Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gücünüz yetmez!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İkitelli İstanbul Şehir Hastanesi Kredi Anlaşması İmza Töreni'nde konuştu.

21 Temmuz 2017 Cuma 18:52
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gücünüz yetmez!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda İkitelli İstanbul Şehir  Hastanesi Kredi Anlaşması İmza Töreni'nde yaptığı konuşmada, Ege Denizi'nde  meydana gelen deprem nedeniyle hem Türkiye de hem de Yunanistan'daki herkese  geçmiş olsun dileklerini iletti.

Bu olayın, deprem bölgesinde yaşandığı ve afetlere her zaman  hazırlıklı olmak gerektiği gerçeğini hatırlattığını belirten Erdoğan, "Dün geceki  oldukça şiddetli depremde ciddi bir hasar ortaya çıkmaması, alınan tedbirlerin  etkili olduğunu göstermiştir. Allah ülkemizi ve tüm dünyayı bu tür afetlerden  korusun." diye konuştu.

İstanbul İkitelli Şehir Hastanesi Finansmanı Anlaşması'nın tüm  taraflar için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, yatak kapasitesi 2 bin  682 olan, bünyesinde 9 hastaneyi barındıran, günde acil, ayakta ve yatan olarak  29 bin hastaya yaklaşık 10 bin personeliyle hizmet verme kapasitesine sahip  hastanenin ülkeye kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"5 bin işçi ve 400 mimar, mühendisin çalışmasıyla 36 ayda tamamlanması  planlanan İkitelli Şehir Hastanemiz, İstanbul'a ve ülkemize sağlık alanında  yepyeni bir vizyon katacaktır. Bu anlaşmanın, birtakım çevrelerin ısrarla  Türkiye'yi siyasi ve ekonomik cendereye almaya çalıştığı, bunun için yalan yanlış  pek çok iddiayı öne sürdüğü bir dönemde gerçekleşmiş olmasını ayrıca anlamlı  buluyorum."

Erdoğan, 5,2 milyar Türk lirası tutarındaki bu finansman anlaşmasının  Türkiye'nin uluslararası kredibilitesinin de yüksekliğine işaret ettiğini  vurguladı.

Japonlara teşekkür

Projenin hayata geçirilmesinde destekleri olan Japonlara da teşekkür  eden Erdoğan, "Bu bölgedeki attığımız adımların hala dayanışma içinde, dayanışma  ruhuyla devam ediyor olması, bundan sonraki sürecin de aynen Marmaray'da olduğu  gibi devam edeceğini gösteriyor." dedi.

15 Temmuz darbe girişiminin ertesi haftasında Japonlarla Rönesans  İnşaat'ın yetkililerinin bu anlaşmayla ilgili görüşmek üzere Ankara'da bir araya  geldiğine değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kimilerinin kuru bir geçmiş olsun beyanından dahi imtina ettiği bir  dönemde, böylesine yüksek meblağdaki bir anlaşmanın görüşmelerini aynı  kararlılıkla devam ettirmek, ancak gerçek dostların yapabileceği bir davranıştır.  Buradan ülkemize olan destekleri, güvenleri ve kadirşinaslıkları için tüm Japon  dostlarımıza teşekkürlerimi tekrar ifade etmek istiyorum. Türkiye, dostları  sayesinde büyük projeleri gerçekleştirebilme kapasitesi, kabiliyeti ve imkanı  olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Şimdi Japon dostlarımızla önemli bir projenin  de arifesindeyiz. İnşallah Sinop'taki nükleer enerji santralini de yine Japon  dostlarımızla birlikte gerçekleştirmenin adımlarını atıyoruz ve bu konuda da  gecikmek istemiyoruz. Süratle bu nükleer enerjiyi de bitirelim istiyoruz. Değerli  dostum, Japonya Başbakanı Abe ile kısa bir süre önce Hamburg'daki G20 Zirvesi'nde  bunları da etraflıcı görüşme fırsatını bulduk."

"Gelin birlikte kazanalım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin zor zamanlarında yanında olan,  kendisine güvenen, destek veren dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını  belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz ülkemize davet ettiğimiz herkese 'Gelin birlikte kazanalım'  çağrısı yapıyoruz. Çünkü bizim inayete değil, birlikte çalışmaya, birlikte  kazanmaya ihtiyacımız var. Bu anlayışla bizimle çalışmak isteyen herkese  ülkemizin kapılarının sonuna kadar açık olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek  istiyorum. Yatırım destek ajansımız başta olmak üzere, ilgili tüm kurumlarımız,  uluslararası yatırımcılara yardımcı olmaya, önlerini açmaya hazırdır. Biz  böylesine iyi niyetle muhataplarımıza yaklaşırken, bazılarının ticaretle siyaseti  birbirine karıştırmakta ısrar ettiklerini görüyoruz. Alman Ekonomi Bakanı'nın  hiçbir mesnede dayanmayan, tamamen dolaylı mesajlarla ülkemize yatırım yapan  şirketleri ürkütmeyi, tedirgin etmeyi amaçlayan beyanlarını buradan şiddetle  kınıyorum ve bu asla siyasete, siyasette temsil makamında olanlara yakışmaz."

"Soruşturma, araştırma yok, hepsi yalan"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör ve teröre bulaşanlarla  siyasetin birbirine karıştırılmamasını isteyerek, şöyle devam etti:

"Ben, Milli İstihbarat Teşkilatımı, İçişleri Bakanımı aradım ve  kendilerine sordum; 'Şu ana kadar Alman şirketleriyle ilgili başlattığınız  herhangi bir soruşturma, araştırma var mı? Dün arkadaşlarımdan aldığım cevap  şudur; Hiçbir Alman şirketiyle ilgili başlatmış olduğumuz bir soruşturma,  araştırma yoktur, hepsi yalandır. Buradan Alman dostlarıma, tüm dünyaya şunu  hatırlatmak istiyorum: Türkiye'yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeylerle de  bizi korkutmaya gücünüz hiç yetmez. Biz bugüne kadar Türkiye'de faaliyet gösteren  Alman firmalarını nasıl güvence altında çalıştırdıysak bundan sonra da aynı  şekilde güvence altında çalıştırmaya devam ederiz. Onların garantisi biziz,  güvencesi biziz. Çünkü biz 'kazan kazan' esasına göre onlarla bugüne kadar  çalıştık. Ama şu anda olayı farklı mecraya çekmek suretiyle Almanya'nın Türkiye  ile olan münasebetlerini burada zedelemek, lekelemek isteyenler, yanlış yolda  gidiyorlar. Tam aksine Türkiye'deki teröristleri Almanya'da saklayan hükümet,  önce bunun hesabını vermelidir."

"Almanya kendine çeki düzen vermeli"

"Türkiye'den kaçan teröristler Almanya'da niçin saklanıyor?" diye  soran Erdoğan, şöyle konuştu:

"Onlara orada verilen maddi destekleri neyle izah edecekler. Elimizde  tüm video kasetlerle ekranlarda sürekli yayınlanan ve Avrupa Birliği'nin yasak  koymuş olduğu, terör örgütü olarak kabul ettiği PKK'yı kendi caddelerinde Alman  polisinin koruması altında gösteri yapmasına müsaade eden Almanya, bunu neyle izah edecek? Onun için Almanya kendine çekidüzen vermelidir. Bizi de asla bu  tehditlerle ürkütemez bunu bilmelidir. Kendi yargıları ne kadar bağımsızsa şunu  bilmeleri lazım ki bizim yargımız onlardan daha da bağımsızdır."

"Biz bin yıllara baliğ bir devletiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin istihbarat ve güvenlik  kuruluşlarının belli olduğunu bildirerek, şunları aktardı:

"Biz bir çadır devleti değiliz, kabile devleti de değiliz. Biz bin  yıllara baliğ bir devletiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle bir geleneği  vardır, böyle bir geçmişi vardır. Bunlar böyle bir çalışma yürütmediğine göre bu  iddia sadece uluslararası şirketlerin kafasını karıştırmaya, ülkemizi karalamaya  yönelik bühtandan ibarettir. Esasen Almanya kökenli şirketler ülkemizde en rahat  çalıştığımız, en güzel işleri yaptığımız kuruluşlar arasında özel bir yere  sahiptir. Böyle bir kara propagandayla ülkemizde son 15 yılda 9 milyar dolara  yakın yatırım yapan Alman şirketleri üzerinde baskı kurmaya çalışıldığı  ortadadır. Uluslararası yatırımcıların tamamı gibi Alman şirketlerine de  ülkemizin kapıları ve milletimizin gönlü sonuna kadar açıktır. Dünyada serbest  pazar ekonomisi denilen bir şey var. Serbest piyasa denilen bir şey var. Ama  bunlar demek ki serbest pazar ekonomisini de öğrenememiş, serbest piyasayı da  bilmiyorlar. Hasbelkader yakaladıkları zenginlikle şimdi tehdit etmeye  kalkıyorlar."

"Kendi güvenilirliklerini yok edenlerle bizim işimiz yok"Kamu-özel sektör iş birliği projelerindeki uluslararası ortaklara,  Türkiye'ye getirdikleri teknoloji ve birikim bakımından da çok önem verdiklerini  belirten Erdoğan, "Birinci havalimanı ile alakalı uluslararası bankalar, finans  sektörü girmedi, çekildiler, girmiyoruz dediler. Ben yerli bankalarımıza başta  devlet bankaları olmak üzere bu konuda tavsiyemi yaptım. Sağ olsun 5 bankanın  kurduğu konsorsiyumla süreç başladı, ondan sonra da uluslararası finans sektörü  'Bizi de alır mısınız?' demeye başladılar. Çünkü baktılar ki bu iş olacak. Şu  anda da onlara ihtiyaç kalmadan iş yürüyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayi gibi stratejik alanlarda ve  yüksek teknolojiye dayalı her konuda bu iş birliğinin daha değerli olduğunu  vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Türkiye'yi gelişmekte olan ülke kategorisinden gelişmiş ülke  kategorisine çıkarmak için her alanda yüksek teknolojinin tasarımı, üretimi ve  kullanımına geçmek zorunda oluğumuzu biliyoruz. Teknoloji transferi bir yere  kadar işimizi görür ama asıl olan bunun araştırma, geliştirme, ürüne dönüştürme  safhalarını yapabilmemizdir. Bunun için de dostlarımızın desteğine, katkısına  ihtiyacımız var. Türkiye'nin darbe girişimi gibi bir ülkenin başına gelebilecek  en büyük felaketlerden birini yaşadığı dönemde dahi yatırım yapılabilir bir yer  olduğunun en büyük kanıtı işte bu projedir. Uluslararası aktörler, kredi  derecelendirme kuruluşları gibi tamamen siyasi yönlendirmelerle not açıklayan  kuruluşlara değil, ülkelerin gerçeklerine bakıyor. Türkiye gerçeğiyle apaçık  ortadadır. Güya tüm dünya için ortak ekonomi, siyasi, sosyal standartlar  belirleyen ama kendi işlerine gelmediğinde bunların hiçbirine uymayan kimi  ülkelerin ve kuruluşların foyası, yaşanılan her hadiseyle biraz daha ortaya  çıkıyor.

Türkiye'yi AB'ye almayanların, şartları uygun olmayan nice ülkeyi  birliğe buyur ettiğini gördükten sonra artık bunların hiçbirine şaşırmıyoruz.  Kendi elleriyle, kendi güvenilirliklerini yok edenlerle bizim işimiz yok. Yolumuz  da aynı değil. Türkiye yeniden şekillenen dünya siyasetinde ve ekonomisinde,  kendine en doğru, en adil, en kazançlı yeri mutlaka bulmuştur, bulacaktır. Ne  terör örgütlerinin azgın saldırıları ne de uluslararası düzeyde sergilenen  ikiyüzlülükler buna engel olabilir. Genç yaştaki Necmettin Yılmaz öğretmenimizi  şehit eden terör örgütlerine karşı güvenlik güçlerimiz, bir hafta, on gün içinde  hepsini buldu, gereğini de yaparak onları etkisiz hale getirdi. Türkiye artık bu.  Hiçbir zaman şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak. Atalarımızın dediği gibi şunu  da bilmemiz lazım, su akar yatağını bulur."

"Yatırım yapan herkes Türkiye'de kazanacaktır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, bölgesindeki krizlere  ve kendisine yönelik saldırılara rağmen büyümeyi, gelişmeyi, ilerlemeyi  sürdürdüğünü ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Geçtiğimiz yıl yüzde 2,9'luk büyüme oranıyla beklentilerin üzerine  çıkarak, Avrupa'ya göre oldukça iyi, dünya genelinde de takdire şayan bir başarı  elde etti. Bu yıl da ilk çeyrekteki yüzde 5'lik büyüme oranıyla yine pek  çoklarını şaşırtan bir başarı ortaya koydu. İnşallah ikinci çeyrek çok daha  farklı gelecek. Ben buna da inanıyorum. Son 4 yıldır kesintisiz saldırı altında  bulunan Türkiye, artık aydınlığa doğru yol almaya başlamıştır. Üretimde,  ihracatta, istihdamda, borsada, ekonominin her alanında güzel haberler ve  sinyaller gelmeye devam ediyor."

Borsada yüzde yüzün üzerindeki sıçramanın bir çoklarını ciddi manada  şaşırttığını anlatan Erdoğan, "Böyle bir dönemde güvenen ve yatırım yapan herkes  Türkiye'de kazanacaktır." dedi.

Erdoğan, imzalanacak finansman anlaşmasının taraflar için hayırlı  olmasını dileyerek, böyle ciddi rakama baliğ, yüzde 80'ini kreditörlerin temin  ettiği, yüzde 20'si öz sermaye olmak üzere ciddi bir dayanışmanın ortaya  konulacağı bu yatırımın, Türkiye'de bir numara sağlık yatırımı olarak dünyaya  örnek olacağına inandığını kaydetti.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve yetkililer daha sonra İkitelli İstanbul Şehir  Hastanesi Kredi Anlaşması'nı imzaladı.

Törene, Sağlık Bakan Yardımcısı Ahmet Baha Öğütken, Rönesans Holding  Başkanı Erman Ilıcak, Rönesans Sağlık Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kamil  Yanıkömeroğlu ve Sojitz Corporation Yönetim Kurulu Başkanı Yoji Sato ve çok  sayıda davetli katıldı.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »