Doç.Dr. Mehmet Günal: Parmak Demokrasisi

MHP Antalya Milletvekili Doç.Dr. Mehmet Günal, Gazete5.com'a konuştu. Gazete5'in gündeme dair sorularını yanıtlayan Mehmet Günal, Hukuktan siyasete; medyadan yargıya, Kürt sorununa kadar birçok konuda önemli açıklamalar yaptı...

4 Haziran 2012 Pazartesi 21:11
Doç.Dr. Mehmet Günal: Parmak Demokrasisi

MHP Antalya Milletvekili Doç.Dr. Mehmet Günal, Gazete5.com'a gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu...

İşte MHP Milletvekili Mehmet Günal'ın Gazete5.com'a verdiği özel röportaj...

Merhaba Hocam, sizdeki bu yoğunluk neden?

AKP'nin iş bilmezliği yüzünden komisyonlara gelen kanun ve teklifler yalap-şap oluyor ve dolayısıyla biz milletvekilleri aynı zamanda Kanunlar Kararlar Genel müdürlüğü uzmanları gibi çalışıyoruz. Çünkü gelen teklif ve yasalar ilgili birimlerden, kanunlar kararlardan geçmeden geliyor. MHP olarak sayımız da az olunca çok yoğun oluyoruz.

AKP'nin komisyonda çalışma yöntemi nasıl?

Bilimsellikten ve akılcılıktan uzak. Birisine üfleniyor veya aklına geliyor. Eline kağıt-kalemi alıyor hemen orada bir teklif hazırlıyor. Veya bakanlar hazırlıyor diğer bakanın haberi olmuyor. Böyle olunca çalışma insicamı bozuluyor. Gündem değişiyor. Bu iktidara çoğunluğun verdiği cahil cesareti...

Genel kurulda bu dönem dikkatimi çeken bir çalışma yöntemi de iktidar partisi milletvekillerinin komisyondan gelen yasa tasarısı veya teklifi üzerinde çok sayıda değişiklik önergesi vermeleri oldu. Sizler komisyonda yeterince çalışamıyor musunuz ki, genel kurulda değişiklik önergeleri veriliyor?

PARMAK DEMOKRASİSİ

Tam tersine... Komisyonlarda muhalefet partilerinin daha iyi çalışmasının sonucudur bu. Üstelik komisyondaki arkadaşlarımız (özellikle Plan Bütçe başta olmak üzere) muhalefet milletvekilleri teknik olarak çok iyi. Herkes kendi alanında uzman. Öyle olunca biz iktidar partisi milletvekillerinin yanlışlarını anlatıp ikna ediyoruz. Ama hükümetin istediği olmayınca genel kurulda önerge veriliyor. Oradaki arkadaşlar da kitle psikolojisi içinde el kaldırıyorlar. İktidar partisi milletvekilleri çoğu zaman içeride ne konuşulduğunu bile bilmiyorlar. Ben buna parmak demokrasisi diyorum Ama Başbakan geçen yıl parmak demokrasisine bile güvenmedi.

Bu güvensizliğin nedeni size göre ne?

Aslında hukuka demokrasiye inanmamaktır, ben yaparım demektir. Parmak demokrasisine bile tahammülleri yok. Çünkü muhalefet yanlışlarını anlatacak kamuoyu haberdar olacak genel kuruldan geçse bile en azından halk yanlışın dile getirildiğini bilecek. İşte buna tahammül edemiyorlar.

Kamuoyu nasıl oluşacak. Medya da dahil olmak üzere başbakanın söylediğinin aksini yazabilen var mı?

Vicdanlı olan gazeteciler var. Sadece gazeteciler değil. İktidar grubunda bile doğruyu anlattığımızda komisyon ve genel kurulda en azından çekimser kalan arkadaşlarımız var. Gazetecilerin arasında “bari bunu yazalım” diyebilenler var tabi...

Biliyorsunuz Başbakan meslektaşlarımıza "Tasmalarınızdan biz kurtardık" dedi. Bu mantık, benim dediğimi yazacaksınız mantığı mı sizce"?

ASIL TASMA PATRONLARDA

Ben iktidarı koşulsuz destekleyen gazeteci arkadaşlar için bile bunu söyleyemem. Doğru bir analiz yapılacaksa asıl tasma patronlara takılmıştır. Başbakan bir süre önce patronları tehdit etmedi mi? Kardeşim senin elinde değil mi? Seni zarara uğratanı niye atmıyorsun. Parasını sen vermiyor musun" demedi mi?

Şimdi başbakan olarak yasamaya tahakküm ediyorsunuz, yargıyı kontrol altına alıp, operasyonel olarak kullanıyorsunuz, medyayı da parasal cezalarla tehdit ediyorsanız nerede demokrasi?

Bu konuşma bilinç altının tezahürü. Güç bazen insanları sarhoş eder ve yanlışa sürükler. Demokrasiyi içinize sindirememişseniz, aldığınız eğitim ve içinde bulunduğunuz ortam da sizi daha diktatoryal bir yapıya yönlendirmişse siz ne kadar demokrasiye inanıyorum derseniz deyin, o sadece sözde kalır. Sayın Başbakan da öfkesini kontrol edemiyor ve ben bu kadar güçlüyken bana neden biat etmiyorlar gibi psikoloji içine giriyor.

Burada basının da suçu var. Sürekli dediğini yapıyor, yazıyor. Arada bir farklı ses çıkacak olsa o zaman da o talihsiz sözü söylüyor.

MÜLKÜN TEMELİ SARSILDI.

Biraz önce yargıyı operasyonel olarak kullanıyor dediniz ama Başbakan yargı ile de karşı karşıya geldi.

Evet ama işine gelmezse tepki gösteriyor "dalga - malga" diyerek. Niye? Savcılar kendi adamları hakkında soruşturma açmış da ondan. Men dakka-dukka diyor. Yani çalma kapımı çalarlar kapını. Halbuki Başbakan yargıya güvenseydi, iyi ya da kötü karar tecelli ederdi. Hani adalet mülkün temeli diyoruz ya... bunlar mülkü, rant, arsa, bankada para hisse senedi, altın olarak anlıyor.

İnsanlar bunu nasıl kabul edilebiliyor size göre?

Korku diktatörlüğü oluşunca insanlar düşündüklerini söyleyemezler. Aslında korkanları da suçlamamak lazım. Örneğin işadamı binlerce kişi çalışıyor. Alıyor ihaleyi iptal ediliyor üstelik defalarca… nasıl yapacak? Bir, iki derken üçüncüsünden sonra teslim oluyor. Veya gazete sahibi, gazeteci orada hükümetin bir icraatini eleştirmiş. Ne yapıyor hükümet. Hemen talimat veriliyor ve vergi denetmenleri, müfettişler cezayı kesiyor.

Ne oluyor?

Patron doğruları yazanlara önce “sen magazin yaz, spor yaz, sinema, futbol yaz” diyor kabul etmeyen ise süresiz izne çıkarılıyor böyle gidiyor. Güçlü kurumlar bile böyle ise ortalama vatandaş ne yapsın. Bu hep birlikte mücadele etmeden olmaz. Demokrasi herkes içindir. Etkin çalışan bir demokrasi için bütün unsurların yargı, medya, sivil toplum örgütü, üniversite birlikte çalışması ve yanlışa yanlış demesi lazım.

İktidar partisi mensupları kendilerini demokrat olarak tanımlıyor. Siz siyasi rakiplerinizi nasıl görüyorsunuz.?

Partilerin iç işleyişine baktığımızda bunu çok somut olarak görüyoruz. Bizim il ilçe kongrelerimiz 3-5 adaylı yarışmalarla geçer. Hiç birine genel başkanımız müdahele etmez. AKP'de ise Başbakan başlangıçta üçe indirir adayları sonra ikiye inmesini ister, ardından da genel merkeze çağırtır ve bir kişi ile kongreye giderler.

DEMOKRASİ DEVLET VE CUMHURİYET İLE ANLAMLIDIR

MHP milliyetçiliği siyasi eylem olarak bu ortama taşıyan bir partidir. Milliyetçilik halk içindir ve halk ile yapılır ve bizim demokrat olmamızdan daha doğal bir şey olabilir mi? Hem milliyetçiyim, halktan yanayım diyorsun ama halka inanmıyorsun. Bu demorkasi değildir. Demokrasi, cumhuriyet ve devlet var ise anlamlıdır. Bunu da unutmamak gerekir. Eğer devletiniz yok ise, cumhuriyet yok ise demokrasi olmaz. Cumhuriyet ve demokrasiden vazgeçemeyiz. MHP, Cumhuriyet, demokrasi devlet dengesini kuran bir partidir. Devlet millete hizmet için vardır. Kutsaldır ama millet teba değildir. O devletin sahibi millettir.

Devletin sahiplerinden bir bölümü yaramazlık yapar, eline silahı alır ben seni beğenmiyorum diye dağa çıkarsa o devlet ne yapacak o zaman?

Burada Başbakanın belki danışmanları veya eş başkanı olduğu organizasyonlar tarafından yanlışa düşürüldüğü bir nokta var. O da şu; demokrasi bir etnik gurup için olmaz. Kollektif olarak böyle bir talep varsa bu bölücülüğe gider. Eline silahı alıp terörle dayatmaya çalışılırsa bu çok daha farklı bir noktaya gelir. Hiç bir üniter devlet kendi otoritesinin sarsılmasına izin veremez. Bireysel hak talebi milliyetçilik ve demokrasi açısından bakıldığında MHP'liler tarafından doğal karşılanır, ama bu kollektif bir hak talebi ise bölücülüktür. Güvenlik önlemleri başkadır sosyal önlemler başkadır. MHP'nin bu konuda çözümü var. Devletin olmadığı yerde bunu tesis etmenin imkanı yoktur. Devlet orada güvenliği sağlayamıyorsa paralel güçler oluşmuşsa sizin orada alacağınız önlemler işe yaramaz.

Sınırlarımız yol geçen hanı oldu. Bir dönem kırmızı halı serip kardeş ilan ettiğin Esad "düşman", Barzani "kardeş" oldu.

Ne oluyor. Niye müdahele etmiyorsun. Terörün kaynağı orası. Git sıcak takip yap sana yetki verdik. Bıçak orada kemiğe dayanmıyor da Suriye’de mi dayanıyor. Türk milletinin çıkarlarına ihanet etme. Kendi projemiz yerine başkalarının projelerini uyguluyorsanız itiraz etme şansınız olmuyor.

Temel sorun bölgedeki feodal yapıdan kaynaklanıyor denilebilir mi?

İNSANLARI MARABA OLMAKTAN KURTARMAK GEREK

İnsanlar birey olarak kabul edilmeli. Bu bütün bir parçası. Bütün insanlar için getirilecek temel hak insan olmanın şuurunu o vermek. insanlar onu bir tatmalı. Maraba olmaktan çıkmalı. Siz onu dikkate almadan yapacağınız girimler bir işe yaramaz. Bu ülkede kürtler Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, milletvekili genel müdür öğretim görevlisi, asker oluyor oluyor. Eeee daha ne isteniyor? Bundan daha eşitlikçi bir toplum olabilir mi? Milletin böyle bir sorunu yok. Bölmek isteyenler tahrik ediyor birileri de alet oluyor. Bizim milliyetçilik anlayışımız ırka dayanmıyor. Biz kimsenin etnik kökenine bakmadık ki...

Merkez Sağda oturması gereken parti MHP Ama AKP o koltuğu dolduruyor Neden?

AKP BİR ORGANİZASYONUN CHP ELİTİSTLERİN PARTİSİ

Şöyle bakmak lazım. MHP ilkeli bir parti. Önce ülkem, sonra partim en sonra da ben diyenlerin partisidir. Her ne pahasına olursa olsun makyavelist bir biçimde iktidara gelmek isteyen bir parti değil. AKP kurumsal bir parti değil bir organizasyondur. Bir geçiş dönemi partisidir. ideolojik bir tabanı yoktur. Dönemseldir. Menfaat birlikteliği bittiği zaman dağılır. MHP Türk Milletinin ortalamasını temsil eder. CHP ise biraz daha elitleri temsil ediyor, aristokratik bir yapıya sahiptir. Devleti farklı yere koyar. Biz ise kutsamayız. Manevi değerlerimize önem veririz ama siyasete alet etmeyiz AKP daha ümmetçi, daha biatçı kültüre yatkındır. Uluslararası güçlerin de desteği ile AKP iktidarını devam ettiriyor. Biz Türk ve İslam geleneğinin birbirini tamamlayan iki kavram olduğunu düşünürüz. AKP ise bu kavramları ayağa düşürmüştür.

Yakın siyasi tarihimize baktığımızda ANAP, DYP belli dönemlerde iktidar oldu ama artık siyasi arenada yok. AKP'nin işlevini tamamladığını düşünüyor musunuz?

Aslında AKP misyonunu tamamladı. Süresi zaten dolmuştu ama biraz daha kullanın süpürmeyin denildi. Çöküş başladı. Fetret dönemleri yaşansa da biz milletimizin gücüne inanıyoruz. 50 den fazla büyük devlet kurmuşuz ama aynı zamanda da yıkmışız. Akılla mantığa inanan, bilime sanata önem verirsek, dini özü itibariyle öğrenirsek, milli değerlerimizden ödün vermezsek, Atatürk'ün dediği gibi ecdadımızı daha iyi tanırsak biz yeniden şahlanabileceğimize inanıyorum. Yeter ki kendi gücümüze inanalım. Milletin istiklalini milletin kendi gücü kurtaracaktır. Bu bir fetret devridir inşallah bunu da atlatacağız.

Mayınlı araziyi kitap haline getirdiniz? Ne aşamada o arazi?

O arsayı İsraillilere vereceklerdi. Sizin de katkılarınızla engellendi. Ve ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıktı. O arazi bir misyon gereği İsraillilere verilecekti. Şimdi de tampon bölgeden bahsediyor Başbakan... O tampon bölge neresi... Allah'tan anayasa Mahkemesi iptal etti. İhalelerin hala devam ettiğini biliyorum ama net bir durum yok. Başbakan'ın Suriye meselesine niye bu kadar asıldığını Barzani'ye sıcak baktığını daha iyi anlıyoruz. Bu bir proje doğrultusunda yapılıyor. O dönem yapılamayan şimdi yapılmaya çalışılıyor.

Teşekkür ederim.

Mehmet Günal kimdir

Mehmet Günal, 7 Ekim 1964'te Antalya Manavgat'ta doğdu. AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Yüksek lisansını ABD'de Univesity of Delaware'de; doktorasını Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamladı. Merkez Bankasında uzman olarak çalıştı. Atılım, Bilkent Üniversitesi ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğretim görevlisi olarak ders verdi. DPT Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüttü. 2002'de doçent oldu. Gazi Üniversitesi İİBF'de öğretim üyesi ve Bankacılık ve Sigortacılık Araştırma Merkezinin Müdürü olarak görev yaptı. İki dönemdir MHP Antalya Milletvekili olarak Parlamentoda görev yapıyor.Doç.Dr Günal, evli ve 2 çocuk babası.
..

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »