"DP'nin genleri bozulmuş durumda!"

DYP Genel Başkanı, Gazete5'e Türkiye ve siyaset gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken, Başbakan Erdoğan'ı ve DYP'yi "yıpratmaya" çalışan bazı kesimleri sert bir dille eleştirdi.

26 Şubat 2011 Cumartesi 3: 8
"DP'nin genleri bozulmuş durumda!"

 

 

selda-kay.jpg
Selda Öztürk KAY

Doğru Yol Partisi (DYP) Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz, partisinin 12 Haziran'daki seçimlere giremeyeceği yönünde yapılan spekülasyonlara sert çıktı. "Biz bu tür oyunlara alıştık" diyen Özaçıkgöz, DYP'nin seçimlerde büyük bir atılım gerçekleştireceğini savundu.

DYP Genel Başkanı, Gazete5'e Türkiye ve siyaset gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken, Başbakan Erdoğan'ı ve DYP'yi "yıpratmaya" çalışan bazı kesimleri sert bir dille eleştirdi.

YSK’nın 2011 Haziran ayında yapılacak genel seçimler için herhangi bir açıklaması olmadığını ve DYP’nin seçime girmeyeceği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını savunan DYP Lideri, önümüzdeki günlerde partisine büyük bir katılım beklediklerini söyledi. Özaçıkgöz, "Her taraftan partimize katılım oluyor.Sadece DP’den değil, birçok partiden insanlar partimize katılıyor. Örneğin önümüzdeki günlerde parlamentoda olan bir partiden yaklaşık 6 bin kişilik bir katılım olacak. Katılım Hatay'da gerçekleşecek" diye konuştu.

DP'NİN GENLERİ BOZULMUŞ

DP ve yeni genel başkanı Namık Kemal Zeybek'e ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Çetin Özaçıkgöz, DP'de artık genel başkanların yapabileceği bir şey kalmadığını belirterek şunları söyledi:

"Kendisine başarılar diliyorum ama DP’de artık genel başkanların yapabileceği bir şey kalmadı. Ne Zeybek’in ne Cindoruk’un ne de daha önceki genel başkanların bir kabahati var. Orada misyon bozulmuştur. Partinin genleri bozulmuştur. O kırat’ın bir gözü görmüyor, kulağı duymuyor, bir bacağı kırılmış."
 

BİZ ADNAN MENDERES'İN MÜCADELESİNİ SÜRDÜRÜYORUZ

12 Haziran seçimlerinde baraj kaygıları olmadığını söyleyen Özaçıkgöz, "Baraj deyince biz başka bir şey anlıyoruz. Türkiye’de 192 barajı Demirel yapmıştır. Baraj denilince aklımıza bunlar geliyor. Diğer baraj bizi ilgilendirmiyor" diye konuştu. DYP'nin  Adalet Partisi’nin devamı olarak doğduğunu ve Adnan Menderes’in devamı olan 64 yıllık bir siyasi kavganın, bir destanın süreci olarak yoluna devam ettiğini vurgulayan DYP Lideri, "Bu millet bu partiyi Adnan Menderes döneminde tek başına iktidar yapmıştır. AP, Sayın Demirel’in 1964’de liderliğiyle tek başına iktidar olmuştur. Bu partide, genel başkanlar geçmişten gelen misyona sahip çıktığında, bir vizyon da ortaya koyarak daima tek başına iktidar olmuştur.Biz bu oylara alışığız. Yeter ki genel başkanlar, tabelaları indirerek, isimleri atarak misyonu uzaklaştırmasın" dedi.

Türk siyasetine "kayıkçı kavgaları"nın yön vermeye başladığını belirten Özaçıkgöz, "Biz hiçbir zaman kayıkçı kavgalarına taraf olmadık. Bugün iktidar partisi ile ana muhalefet partisi arasındaki kavgaları beğeniyor musunuz?" diye konuştu.

DP'nin siyasi anlamda kendilerine rakip olmadığını belirten DYP Lideri, bugün siyasi partilerin rahmetli Adnan Menderes'in ve Süleyman Demirel'in adı üzerinden siyaset yapma merakını da eleştirdi. Özaçıkgöz şunları kaydetti:

"Demirel’in DP’ye katkısı diye bir şey yok. Herkes Demirel’in siyasetin sırtından siyaset yapmaktan vazgeçsin. Bugün Demirel DP’nin arkasında olsa, Demokrat Parti bu durumda olmazdı. Şu anki DP’nin DYP ile ne kadar ilgisi yoksa, Adnan Menderes ile de ilgisi yoktur. O’nun devamıyız demeleri, Adnan Menderes’e de DP’sine de haksızlık olur. Bu kadar yerlerde süründürmeye kimsenin hakkı yoktur.

Başkaları da Adnan Menderes’in adını kullanıyor. Biz bundan memnunuz. Çünkü biz büyük bir mücaelenin, misyonun temsilcileriyiz. Bugün CHP haricinde bütün partiler, DP’nin devamı olduğunu iddia eder duruma geldi. Ak Parti dahil… Ak Parti veya başka partiler, Menderes’in devamı olduklarını söylememeli. İnandırıcı olmaz. Gerçekle bağdaşmaz. Çünkü bu bir silsiledir. Devamlılıktır. Menderes’in DP’si dede pozisyonundadır, AP onun devamı olduğu için onun oğlu, baba pozisyonundadır. DYP de onun torunu pozisyonundadır."

TÜRKİYE BÖLÜNME TEHLİKESİ İLE KARŞI KARŞIYA

Bu seçimlerin çok büyük anlamı olduğunu belirten Özaçıkgöz'e göre, Türkiye bu iktidar döneminde Türkiye bölünme noktasına getirildi. DYP lideri, buna kanıt olarak "İmralı sakini"ni gösteriyor. Öcalan'ın Suriye’de ikamet ederken bu kadar güçlü ve etkin olmadığını hatırlatan Özaçıkgöz, "Neredeyse, İmralı’da kaldığı yere özel siyasi bürosudur levhasını takmadıkları kaldı. Bu endişe verici bir durumdur. Başbakan’ın açılım, saçılım merakları bölünme endişesini de beraberinde getirmiştir" dedi.

BİZ YAPTIK ONLAR SATIYOR

Özaçıkgöz'e göre bir diğer kritik nokta ise ekonomi politikaları, "Ekonomik yönden de Türkiye içler acısı bir durumda. Bir kere, bu iktidarın hiçbir başarısı yoktur" diyen DYP Lideri, bu konudaki görüşlerini şöyle sıraladı:

"Bugün yürüdüğümüz yollar, barajlar, fabrikalar, üniversitelerin yüzde 80’i, hastanelerin aynı şekilde, köprüler, havalimanlarının tümünden bizim yaptıklarımızı çıkaracak olursak, Sudan’ın çölleri gibi birTürkiyekalır. O zaman Erdoğan, neyi satıp kurtaracak bu ülkeyi? Satacak şeyleri biz vermişiz. Biz satmadık. Biz yokluk içinde yaptık bunları… Bugün satan var… Bunun neresi ekonomik başarı? Ana muhalefet partisi istediği kadar Aile Sigortası’ndan bahsetsin. Onlar sadece vaat ederler. Bunu yapabilmek için demir çelik üretiminizi 40 milyon tona çıkarmanız lazım… Çimento fabrikalarınızı 200’e çıkartmanız, enerji yatırımlarınızı iki misline yükseltmeniz lazım… Bunu yapamazsan nereden bulacaksın kaynağı? Erdoğan bunu sorarken haklı…

Bugün tarımsal teşvikler devam ediyor. Ancak, Avustralya’daki angus üreticisi, Hollanda’daki peynir üreticisi teşvik ediliyor. Yerli üretici değil… Bugün sıcak para mefhumu var. Ki borçtan çok daha tehlikeli bir paradır. Şimdi bunun miktarı 150 milyar dolar… Bu bir anda gittiğinde düşünebiliyor musunuz ne olacağını? Bu para neden geldi buraya? Çok yüksek faiz veren Türkiye’ye geliyor…

Başbakan’ın şunu açıklaması lazım. O sıcak para gittiği zaman, bizim yaptığımız eserleri sata sata ayakta duruyorsunuz. Bunlar bittiği zaman sen memurunun maaşını nasıl vereceksin? Ana muhalefet partisi liderinin durumunda biz olsak bu soruları sorardık.Türkiye’de bütün mesele ekonomidir."

BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞILABİLİR AMA UYGULANMASI MÜMKÜN GÖRÜNMÜYOR

Siyasi yönden Anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğunu belirten Özaçıkgöz, "Başkanlık sistemini getirelim demiyoruz ama tartışılmasında fayda görüyoruz. Soğuk bakmıyoruz ama korkunç bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Sihirli bir değnek de değil" diye konuştu.
Parlamenter sistemin Türkiye’yi yorduğunu anlatan DYP lideri, "Bu bir gerçek. Yetkiler ve sorumluluklar karıştı. Bakın. 1969 yılında Demirel, Ankara Emniyet Müdürü İbrahim Ural’ı Emniyet Genel Müdürü tayin etti. Danıştay’a gitti adam. İstemiyorum dedi ve geri döndü görevini. Bir hükümete, bir kamu görevlisini terfian dahi görevlendirme yetkisi vermeyen bir sistemde, terörü nasıl önlersiniz? Her şey siyasetçinin sırtında bugün. Ama bir takımkuruluşlar elini kolunu bağlıyor. Başbakan’ın haklı olduğu bir takım konular var.

Ancak, Başbakan’ın istediği gibi kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracak bir sistemi savunamayız. Yargı, yasama ve yürütmeye bağlandığı taktirde o ülkede diktatorya olur. Bu mümkün değil. Bugün Meclis’teki milletvekillerini liderler tayin ediyor. Milletvekili seçmiyor seçmen. Parti seçiyor. Milletvekilleri, Başbakan’ın iki dudağı arasında, liderlerin inisiyatifinde. Kimse kendini kandırmasın. Yasama ve yürütme Başbakan’a bağlanmış durumdadır. Yargının da bağlanması felaket olur. Tayyip Erdoğan’a Başbakanlık yetmiyor, o krallık peşinde. Biz referandumda hayır dedik. Bugün yüksek yargıda yaşanan sıkıntıları o dönemden gördük çünkü" dedi. 

ANADİLDE EĞİTİME KARŞI DEĞİLİZ

Siyaset gündeminin tartıştığı "anadilde eğitim hakkı" gibi konuları da değerlendiren DYP Genel Başkanı Özaçıkgöz, "Herkesin anadilini öğrenmesi gerektiğine inanıyoruz. Devletin buna destek olması lazım. Kürtçe eğitim veren kurslar olabilir. Ama şu an için çok erkendir. Sen tüm dersleri ana dilinde oku demek,Türkiye’yi bölünme noktasına süratle götürür. Türkiye'de hem bölünme, hem rejim tehlikesi görüyorum. Bu, kuvvetler birliğinin bir elde toplanmasından kaynaklanıyor" dedi.

BALYOZ VE ERGENEKON DAVALARI

Türkiye hiç alışık olmadığı bir dönemden geçiyor" diyen Çetin Özaçıkgöz, "Kimin başına ne zaman ne geleceği belli değil. Herkes dinleniyor" diyerek Ergenekon ve Balyoz gibi davaların yarattığı psikolojinin toplumu karamsarlığa ittiğini söyledi. Özellikle Başbakan Erdoğan'ın her gün televizyonlarda bu olayı dile getirdiğine dikkat çeken Özaçıkgöz, "Bunu yapmaması lazım. Savunmaya, izahlara giriyor. Demek ki bu meselenin içinde. Bu işin savcısıyım diyor. Hayır arkadaşım. Sen ne savcısı, ne avukatı olabilirsin. Sen Başbakanlık yap yeter" diye konuştu.

GERÇEK DARBEYİ YAPANLARDAN HESAP SOR

Türkiye’de darbeler olduğunu, bu darbeleri yapanların, 500 sayfalık plan yaparak oraya buraya bırakmadığını hatırlatan DYP Lideri, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Darbede plan olmaz. Yazılı bir belgesi olmaz darbenin. Ordunun içinde darbe yapmak isteyenler varsa, bu kuvvet komutanlarının, genelkurmay başkanlarının sütüne kalmıştır.  Şimdi burada gerçekten darbe yapanlar var. 12 Eylül darbesini yapanlar ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyor. Neden hesap sorulmuyor? Samimi olsaydın, referanduma bile gerek kalmadan, Anayasanın geçici 15. Maddesini kaldırıp hesap sorardın. Sen aklından darbe yapmayı geçirdi diyerek birilerine hesap soruyorsun. Ortada bu var. Vicdanlara şüphe tohumu eken bu. Komutanlar diyor ki, bu dokümanlar, harp oyunlarının dokümanları, plan ve projeleri. Bu darbenin değil. Hayır 'o darbe' diyorsun sen.

Darbe planı yapılıyor ve adamlar bunu bekletiyor… Bunlar şüphe tohumları ekiyor. Darbe yapana hesap sormuyorsunuz, aklından darbe yapmayı geçirdiğini düşünerek adamlara işkence ediyorsunuz. Türkiye’nin bu noktaya gelmemesi gerekiyordu. Ayrıca, 28 Şubat’tan şikayetçi Başbakan. Ben onu bir darbe olarak görmüyorum. Bunu baştan söyleyeyim. Başbakan mağduru oynuyor ve samimi değil. Başbakan nerede gördü darbeyi. Bilmez o. Filmlerde görmüştür, romanlarda okumuştur. Darbenin gerçek mağdurları biziz onun kadar ağlamadık."

DEMOKRASİ MEKANİZMASI ÇALIŞMAZSA İSYANLAR OLUR

Ortadoğu ülkelerinde yaşanan sürecin, demokrasi mekanizmasının kilitlenmesinin ardırndan başladığına dikkat çeken Özaçıkgöz, bu ayaklanmaları şöyle değerlendirdi:

"Bir ülkede demokrasi yoksa, seçim düğmesine millet basamıyorsa bunlar yaşanır. İnşallah bizde böyle bir şey olmaz. İktidarlar kansız, entrikasız seçimlerle değişmeli. 1.5 yıl önce, “Bir iki yıl içinde dünyada iktidarlar değişecek” demiştim. Bunun sebebi küresel kriz olur, teknolojik gelişmeler, ileri haberleşme ağı olur… Toplumun organize olması kolaylaşmış durumda. Ben bunu söyledim. Allah da beni mahçup etmedi. İtalya’da, Almanya’da da değişecek iktidarlar. Ak Parti de bunlardan bir tanesi. Seçimle değişecek. Dünya değişiyor çünkü. Demokrasinin güzel tarafı budur. Sıkıldığı zaman bir yüzden millet, onu indirebilmeli. Bu mekanizmayı kapatırsanız, patlamalar olur. Türkiye’ye sıçramasın. Milletimiz aklı selim sahibidir. Bizde yıkıcı muhalefet yoktur. Yumurta bile atılmasın. Bizim halkımız, kendisine yakışan bir tarzda, görüş ve düşüncelerini ortaya koyabilmeli."

 

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »