Erdoğan'a suikast girişimi davası sanığından "tuhaf" iddia

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davanın sanıklarından Muharebe Arama Kurtarma (MAK) ekibinden eski astsubay Abdulhamit Gülerden, duruşmada, "Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30 sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var." iddiasında bulundu.

28 Şubat 2017 Salı 18:39
Erdoğan'a suikast girişimi davası sanığından "tuhaf" iddia
Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'na gerçekleştirilen  duruşmada dinlenen sanık Gülerden, 15 Temmuz günü MAK Timi Komutanı Binbaşı Taner  Berber'in kendisini mesaiye çağırdığını söyledi.

Birliğe gelince "Yavru Baykuşlar" adını verdikleri WhatsApp grubundan  mesaj geldiğini ve depoda toplanmalarının istendiğini belirten Gülerden, "Burada  Taner Berber bize bir terör örgütü liderini almak için görevlendirildiğimizi ve  sonunda ölüm olabilecek bu göreve gelmek istemeyen olup olmadığını sordu." dedi.

Bulunduğu hiçbir ortamda "darbe" veya "suikast" gibi kelimeler  duymadığını iddia eden Gülerden, alınan silah ve mühimmatların da görevin bir  suikast olmadığını kanıtladığını öne sürdü.

"Neden etkin pişmanlık göstermediniz" sorusuna yanıt veremedi

Marmaris'e giden helikopterlerde 40 bine yakın mermi bulunduğunun  iddia edildiğine değinen Gülerden, "Ben silah uzmanıyım. Helikopterdeki MG4  silahlarla 2 binden fazla ateş edemezsiniz. Namlu ısınır ve şişer. Ya  namluyu  değiştireceksiniz ya da 35-40 dakika namlunun soğumasını bekleyeceksiniz. Biz  zaten orada en fazla 40 dakika kaldık ve helikopterlerde yedek namlu da yoktu. 40  değil, 100 bin mermi alınmış olsa, atma imkanı olmadığı için bir işe yaramazdı."  diye konuştu.

Hedefteki kişinin Cumhurbaşkanı olduğunu otelde koruma polisleriyle  karşılaşınca anladığını ileri süren Gülerden, müşteki avukatının, "Hedefin  Cumhurbaşkanı olduğunu öğrenince neden etkin pişmanlık göstermediniz" sorusunu  cevapsız bıraktı.

Gülerden'den "tuhaf" savunma

Gülerden, şehit polis Nedip Cengiz Eker'in Hastane raporunda saat  00.43'te hayatını kaybettiği yazdığını öne sürdü. Kendilerinin o saatte çiğli'de  bulunduklarını iddia eden Gülerden, "Raporda polisin 5 santimetre uzunluğundaki  kesici alet darbesi nedeniyle öldüğü yazıyor. Faili meçhul cinayete gitmiş  polisin hesabını bizden soruyorlar. Daha sonra düzenlenen raporda ise mermi  çekirdeği olduğu belirtiliyor. Mermi çekirdeği ya şehit polisin vücuduna öldükten  sonra konuldu ya da öldükten sonra biri ateş etti. Bizden önce saat 00.30  sıralarında birkaç kez gelerek bölgeyi silahla tarayıp giden birileri var.  Bunların hepsi daha önceden kurgulanmış bir tezgahtı." iddialarında bulundu.

Gülerden'in bu iddiaları üzerine söz alan davanın savcısı, söz konusu  raporda ölüm saatinin 00.43 değil, 03.43 yazdığını kaydetti.

MAK üyesi İpek'in savunması

Duruşmada eski MAK üyesi teğmen Muhammed Burak İpek de savunma yaptı.

Sanık İpek, MAK ekibinin komutanı eski Binbaşı Taner Berber'in, 15  Temmuz'da izinli olmasına rağmen görev ve eğitim olduğunu belirterek, kendisini  göreve çağırdığını söyledi.

İpek, "15 Temmuz akşamı Taner Berber, Ege Bölgesi'nde üst düzey bir  terör örgütü yöneticisine operasyon yapılacağını söyledi. Ben bu göreve  amirlerimin yönlendirmesiyle dahil edildim. Ölüm korkusuyla da komutanlarımın  verdiği emirlere karşı gelemedim." dedi.

Çiğli Ana Jet Üssü'nde yanlarına gelen eski Tuğgeneral Gökhan Şahin  Sönmezateş'in "TSK yönetime el koydu, sıkı yönetim ilan edildi. Size Genelkurmay  Başkanı'nın emirlerini iletiyorum. Cumhurbaşkanı'nı bulunduğu yerden alacağız."  dediğini aktaran İpek, daha önce darbe gibi bir tecrübe yaşamadığını ifade etti.

İddiaları reddetti

Marmaris'te Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast iddiasını kabul etmeyen  İpek, "Bizler bölgeye 3 helikopterle tabiri caizse davul zurna çala çala gittik.  İnsanlar helikopterlerin sesini duydu. Bu zaten suikastın mantığına ters. Böyle  suikast olmaz. Bu nedenle suikast iddiasını reddediyorum çünkü tamamen plansız  bir şekilde icra edilen bir faaliyet ve hiçbir çalışma yapılmamıştı." diye  konuştu.

Marmaris'e indiklerinde yoğun ateş altında kaldıklarını ancak hiçbir  polise ateş etmediğini ileri süren İpek, şöyle savunma yaptı:

"Marmaris'te polis ekipleri ateş etmeden önce araçlarından anons edip  teslim olmamızı isteseydi ben orada silahımı bırakır kesinlikle teslim olurdum  ancak sürekli ateş altındaydık. Ben hiç kimseye ateş etmedim. Sadece çatışmaya  girmek istemediğim için gelen ateşe karşılık havaya birkaç defa ateş ettim.  Üzerime yoğun ateş gelmesine rağmen polisle çatışmamak için önce otele daha sonra  ise meskun mahale sığındım. Ölüm korkusuyla teslim olmadım. Amacım hayati  tehlikeyi atlatıp durumu aileme anlattıktan sonra en yakın birliğe teslim  olmaktı. Olaylara da emir komuta içerisinde amirlerim tarafından kademe kademe  dahil edildim. Ben verilen emirlere karşı gelemedim. Bu yüzden üzerime atılı tüm  suçları kabul etmiyorum."

Sanıklardan İsmail Yiğit'in arazide "Aranızda hizmet hareketinden  olmayan var mı?" sorusunu kesinlikle duymadığını öne süren İpek, "Eğer duysaydım  tavrımı net bir şekilde ortaya koyar ve o grupla asla ve asla hareket etmezdim."  dedi.

Davanın iddianamesinde, sanıklar Abdulhamit Gülerden ve Muhammet Burak  İpek'in, 15 Temmuz 2016'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik saldırı  eylemini gerçekleştirmek üzere Muğla'nın Marmaris ilçesine gelen MAK timi  içerisinde yer aldığı belirtilerek, sanıkların "Cumhurbaşkanı'na suikast girişimi  eylemine, nakillerini sağlayan helikopterlerden inerek kolluk görevlileriyle  çatışmaya giren ve iki polis memurunu şehit eden 23 kişilik grubun içerisinde yer  almak suretiyle bizzat katıldıkları" ifade edilmişti.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »