DDK Madımak raporunu tamamladı

DDK'nın, Cumhurbaşkanı Gül'ün talimatıyla hazırladığı 1993'te Sivas'ta yaşanan "Madımak Olayı" ile ilgili raporda, olayın "katliam" olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtildi.

15 Temmuz 2014 Salı 19:57
DDK Madımak raporunu tamamladı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı üzerine geçtiğimiz yıl Ocak ayında harekete geçerek Sivas’ta 1993 yılında 37 kişinin öldüğü olayları inceleme altına alan Devlet Denetleme Kurulu hazırladığı raporu tamamladı. 

DDK'nın "Madımak Olayı" raporunda, olayın "katliam" olarak nitelendirilmesi gerektiği belirtilerek, "Olayın ortaya çıkmasında, önlenememesinde ve soruşturulmasında/yargılanmasında devlete terettüp eden ağır bir hizmet kusuru bulunmaktadır" ifadesine yer verildi. 

Raporda şu detaylar yer aldı: 

Tespitler ve açıklamalar, aslında soruna ilişkin çözüm reçetelerini de göstermektedir. Tarihi tecrübe; farklılıklarımıza karşın toplumu beraber kılan unsurlar ile yürütülen siyasetlerin yarattığı sorunları ve çatışmayı görerek ve bunlardan dersler çıkararak, gerçek anlamda çoğulcu bir yaklaşımın üretilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu ise, bir yandan ortak bir tasavvurun oluşturulmasını diğer yandan da altmış yılı aşkın süredir yapılan "ayıklamalara", gerçekleştirilen "reformlara" ve açılan "demokratikleşme paketlerine" devam edilerek sistemin demokrasiye dönüştürülmesi çabalarının sürdürülmesini gerektirmektedir. 

Sivas olayları sırasında delillerin toplanması ve muhafazasında gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olması ile Sivas olaylarının üzerinden 20 yıl gibi uzun bir sürenin geçmiş olması bazı bilgi ve verilere ulaşılmasında güçlük yaratmıştır. 

Soruşturma safhalarında delillerin toplanmasına ilişkin yetersiz uygulamalar, bilgisine başvurulan kişilerin olayları hatırlamakta güçlük çekmesi, sürece tanıklık eden bazı kişilerin vefat etmiş olması ve arşiv mevzuatı gereği saklama yükümlülüğünün sona ermiş olması gibi nedenler, söz konusu dönemde yaşananların tam olarak tespit edilememesine ve bir kısım bilgi ve belgeye erişilememesine sebep olmuştur. 

Sivas Olaylarının tarafı durumunda olan bazı kesimlerin, Devlet Denetleme Kurulu tarafından yürütülen incelemeye karşı çeşitli biçimlerde tezahür eden dirençleri ile karşılaşılmıştır.

Ne yazık ki, gerek kamu görevlileri ile ilgili etkin bir adli ve idari soruşturma ve yaptırım kapasitemizin olmaması gerekse siyasal sorumluluk algılaması ile ilgili yetersiz demokratik standartlarımız nedeniyle herkes “tüm suçu kalabalıkların ve toplumun üzerine yıkma kolaycılığını tercih etmiştir. 

Sivas olayı, katliam olarak nitelendirilmesi gereken toplumsal bir olaydır. Devletin ağır bir hizmet kusuru söz konusudur. Dönemin tüm devlet yöneticileri bu olaydan sorumludur. Bu protestonun olacağının bilinmesine rağmen, yeterli güvenlik önlemleri alınmamıştır. Toplanan kalabalığı dağıtmaya yönelik herhangi bir etkili çaba gösterilmemiştir. 

Otelin önünde bekletilen kalabalığa, adeta her türlü eylemi yapma imkanı verilmiş ve nihayetinde otelin yakılmasına kadar gidecek ortam yaratılmıştır. 

500 kişilik polis ve jandarma oluşan güvenlik görevlisiyle 370 kişilik askeri personel, kalabalıkları soğutmaya ve dağıtmaya veya otelde kalanların tahliyesine yönelik herhangi bir faaliyette kullanılmamıştır. 

OTOPSİ İŞLEMLERİ 

Ölü muayene ve otopsi işlemleri dönemin mevzuatı ve bilimsel standartlarına uygun olarak yapılmamıştır. Öyle ki, cesetler üzerinde istikrarlı olmayan farklı farklı yöntemler kullanılmak suretiyle otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bazı cesetlerde sadece ölü muayenesi ile yetinilmiş, bazılarında klasik otopsi işlemi yapılmış, diğer bazılarında ise klasik otopsi yanında kan örnekleri alınarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığına görüş sorulmuştur. Otelde ölenlerden sekiz kişinin kesin ölüm nedeni belirlenmemiştir. 

İKİ KİŞİ SİLAHLA ÖLDÜRÜLDÜ 

Otelde öldürülen 35 kişi dışında 2 kişi daha hayatını kaybetmiştir. Söz konusu 2 kişi güvenlik görevlilerince göstericilerin dağıtılması sırasında ateşli silahla vurularak öldürülmüştür. Söz konusu olayın faillerinin tespitine yönelik herhangi bir adli süreç işletilmemiştir. 

YARGILAMAYA MÜDAHALE 

Soruşturma ve yargılamalar esnasında, bazı yargı mensuplarınca 'Düşünce Örneği' yazısının ilgili mahkemelere gönderilmesi suretiyle yargılama yeri ve görevli mahkeme ile suç vasfını değiştirmeye yönelik yargılamaya müdahale niteliği taşıyan bazı hususlar vuku bulmuştur. 

KOVUŞTURMA YA DA DİSİPLİN CEZASI YOK 

37 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir olay ve ağır ihmaller zincirinde; ilin emniyet, asayiş ve genel yönetiminden sorumlu tek bir kamu görevlisi bile herhangi bir adli takibata (kovuşturmaya) maruz kalmadığı gibi en hafif bir disiplin cezası bile almamıştır.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »