Erdoğan'dan Ağrı iddialarına sert yanıt

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ağrı Diyadin'deki terör saldırısı ile ilgili iddialara sert yanıt verdi.

15 Nisan 2015 Çarşamba 3: 5
Erdoğan'dan Ağrı iddialarına sert yanıt
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi ve beraberindeki heyeti kabul etti. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Türkiye İhracatçılar Meclisi üyelerini ağırladığı programda hitap eden Erdoğan, Ağrı Diyadin ilçesindeki saldırıya değindi.

"BURADA ÖZEL OLARAK PLANLANMIŞ BİR OPERASYON SÖZ KONUSU DEĞİL"

Ağrı Diyadin ilçesindeki saldırı ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ağrı’da yaşanan hadise şudur. Diyadin ilçesinin bir köyünde ağaç dikme adı altında bir etkinlik yapılacağı bilgisi ilgili kurumlara ulaşıyor. Daha önce benzer adlarla yapılan etkinliklerde vatandaşlara seçimlerdeki tercihleri konusunda baskı yapıldığı haberleri alındığı için valiliğimiz söz konusu etkinliğe izin vermiyor. Buna rağmen hem etkinlik alanına gelmesi muhtemel katılımcıların güvenliğini sağlamak hem de bölücü terör örgütü mensuplarının istismarına izin vermemek için güvenlik kuvvetlerimiz bölgede tedbir alıyorlar. Görev yapan jandarma birimlerimizden birinin üzerine bölücü terör örgütü mensupları tarafından ateş açılıyor. Burada özel olarak planlanmış bir operasyon söz konusu değil" dedi.

"BUNLARIN TÜMÜ KÜLLİYEN YALANDIR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü, "Sadece bölgeye gelen vatandaşların güvenliklerinin sağlanmasına ve bölücü terör örgütü mensuplarının bu etkinliği istismarının önlenmesine yönelik tedbir alınıyor. Güvenlik kuvvetlerimiz kendilerine açılan bu ateş karşısında derhal misliyle karşılık veriyorlar. Burada bir provokasyon varsa bu devletin değil, terör örgütünün güdümündeki partinin kurguladığı bir provokasyondur. Yaralanan jandarma personelimizin kendi haline terk edildiği böyle bir iddia var ya. Güya orada jandarma yaralı halde bırakılmış onları kendi mensupları gelip almış. Bunların hepsi kayıtlarla resimlerle elimizde mevcut. Bunların tümü külliyen yalandır. Yaralıları almak üzere bölgeye giden helikopterlerimize ateş açıldığı için askerlerimiz hastaneye zor şartlarda ulaştırılmıştır. Bölgede bulunan HDP mensupları bahane edilerek bu meselenin istismarı vicdana ve ahlaka sığan bir davranış değildir. Bakıyorsunuz hemen birileri meseleyi kendi meşreplerine göre başka taraflara çekmenin çabası içine girdi."

"DEVLETİN ÇÖZÜM SÜRECİNDEKİ DURUŞUYLA  ALAKASI YOK"

 "Ağrı’da yaşanan hadisenin devletin çözüm süreci konusundaki duruşuyla kesinlikle ilgisi yok. Bu olay bölücü terör örgütünün ve onunla aynı çizgideki siyasi partinin samimiyetsizliğinin bir defa daha ispatı mahiyetindedir. Bunu söz konusu siyasi partinin eş genel başkanının ve diğer yetkilerinin ifadelerinde açıkça görmek mümkün. Neymiş efendim, bölücü örgüt mensupları da bu etkinliklere katılma hakkına sahipmiş. Siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Çözüm süreci askeri bir zorunluluğun değil, siyasi bir kararın neticesi olarak başlatılmıştır. Hiçkimse yanlış değerlendirmesin. Devlet gücünü yitirmedi. Sadece bizim milletimizle vardığımız mutabakat neticesi yöntem değiştirdi" dedi.


"YAV SİZ KENDİNİZİ NE SANIYORSUNUZ?"

Çözüm sürecine değindiği konuşmasında Erdoğan, devletin gücünü yitirmediğini belirterek "Çözüm süreci ülkemizin ve milletimizin geleceği bakımından hayati öneme sahiptir. Bu sürecin başladığı günden beri Kandil’de yuvalanan bölücü örgüt elebaşlarının ve onların güdümündeki siyasi partinin güven vermeyen samimiyetsiz bir tavrı içinde olduklarını biliyoruz. Sürecin en ciddi sorunu hep bu bakımdan görüşme noktasındaki sıkıntılar olmuştur. Bizler bugüne kadar hep acaba bu işi nasıl çözeriz, bir demokratik açılım dedik. Arkasından milli kardeşlik ve beraberlik projesi dedik. Onun arkasından da çözüm süreci dedik. Bu adımları atarken parlamentodaki temsilcileriyle arkadaşlarımızın zaman zaman görüşmeleri oldu. Bunların hiçbirinde maalesef verilen sözler yerine getirilmedi. Biz ülkemizin ve milletimizin selameti için bu süreci ne kadar hassasiyetle yaklaştıysak diğerleri de o derece önemsiz, sinsi bir tavır ortaya koydular. Biz asıl büyük mutabakatı Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla tüm milletimizle yaptığımız için çözüm sürecini bugünlere getirebildik. Eğer iş bunlara kalsa şu anda ortada çözüm süreci falan olmazdı. Ağrı’da yaşanan hadisenin devletin çözüm süreci konusundaki duruşuyla kesinlikle ilgisi yok. Bu olay bölücü terör örgütünün ve onunla aynı çizgideki siyasi partinin samimiyetsizliğinin bir defa daha ispatı mahiyetindedir. Bunu söz konusu siyasi partinin eş genel başkanının ve diğer yetkilerinin ifadelerinde açıkça görmek mümkün. Neymiş efendim, bölücü örgüt mensupları da bu etkinliklere katılma hakkına sahipmiş. Yav siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Çözüm süreci askeri bir zorunluluğun değil, siyasi bir kararın neticesi olarak başlatılmıştır. Hiçkimse yanlış değerlendirmesin. Devlet gücünü yitirmedi. Sadece bizim milletimizle vardığımız mutabakat neticesi yöntem değiştirdi" diye konuştu.

"BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜNE DESTEK VERENLER..."

Çözüm sürecine ilişkin olarak silahların toprağa gömülmesi gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, "Devletin güvenlik kuvvetleri dışında elinde silahı olan herkes bu ülkenin ve bu milletin düşmanıdır. Bu silah ister Ağrı’da olsun isterse İstanbul’da Okmeydanı’nda hiç fark etmez çünkü silahın olduğu yerde kan vardır, ölüm vardır, tehdit vardır, baskı vardır. Bu silahların namluları devletin güvenlik güçlerine değil bizzat millete çevrilidir. Milletten demokrasi yoluyla alamadığı gücü silahla elde etmeye çalışanlar zavallılardır, korkaklardır. Hem silaha, şiddete, baskıya karşı samimi bir tavır ortaya koymayıp hem de demokrasiden söz eden açık söylüyorum yalancıdır, iki yüzlüdür, riyakardır. Biz çözüm sürecini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Bu bizim milletimize sözümüz. Biz sözümüzden dönmeyiz. Ama milletin huzuruna güvenliğine, geleceğine kast eden hiçbir saldıyı cevapsız bırakmayız. Çözüm sürecinin sağlıklı şekilde devam etmesinin şartı silahların ebediyen terk edilmesidir. Silahların yurt dışına çıkarılması saklanmasından söz etmiyorum. İrlanda’da nasıl yapıldıysa toprağa gömülecek üzerine beton dökülecek ben ondan bahsediyorum. Bu yapılmadığı sürece karşı taraf sözünde durmamış olacaktır. Siyasetle silah, ateşle su gibidir. Birlikte olamazlar. Eninde sonunda biri diğerini imha eder. Silahlı bölücü terör örgütüne destek vererek kendi meşruiyetlerini zayıflatanlar bizzat o silahı tutanlar tarafından imha olmaya her geçen gün yaklaştıklarını bilmelidirler. Maalesef karşımızda çözüm sürecinde elde edilen bunca kazanımı siyaset yoluyla, demokrasi yoluyla mücadele etme cesareti bulamadığı için silaha şiddete kana feda eden aciz bir anlayış var" ifadelerini kullandı.










 
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »