon mülteciye ev sahipliği yapma şerefini bahşettin.' Biz,  muhacir de olabilirdik, Rabbim bizlere ensar olma şerefini bahşetti. Ensar  olmaktan daha güzeli olabilir mi? Öyleyse ensar olmanın görevini yerine  getirmemiz lazım. Suriyeli kardeşlerimize kendi yurtlarında güvenli, huzurlu ve  müreffeh bir gelecek sağlamak için yaptığımız sınır ötesi operasyonları  ödediğimiz bedellere rağmen sürdürmekte kararlıyız. Terör örgütlerine karşı  yürüttüğümüz mücadelede, maalesef kendimize pek az dost bulabildik. Hatta  demokrasiden ve özgürlüklerden dem vuran ülkelerin önemli bir bölümünün çıkarları  öyle gerektirdiği için terör örgütlerinin yanında yer aldığını gördük. Lafa  geldiği zaman 'dostuz' diyorlar, yalan."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelinen noktada bu ülkelerle aralarında çok  kesin görüş ayrılıkları olduğunu tespit ettiklerine dikkati çekerek, şu  değerlendirmede bulundu:

"Mesela biz Suriye'de güvenli bölgeler oluşturalım istiyoruz, Sayın  Obama zamanından beri ben bunu söylüyorum. Kendisiyle kaç kez görüştük, söyledik.  Yeni gelen yönetim, baktım onlar da 'Güvenli bölge oluşturalım' diyor, biz bunu  zaten ta ne zamandan beri söylüyoruz, 'Hadi gelin oluşturalım', bakın yine  yanaşmıyorlar. Niye? İstedikleri bu değil, istedikleri ortalığı karıştırmak,  istedikleri Müslüman kıyımı, fakat öyle bir Müslüman kıyımı ki öldüren  'Allahüekber' diyor öldürüyor, ölen 'Allahüekber' diyor o da ölüyor. Öyle bir  terslik olabilir mi? İşte şu anda biz İslam dünyasında bunu görüyoruz.  Afganistan'da bu var, Irak'ta bu var, Suriye'de bu var, gidelim Libya'ya bu var.  Oyun hep aynı oyun, onlar kan ve ateş her yere yayılsın istiyor, biz Suriye halkı  kendi topraklarında huzur içinde yaşasın istiyoruz. Onlar Suriye halkı birbirini  kırsın, yok etsin istiyor, biz Suriye şehirlerini altyapısıyla üstyapısıyla  yeniden yaşam alanları haline getirelim istiyoruz.

TİKA niye var? TİKA bunun için var. TİKA gittiği yerlere neyi  götürüyor, bunu götürüyor. Onlar her şeyi yakıp yıkmak, mümkünse geride hiçbir  şey bırakmamak istiyor. Biz insanlar 7 yıldır kesintisiz yaşadıkları o kötü  günleri geride bıraksın kendilerine yeni bir gelecek inşa etsin istiyoruz. Onlar  kaos ve çatışma sonsuza kadar sürsün istiyor."

Bu karşıtlıkları, daha uzun uzun saymanın mümkün olduğunu dile getiren  Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asıl acısı da bu aleni fotoğrafa rağmen terör örgütlerini destekleyen  ülkelerin seslerinin daha çok çıkması hatta Türkiye'yi eleştirmeleridir. Türkiye  hiçbir operasyonunda sivillerin kılına dahi zarar vermemişken rejim ve güya  DEAŞ'la mücadele eden güçler neredeyse bir misyon veya bu misyonun ötesinde  yüklendiği görevle 1 milyon sivili katletmiştir. Buna rağmen ülkemizin siviller  bahane edilerek sürekli eleştirilmesini acı acı gülümseyerek takip etmekten başka  bir şey yapamıyoruz. Suriye'de, taş üstünde taş bırakmamaya adeta yemin etmiş  örgütlerin ve güçlerin karşısına Suriye'nin yeniden ihyası, inşası ve yükselişini  sağlayarak çıkmakta kararlıyız. Yüzlerinin kızarmayacağını, kalplerinin  yumuşamayacağını biliyoruz ama biz ecdadımızdan aldığımız terbiyenin gereği  olarak bu şekilde hareket etmeyi sürdüreceğiz."

"EN AZ 47 GELİŞMİŞ ÜLKEYE ÖZEL OLARAK YÖNELDİK"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemizin kalkınma  yardımları konusunda gösterdiği samimi duruş, uluslararası kuruluşların ilgisini  de üzerine çekmiştir. Herkes yardım adı altında siyasi ve ticari çıkarları için  zemin oluştururken biz, 47 en az gelişmiş ülkeye özel olarak yöneldik." dedi. 

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türk İşbirliği ve  Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) koordinatörlerini kabulündeki konuşmasında,  Türkiye'nin kalkınma yardımlarının bugüne kadar 170 ülkeye ulaştığını bildirdi.

"Sadece halkı Müslüman olan ülkeler değil, Müslüman olmayan mağdur,  mazlum ülkelere de biz yardımımızı gönderiyoruz ve göndereceğiz." diyen Erdoğan,  TİKA'nın ilk olarak Orta Asya'da bağımsızlığını kazanmış beş Türk cumhuriyetine  yönelik kalkınma yardımlarını yaparak başladığını ve bu ufku genişlettiklerini  söyledi.

TİKA'nın faaliyet alanını Balkanlar'dan Ortadoğu'ya, Afrika'dan Latin  Amerika'ya, Güney Asya'dan Pasifik'e kadar genişlettiklerini dile getiren  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizden önceki 10 yılda toplam 2 bin 500 projeyi hayata geçiren TİKA,  bugün yılda 2 bin projeyle yoluna devam ediyor. Gerektiğinde elbette balık da  verilen; ama asıl olarak balık tutması öğretilen bir anlayışla projeler  geliştiriliyor. Gidilen ülkeler arasında öyle yerler var ki haritada yerini  bulmak dahi zor. Mesela, Güney Pasifik'teki Solomon adalarına, sağlık  hizmetlerine ulaşımı kolaylaştırmak üzere 4 deniz ambulansı temin edilmiştir.  Komorlar'da 5 bin kişilik bir stadyum, Kolombiya'da ilköğretim okulu hizmete  sunulmuştur."

"TİKA PROJELERİNİN YÜZDE 80'İ SOSYAL ALTYAPININ GELİŞTİRİLMESİNE YÖNELİK"
TİKA'nın, yürüttüğü projeleri rastgele seçen, çıkar amaçlı hareket  eden bir kurum asla olmadığını belirten Erdoğan, faaliyet gösterilen ülkenin  beşeri ve tabii kaynakları dikkate alınarak, buna en uygun alt yapının  kurulmasına çalışıldığını ifade etti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"TİKA projelerinin yaklaşık yüzde 80'inin istihdama, eğitime, sağlığa,  kadınlara, çocuklara, iletişime yani sosyal alt yapının geliştirilmesine yönelik  olmasının sebebi işte budur. Kamboçya'da, Nijerya'da, Fildişi Sahilleri'nde,  Pakistan'da, Afganistan'da, Somali'de, Bangladeş'e kadınlara yönelik  rehabilitasyon merkezleri açılmasının sebebi budur. Nijerya'da, ana çocuk sağlığı  hastanesi, Makedonya'da, çocuk kliniği, Özbekistan'da kemik iliği hastanesi,  Tunus'da kadın doğum hastanesi kurulmasının sebebi budur. Nijerya'da ana çocuk  sağlığı hastanesi, Makedonya'da çocuk kliniği, Özbekistan'da kemik iliği  hastanesi, Tunus'ta kadın doğum hastanesinin kurulmasının sebebi budur."

"TÜRKİYE HAKİKİ MANADA ÇEVRE KORUMA PROJELERİ HAYATA GEÇİRDİ"
Çevrecilik adı altında her türlü kalkınma, gelişme çabalarına karşı  düşmanlık edenlerin aksine Türkiye'nin hakiki manada çevre koruma projeleri  hayata geçirdiğine vurgu yapan Erdoğan, geçen yüzyılın en önemli çevre  felaketlerinden biri olan Aral Gölü'nün kuruması karşısında ağaçlandırma, tarım  ve hayvancılık projeleriyle Özbekistanlıların yanında yer aldıklarını dile  getirdi.

Burkina Faso'da 100 bin Moringa Oleifera ağacı yetiştirerek hem  çocuklara destek olduklarını hem de çölleşmeye karşı önemli bir adım attıklarını  ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Tarihe saygımızı restorasyon projelerimizle gösterdik. Sadece son 3  yılda, 3 farklı kıtadaki 18 ülkede 100'ü aşkın eserin restorasyonunu başlattık.  TİKA'nın ilk kuruluş amacı olan Türk dünyasıyla ilişkileri de Orta Asya ile  sınırlı tutmayarak Gagavuz'lardan Harar'a, Ahıska'lardan Türkmen'lere kadar geniş  bir yelpazeye yaydık. Türkçe'nin en önemli ve en kapsamlı sözlüğünü dünyanın tüm  prestijli kütüphanelerine ve üniversitelerine taşıdık. Gazze'de hastane, toplu  konut ve zeytin yağı fabrikası, Sri Lanka'da Türk köyü kurulması gibi daha pek  çok faaliyet vardır."

SOMALİ'DEKİ KALKINMA YARDIMLARI
Somali'ye yönelik kalkınma yardımlarına ilişkin de bilgiler veren  Erdoğan, bu ülkedeki Türkiye'nin faaliyetlerinin de dünyada kalkınma yardımları  konusunda adeta yepyeni bir model ortaya koyduğuna dikkati çekti.

2011'de çok büyük bir kuraklık yaşayan Somali'nin yardım çağrısına  kulak vererek hemen dost ve kardeş Somali halkının yanına koştuklarını belirten  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Herkes Somali'deki faciayı seyrederken, ben, eşim, çocuğum,  arkadaşlarım, hepsi yanımda olmak suretiyle birlikte Somali'ye uçtuk. Terör bir  taraftan... Terör tehditlerine rağmen orada yerimizi aldık. Kolları sıvadık. Her  alanda neler yapılabileceği belirledik. Devletimizle milletimizle el ele verip  eğitimden sağlığa, tarımdan ulaştırmaya, güvenlikten idari yapıya kadar ülkeyi  baştan sona ayağa kaldıracak çalışmalara başladık. Biz Somali'de yaptığımız  işlere 'Türk tipi kalkınma yardımı modeli' diyoruz."

Erdoğan, TİKA'nın Ramazan ayı boyunca dünyanın dört bir yanında  gerçekleştirdiği iftarlar ve diğer çalışmaları da taktirle takip ettiğini ifade  etti.

"İNSANİ DİPLOMASİYİ DIŞ POLİTİKAMIZIN MERKEZİNE YERLEŞTİRDİK"
Diğer ülkeler herhangi bir siyasi, sosyal veya ekonomik sorunla  karşılaşınca ilk iş olarak kalkınma yardımlarını kıstıklarını, Türkiye'nin tam  tersine, en sıkıntılı zamanlarında dahi kalkınma yardımlarını artırmaya devam  ettiğinin altını çizen Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sevgililer sevgilisi peygamberimiz, 'Sağ elin verdiğini sol el  görmeyecek.' buyuruyor. Ölçü bu. Onun için istismar ve istiskal etmeden yani  aşağılamadan tamamen eşit ortaklık anlayışıyla iş birliği yolları aradık,  arıyoruz. İnsani diplomasiyi dış politikamızın merkezine yerleştirdik. Ev  sahipliği yaptığımız zirveler, bunun en açık ifadesidir. 2016'daki Dünya İnsani  Zirvesi, 2011 ve 2016 yıllarındaki En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı, İslam  İşbirliği Teşkilatı 13. Zirvesi, Uluslararası Somali Konferansı ve az gelişmiş  ülkelerin sorunlarını özellikle gündeme aldığımız G20 Zirvesi bu toplantılar  arasındadır.

Ülkemizin kalkınma yardımları konusunda gösterdiği samimi duruş,  uluslararası kuruluşların ilgisini de üzerine çekmiştir. Herkes yardım adı  altında siyasi ve ticari çıkarları için zemin oluştururken biz, 47 en az gelişmiş  ülkeye özel olarak yöneldik. Yapılan zirvelerden çoğu ülke taahhüdünü yerini  getirmezken biz 2008-2015 yılları arasında bu ülkelere 2 milyar doların üzerinde  yardım yaparak, taahhüdümüzün de ötesine geçtik. İnşallah bu şekilde yolumuza  devam edeceğiz. Türkiye'yi büyüttükçe, ülkemiz kazandıkça bunu dünyadaki tüm  mazlumlar ve mağdurlarla paylaşma zaviyemizi asla kaybetmeyeceğiz."

"BİZ ASLA BU TÜR RÜYAKARLIKLARA TEVESSÜL ETMEYECEĞİZ"
Yunus Emre'nin, "Ben gelmedim kavga için benim işim sevgi için. Dostun  evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim." sözünü aktaran Erdoğan, TİKA  temsilicilerinden gönüllere girmelerini istedi.

Erdoğan, şunları kaydetti:
"Varsın ötekiler çıkar için petrol için maden için altın için toprak  için ucuz iş gücü için çevirmedik fırıldak bırakmasın. Biz asla bu tür  riyakarlıklara tevessül etmeyeceğiz. Her ne yapıyorsak gönülden yapacak,  gönüllerde yer etmenin yoluna bakacağız. Allah için yapacağız. TİKA  koordinatörlerimizin her birini, Türkiye'nin yumuşak güç politikasının birer uç  beyi, birer akıncısı olarak görüyorum. Mahalli personel olarak kadronuzda bulunan  arkadaşlarınızı da bu kutlu davadaki gönüldaşlarımız, yoldaşlarımız olarak kabul  ediyorum. Her şeyden önce Rabbim yar ve yardımcınız olsun. Yıllardır başarılı  çalışmalarını yakından takip ettiğimiz Serdar Çam kardeşimiz başta olmak üzere  TİKA'nın tüm mensuplarına ülkemize yaptıkları hizmetler için milletim adına  yaptığınız bu hizmetler için teşekkür ediyorum."

Programda konuşmalar öncesinde TİKA'nın faaliyetlerine ilişkin video  gösterildi, Bosna Hersek, Bangladeş ve Ürdün saha temsilcileri de birer konuşma  yaptı.

Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri  Fahri Kasırga ile TİKA Başkanı Serdar Çam da program da hazır bulundu.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »