Emrullah İşler, 'Annelerin oturma eylemi bir milat'

Başbakan Yardımcısı İşler, çocukları terör örgütünce kaçırılan ailelerin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde yaptıkları oturma eylemini ''milat'' olarak değerlendirdi.

1 Haziran 2014 Pazar 22: 5
Emrullah İşler, 'Annelerin oturma eylemi bir milat'
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, çocukları terör örgütünce kaçırılan ailelerin Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde yaptıkları oturma eylemini "milat" olarak değerlendirdi.

İşler, İl Müftüleri Toplantısına katılmak üzere, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Mardin Milletvekilleri Muammer Güler ve Gönül Bekin Şahkulubey ile tarifeli uçakla Mardin'e geldi. 

Mardin Valiliği'ni ziyaret eden İşler, Vali Ahmet Cengiz'den kentin durumu hakkında bilgi aldı.

İşler, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, il müftüleri toplantısına katılmak üzere Mardin'e geldiklerini belirterek, Mardin'in farklı kültürlerin, dinlerin, inanışların farklı etnik yapıların bir arada  barış ve huzur içinde yaşadığı kadim bir şehir olduğunu söyledi.

Mardin'i son derece önemli bir miras ve zenginlik olarak değerlendiren İşler, "Mardin sınıra yakın bölgede bulunan bir ilimiz. Özellikle AK Partili yıllarda her bakımdan geliştiğini, kalkındığını, ilerlediğini, Türkiye ile bu bölgenin de ne kadar ilerlediğini buraya gelen her insan görüyor. Özellikle yapılan duble yollar herkesin malumu. Zamanında TOKİ konutları, şimdi kentsel dönüşüm olayları başladığında her türlü hizmeti, bütün illerimiz nasıl alıyorsa bu bölgedeki illerimiz de AK Parti döneminde her türlü hizmetten yararlandı. Sağlık, eğitim, ulaşım ve sulama ile tarım alanında her türlü hizmetten yararlandı" diye konuştu.

Çözüm süreci


İşler, geçmişte Doğu ve Güneydoğu anadolu bölgesinde çok acılar yaşandığını hatırlatarak, "Bu topraklarda geçmişte bazı acılar yaşandı. Ülke olarak PKK teröründen çok çekmiş bir ülkeyiz. Canlarımızı kaybettik. Analarımız ağladı. İktidara gelir gelmez ilk işimiz olağanüstü hali kaldırmak oldu. Bu bölgedeki OHAL'in kaldırılması çok büyük bir huzur ve iyi algı olarak değerlendirildi. Yine red ve inkar politikalarına son vererek ülkedeki demokrasinin çıtasını yükseltme gayreti ve çabası içerisinde olduk. 2023 hedeflerini açıklayarak ülkenin ileri demokrasiler seviyesine çıkması için hedefimizi stratejimizi ortaya koyduk" ifadelerini kullandı.

Milli birlik ve kardeşlik projesini 2009'da başlattıklarını hatırlatan İşler, şöyle devam etti:

"Ardından çözüm sürecini başlattık. 1,5 yıl kadar önce. Çözüm sürecinin başlaması ile artık bu coğrafyada huzurun, barışın istikrarın daha fazla hakim olduğunu gördük. Anaların ağlamadığını gördük. Anaların gözyaşlarının dindiğini gördük. Bunun devam etmesi gerektiğine hepimiz inanıyoruz. Çözüm sürecini başlattığımız zaman AK Partili bir grup milletvekili ile bölgeyi gezdik. O zaman bizzat kendi gözlemlerim. İnsanların yüzünün güldüğünü gördüm. Gözlerinin içinin parıldadığını gördüm. Çünkü buradaki insanlar barışa, huzura susamışlar. Hakikaten en büyük acıyı bu terör belasının yaşandığı dönemlerde buradaki bölge insanının çektiğini gördüm."

Terör örgütünün çocuk kaçırması


İşler, çözüm sürecinden geri dönüş olmadığını vurgulayarak, "Millet, buradaki halkımız ve Kürt kardeşlerimiz de artık olaya el koymuştur. Özellikle Diyarbakır'daki anneler yapmış olduğu eylemle de artık çocuklarına sahip çıkıyor. O annelerin terör  örgütü tarafından kaçırılan çocuklarını geri alma konusunda göstermiş olduğu çabayı Türkiye tarihinde bir milat olduğunu düşünüyorum. Artık anneler olaya el koymuştur ve zaman anaların gözyaşı akıtma zamanı değil, anaların yüzünü gülmesi zamanıdır. Dolayasıyla bundan sonra geri adım atılmayacaktır. Türkiye için bu bölge için çözüm demokrasiden, ileri demokrasilerden geçmektedir" dedi.

İktidara geldiklerinde red ve inkar politikalarına son verdiklerini, Kürtçe'nin önündeki engelleri kaldırdıklarına işaret eden İşler, şöyle konuştu:

"İktidara gelir gelmez ret ve inkar politikalarına son verdik. Bilindiği gibi Kürt kimliği tanınmıyor, yok sayılıyordu. Biz bunların hepsini bir kenara bırakarak kimlik tanıması yaptık. Kürtçe, üniversitelerde, bölümlerde okutulur hale gelmiştir. Kurslarda öğretilir hale gelmiştir. Okullarda seçmeli ders haline gelmiştir. Bizim iktidarımız döneminde çok büyük adımlar atıldı. Hepsinden önemlisi TRT Şeş (6), 24 saat yayın yapıyor. Bir başka özel televizyon var. Artık bunlar bir sıkıntı kaynağı olmaktan çıktı. Herkes istediği dili, istediği şekilde konuşabiliyor. Şimdi istenirse Kürtçe özel okul açılması hakkı kanunla artık tanınmış oldu. Dolayısıyla özgürlükleri herkesin doya doya yaşaması için Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde herkesin kendisini birinci sınıf vatandaş hissetmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu doğrultuda attığımız adımlar halkımız tarafından da büyük bir takdirle karşılandığı için işte bundan dolayı da AK Parti hükümetleri olarak her girdiğimiz seçimde büyük başarı ile çıkıyoruz."

 "AK Parti Türkiye'nin çimentosudur"


"AK parti Türkiye'nin çimentosudur. Türkiye'nin birlik ve beraberliğin  garantisidir. Bunun böyle olması ve devam etmesi için de aynı zamanda 81 ilin yegane partidir" diyen İşler, ülkede kardeşliğin hüküm sürmesi ve acıların dinmesi için elden geleni yaptıklarını kaydetti.

Korucu Mehmet Uğurtay'ın şehit edilmesi


İşler, çözüm sürecini baltalamak isteyenlerin zaman zaman bir takım provokasyonlar ve saldırılar yaptığına dikkati çekerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bunlardan birisi de geçtiğimiz günlerde burada bir korucu kardeşimize yapıldı. Bu saldırı sonucu Mehmet Uğurtay kardeşimiz şehit olmuştur. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Acılı ailesine sabırlar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Bunları provo bir eylem olarak kabul ediyoruz. Bu eylemlerin bir netice almayacağını görüyoruz. Maalesef bazı gurupların bu tür provokasyonlara zaman zaman başvurduğunu da görüyoruz. Ama emniyet güçlerimiz gerekli tedbirleri almakta, gerekli güvenlik tedbirlerine başvurmakta, en önemlisi milletimiz artık bu tür terör olaylarına pirim vermemektedir. Diyarbakır'daki annelerin olaya el koyması da bunun çok güzel bir örneği olduğun düşünüyorum."

Başbakan Yardımcısı İşler, kan ve gözyaşı peşinde koşanların ülkede geleceklerinin bulunmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Kan isteyenler, kan peşinde koşanlar, gözyaşı peşinde koşanların bu ülkede geleceği olmadığını ifade etmek istiyorum. Artık bu coğrafya barışın, huzurun hakim olduğu bir coğrafya haline geldi. Bundan sonra da hızla ilerleyecek. Millet olarak birlik ve beraber korumamız hem siyasi istikrarımızı hem de ekonomik istikrarımızı sürdürmemiz açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Geçmişte bu coğrafyada huzur, barış, kardeşlik içerisinde yaşadık. Bugün de yaşayabiliriz gelecekte de. Birilerinin provokasyonlarına fırsat tanımayalım. Birileri aramıza fitne fesat sokmak isteyebilirler, birlikte Çanakkale'de şehit olduk, birlikte aynı şehitliklerde atalarımız yatıyor."

İşler, dün Karadağ'dan geldiğini, oradaki soydaşların gözünün Türkiye üzerinde olduğunu gördüğünü söyledi. Orada bulunan Nizam Camisi'nin onarımı için 1907 yılında Osmanlı'ya mektup gönderildiğini hatırlatan İşler, 1931'de tamamen yıkılan bu caminin 2010'da TİKA tarafından yeniden inşa edildiğini kaydetti.

Türkiye'ye karşı olan ilginin arttığını görüyoruz


Türkiye'nin mazlum coğrafyalara daha fazla dostluk ve kardeşlik eli uzatabilmesi için çok daha güçlenmesi gerektiğini ifade eden İşler, şöyle dedi:

"2013'te resmi kalkınma yardımlarında Avrupa birincisi olduk. Dünyada da Japonya'dan sonra en fazla yardım yapan ikinci ülke olma konumuna geldik. Bu ekonomik istikrar, büyüme, kalkınma ve zenginleşme ile oluyor. İşte bunları yaptığımızda da bütün dünyada Türkiye'ye karşı olan ilginin, sevginin ve muhabbetin arttığını görüyoruz. İnsanımız bulunduğu her yerde hakikaten destanlar yazıyor. Ama tek bir kusurumuz var. Birbirimizle fazla uğraşıyoruz, birbirimizin ayağından çekiyoruz. Buna da son verdiğimiz zaman bölgenin ve dünyanın yıldız ülkesi olmamız yönünde hiçbir engel olmaz."

Herkes görüyor


Gezi olaylarının yıl dönümüne ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı İşler, 2011'de yapılan genel seçimlerin ardından içte ve dışta Türkiye'nin itibarsızlaştırılması ve özellikle Başbakan Erdoğan'ın imajının zedelenmesi için gayret içerisine girildiğini bildirdi.

"O günden bugüne bu itibarsızlaştırma olayı maalesef sürmekte. Bunun neticesinde özellikle bir yıl önce mayıs ayında Gezi olayları diye bir olay meydana geldi" diyen İşler, şöyle devam etti:

"Adete düğmeye basılmışcasına başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok şehirde sokaklar terörize edilmeye başlandı. O günden sonra da çeşitli vesileler ile başka bahanelerle sokakları harekete geçirme gayreti içerisinde oldular. Biz demokratik bir ülkeyiz, demokrasilerde elbette ki protesto ve gösteri hakkı vardır. Bu, kanunların kendilerine vermiş olduğu sınırlar içerisinde yapılır. Ama protesto ve gösterilerin kanun sınırlarının dışına çıkarak, yakıp yıkmaya dönüştüğünü herkes görüyor."

Siyaset mühendisliği


İşler, bir süre önce Ok Meydanı'nda  polis aracına molotofkokteyli atılması ve polislerin yanarak araçtan çıkış görüntülerinin yayınlandığını hatırlattı.

"Bu tür olaylar ile Türkiye'de siyaset mühendisliği yapılmak istendiğini biliyoruz. Bunlara biz almış olduğumuz tedbirler ile hükümet olarak gerekli engellemeyi yapıyoruz ve fırsatı da vermiyoruz" ifadelerini kullanan İşler, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu olaylarla hem ülkeyi siyasi istikrarsızlığa götürmek istendiği hem de ekonomik istikrarsızlık çıkarılmak istendiği çok aşikar. Dolayısıyla son bir yıla baktığımız zaman ekonomik göstergeleri gözden geçirdiğimizde özellikle borsanın düşmesi, faizlerin ikiye katlanması, döviz fiyatlarının yükselmesi bütün bunlar 'ülkede ekonomik kriz çıkartabilir miyiz ve bu ekonomik kriz neticesinde de siyasi istikrardan kurtulabilir miyiz çabası ve gayreti' olduğunu görüyoruz. Ama son bir yılda yaşanan bu olaylar neticesinde artık bu olayların arkasında yatan sebebi ve amacı çok net anladığı için bir takım marjinal gurupların bunları bahane ederek ülkede şiddete, vurup kırmaya, yakıp yıkmaya başvurduğunu milletimiz görüyor."

Milletimize müteşekkirim


Son bir yılda Türkiye'nin kaybettiğini düşündüğünü dile getiren İşler, şöyle konuştu:

"Dün Gezi olaylarının yıl dönümü vardı. Çok şükür beklenen huzursuzluklar çıkmadı. Birtakım guruplar yine şiddet ve terör olaylarına başvurmak istedi. Ama sağduyu hakim oldu. Özellikle marjinal guruplar meydana indi. Milletimiz sağduyusu ile onlara pirim vermedi. Sağduyunun hakim olması bakımından milletimize müteşekkirim. Bundan sonra da bu ülkede her zaman sağduyunun hakim olmasını, gerginliklerin kimseye faydası olmadığını herkesin bilmesi gerekir."

Bunlara  fırsat vermeyelim


"Artık Türkiye'nin kaybedecek vakti yok. Bu tür olaylarda hepimiz kaybediyoruz, 77 milyon kaybediyor" ifadesini kullanan İşler, "Bunlara fırsat vermeyelim. 2013 mayısından 2014 mayısına kadar Türkiye arabasının boşta gittiğini düşünüyorum.  Artık vitese atma zamanı geldi. Bunun için de artık huzurun hakim olması, gerginliklerin bitmesi gerekir." diye konuştu.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »