Erdoğan asıl tehlikeyi açıkladı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülke ve millet olarak bizim için ne siyasi, ne ekonomik krizler yıkıcı bir tehdittir bizim için asıl tehlike coğrafyamızla ve milletimiz ile ilgili bu vizyonu kaybetmemizdir" dedi.

9 Aralık 2015 Çarşamba 19:50
Erdoğan asıl tehlikeyi açıkladı!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen ’Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni’nde konuştu. Erdoğan, "2015 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri için Cumhurbaşkanlığı külliyesine milletin evine hoşgeldiniz. Bugün kendilerine ödül tevdi edeceğimiz kültür, sanat ve ilim insanlarımızı, onlar adına ödül alacak yakınlarını tebrik ediyorum. Türkiye’nin kültür ve sanat hayatına, ilim dünyamıza yaptıkları katkılar için ülkem ve milletim adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini vereceğimiz kişileri herhangi bir yarışma yoluyla belirlemediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Biz, burada bugüne kadar ortaya koydukları eserleriyle, emekleriyle, ürünleriyle başlı başına kıymet olan bu insanlara milletimiz ve devletimiz adına haklarını teslim ediyor, şükranlarımızı ifade ediyoruz. Ülkemizde her alanda gerçekten çok büyük değerler ve önemli kıymetler var. Her yıl, bunlardan bir kısmına Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri çerçevesinde milletimiz, devletimiz adına takdirimizi, minnetimizi, sevgimizi göstermeye çalışıyoruz" diyerek Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini alan isimleri hatırlattı.

“SON İKİ YÜZYIL BU MİLLETİN BİTİŞİNİ BEKLEDİLER”

Anadolu’nun insanlık tarihinin her bakımdan en münbit medeniyetlerine, devletlerine, toplumlarına evsahipliği yapmış kadim bir coğrafyanın kalbi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu topraklar üzerinde yaşayan her toplumu, maddi ve manevi zenginleştirmiş, ufkunu açmış, vizyonunu genişletmiştir. Aynı şekilde bizim milletimiz de gittiği her yerde, her bölgede doğru, güzel, faydalı gördüğü herşeyi hiçbir kompleks duymadan alan ama aynı zamanda oralara da birşey veren, kazandıran bir toplumdur. Anadolu coğrafyasıyla milletimizin kaderinin birleştiği bütünleştiği bin yıldır bu toprakların insanlığa kazandırdığı büyük değerlerin gerisinde böyle bir terkip vardır. Anadolu coğrafyasıyla milletimizin bir başka ortak noktası da yapılarında asla ümitsizliğin, yeisin, pes etmenin bulunmuyor olmasıdır. Ne diyor Yunus Emre, ’Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası’. Yunus’un bu sözü coğrafyamızı ve milletimizi çok güzel anlatıyor. Aramızda Osmanlı tarihi, söz sanatları konusunda üstat olan hocalarımızın, büyüklerimizin bulunduğu bir yerde, bunu söylemek bize düşmez ama nacizane şu görüşümü ifade etmeden geçemeyeceğim. Son iki yüzyılımızın bu milletin bitişinin, tükenişinin, teslimiyetinin beklenişiyle geçtiğiyle inanıyorum. Yaşadığımız onca badireye, yaptığımız onca hataya, maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen Hamdolsun böyle bir durum gerçekleşmedi ama aynı bekleyiş hala sürüyor" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "2015 yılı da bitmek üzere, milletimiz yine dimdik ayakta. Yine, kendisiyle birlikte tüm kardeşlerinin, dostlarının ümidi olan vasfını devam ettiriyor. Dünya, özellikle İslam coğrafyası Türkiye’ye bakıyor. Dünyadaki güç dengelerinin, bilim, teknoloji, sanat alanlarını da kapsayacak şekilde Batı’ya kaydığı bir dönemde biz hala kendimiz olmayı, müktesebatımızı korumayı Hamdolsun başardık. Yeterli mi, değil? Bunu artırmaya devam edeceğiz. Bu süreçte çok yara aldık, çok kayıplar verdik, çok mevzi kaybettik buna rağmen bulunduğumuz yer çok önemlidir. Doğu ile Batı’nın temas noktaları içinde hala varlığını, özgürlüğünü, gücünü iddiasını sürdüren tek coğrafya burasıdır, Anadolu’dur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihsel sürekliliğimiz içinde son devletimiz olarak görüyoruz. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlara yüklediğimiz mana çok önemlidir. Aynı şekilde, külliyemizde yapılan resmi törenlerde temsili olarak yer alan unsurlar çok önemlidir. Bunların hiçbiri de rastgele seçilmiş, öne çıkarılan semboller değildir. Bugün bizi hala ayakta tutan gücün gerisinde hala bu anlayış ve arka plan vardır.Ülke ve millet olarak bizim için ne siyasi, ne ekonomik krizler yıkıcı bir tehdittir bizim için asıl tehlike coğrafyamızla ve milletimiz ile ilgili bu vizyonu kaybetmemizdir. Bizi biz yapan diğer toplumlardan farklı kılan, yaşadığımız bunca badireye rağmen ayakta tutan gücü çok iyi anlamalı ve kavramalıyız. Kültür ve sanat alanı bu bakımdan çok önemlidir. Milletlerin geçmişleriyle olan bağlarını sürdürmede, tarihi sürekliliği sağlamada da kültür ve sanat hayati bir role sahiptir."

’YERLİ VE MİLLİ’ VURGUSU

"Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin gerisindeki en önemli kaygılardan, en önemli kriterlerden biri de budur" diyen Erdoğan, "Bugün burada ödüllerini tevdi edeceğimiz isimlerin her birine bu gözle bakıyor, çalışmalarını, eserlerini bu yaklaşımla anlamlı hale getiriyoruz. Bu isimlerin hepsinin de ortak özelliği şahsımın her zaman ifade ettiği, ’yerli ve milli’ diyerek ısrarla vurgulamaya çalıştığım çizginin kendi alanlarındaki mümeyyiz temsilcileri olmalarıdır. Kökleri bu toprakların derinlerine uzanan, mazisi bu milletin geçmişine giden, eserleri buram buram kendimiz, özümüz, mayamız kokan bu değerli kültür, sanat ve ilim insanlarımızı bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak sinema alanında Münir Özkul için, "Bu yıl 90 yaşını geride bırakan Münir Özkul, tiyatroya başlayan, ardından sinemayı ekleyerek devam ettirdiği 75 yılı bulan sanat hayatına sahip bir sanat çınarımızdır. Sayın Özkul'u farklı kılan hem tiyatroda hem sinemada günlük hayatın estetik bir yorumu olan geleneksel temaşa sanatlarımızı başarıyla temsil etmiş olmasıdır. Mizahı ve sevgiyi en samimi, en yalın haliyle sanatına yansıtmayı başaran Sayın Münir Özkul'un yeni nesiller arasında da biliniyor ve seviliyor olmasını ben buna bağlıyorum. Sayın Münir Özkul kimi zaman fakir ama gururlu, böyle bir aile babası, -tabi kızları burada, bunu çok daha iyi yaşadılar, biliyorlar- kimi zaman vefakar ve cefakar öğretmen olarak hafızalarımızdaki müntaz yerini daima muhafaza edecektir. Tabi bizleri zaman oldu çok güldürdü ama zaman oldu ağlattı. Ben kendisine Allah'tan şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı.

"BİR NESLİN DEĞİL ADETA NESİLLERİN AĞABEYİDİR, BENİM DE AĞABEYİMDİR"
Edebiyat alanında ödüle layık görülen Rasim Özdenören'i "Türkiye'nin en önemli edebiyatçılarından biri" olarak nitelendiren Erdoğan, "Kendisi aynı zamanda kendisi 'Yedigüzel Adam'dan biridir. Bir neslin değil adeta nesillerin ağabeyidir. Benim de ağabeyimdir. Bir dava ve mücadele adamıdır. Sayın Özdenören, Mavera Dergisi'nin çıkış gerekçesini ifade ederken 'Tarihte hiçbir uygarlık ilkin bir edebiyat hazırlığı geçirmeden, kelam eğitimini tamamlamadan yani düşünce söze, söz de eyleme dönüşmeden var olma ortamına kavuşamamıştır' diyordu. Tek başına bu cümle dahi onun edebiyatla birlikte bir bütün olarak hayata bakışını da yansıtmaya yettiğine inanıyorum. Evet, kendisi 75 yıllık hayatına başarılı bir bürokrasi kariyeri ki Devlet Planlama Teşkilatımızda uzun yıllar orada aldığı görevlerin hakkını verme dönemi oldu. Onlarca hikaye ve deneme kitabı, çeviriler, binlerce gazete yazısı, her biri hala birer efsane olarak anılan edebiyat dergileri sığdırmayı başarmış bir abide isimdir. Sayın Özdenören'in eserlerinin yeni kuşakları da doyuracağına, aydınlatacağına inanıyorum" dedi.

"BAZI ÖZEL YAŞADIKLARIM VAR Kİ ONU BURADA SÖYLEMEM YANLIŞ OLUR"
Müzik alanında ödüle layık görülen Orhan Gencebay'a ilişkin olarak Erdoğan, "Sayın Orhan Gencebay, bir dönem çok avami olarak telakki edilen, öyle görülen veya gösterilen, itilen, kakılan, adeta boğulmaya, yok edilmeye çalışılan bir müzik türünün en özgün, en verimli, aslında en kıymetli temsilcisidir. Sayın Gencebay'ın müziği köklerini, tınısını, ritmini bu coğrafyadan alan aynı zamanda insanımızın günlük hayatındaki sevdaları, isyanları, üzüntüleri, beklentileri, hatta ümitleri konu edinen bir özelliğe sahiptir. Onun sevdasını da, isyanını da doğru anlamayanlara inat milletimiz kendisine sahip çıkmış, sanatını bağrına basmıştır" dedi.
"1970 ve 1980'lerin o sıkıntılı dönemlerinde takside, dolmuşta, kahvehanede, evde velhasıl günlük hayatımızın her safhasında Orhan Gencebay müziğiyle karşılaşmamız olağan bir durumdu" diye konuşan Erdoğan, "Geçmişte başkalarının yanında Orhan Gencebay'ı ve müziği eleştiren ama muhtemelen yalnız kaldığında yine onu dinleyenlerin olduğunu da biliyorum. 1990'lardan sonra biz özellikle bunu çok daha farklı yaşadık. Hatta bazı özel yaşadıklarım var ki bunu burada söylemem yanlış olur, insanı hakikaten şaşırtıyordu. Çünkü bunlar sanata ve sanatçıya da değer vermeyi anlayamamış kadar ne yazık ki bir yanlışın içindeydiler. Bugün Sayın Gencebay'a verdiğimiz bu ödülün kendisine geçmişte yapılan haksızlıkların telafisi manasına geldiğine inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"MEHMET GENÇ HOCAMIZ ÜLKEMİZİN EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih alanında ödül alan Mehmet Genç'le ilgili düşüncelerini şöyle anlattı:
"Sayın Mehmet Genç, insanlık birikiminin son büyük sentezi olarak nitelendirdiği Osmanlı'ya, Osmanlı iktisat tarihine en vakıf tarihçilerimizden biri olarak onların başında geliyor. Sohbetleriyle, konferanslarıyla, dersleriyle her yaştan insanımızın kendisinden istifade ettiği hocamız alanındaki derinliği yanında tevazu ve zerafetiyle tebaruz etmiş bir tarih pınarıdır. Hocamızın her kelimesi aslında yılların imbiğinden geçirilerek yazılmış eserleri, Osmalı'ya, Osmanlı tarihine, iktisadına, bürokrasisine, daha da önemlisi yaygın Osmanlı algısına yönelik bakış açısını kökten değiştirmiştir. İlmi ciddiye alan, tercihini güncelden değil kalıcı olandan yana kullanan ve bu duruşunu yarım asırdır devam ettiren Mehmet Genç Hocamızı ülkemizin sahip olduğu en önemli değerlerden biri olarak görüyorum. Bugün burada kendisine takdim edeceğimiz ödül, milletimizin ve devletimizin bu kıymetli ilim adamımıza olan saygısının ifadesi olarak kabul edilmelidir."

"KUR'AN MEKKE'DE NAZİL OLDU, KAHİRE'DE OKUNDU, İSTANBUL'DA YAZILDI"
Geleneksel sanatlar alanında Hüseyin Kutlu'yu anlatan Erdoğan, "Ve şunu çok açık, net söylüyorum, bir diğer adımı atıyorum, biliyorsunuz 'Kur'an Mekke'de nazil oldu, Kahire'de okundu, İstanbul'da yazıldı.' Bu sözün eğer geçerliliği varsa bunda da Hüseyin Kutlu Hocamızın ve temsilcisi olduğu geleneğin çok büyük katkısı vardır. Hat sanatı bizim tarihimizde ve medeniyetimizde çok büyük öneme sahip. Bursa Ulu Camii, Selimiye, Süleymaniye, Sultan Ahmet ve diğer şehirlerimizdeki abide camilerimiz büyük bir ruh inceliğiyle yazılmış hat ve tezhip sanatının en güzel örnekleriyle doludur. Allah lafzı ve Peygamberimizle birlikte Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, elbette Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin isimlerini hat sanatının en güzel örnekleriyle camilerimizin duvarlarına beziyen anlayıştaki inceliğe bugün ne kadar çok ihtiyacımız var değil mi? İşte Hattat Hüseyin Kutlu Hocamız, lafzıyla, manasıyla bir ruh hendesesi olan hat sanatını ilim, irfan ve hikmetin diyeti ve mürekkebinden damıtarak bugüne ve gelecek nesillere taşıyan bir sanatkarımızdır" şeklinde konuştu.

"BİLGİ SONU GELMEYEN BİR FETİHTİR"
Son olarak "Kültür ve Sanat Vefa Ödülü"ne layık görülen merhum mütefekkir Cemil Meriç'e ilişkin düşüncelerini paylaşan Erdoğan, şunları söyledi:
"Bilgi sonu gelmeyen bir fetihtir' diyen merhum Cemil Meriç üstadımızı anlatmaya ne sözümüz ne zamanımız ne de gücümüz yeter. Az önce muhtereme kızları, hocamızı dinlerken doğrusu gözlerim yaşardı çünkü kubbe altı sohbetleri aklıma geldi. Milli Türk Talebe Birliği'ndeki hafta sonu sohbetler aklıma geldi. Ve bizi ümrandan uygarlığa taşıdığı o sohbetler aklımıza geldi. Güneşin ülkeleri aydınlattığı gibi sözlerin de milletleri aydınlattığına inanan rahmetli Cemil Meriç, tüm ömrünü bu yolda harcamış, geride nesiller boyunca okunsa, tartışılsa, üzerinde düşünülse bitmeyecek bir hazine bırakmıştır. Üstadımız, insandan başlayarak aydın, din, sağ, sol, tarih, irfan, ümran gibi pek çok kavramı yorumlayışıyla bu yorumlar üzerinde hayata bakışıyla fikir hayatımızda nevi şahsına münhasır bir yer edinmiştir. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum."
Erdoğan, "Bugün bu anlamlı törenle işte tüm bu sanat, kültür ve fikir insanlarımıza, onların temsilcilerine ödüllerini veriyoruz. 2015 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nin tevci edeceğimiz tüm hocalarımıza, sanatçılarımıza, büyüklerimize bir kez daha tebriklerimi, şükranlarımı sunuyorum. Bu değerlendirmeyi yapan heyetimizdeki tüm arkadaşlarıma özellikle çok çok teşekkür ediyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'I DUYGULANDIRAN BİYOGRAFİ
Törende ödüle layık görülen isimlerin biyografilerini içeren tanıtım filmleri izlendi. Ardından ödüle layık görülenler kürsüye gelerek birer teşekkür konuşması yaptı. "Kültür ve Sanat Vefa Ödülü"ne layık görülen merhum mütefekkir Cemil Meriç'in biyografisinin yansıtıldığı sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan duygulu anlar yaşadı.
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek tek ödülleri takdim etti. 28 yıl önce vefat eden mütefekkir Cemil Meriç'in ödülünü kızı Ümit Meriç ile oğlu Mahmut Ali Meriç aldı. Sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi gören Münir Özkul'un ödülünü ise kızı Güner Özkul ile torunu Süreyya Özkul aldı.
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, sinema alanında Münir Özkul'a, edebiyat alanında "Gül yetiştiren adam" Rasim Özdenören'e, tarih alanında Mehmet Genç'e, müzik alanında Orhan Gencebay'a, geleneksel sanatlar alanında Hüseyin Kutlu'ya ve "Kültür ve Sanat Vefa Ödülü" ise merhum mütefekkir Cemil Meriç'e takdim edildi.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »