Demirtaş'tan Erdoğan ve Davutoğlu'na yanıt

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul Güneşli'de bulunan Ehlibeyt Alimleri Derneği'ni ziyaret etti.

20 Ekim 2015 Salı 20:36
Demirtaş'tan Erdoğan ve Davutoğlu'na yanıt
Demirtaş ziyaret sırasında habercilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. 11 Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Davutoğlu arasında yaşanan taziye polemiğiyle ilgili bir soruya yanıt veren Demirtaş, "Ülkenin başbakanının çıkıp bize, 'taziye sizin değil, acıyı sahiplenmeyin' diyecek kadar duygudan yoksun bir hale geldiğini görmek çok üzdü bizi " dedi.

Ankara'da Türkiye'nin en büyük katliamının yaşandığını belirten Demirtaş, "102 kardeşimizi yitirdik ve Türkiye'nin her yerine cenazeler gitti. Kendini insani olarak kaybetmemiş herkesin, bu taziyeyi yüreğinde hissettiğinden biz şüphe duymuyoruz. İlk günden belirttik. Taziye Türkiye'deki bütün evlerdir. Ne HDP'nin genel merkezidir ne de başka bir partinin merkezidir. Önceki Cumhurbaşkanımızın şahsımızda bizleri araması ve bizler aracılığıyla ailelere taziyelerinin iletilmesini istemesi, son derece normal, insani bir duruştur. Buradan yola çıkarak bir polemiğe girmek, 'taziye yeri o değil, budur demek' insanın ahlaki seviyesini gösterir. Vicdanının oy uğruna, sandık uğruna karardığını gösterir. Çok üzüldüm, gerçekten çok üzüldüm. Ülkenin başbakanı çıkıp bize, taziye sizin değil, acıyı sahiplenmeyin diyecek kadar duygudan yoksun bir hale geldiğin görmek çok üzdü bizi" diye konuştu. 

"BİZİM ÖRFÜMÜZE, İNANÇLARIMIZA ÇOK ÇOK AYKIRIDIR" 

Partisinin 36 üyesinin katliamda yaşamını yitirdiğini söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , "Bunlardan ikisi milletvekili adayımızdı. Çok sayıda partinin, sendikanın üyesi orada yaşamını yitirdi" dedi.

"Biz ayırımcılık yapmadık" diyen Demirtaş, " 'Devlet doğrudan bu katliamın suçlusudur' dedik. Hergün ortaya çıkıyor zaten. IŞİD'i büyüten, destek veren silah sağlayan, koruyan, kollayan bir anlayış var. Bunlar hergün ortaya çıkıyor. Bizim haklı olduğumuz ispatlanıyor. Başbakan olarak ayrıştırma yapmaktan vazgeçsin. Her evimiz yas evidir. Her evimizde bu yas tutulmuştur. Çok şükür ki öyle olmuştur. Bunu bozmaya kalkmasın başbakan. Sayın Gül, haklı olarak şu soruyu sormuştur; 'taziyede acıda birleşemeyeceksek, bu ülkede nasıl birlikte yaşayacağız' diye sormuştur. Cevabını da muhatapları versin bir bakalım. Bu kadar acıya rağmen bir acı etrafında kenetlenemiyorsak, bu taziye neticesiyle gelin devletin etrafında kenetlenin diyenlere sormak istiyorum. Halk mı büyüktür, Devlet mi büyüktür ? Biz halkın etrafında kenetlendik. Siz devlete tapar hale geldiniz haşa, Devletten korktuğunuz kadar Allah'tan korkmuyorsunuz. Utandım, başbakanın o söylemi karşısında mahcup oldum. Böyle bir anlayışı hak etmiyor bu toplum. İslami gelenekten geliyorum diyen bir başbakanın taziye kültürünü iyi bilmesi lazımdı. Bir insan taziye dileğinde bulundu diye kamuoyunun huzurunda eleştirilmesi yerden yere vurulması bizim örfümüze, inançlarımıza çok çok aykırıdır" ifadelerini kullandı. 

ERDOĞAN'A ORGANİZASYON YANITI

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın partisini bir siyasi parti olarak değil bir organizasyon olarak tanımladığını hatırlatan bir haberciye de yanıt veren Demirtaş, "Bu sözüne katılıyorum sayın Cumhurbaşkanının, nadiren katıldığım sözlerinden biridir" dedi.

Demirtaş, "Evet biz kendisinin bildiği anlamda bir siyasi parti değil, tam da dediği gibi bir organizasyonuz. Hem de büyük, devasa bir halk organizasyonuyuz. Partiler öyledir zaten, siyasi organizasyondurlar. Ama kendisi partileri hep şirket gibi gördü. Anonim şirket. Kar elde eden, kar dağıtan bir şirketi yönetmeye çalışan ve onun başına bir CEO , genel müdür olarak kendini gördü. Biz öyle değiliz, doğru. Biz anonim şirket değiliz. Kar için kurulmadık, hırsızlık için kurulmadık. Siyasi bir organizasyonuz. Cumhurbaşkanı doğru tabir etmiş. Yanlış olan kendisinin partisine yaklaşımıdır. Doğru olan tariflediği şekildedir. Partiler siyasi bir organizasyondur. Kuru bir şirket değildir. Kar için de kurulmazlar, devleti, milleti soymak için hiç kurulmazlar, partiler. Bu sözüne katılıyorum sayın Cumhurbaşkanının, nadiren katıldığım sözlerinden biridir" dedi. 

DİYARBAKIR BARO BAŞKANININ GÖZALTINA ALINMASI

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin gözaltına alınmasını da değerlendiren Selahattin Demirtaş, "Çok hazin, üzücü bir durum. İnsanlar fikirlerini açıklamakta serbest olmalı. Korkmamalı. Ne adli ne idari baskıyla karşılaşmamaları gerekir. Tahir Elçi aynı zamanda benim baromun başkanıdır. Ben Diyarbakır Barosu üyesi bir avukatım. Kendisini çok iyi tanırım. Bırakın PKK üyesi, sempatizanı bile değildir. Bir barış adamıdır. İnsan haklarına inanır ve inandığı şeyleri cesurca söyler. PKK'ya yönelik çok sert eleştirileri olan bir insandır. Fakat terör örgütü olarak görmediğini açıklamıştır. Şiddeti övme anlamında kullanmamıştır bunu. Siz bir organizasyonu terör örgütü olarak tanımlarsanız, onunla mücadele yöntemi başkadır. Bir şiddet organizasyonu, fakat toplumsal temeli olan, halkta bir karşılığı olan bir örgüt gibi görürseniz, o şiddetin çözümünün yolu başkadır. Kendisi görebildiğim kadarıyla bunu anlatmaya çalıştı TV programında. Fakat o fikri önerisine bile tahammül gösterilmedi. Siyasetin emriyle, doğrudan savcılar talimat alarak, siyasetin güdümünde olduklarını göstererek, bir baro başkanının gece yarısı gözaltına aldırıp, İstanbul'a getirttiler. Tahir bey çıkıp ' ben canlı bombayım ' deseydi bu durumda başbakanın tabiriyle ' o zaman sana karışamayız' çünkü henüz kendini patlatmadın, serbest bırakın' derlerdi. Siyasallaşmış bir yargıya kimsenin güveni yoktur. 

Tahir Elçi'nin ifadesini almaya çalışan savcılar 2 Kasım'dan itibaren sakın ola ki, ' biz efendim anlayamadık. Yanlış yaptık' demeye çalışmasınlar, 2 Kasım'da artık arkalarında bir tek parti hükümeti olmayacak. Hukuk karşısında hepsinden hesap sorulacaktır. Talimat alan savcılar, talimatla karar veren mahkemeler, hepsiyle ilgili soruşturmaların başlatılması için elimizden geleni yapacağız. Sakın ola ki onlar da, önceki savcılar gibi ülkeyi terk etmeye kalkmasınlar" şeklinde konuştu.


Demirtaş: Sonuç ne olursa olsun, ülkemiz için barış getiren bir seçim olsun


HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Sonuç ne olursa olsun, ülkemiz için barış getiren bir seçim olsun. Sorunlarımızın çözüleceği umudunun büyüdüğü bir seçim olsun istiyoruz. Ortaya çıkacak sonuca da şimdiden herkesin saygı göstermesini bekliyoruz" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Halkalı'da bulunan Türkiye Caferileri Derneği'ni ziyaret etti. Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz tarafından karşılanan Demirtaş, dernek merkezindeki buluşmanın basına açık bölümünde kısa bir açıklama yaptı. Muharrem ayını kutlayarak konuşmasına başlayan Demirtaş, "Bizlerin yan yana duruyor olması bile Türkiye toplumunda umudu büyütecektir. Biz aynı siyasi parti etrafında bir araya gelmek zorunda değiliz. Aynı ideolojik, siyasi kimliğin etrafında bir araya gelmek zorunda değiliz ama, aynı masa etrafında bir araya gelmek zorundayız" dedi.

"AYNI MASA ETRAFINDA BİR ARADAYIZ"

"Asıl felaket ayrı partilerde olmak değildir. Bu demokrasinin gereğidir" diyen Demirtaş, şöyle devam etti:

"Asıl felaket, ayrı inanç, ayrı kimlikte olmak değil. Bu da yaşamın gerçeğidir. Yaradan bizi böyle yaratmış. Ayrı kimliklerimiz olabilir. Ama bugünlerde biz aynı sofra, aynı taziyede bile bir araya gelemiyoruz. Bunu yapanları bile suçluyorlar. Acılarımızı paylaşanlara bile sert eleştiriler getiren bir anlayışla karşı karşıya geliyoruz. Bugünkü ziyaretimizin böyle anlaşılmamasını istirham ediyoruz. Biz her şeye rağmen aynı masa etrafında bir aradayız. Kendi toplumlarımızı birbirine düşman hale getirmeye çalışan politikalara karşı, 'Hayır, biz aynı masa etrafında otururuz, konuşuruz' mesajını birlikte vermek için sizleri ziyaret ettik."

SEÇİMLER İÇİN TEMENNİ

Seçimlerin Türkiye'ye hayırlı olmasını dileyen Demirtaş, "Sonuç ne olursa olsun. Ülkemiz için barış getiren bir seçim olsun. Sorunlarımızın çözüleceği umudunun büyüdüğü bir seçim olsun istiyoruz. Ortaya çıkacak sonuca da şimdiden herkesin saygı göstermesini bekliyoruz. Hiçbir partinin ötekileştirilmediği, hiçbir seçmenin hakaret görmediği, yok sayılmadığı, her bir oyun kıymetinin verildiği bir seçim sonucu ortaya çıksın istiyoruz" diye konuştu.

"DEVLET AYRI, HÜKÜMET AYRI"

Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz de, Türkiye Cumhuriyeti'nin faaliyet izni verdiği her siyasi partiye aynı mesafede olduklarını vurgulayarak, "Camiamıza ne kadar saygı gösterilirse, camiamızdan da o kadar saygı görür. Devlet ile hükümeti ayrı tutmak lazım her zaman. Eleştirilerimizin, tenkitlerimizin hedefi siyasi muhataplarımız, parti olarak olmalı. Devlet bir soyut kavramdır. İyi insanların elinde iyi yönetilecektir. Kötü insanların elinde kötü yönetilecektir. Kötü kanunlar bile iyi insanların elinde iyileşir. Bilmiyorum bu hakkı bana verir misiniz? Tenkitleriniz siyasi muhataplarınıza olsun. Devletle işiniz yok. Devlet soyut bir kavram. Yarın siz gelirsiniz. Hükümeti siz devralırsınız. Siz öbür türlü yönetirsiniz. Siyasi muhataplarınıza ne diyecekseniz, deyin" şeklinde konuştu.

IŞİD ELEŞTİRİSİ

İsim vermeden, bir sivil toplum örgütü başkanının IŞİD'i övücü bir konuşma yaptığını söyleyen Özgündüz, "Bu cani, yobaz terör örgütünü ehli sünnetin lokomotifi olarak övdü. Bunun hukuki bir karşılığı var mı? Bugün bir baro başkanın, bir başka terör örgütünü, 'Terör örgütü değil' demesinden ötürü yakalandığını görüyoruz. Peki diyorsunuz, 'Bizim için bütün terör örgütleri aynıdır'. 'Hedefi kim olursa olsun, mahiyeti ne olursa olsun'. Peki bunu öven, buna rütbe verenlerin hukukta nasıl bir karşılığı var?" diye sordu.

MİLLİ MAÇ HATIRLATMASI

Konya'daki milli maçta saygı duruşu sırasında yaşanan protestolara da değinen Selahattin Özgündüz, "Ülkemde yobazlığın ne dereceye geldiği konusundaki örnek, Konya'daki milli maçımızda, milleti ayağa kaldıran golü atanın da bir Alevi olduğu milli maçımızda, Ankara'da vatandaşımın, başkentimde tarihimin en büyük katliamına uğramasına saygı duruşunda bulunan Milli Takım'ı yuhalaması... Bu kadar yobazlaşmış insanlar bu ülkede türemişse, birileri de bunun hesabını vermek durumundadır" diye konuştu.


DEMİRTAŞ: ÜLKEMİZİ, BU GÜZEL İNSANLARIMIZI BU TEK ADAM ZİHNİYETİNE TESLİM ETMEYECEĞİZ

HDP Eş Başkanı Selehattin Demirtaş, ülkeyi tek adam zihniyetine teslim etmeyeceklerini belirterek, "Ya AKP bir akrep gibi kendini sokacak, imha edecek ya da bütün insanlarımızın hassasiyetine saygı duyacak. Saygı duymayı öğrenecek. Hem de nasıl? Kuzu kuzu öğrenecek. Kuzu kuzu öğrenecek" dedi.
Demirtaş, Küçükçekmece'deki Garip Dede Dergahı'nı ziyaret ederek, Muharrem iftarına katıldı.
HDP Eş Başkanı, buradaki konuşmasına, Muharrem orucunun ve duaların kabul olmasını dileyerek başladı. Demirtaş şunları söyledi:
"Maalesef ki gönül rahatlığıyla, ülkemizde özgürlükler var, kardeşlik var, barış var diyemiyoruz. Bir siyasetçi olarak, Türkiye'nin bu durumundan utanç duyduğumu belirtmek istiyorum. Utanç verici bir şeydir. Ülkemizde insanların can güvenliğini sağlayamıyor hükümet. İnançlarının, yaşam tarzlarının güvencesi olamıyor bu hükümet. Hiçbir yerde insanlarımızın güvenliği, güvencesi yok. Siyasetin asıl varlık nedeni budur, ama ülkemizde en eksik olanı bu insan hakları uygulamalarıdır. Biz bundan utanç duyuyoruz ama, asıl utanması gerekenler pişkin pişkin sırıtıyorlar. Halen bizi tehdit ediyorlar. Bunlar bizim hak etmediğimiz uygulamalardır. Biz bu ülkenin, bu toprakların, bu vatanın hep birlikte sahipleriyiz. Ortak vatanımıza eşit derece muamele görme hakkına sahip insanlarız. Bu devlet de halkın devletidir. Devlet yarı tanrı değildir, kutsal değildir. Bizimdir. Ve biz kendi devletimizi demokratikleştirmek istiyoruz. Çünkü çok öldük, çok ezildik, çok zulüm çektik, ayrımcılığa uğradık. Ama artık bunlar bitsin istiyoruz. Devlet tek bir kimsenin malı olmasın, hepimizin devleti olsun."

"BU TOPRAKLAR HEPİMİZİN ORTAK VATANI OLSUN"

"Ülke, vatan, bu topraklar hepimizin ortak vatanı olsun. Keşke öyle olabilseydi. Alevi Kızılbaş kardeşlerimiz 12 gün Muharrem orucunu, Muharrem yasını tutuyorlar. 1400 yıl önce yaşanan Kerbelâ'nın günümüzdeki yansımalarını hatırlamak istiyorlar. Bu yas sadece Alevi toplumunu değil, bütün toplumu ilgilendirmesi gerekirken, bütün toplumun Alevi dünyasının duygularını paylaşması gerekirken, biz ne yapıyoruz? Milyonlarca insan Muharrem orucu tutmuyormuş gibi bir atmosfer var ülkemizde."

"CENAZENİN TERÖRİSTİ, DÜŞMANI, KADINI, ALEVİSİ SÜNNİSİ YOKTUR..."

"Cenazenin teröristi, cenazenin düşmanı, cenazenin kadını, Alevisi, Sünnisi, Türkü, Kürdü yoktur. Cenaze, cenazedir. O insan öldükten sonra o hüküm kalkar üzerinden. Suçlu değildir. Onun hesabını ancak Allah, yaradan sorar. Bir insanın cenazesine terörist cenazesi de diyemezsiniz. Alevi cenazesi diye ayıramazsınız. Ama ülkemizde cenazelerimize göre muamele yapılıyor. Çocuk askerde şehit düşmüş, cemevinde cenaze töreni yapılacak, ama devlet erkanı oraya gelmiyor. Katılmıyor şehit cenazesine. Neden? Cenazeler arasında ayrım yapıyor. Ankara Garı'nda 102 barışsever kardeşimiz öldü, eski, önceki Cumhurbaşkanımız taziye dileğinde bulundu diye Başbakan onu azarlayabiliyor. Yani mezarlığımız, taziyemiz, inancımız tanınmıyor. Ve bunun adına ileri demokrasi, kardeşlik diyorlar."

"BÜTÜN İNSANLARIMIZIN HASSASİYETİNE KUZU KUZU SAYGI DUYMAYI ÖĞRENECEK"
"Çok büyük bir yalan, iftira kampanyasıyla karşı karşıyayız. Bir kişinin diktatörlüğü için, halkın geri kalan bütün kesimlerini düşman, tehdit ilan etmiş ve halkla mücadele eden bir hükümet anlayışıyla mücadele ediyoruz. Bunlar gidicidirler. Emin olunuz bunlardan kurtulacağız. İçiniz rahat olsun. AKP siyasi bir darbeyle devlete el koyduğunu sanıyor. Ama bitti artık devirleri. 1 Kasım'da bunu tescilleyeceğiz. Daha güçlü bir şekilde, demokrasi ve barış güçleri olarak parlamentoda olacağız ve sorunlarımızı diyalogla, medeni çerçevede, demokrasi ilkeleriyle çözmek için bir kez daha görev alacağız. Ülkemizi, bu güzel insanlarımızı bu tek adam zihniyetine teslim etmeyeceğiz. Ya AKP bir akrep gibi kendini sokacak, imha edecek ya da bütün insanlarımızın hassasiyetine saygı duyacak. Saygı duymayı öğrenecek. Hem de nasıl? Kuzu kuzu öğrenecek. Kuzu kuzu öğrenecek."

BEYAZ TOROS'LAR...

"Başbakan, 'Biz iktidardan düşersek, caddelerde teröristler, çeteler veya beyaz Toros'lar cirit atacak' diyor. Geçmişteki faili meçhul cinayetleri söylemek istiyor. Şimdi kendisine sormak istiyorum: 13 yıldır devleti yönetiyorsunuz. Siz gidince beyaz Toros'lar ortaya çıkacaksa, demek ki 13 yıldır ülkeye huzur getirmemişsiniz. Demek siz gidince kan gövdeyi götürecek. Siz gidince inşallah biz beyaz Toros'tan da, IŞİD'den de kurtulacağız. Siz gidince nefes alacağız, nefes. Türkiye bunu çözecek. Ve aynı zamanda PKK'nın Türkiye'ye karşı silahlarını bırakmasını sağlayacak tek siyasi güç biziz. Parlamentoda barışı isteyenler güçlü olursa, o zaman kimse terörden ölmez. Bizi tehdit ediyorlar, 'Biz gidersek JİTEM gelecek.' İşte bunlar tehdittir, itiraftır. Sizden ricam, 1 oy neyi değiştirir demeyin. Kullanılmayan her oy AKP'ye gitmiş sayılır. Oylarınıza sahip çıkın. Daha güçlü şekilde sandığa gidin, katılım yüksek olsun. Gerçek bir halk iradesini ortaya çıkaralım."

"IŞİD'İN UZANTISI OLAN AKP BİZİ HEDEF ALIYOR"

"Aleni, açık bir şekilde IŞİD'e göz yumanlar, getirdiler o çocukları patlattılar. Çok sayıda canlı bombayı etrafa saldılar, şimdi bunları arıyorlar. IŞİD'li olmanın bu ülkede bir güvencesi var. Kim ki IŞİD tehdit diyorsa, AKP zihniyetinden kurtarması lazım ülkeyi. Onları büyüten AKP zihniyetidir. Açık söylüyorum. İktidar değişirse, biz daha çok, daha etkili mücadeleyi yürütebiliriz IŞİD ile. O yüzden hükümet en çok bizi hedef alıyor. IŞID'ın uzantısı olan AKP bizi hedef alıyor."
 
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »