Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail bir terör devletidir

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Sivas 6. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşma sırasında Batı Şeria'nın El-Halil kentinde çekilen ve direnişin simgesi haline gelen Filistinli çocuğun fotoğrafını göstererek, "14 yaşındaki çocuğu gözleri bağlı olarak bu teröristler bakın ne halde sürüklüyor.Bu ne vicdansızlıktır, bu ne kahpeliktir" ifadelerini kullanıp ABD ile İsrail'e resti çekti.

10 Aralık 2017 Pazar 16:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail bir terör devletidir
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, partisinin Sivas 6. Olağan Kongresi, Sivas İli Toplu Açılış  Töreni ile "1243 Kösedağ Savaşı ve Anadolu’nun Moğollar Tarafından İşgali Uluslararası Şurası"na katılmak için Sivas'a geldi. Sivas'ta 4 Eylül Stadı'nın yanındaki yeni spor salonunda partisinin 6.  Olağan Kongresi'ne katılan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada  "Gecemizi gündüzümüze katarak Türkiye'yi 2023 hedeflerine adım adım taşıyacağız" dedi.  Daha sonra katıldığı toplu açılış töreninde de ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahi'ya çağrı yapan Erdoğan, "1980 yılında 478 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun (BMGK) aldığı ve altında Amerika'nın da imzası olan belgeye göre İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etme kararı geçersizdir. Ey Trump, sen 1980'de bu kararı tek başına nasıl yok farzediyorsun ya. Senin böyle bir yetkin var mı? Sen tek başına bir emlak mı alıp satıyorsun. Buna yetkin yok" dedi.

'Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir' diyen Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle: Son yıllarda bölgemizde meydana gelen hadiseler, millet ve ümmet olarak ne kadar ağır bir imtihandan geçtiğimizi ortaya koyuyor.Ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya kasvetli günler yaşıyor. Irak meselesinde mesafe aldığımıza sevinirken ertesi gün Körfez'den sıkıntılı haberler geliyor, bir anda bu sefer Pakistan'da sıkıntılar yükseliyor. Somali'de açlığa çözüm bulduk derken bu kez Yemen, Arakan'daki mazlumların feryatları ile yüreğimiz dağlanıyor. Suriye krizini hal yoluna koymak için adım attığımız günlerde Kudüs'te yeni bir provokasyon önümüze çıkıyor. Türkiye barış, istikrar ve güvenlik için çalıştıkça birileri de çatışma ve savaş için gayret gösteriyor. 

Bu amaçla etnik ve mezhebi farklılıkları kışkırtıyorlar. Terör örgütlerini en modern silahlarla donatıyorlar. Kirli planlarını gerçekleştirmek için asırlardır altında kendi imzaları olan BM kararlarını dahi ayaklar altına almaktan çekinmiyorlar. Paçavraya çevrilmeyen prensip kaldı mı? Yapılmadık provokasyon kaldı mı?  Son 7 yılda gözlerimizin önünde işlenmeyen vahşet kaldı mı? İnsanlık son birkaç yılda gördüğü çifte standarda, tarihinin pek az döneminde şahit olmuştur. Sözde ileri demokrasi beşiği ülkeler, en temek hal ve özgürlükler katlediliyor. Bizden sessiz kalmamızı, köşemize çekilmemizi istiyorlar. Bizden değerlerimizi ayaklar altına alarak teslimiyet yolunu seçmemizi istiyorlar. Müslüman, hele de Türk ise cesur insandır. Bu böyle biline. Biz kim var diye seslenilince sağına ve soluna bakmadan ben varım diye haykırmayı hayatının merkezine yerleştirmiş insanlarız. 

EY İSRAİL... 

Tavrımızı muhataplarımızın kimliğine göre değil, haklı mı haksız mı olduğuna bakarak belirleriz. Zalim öz kardeşimiz de olsa karşısına çekilmekten çekinmeyiz. 1492 yılında, ey İsrail, Yahudiler İspanya'dan göçe zorlandığında onlara kapılarını açan biz olduk. 19. yüzyılda Yahudiler Rusya'da yaşadıkları baskılar karşısında yine kurtuluşu Osmanlı'ya sığınmakta buldular. Bu konuda bir Alman seyyah şöyle tespitte bulunuyor: "Yeryüzünde Yahudiler herhangi bir memlekette kovuldular mı, doğru Türkiye'ye sığınırlar.

Bu milletin geçmişinde asla holokost yoktur, soykırım yoktur, bunu böyle biliniz. Bu milletin tarihinde etnik temizlik yoktur. Katliam, zulüm, işkence yoktur. Sömürgecilik yoktur, çiğ süt içmedik ki karnımız ağrısın. Alnımız ak, başımız dik. Böyle yürüdük, böyle yürüyoruz. Bu millet tavrını birilerinin cüssesine göre belirlemeyecek kadar cesur bir millettir. Biz birilerinin tehditlerinden, şantajlarından yılacak bir millet değiliz. 

Biz, 'Kim var' diye  seslenilince sağına ve soluna bakmadan, fert fert 'Ben varım' diye haykırmayı,  hayatının merkezine yerleştirmiş insanlarız. Bizim için zalimin de mazlumun da  kim olduğunun önemi yoktur. Tavrımızı muhataplarımızın kimliğine, diline, dinine,  gücüne göre değil, haklı mı haksız mı olduğuna bakarak belirleriz. Zalim öz  kardeşimiz de olsa, karşısına dikilmekten çekinmeyiz.

Sözde ileri  demokrasinin beşiği ülkelerde, ne yazık ki en temel hak ve özgürlükler fütursuzca  katlediliyor. Bizden, bu tabloya sessiz kalmamızı istiyorlar, köşemize  çekilmemizi, adaletsizliğe boyun eğmemizi, çocukların kanları üzerine inşa  ettikleri zulüm düzenine rıza göstermemizi bekliyorlar, bizden değerlerimizi  ayaklar altına alarak teslimiyet yolunu seçmemizi talep ediyorlar. Kardeşlerim,  Müslüman, hele de bu Müslüman Türk ise cesur insandır, bu böyle biline

TRUMP'IN AÇIKLAMASI YOK HÜKMÜNDEDİR

Biz mazlumların yanında olmaya devam edeceğiz. Bu anlayış ile ilk kıblemiz gözbebeğimiz Kudüs konusunda tüm imkanlarımızı sonuna kadar kullanacağız. Amerika'nın kararını ilan edeceğini açıkladığı salı gününden bu yana yoğun bir telefon diplomasisi yürüttük. Amerika'nın bu adımının tamamiyle evangelist bir yaklaşım olduğunu da ortaya koymak durumundayım. Ne uluslararsı hukukla, ne diplomasi ile ne de insanlıkla bağdaşmadığını dile getirdik. Çarşamba günü İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) dönem başkanı olarak, İstanbulumuzda İslam ülkelerinin liderlerini, hükümet başkanlarını olağanüstü bir zirvede bir araya geyiriyoruz. Burada belirleyeceğimiz yol haritası ile kararın hayata geçirilmesinin hiç de öyle kolay olmayacağını göstereceğiz.

Trump'un açıklaması bizim  için zaten bir yok hükmündedir. Bunun bir kıymetiharbiyesi yoktur. Orayı başkent  olarak ilan etmenizin, büyükelçilik binanızı oraya taşımanızın bizim nezdimizde  bir kıymetiharbiyesi yoktur. Yok hükmündedir. Yarın akşam sayın Putin ile de hem bu meseleyi hem de Suriye meselesini etraflıca değerlendireceğiz. 

"İSRAİL TERÖR DEVLETİDİR, TERÖR"

1947-67 arasında Filistin küçülmeye başladı. 1967'de İsrail iyice büyüdü. Geliyoruz bugüne. Mevcut durum. Şu anda İsrail ne oldu, bugün ve Filistin ne oldu? Filistin mazlum, mağdur. İsrail tam bir işgal devleti. Dünyanın almış olduğu hiçbir kararı bugüne kadar bu İsrail tanımamıştır. Şimdi de Amerika ve İsrail 1980 BM kararı, Amerika ve İsrail'in dışında buna uyan yok. İsrail terör devletidir, terör.

14 yaşındaki çocuğu, gözleri bağlı olarak bu teröristler bakın ne halde sürüklüyorlar. Kudüs, İstanbul'un kardeşi, Konya'nın, Sivas'ın, Diyarbakır'ın dostudur. Kudüs, bizim gözümüzün nurudur. Çocuk katili bir ülkenin insafına terk etmeyeceğiz. İşgal ve yağmadan başka hiçbir değeri olmayan bir devletin insafına da bırakmayacağız. Mücadelemizi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

"EY TRUMP, EY NETANYAHU BİZ SİZİN DÜŞTÜĞÜNÜZ ACZE DÜŞMEYECEĞİZ"

Daha sonra toplu açılış törenine katılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada da Trump ve Netanyahu'ya seslendi. "Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir" diyen Erdoğan şunları dile getidi: "Kudüs üzerindeki oyunlara asla müsaade etmeyeceğiz. Amerika'nın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliğini taşıma kararı bunun son örneğidir. Bu karar zaten sürekli örselenen barışa yönelik bir kışkırtmadır. 1980 yılında 478 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun (BMGK) aldığı ve altında Amerika'nın da imzası olan belgeye göre İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etme kararı geçersizdir. Ey Trump, sen 1980'de bu kararı tek başına nasıl yok farzediyorsun ya. Senin böyle bir yetkin var mı? Sen tek başına bir emlak mı alıp satıyorsun. Buna yetkin yok. 1947'den itibaren zaten Filistin hep işgale uğramıştı. İsrail bir işgalci devlettir, İsrail bir terör devletidir. Ey Trump, senin düştüğün bu yanlışa biz düşemeyiz. Biz beklerdik ki bu konuda düşüncen varsa bunu bizimle paylaş. Şu anda Tayyip Erdoğan, Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı'nın dönem başkanıdır. Bizimle bunu paylaşman gerekirdi. Böyle bir adım atamazsın. Ben günlerdir, hem İslam hem Hıristiyan dünyasının ileri gelenlerini tek tek aradım. Buradan bir sonuç bildirgesi açıklayacağız, ondan sonra da etkinliklerimizi devam ettireceğiz. Trump, 'ben yaptım oldu' demesi ile olmuyor. Sen istediğin kadar büyükelçiliğini taşı, İsrail istediği kadar başkent ilan etsin. İsrail kendi yaptıkları ile kalır. Hukuk tanımaz bir adımı kabul etmemiz mümkün değildir. 

Kudüs'te şehirdeki genel baskıların yanında Mescid-i Aksa'nın içinde bulunduğu Harem bölgesine yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Müslümanların girişlerini engellemek için İsrail güvenlik güçleri akla hayale gelmeyecek yollara başvuruyor. Ey Trump, ey Netenyahu, siz bunları yapsanız da biz sizin düştüğünüz bu acze düşmeyeceğiz. Bizden buna seyirci kalmamız bekleniyorsa kimse kusura bakmasın. Biz böyle bir ayıbı sırtımızda taşıyamayız. Biz haklıyız, onun için de güçlüyüz. Ama Amerika herhalde bazularına güveniyor. Hayır değilsin. Çünkü haksızsın. Şunu unutmayın. Kudüs bizim ilk kıblemizdir. Çünkü Kudüs Peygamberimizin Mirac'a çıktığı kutsal mekandır. Gazeteci tarihçi İlhan Bardakçı, bir hikayeyi şöyle anlatır: Mescidi Aksa'nın avlusunda, Osmanlı askeri adeta abide misali durmaktadır. Selamlaşmadan sonra bu kişi, kendini şöyle tanıdır; "20. Kolordu, 36. Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makineli Tüfek Tabur Komutanı Onbaşı Hasan" 9 Aralık 1917 tarihinden beri oradadır. Kendisi en son ayrılan birliğin geride bıraktığı nöbetçi onbaşı. Iğdırlı bu kahraman görev yerini terk etmemiş, orada beklemiştir. Bu yiğit, komutanının bir sözü üzerine yarım asır orada nöbet bekelmişken, biz koskoca Türk milleti olarak Allah'ın emrine, ecdadın emanetine nasıl sırtımızı dönüp 'Kudüs'ten bize ne' diyebiliriz."
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »