Dünya Bankasından Türkiye`ye `reform` mesajı

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Johannes Zutt, Türkiye`nin geçen yılki zorlu iç ve dış koşullardan sonra bu yıl çok güçlü bir ekonomik toparlanma süreci yaşadığını belirterek, "Orta vadede daha sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin gerçekleşmesi için sağlam makroekonomik politikalara daha geniş yapısal reformlar eşlik etmelidir." dedi.

24 Aralık 2017 Pazar 11: 4
Dünya Bankasından Türkiye`ye `reform` mesajı
Dünya Bankası Türkiye  Direktörü Johannes Zutt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ekonomi, Türkiye  ekonomisi ve 2018 yılı beklentilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa ve Orta Asya (ECA) bölgesinde bu yıl büyümenin yüzde 2,2 ile  son 6 yılın en güçlü performansını göstermesinin beklendiğini ifade eden Zutt, bu  büyümede sanayi üretimindeki ve ihracattaki artışın etkili olduğunu söyledi.

Zutt, birçok ülkede güçlü büyümeye, enflasyonun normalleşmesi,  işsizliğin azalması ve ılımlı mali açıkların eşlik ettiğini vurgulayarak,  Türkiye'nin de geçen yılki zorlu iç ve dış koşullardan sonra, bu yıl çok güçlü  bir ekonomik toparlanma süreci yaşadığını dile getirdi.

Hükümetin önemli mali teşvikleri ve artan dış talebin bu güçlü  toparlanmayı desteklediğini anlatan Zutt, bu yılın 9 ayında Türkiye ekonomisinin  yüzde 7,4 büyüdüğünü hatırlattı.

2016'da başta düşük enerji fiyatları ve yatay seyreden ekonomik  performans nedeniyle gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 3,8'i olan cari  açığın, bu yıl büyük ölçüde altınithalatının ve enerji faturasının artması  nedeniyle eylül itibarıyla yüzde 4,7'ye yükseldiğine dikkati çeken Zutt, hizmet  dengesinin de turizm gelirlerindeki toparlanmanın yavaş ilerlemesine rağmen  olumlu katkı yapmaya başladığını bildirdi.

"YÜKSEK ENFLASYON RİSK OLARAK KALMAYA DEVAM EDİYOR" 

Türkiye için bu yıl en önemli zorluğun yüksek enflasyon olduğuna  işaret eden Zutt,  liradaki değer kaybı, yüksek küresel enerji fiyatları, yüksek  gıda fiyatları ve iç talepteki hızlanmanın etkisiyle enflasyonun çift hanelere  çıktığını hatırlattı.

Zutt, Avrupa ve ECA bölgesinde gelecek iki yıl düşük emtia fiyatları,  finansal sektördeki zayıflıklar, istihdamın değişen yapısı gibi aşağı yönlü  risklere rağmen büyümenin yüzde 1,9 olacağının tahmin edildiğini belirterek,  şöyle devam etti:

"Türkiye'de dış kırılganlıklar, yurt içinde enflasyonist baskılar,  mali alana ilişkin son zamanlarda görülen aşınma, ekonomiyi destekleyecek mali ve  para politikaları alanının sınırlı olması göz önüne alındığında bu yıl yüksek  büyümenin ardından gelecek yıl büyümenin yavaşlaması öngörülüyor. Son aylardaki  yüksek manşet ve çekirdek enflasyon oranları ekonomide aşağı yönlü önemli bir  risk olarak kalmaya devam ediyor. Bu anlamda Merkez Bankasının kısa vadede  enflasyon hedefine ulaşamayacağını düşünüyoruz. Mali teşviklerle kredi  genişlemesi ve önemli baz etkisiyle tetiklenen güçlü iç talep, üçüncü çeyrekte  yüzde 11,1'lik son derece yüksek büyümeye katkıda bulundu. Özel tüketim  harcamaları bu büyümeye yüzde 60'ın üzerinde, 7 puanlık katkı yaptı. AB'deki  güçlü talep ve liradaki değer kaybı nedeniyle mal ve hizmetlerin ihracatı da  önemli ölçüde arttı. Bununla birlikte, ithalattaki hızlanmayla net ihracatın  büyümeye katkısı üçüncü çeyrekte yılın ilk yarısına kıyasla ılımlı oldu. İnşaat  sektöründeki yatırımlar 9 ayda büyümeye büyük katkıda bulunurken makine ve  teçhizat yatırımları, dört çeyrek daralmasının ardından üçüncü çeyrekte önemli  ölçüde yükseldi. Teşviklerin etkisi azaldığı için bu yılın son çeyreğinde  kademeli bir ılımlı büyüme bekliyoruz."

"REFORMLAR ETKİLEYİCİ PERFORMANSIN SÜRMESİ İÇİN ÖNEMLİ" 

Türkiye'de mevcut makroekonomik ortam ve enerji fiyatlarındaki artış,  ABD ve Avrupa'da parasal sıkılaştırma gibi öngörülen dış koşulların parasal ve  mali disiplin gerektirdiğini vurgulayan Zutt, bunun yatırımcı güvenini sağlamak  için önemli olan düşük enflasyon ve istikrarlı döviz kuruna yönelik ekonomik  beklentilere de dayanak olacağını bildirdi.

Zutt, orta vadede daha sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin  gerçekleşmesi için, sağlam makroekonomik politikalara daha geniş yapısal  reformların eşlik etmesi gerektiğini ifade ederek, "Yeni büyüme modeli daha güçlü  özel yatırımlara, şirket düzeyinde verimlilik artışlarına ve daha iyi kaynak  tahsisine dayanmalıdır. Türkiye'de yapısal reformların hızlandırılması, yatırımcı  güvenini tazelemek, kırılganlıkları azaltmak, verimliliği artırmak ve büyümeyi  desteklemek için kilit rol oynayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Temel yapısal reformlar arasında; yatırım ortamının iyileştirilmesi,  finansal sektörün derinleştirilmesi, kamu harcamaları yönetiminin  güçlendirilmesi, iş gücü piyasası reformlarının tamamlanması ve eğitim sisteminin  kalitesinin artırılmasının yer aldığına dikkati çeken Zutt, şunları kaydetti:

"Bu yapısal reformlar ekonominin direncini artırmaya ve özel sektör  yatırımlarının orta vadede toparlanmasına yardımcı olacaktır. Ekonominin gücünü  ve direncini artırmasının yanı sıra yapısal reformlar aynı zamanda piyasalara  açık bir sinyal göndererek doğrudan yabancıyatırımlar şeklinde daha fazla dış  finansman, kurumsal ve bankacılık sektörüne uzun vadeli kredi sağlayacaktır. Bu,  Türkiye'nin etkileyici ekonomik performansını sürdürmek ve yüksek gelir grubuna  çıkmak için attığı adımların devamı için önemlidir."

"AB'DEKİ BÜYÜME, TÜRKİYE BÜYÜMESİNE OLUMLU KATKI SAĞLAYACAK" 

Türkiye için kısa vadede, makroekonomik istikrarın sürdürülmesinin  önemli bir zorluk olarak görülebileceğine işaret eden Zutt, bu anlamda sıkı mali  politikalar ve para politikalarından taviz verilmemesinin önem arz ettiğini  söyledi.

Zutt, orta vadede, yapısal zayıflıkların giderilmesinin büyümeyi  hızlandırmak için merkezi bir noktada bulunduğuna dikkati çekerek, daha sıkı  küresel likidite koşullarının Türkiye'de orta vadede kredi büyümesini ve talebi  sınırlayabileceğini bildirdi.

Ticarette korumacılığın artması ve jeopolitik gerilimlerin  yükselmesinin Türkiye dahil bölgedeki birçok ülkenin ticaret performansını ve  ekonomik faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Zutt, "Petrol  fiyatlarının yükselmesi enerji faturasında baskı oluşturarak cari açık ve  enflasyonu da artırabilir. Küresel ekonomideki belirgin olumlu momentumun gelecek  yıl devam etme olasılığı yüksektir. Özellikle AB'de güçlenen ekonomik büyüme,  Türkiye'nin kuvvetli ihracat performansını sürdürmesine ve 2018 yılında daha  dengeli bir büyüme sağlamasına katkı yapacaktır."

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »