Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ABD'ye tarihi cevap!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen İnovasyon ve Girişimcilik Haftası Kapanış Töreni'nde önemli açıklamalar yaptı

9 Aralık 2017 Cumartesi 17: 7
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ABD'ye tarihi cevap!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından  düzenlenen İnovasyon ve Girişimcilik Haftası Kapanış Töreni'nde yaptığı  konuşmada, etkinliğin, hayırlı neticeler doğurmasını temenni etti.

Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen ve katkıda bulunan herkese  teşekkür eden Erdoğan, Türkiye İnovasyon Haftası'nın, İstanbul'un küresel kimliği  de dikkate alınarak, Türkiye inovasyon ve Girişimcilik Haftası haline  dönüştürülmesini de isabetli bir karar olarak gördüğünün altını çizdi.

Böylece hem İstanbul'u girişimcilik konusunda uluslararası bir marka  haline getirme hem de Türkiye'den milyar dolarlık girişimciler çıkarma  doğrultusunda birlikte çalışabileceklerini vurgulayan Erdoğan, 2014 yılından beri  Anadolu'ya yayılmış olan bu etkinliğin ilgili tüm kesimleri bir araya getiriyor  olmasının da ayrıca önemli olduğunu dile getirdi.

Hafta boyunca tecrübeleri, birikimleri, tenkit ve teklifleriyle  katılımcılara ilham veren tüm konuşmacıları da kutlayan Erdoğan, projeleri  sergilenen ve değerlendirme sonunda ilk üçe girerek ödüle layık görülen yerli ve  yabancı girişimcileri de tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnovatif Projesi kapsamında 5 kategoride ödül  alan firmaların temsilcilerini, üniversite-sanayi iş birliğine dayanan, inovasyon  odaklı mentorluk programı kapsamında sertifika alan kişileri de kutladı. Erdoğan,  etkinliğin ileriki yıllarda daha da zenginleşerek süreceğine inandığını söyledi.

"GİRİŞİM SERMAYESİ FONLARINI HAREKETE GEÇİRMELİYİZ"

Türkiye'nin uluslararası rekabetteki gücünü artıracak girişimlerin  neşvünema bulmasını sağlamak gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Kamunun,  üniversitelerin ve özel teşebbüsün desteklediği girişimcilik ve kuluçka  merkezleri, bu bakımdan önem arz ediyor. Hedeflerimize ulaşmak için, kamunun  sunduğu desteklerin yanı sıra aynı amaçla yatırım yapan girişim sermayesi  fonlarını da harekete geçirmeliyiz. Özel sermaye fonları sektörünün son yıllarda  ulusal varlık fonları, yatırım fonları, aile şirketleri, nitelikli  yatırımcılardan kayda değer bir meblağ topladığını biliyoruz." dedi.

Dünyada 2008'de 4 bin 700 civarında bulunan özel sermaye fonu  sayısının bugün 7 binin üzerine çıktığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu fonlar yaklaşık 4 trilyon dolarlık bir kaynağı yönetiyorlar.  Sektörün gelecek 10 yılda 15 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağı  öngörülüyor. Bu pastadan daha fazla pay alabilmek için hem ümit vadeden  girişimcilere hem de başarılı fon yöneticilerine ihtiyacımız var. Diğer taraftan  büyük şirketlerin kurduğu girişim sermayesi fonları, sadece 2017 yılının ilk  yarısında dünya genelinde 13 milyar doların üzerinde yatırım yapmış durumdalar.  Ülkemizdeki büyük şirketlerimizin de benzer şekilde fonlar kurarak, girişimcilere  yatırım yapmalarını bekliyoruz. Buradaki destek sadece maddi olarak değil,  tecrübe paylaşımı şeklinde de olmalıdır. Basiretli iş adamlarımız, tecrübelerini  genç iş adamlarımıza, bunun yanında genç girişimcilerimize aktararak, onların  fırsatları görmelerini temin etmelidir."

Teknik destek konusunda ise hem kamu kurumlarının hem de özel sektör  örgütlerinin önemli çalışmalarının olduğuna değinen Erdoğan, burada ihracat  pazarlarına yönelik olarak il, ülke ve ürün bazında pazar analizi, iş fırsatları  ve rekabetçiliği artırma konularında çalışmalar yapan TİM'e teşekkür etti.

 

Türkiye'de paylaşarak büyüme ve daha büyük ekonomik değer üretme  anlayışının kökleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küçük  olsun benim olsun zihniyeti aynen 'Yeni icat çıkarma.' sözünde olduğu gibi,  yenilikler yaparak büyümenin önünde bir engel olarak duruyor." ifadelerini  kullandı.

"TÜRKİYE, TÜM YATIRIMCILARI CEZBEDEN BİR ÜLKE"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son dönemde Türkiye'nin hız  kazanan ekonomisine yönelik olumsuz algı oluşturma çabalarına dikkati çekerek,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, bu algı çabasının tam tersine, sahip olduğu büyük potansiyel  yanında tüm yatırımcıları cezbeden bir ülke olma özelliğini güçlendirerek  sürdürüyor. Ülkemizin küresel sisteme entegre bir ekonomiye sahip olduğunu,  burada iş yapan herkes aslında gayet iyi biliyor. Ülkemizde faaliyet gösteren, iç  pazarla birlikte yurt dışına da üretim yapan, bunun için de yerli tedarik  ağlarını kullanan yatırımcıların sayısının sürekli artması, net bir şekilde şunu  ortaya koyuyor: Bu durumun girişimciler açısından anlamı, ülkemizde ortaklık  kurabilecekleri, ürünlerini pazarlayabilecekleri, araştırma geliştirme  kapasitelerinden yararlanabilecekleri çok sayıda ortak bulabileceklerdir."

"TÜRKİYE'Yİ KARALAMA KAMPANYALARI YENİ DEĞİL"

Türkiye'yi karalama kampanyalarının yeni bir vaka olmadığının da  altını çizen Erdoğan, gençler için tarihten bazı örnekler vermek istediğini  belirterek,"16 Eylül 1922 tarihli bir Amerikan gazetesinde, İstanbul, gazetenin  ifadesiyle 'Muhammed-i inanışın merkezi ve Mustafa Kemal de büyük bir politik  dini imparatorluk kurmayı planlayan İslam'ın yeni lideri' olarak anılıyor. 19  Eylül 1922 tarihli bir başka Amerikan gazetesi, Mustafa Kemal'in yeni bir  Müslüman imparatorluk planladığını, Yunanlıların hezimetinin de bunun ilk adım  olduğunu söylüyor. İlginç değil mi? 10 Ekim 1922 tarihli bir Amerikan gazetesi,  Mustafa Kemal'i 'Korkunç Türklerin en korkuncu' olarak nitelendiriyor. 17 Kasım  1922 tarihli bir Amerikan gazetesi ise Mustafa Kemal'i 'Bir terör sembolü' olarak  tanımlıyor. Bu haberlerin bugünkülerden farkı var mı? Dün böyle yaptılar bugün de  aynısını yapıyorlar, değişen bir şey yok. Bu haberlerin 11 Ekim 1922'de imzalanan  Mudanya Mütarekesi'nin hemen öncesi ve sonrasına denk gelmesine, özellikle  dikkatinizi çekiyorum. Verdiğim örneklerden de anlaşılacağı üzere, ne zaman bu  millet ayağa kalkmaya çalışsa hemen 'terörist' ve 'korkunç' olmakla suçlanarak,  hakkımızda olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışılıyor." şeklinde konuştu.

Bugün Avrupa ve Amerikan medyası takip edildiğinde benzer ithamların  şahsı ve günümüz Türkiyesi için de yapıldığına şahit olunacağına dile getiren  Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu durum gösteriyor ki biz millet olarak doğru yoldayız. Dün ülkemiz  aleyhine oluşturulmaya çalışılan algı, Kurtuluş Savaşımızı başarıyla  sonuçlandırmamıza ve yeni devletimizi kurmamıza engel olmamıştı. Bugün de benzer  gayretler, 2023 hedeflerimize ulaşmamıza, demokraside ve ekonomide dünyanın en  ileri ülkeleri arasına girmemize engel olamayacaktır. İşte sene 2002. IMF'ye olan  borcumuz 23,5 milyar dolar. Bizi sadece paramızı yönetmekle kalmadılar, aynı  zamanda siyaseten yönetmeye çalışıyorlardı. Davos'taki bir toplantıda o zamanki  IMF Başkanı bana siyasi akıl vermeye kalktı. Kendisine şunu söyledim: 'Siz  taksitlerinizi almaya bakın, bize siyasi akıl veremezsiniz, ülkemi siyasette ben  yönetirim.' Tabi biraz böyle abandone oldu, 'Taksitlerinizi alıyor musunuz?'  Sustu. 'Alıyor musunuz, onu söyle bana?' 'Alıyoruz.' dedi. Sene 2013, artık bizim  IMF'ye borcumuz kalmadı, bitti, defteri kapadık."

GİRİŞİMCİLERE "TÜRKİYE'YE GÜVENİN" ÇAĞRISI

Girişimcileri bu tür kirli propaganda çalışmalarına aldırmadan  Türkiye'ye güvenmeye davet eden Erdoğan, "İşte az önce ödülleri verdiğimiz  girişimciler, sadece ülkemizde bazı semboller. Daha çok girişimcilerimiz var.  Üretiyoruz, üreteceğiz. Evelallah bu yarışta öne çıkıyoruz ve çıkacağız. Bunun  başka alternatifi yok. Küresel ekonomide rakiplerimiz ve dostlarımız elbette  olacaklar. Büyümemize katkı veren dostlarımız, bizimle birlikte kazanacak, algı  operasyonlarıyla bize çelme takmaya çalışan rakiplerimiz ise yalanlarının altında  ezilip kalacaklardır." dedi.

Türkçeye "Yenilikçilik" olarak çevrilen inovasyon ile "Fırsatları  değerlendirme çabası" olarak ifade edilebilecek girişimciliğin esasen Türk  milletinin fıtratına çok uygun olduğunun altını çizen Erdoğan, bu konuda  dolmuşları örnek gösterdi.

Dolmuşçuluğun nasıl ortaya çıktığına yönelik farklı rivayetler  olduğuna değinen Erdoğan, 1929 yılında yaşanan ekonomik buhran döneminde müşteri  bulmakta zorlanan bir taksicinin, Cağaloğlu'ndan ilk dolmuşçuluğu başlattığını  belirterek, "Aynı yönde giden dört müşterisine, hepsini birlikte taşımayı ve  ücreti dörde bölmeyi teklif eder. Nasıl? Tabii şoför akıllı, Türk ya...  Müşteriler de akıllı, Türk ya... Böldüler, müşterilerin de kabul etmesi üzerine,  işi biraz daha büyütüp, Karaköy iskelesinden sabit bir ücretle Taksim'e müşteri  taşımaya başlar. Böylece bu iş tutar. Giderek yaygınlaşır, işte sana dolmuş."  dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, arabalı vapurların da bir girişimcilik örneği  ve "Türk icadı" olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Osmanlı döneminde Şirket-i Hayriye'ye yönetici olarak atanan Hüseyin  Haki Efendi, diğer pek çok yeniliğin yanı sıra yolcuları ve arabaları birlikte  karşıya taşıyacak bir vapur projesi geliştirir. Rahmetli babam da Şirket-i  Hayriye'de çalışmıştır. Bu vapuru inşa ettirmek istediği İngilizler konuyu  anlayamadığı için, şirketinin baş mimarını Londra'ya gönderip, ne istediğini  tarif ettirmek zorunda kalır. Çünkü o tarihte Londra'da karşıdan karşıya nehir ve  deniz ulaşımı, iki kıyı arasında halatla veya zincirle çekilen sallar vasıtasıyla  yapılmaktadır. Bu örnekleri artırmak mümkündür. Önemli olan ihtiyacı tespit etmek  ve buna pratik, uygulanabilir, uygun maliyetli, sürdürülebilir bir çözüm  bulmaktır. Bizim insanımız öyle zor şartlarda, öyle imkansızlıklar içinde, öyle  pratik çözümler üretiyor ki bunların ticari boyuta taşınamıyor olması, gerçekten  akıl alır gibi değildir."

'KUDÜS BİZİM İLK KIBLEMİZDİR'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika'nın  Kudüs'le ilgili kararının hiçbir hükmü ve geçerliliği olmadığını ifade ederek,  "Kudüs, senelerdir Filistinlilere devlet terörü uygulayan bir ülkenin insafına  terk edilemez. Kudüs'ün kaderi 1967'den beri hiçbir hukuk, ahlak tanımadan  Filistinlilerin topraklarını gasbeden işgalci bir devletin ellerine bırakılamaz.  Bunun adı kuzuyu vahşi bir kurda teslim etmek olur." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından  düzenlenen İnovasyon ve Girişimcilik Haftası Kapanış Töreni'nde yaptığı  konuşmada, bu sistem bu şekilde devam ettiği müddetçe yeni Suriyeler, yeni  Arakanlar, yeni Ruandalar, Bosna'da olduğu gibi yeni soykırımların yaşanmaya  devam edeceğini ve korkularının da bu olduğunu söyledi.

Bugün yaşananların sadece bir sonuç olduğunu vurgulayan Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Asıl sorun sistemin kendisidir. Sistemi kendi emelleri doğrultusunda  iğfal edenlerdir. Bizim itirazlarımızın tepki çekmesinin, birilerinin konforunu  bozmasının yegane sebebi de budur. Amerika'nın Kudüs'le ilgili kararının bizim  nazarımızda hiçbir hükmü, hiçbir geçerliliği yoktur. Kudüs, senelerdir  Filistinlilere devlet terörü uygulayan bir ülkenin insafına terk edilemez. İşte  sizlere Filistin haritalarını gösterdim. Nerelerden nereye geldik. Bunu ancak  işgalciler yapar. Devlet terörü estirenler yapar. Kudüs'ün kaderi 1967'den beri  hiçbir hukuk, ahlak tanımadan Filistinlilerin topraklarını gasbeden işgalci bir  devletin ellerine bırakılamaz. Bunun adı kuzuyu vahşi bir kurda teslim etmek  olur. Kudüs bizim göz bebeğimizdir. Kudüs bizim ilk kıblemizdir. Kudüs bizim için  bir kırmızı çizgidir, bu böyle bilinsin. Hatta 1,7 milyarlık İslam aleminin  kırmızı çizgisidir. Yüreğimizin bir parçası, Mekke ve Medine ne ise diğer yarısı  da Kudüs'tür. Alınan karar tam anlamıyla bir provokasyondur ve bu öyle bir  provokasyon ki, bu provokasyonun arkasında Evangelistler var. Bunu bizzat zaten  sayın Başkandan dinlemiş birisiyim süreci biliyorum. Açık söylüyorum. Müslümanlar  gibi Hristiyanların da Kudüs üzerindeki haklarını ayaklar altına alan bu karara  biz asla rıza göstermeyeceğiz."

"BİZ ASLA IRKÇI DEĞİLİZ, OLAMAYIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 13 Aralık Çarşamba günü İstanbul'a tüm İslam  dünyası ve Hristiyan dünyasından da davetler yaptığını belirterek, İslam  İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Liderler Zirvesi'ni burada toplayacaklarını  kaydetti.

Erdoğan, buradan dünyaya bir sonuç bildirgesiyle açıklamalarını  yapacaklarını belirterek, "Hukuk ve meşruiyet mücadelesini sürdüreceğiz. Tabii ki  bütün bunları yaparken de hukuki süreci yine aynı şekilde dikkatlice takip  edeceğiz. Bu toplantıda İslam dünyasının liderleriyle tek ses, tek vücut olarak  tepkimizi ortaya koyacak, Kudüs'ün statüsünün korunması noktasında ne gibi  adımlar atabileceğimize karar vereceğiz. Gerek İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem  Başkanı olarak şahsım, Arap Ligi Başkanı olarak Ürdün Kralı 2. Abdullah birlikte  biliyorsunuz hafta başı burada da, Ankara'da bir karar almıştık. Yine Çarşamba  günü birlikte buradan mesajlarımızı vereceğiz." diye konuştu.

Zirvenin ve orada sergilenecek vahdet tablosunun birilerine gerekli  mesajı vereceğine inandığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Yol erkenken dönmek lazım. Bu süreçte bir hususun altını özellikle  çizmek istiyorum. Müslümanlar sonuna kadar haklı oldukları böylesi bir meselede  kışkırtmalara gelerek, işgalcilere malzeme vermemelidir. Buna da dikkat edeceğiz.  Tepkimizi gösterirken hukuktan, suhuletten ve demokrasiden kesinlikle  ayrılmamalıyız. Biz asla ırkçı değiliz, olamayız. Biz asla ayrımcı olamayız. Biz  asla tek bir masumun saçının teline dahi zarar vermeye veya bu yola gitmeye  tevessül edemeyiz. Aksi takdirde mücadele ettiğimiz zalimlerden bizim ne farkımız  kalır. Kudüs'teki gelişmelerin incittiği, öfkelendirdiği, hayal kırıklığına  uğrattığı tüm kardeşlerimi bu konuda dikkatli olmaya davet ediyorum."

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Amerika'nın  aldığı karar ne uluslararası hukukla ne vicdanla ne adaletle ne de bölgenin  gerçekleriyle asla bağdaşmıyor. Bu açıklama en büyük darbeyi Amerika'nın da üyesi  olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne vurmuştur." dedi.

Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen  İnovasyon ve Girişimcilik Haftası Kapanış Töreni'nde yaptığı konuşmada,  Anadolu'daki sanayi bölgelerinde her biri birer inovasyon örneği nice çalışma ve  nice ürünün, atölyelerin dört duvarı arasında heba olup gittiğini anlattı.

Her biri birer girişimci örneği olan nice insanın da bulunduğunu dile  getiren Erdoğan, "Peki sorun ne? Sorun, bu işleri bireysel düzeyde bırakarak  kurumsal hale getiremiyor olmamızdır." diye konuştu.

İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy'un "Bir baksana gökler uyanık, yer  uyanıktır. Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır" dizesini hatırlatan Erdoğan,  dünyada bu işler nasıl yapılıyorsa kendilerinin de öyle yapması gerektiğini aktardı.

Ekonomide bir "Çin devriminden" söz edildiğini ifade eden Erdoğan,  şöyle devam etti:

"Önce en basit, en ilkel haliyle üretime, işe başladılar, sonra  kuvvetli esinlenmeyle de olsa tasarım aşamasına geçtiler. Şimdi artık çok daha  farklı bir noktaya doğru gidiyor. Bizim ne üretimle ne tasarımla ne  yenilikçilikle ne de girişimcilikle bir sıkıntımız yok. Rabbim millet olarak  hepsini de bize, bu millete, bu gençliğe ziyadesiyle lütfetmiştir. Şimdi artık  bunları kuvveden fiile geçirme zamanıdır. Türkiye, orta gelir tuzağından ancak bu  şekilde kurtulabilir. Bizim yerimiz gelişmekte olan ülkeler değil, gelişmiş  ülkeler sınıfıdır. Türkiye, adeta dünyanın kalbi olan bir coğrafyada, istikrar,  güven ve umut abidesi olarak yükseliyor. Sadece kendi insanımız değil bölgemiz ve  dünyadaki yüz milyonlarca mazlum gözlerini ülkemize kilitlemiş durumdadır."

"UMUT TÜRKİYE"

Yunanistan'a yaptığı ziyareti hatırlatarak Atina'nın ardından geçtiği  Gümülcine'deki izlenimlerini de aktaran Erdoğan, "150 bine yakın soydaşımızın  olduğu Gümülcine'deki kardeşlerimizin, soydaşlarımızın hele hele o annelerin  gözyaşlarını bizzat yerinde tespit ettim." dedi.

"Umut neresi? Umut, Türkiye. Böyle bakıyorlar" diyen Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Türkiye'nin sendelemesinin, gözlerini ve gönüllerini Türkiye'ye  kilitlemiş olanların da sendelemesi anlamına geldiğini belirterek, şunları  kaydetti:

"Düşünün 65 yıl önce Celal Bayar, cumhurbaşkanı olarak oraya gitmiş ve  onun adına orada bir okul yapılmış ve daha sonra Celal Bayar ismine dahi tahammül  edememişler, şu anda Celal Bayar ismini kazımışlar. Böyle bir şey olabilir mi? Bu  tahammülsüzlük niye? İskeçe'de adeta okul yok. Harabe halinde. 'Gelin biz size  burada ne kadar okul yapmak istiyorsanız o kadar okul yaptıralım'... Yunan  yönetimine söyledim. Bizim böyle bir sıkıntımız yok. Restorasyonsa restorasyon.  Hiç endişemiz yok, sıkıntımız yok. Çünkü biz şuna inandık: 'Düşüncesine inanan,  düşünce hürriyetinden korkmaz. İnancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz.'  Dünyaya böyle bakmamız lazım."

ABD'NİN KUDÜS KARARI

Türkiye'nin zayıflamasının Filistin'in, Kudüs'ün, Suriye'nin,  Irak'ın umudunu kaybetmesi hatta parçalanması demek olduğunu kaydeden Erdoğan,  ABD'nin Kudüs'ü başkent olarak tanıma kararına şu sözlerle değindi:

"Birkaç gün önce Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın yaptığı  o talihsiz açıklama bu gerçeği bir kez daha tüm çıplaklığıyla ortaya koymuştur.  Amerika'nın aldığı karar ne uluslararası hukukla ne vicdanla ne adaletle ne de  bölgenin gerçekleriyle asla bağdaşmıyor. Bu açıklama en büyük darbeyi Amerika'nın  da üyesi olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine vurmuştur. -Bakın burası  çok önemli gençler, tarih dünde kalırsa yazık, tarihi geleceğe taşımak çok  önemli- Amerika'nın da altında imzasının olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik  Konseyinin 1980 yılında aldığı 478 sayılı kararını son açıklamayla Amerika yok  saymıştır. Böyle bir şey olabilir mi? Altında imzan var ve bugüne gelmiş bu iş,  şimdi ise sen bu imzayı inkar ediyorsun. Güvenlik Konseyinin daimi üyelerinin  dahi dikkate almadığı, itibar etmediği bir Birleşmiş Milletlerin diğer ülkeler  nezdinde itibarı ve inandırıcılığı olamaz. Hiç kimse hukukun üstünde değildir.  Hiçbir ülke pazusuna güvenerek uluslararası hukuku yok sayamaz. Hele hele  milyarlarca insanın kaderini etkileyecek böylesi hassas bir meselede hoyratça  davranamaz."

'İSRAİL BİR İŞGAL DEVLETİDİR'

Tarihi kayıtlarla Filistin haritalarını göstererek konuşmasını  sürdüren Erdoğan, 1947 yılındaki Filistin haritasını göstererek Filistin'in  paylaşımının ardından İsrail'e yarıdan fazla toprak verildiğini aktardı. Daha  sonra Filistin'in adeta lime lime edildiğini, İsrail'in o bölgenin tamamını işgal  ettiğini dile getiren Erdoğan, "Değerli gençler, değerli kardeşlerim, İsrail bir  işgal devletidir ve şu anda polisiyle, bütün oradaki gençleri, çocukları adeta  terör estirerek vuruyorlar. F16'larıyla Gazze'ye saldırıyorlar. Bir taraftan  Filistin'e saldırıyorlar. Niye? 'Ben güçlüyüm.' Şunu açık ve net söylüyorum,  güçlü olmak haklı olmak anlamına gelmez. Haklı olan güçlüdür. Bunu böyle bilelim.  Bu karar bir defa bölgeyi ciddi manada tahrik ve tahrip etmektedir. Kağıt üstünde  küresel adalet, güvenlik ve istikrarı sağlamakla görevli bir yapının bizzat kendi  üyeleri tarafından itibarsızlaştırıldığını görüyoruz."

İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak liderlerle görüştüğünü  kaydeden Erdoğan, "Bugün de Sayın Macron ile görüşme yaptım. Azerbaycan'la  görüşme yaptım, Kazakistan'la görüşme yaptım. Bütün bu görüşmelerimi devam  ettiriyorum. Yunanistan'dan aynı şekilde Sayın Papa'yla görüşme yaptım." dedi.

Bu sorunun sadece Türkiye'nin, Müslümanların sorunu olmadığını dile  getiren Erdoğan, "Burada aynı zamanda Hristiyanların bizim olduğu kadar sorunu  var. Yine bugün Lübnan'ın Cumhurbaşkanı Hristiyandır, onunla da görüştüm, o da  aynı sıkıntıyı dile getirdi. Bütün bu gerçekler ortadayken hatta hatta  biliyorsunuz bir kısım Yahudiler de bundan rahatsız. Böyle tablo karşısında şu  anda Trump, 'Ben yaptım oldu.' anlayışıyla bir yere gitmek istiyor. Dünyayı  yönetmek bu kadar -kusura bakmayın- kolay değil. Güçlü olmak size bu hakkı  vermez. Hele hele büyük ülkelerin liderleri buradan sesleniyorum, dünyada  çatışmakla değil barıştırmakla görevlidir. Bunu yapması lazım." değerlendirmesini  yaptı.

Bu çifte standartla ilk kez yüzleşmediklerini, Suriye'den Irak'a,  Afganistan'dan Arakan'a, Afrika'daki vahşi soykırımlara kadar dünyanın birçok  bölgesinde aynı manzaralara şahit olduklarını ifade eden Erdoğan, birilerinin  keyfi için on milyonlarca insanın evinden, yurdundan hatta canından olduğunu  söyledi.

Erdoğan, "Birileri karar almadı veya aldıkları kararları son  açıklamada olduğu gibi kendileri çiğnediği için insanlar ölüyor, topraklar gasp  ediliyor. Her fırsatta söylediğim gibi dünya 5'ten büyüktür dememizin sebebi işte  bu orman kanunu düzenine rıza göstermememizdir. Haklının değil sadece güçlü  olanın borusunun öttüğü bir yapının adalet, istikrar ve barış üretmesi mümkün  değildir." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye İnovasyon ve Girişimcilim Haftası'nın ülke için  hayırlı neticeler doğurmasını temenni ederek, bu önemli programın icrasında emeği  olan herkese gönülden teşekkürlerini sundu.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »