Erdoğan'dan Obama'ya ince gönderme!

23. Dünya Enerji Kongresi İstanbul'da başladı.Dünyanın gözü İstanbul'da. Zirvenin açılış oturumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan flaş açıklamalar yaptı.

10 Ekim 2016 Pazartesi 17:45
Erdoğan'dan Obama'ya ince gönderme!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin önem  verdiği bir diğer alanın da nükleer enerji olduğunu belirterek, "Şimdi de üçüncü  nükleer santral projesini hayata geçirmenin arayışı içerisindeyiz. Zira ileri  teknoloji noktasında, bizim ciddi noktada bir enerji potansiyeline ihtiyacımız  var. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda elektrik üretimimizin yaklaşık yüzde 10'unun  nükleer enerjiden karşılanmasıdır." dedi.

Erdoğan, Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu 23.  Dünya Enerji Kongresi Açılış Oturumu'ndaki konuşmasına, "Ülkemize ve İstanbul'a,  kıtaları ve medeniyetleri birleştiren bu güzel şehre hoş geldiniz" diyerek  başladı.

Kongrenin başarılı geçmesini temenni eden Erdoğan, "Dünyanın enerji  olimpiyatları" olarak nitelenen kongrenin Türkiye'deki toplantısında, "Barış için  paylaşalım" mesajını, tüm insanlığa ulaştırmayı hedeflediklerini vurgulayarak,  "Amacımız, bu kongrenin hem enerji konusunda geleceğe yönelik vizyon ve  senaryolar hakkında görüş alışverişinde bulunulduğu bir zemin haline dönüşmesini  hem de enerjinin barışın ve adaletin aracı haline getirilmesini sağlamaktır."  diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin söz sahibi olduğu tüm uluslararası  platformlarda her fırsatta işaret ettiği Afrika'da enerjiye erişim konusunun da  kongrenin önemli gündem maddelerinden biri olacağına değinerek, mayısta  İstanbul'da gerçekleştirilen Dünya İnsani Zirvesi'nde ayrıntılı şekilde ele  alındığını hatırlattı.

 
Türkiye'nin Afrika'da yaşanan sorunlara bakışının, kıtayla ilgilenen  diğer ülkelerin çoğundan farklı olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle  sürdürdü:

 "Her şeyden önce ülkemizin ve milletimizin tarihinde sömürgecilik  utancının olmadığını bir kez de burada sizlerin huzurunda altını çizerek ifade  etmek istiyorum. Bugün de ülkemizin Afrika'ya yaklaşımı, ne doğal kaynak ne  beşeri kaynak ne de başka herhangi bir çıkar kaygısı esasına dayanıyor. Biz  öncelikle Orta ve Kuzey Afrika'yla tarihten gelen güçlü ve tamamen insani  değerler üzerine kurulu bağlarımızı yeniden canlandırmanın peşindeyiz. Bunun  yanında Afrika'nın tamamını 'dünyada el uzatılmadık mağdur ve mazlum bırakmama'  anlayışımızın bir tezahürü olarak kucaklamanın çabası içindeyiz. Bu coğrafyadaki  çalışmalarımızı, Afrika'nın imkanlarını Afrikalılarla değerlendirme ilkesiyle  yürütüyoruz. Kıtadaki insanların bizden beklentileri, farklı niyetlerle ortaya  konulan dayatmalar değil, Afrika sorunlarına Afrika çözümleri üretilmesidir. İşte  bu anlayışla 2015 yılındaki dönem başkanlığımız sırasında sağlam, sürdürülebilir  ve dengeli büyümenin yanı sıra kapsayıcı büyümeyi de G20'nin temel hedeflerinden  biri haline getirdik. Bu çerçevede en kritik sıkıntılardan birinin de kıtada  enerjiye erişimde yaşanan mahrumiyetler olduğunu düşünüyoruz. Enerji sorunu  çözülmeden, kalkınmadan, yatırımdan, büyümeden, sağlıktan, beslenmeden ve  ısınmadan bahsedebilmemiz mümkün değil."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde elektrikten mahrum olan 1,1  milyar insanın 650 milyonunun Sahra Altı Afrika'da yaşadığını kaydederek,  "Dünyanın kuzeyi zenginlik ve refah içinde yaşarken, güneyi en temel  ihtiyaçlarını karşılamakta sıkıntı çekiyor. Bölgedeki durumun aciliyeti nedeniyle  çalışmalarımızı burası üzerinde yoğunlaştırdık." dedi.

Türkiye'nin dönem başkanlığı sırasında liderler seviyesinde onaylanan  bir çalışmanın da "G20 Enerjiye Erişim Eylem Planı" olduğunu belirten Erdoğan,  planın enerjiye erişim alanında var olan çalışmaların daha iyi koordine  edilmesine yardımcı olacağına inandığını ifade etti.

"En karlı ve ekonomik güzargah Türkiye"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin enerjide büyük ölçüde  dışa bağımlı bir ülke olduğunu dile getirerek, şunları anlattı:

"Bunun yanında Türkiye özellikle son 14 yıldır dünya ortalamasının  üzerinde bir büyüme performansına sahiptir. Bu durum enerji talebimizin yılda  yüzde 6-8 arasında artış göstermesine yol açmıştır. Biz bu talebi karşılamanın  yanında enerji arz güvenliğimizi sağlamak ve enerji sepetimizi çeşitlendirmek  için de çalışıyoruz. Türkiye, Ortadoğu ve Hazar Havzası başta olmak üzere  dünyanın ispatlanmış doğalgaz rezervlerinin yaklaşık 3'te 2'sinin bulunduğu bir  bölgede yer alıyor. Bu bölgelerdeki enerji kaynaklarının dünya pazarlarına  ulaştırılması noktasında çok önemli projelere öncülük ettik. Mavi Akım, İran ve  Bakü-Tiflis- Erzurum doğalgaz boru hatları ile Türkiye-Yunanistan Doğalgaz  Enterkonnektörü projeleri, Türkiye'nin bu alandaki konumunu küresel ölçekte  tescillemiştir. Azeri petrolü başta olmak üzere Hazar petrolünün Ceyhan'a akışını  sağlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nı hayata geçirdik. Yine  Azerbaycan'la birlikte geliştirdiğimiz Güney gaz koridorunun belkemiğini teşkil  eden Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni (TANAP) inşa ediyoruz. TANAP ve  hattın devamını oluşturacak Trans Adriyatik Boru Hattı'yla Azeri gazı Türkiye ile  birlikte Avrupa piyasalarına ulaşmış olacaktır. Türkmen gazının da bu projenin  bir parçası olması için yoğun çaba harcıyoruz. Rusya'nın halihazırda Balkanlar  üzerinden aldığımız gazı, doğrudan Karadeniz üzerinden ülkemize sevk etmeyi  öngören Türk Akımı Projesi'ne de şu anda çalışmalarımız devam ediyor. Buna olumlu  bakıyoruz. Bu projenin ikinci aşaması, Avrupa doğalgaz piyasalarındaki  gelişmelere bağlı olarak geliştirilecektir."

"Kritik adımlar atacak, büyük yatırımlar gerçekleştireceğiz"

Doğu Akdeniz gazının da kaynak çeşitlendirme çalışmalarında yeni bir  alternatif durumuna geldiğine işaret eden Erdoğan, yapılan araştırmaların bu gaz  için "en karlı ve ekonomik" güzargahın Türkiye olduğunu gösterdiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin doğalgaz ve enerji ticaret merkezi  haline gelebilmesi adına yeni ve önemli yatırımların arifesinde olduğunu  bildirerek, "Bu senenin sonunda ve 2017 yılında çok kritik adımlar atacak, bu  alanda büyük yatırımlar gerçekleştireceğiz. Böylece doğalgaz ticaretinde  bölgemizdeki tüm ülkeler için güvenilir bir ortak haline gelme hedefimize, bir  adım daha yaklaşacağız." ifadelerini kullandı.

Enerjinin ve özellikle doğalgazın "tedarik", "taşıma" ve "tüketim"  boyutları olduğuna değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz tabii tedarikçi bir ülke değiliz. Biz, tüketici ve transit,  taşıyıcı bir ülke konumundayız. İki tane özelliğimiz var. Bu özelliğimizi  teknolojiyle bütünleştirmek suretiyle o tedarikle bunu bir araya getiriyoruz.  İşte Avrupa'nın doğalgaz arz güvenliğine de biz bununla ayrıca katkı sağlıyoruz.  Bu çerçevede Rusya Federasyonu, Cezayir ve Norveç'ten sonra Avrupa'ya dördüncü  doğalgaz koridorunu birlikte oluşturmak amacındayız. TANAP'ın hayata geçmesiyle  Avrupa'nın doğalgaz tedariğinde yeni bir alternatif ortaya çıkmış olacaktır.  Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Enterkonnektörü ile ilk somut adımı atılan bu  projenin Avrupa için de önemli olduğuna inanıyoruz."
 
Nükleer enerji

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin önem verdiği bir diğer  alanın da nükleer enerji olduğuna işaret ederek, şunları aktardı:

 "2010 yılında Rusya Federasyonu ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali  Projesi'nin gerçekleştirilmesine yönelik bir hükümetlerarası anlaşmayı imzaladık.  Japonya'yla da Karadeniz kıyısında tesisine karar verilen Sinop Nükleer Güç  Santrali Projesi için bir anlaşma yaptık. Şimdi de üçüncü nükleer santral  projesini hayata geçirmenin arayışı içerisindeyiz. Zira ileri teknoloji  noktasında, bizim ciddi noktada bir enerji potansiyeline ihtiyacımız var.  Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda elektrik üretimimizin yaklaşık yüzde 10'unun  nükleer enerjiden karşılanmasıdır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'ye  güvenen, bu ülkeye yatırım yapan asla pişman olmamıştır, bundan sonra da pişman  olmayacaktır." dedi.

Erdoğan, Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu 23.  Dünya Enerji Kongresi Açılış Oturumu'ndaki konuşmasında, Türkiye'nin,  yenilenebilir enerji açısından önemli ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu  söyledi.

Güneş, rüzgar ve hidrolik kaynaklarının enerji sepetindeki payının  yüzde 30'a çıkarılması yönündeki çalışmaları sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan,  Türkiye'de enerjinin her alanında ciddi bir yatırım potansiyelinin mevcut  olduğunu vurguladı.

Bunun için tüm enerji şirketlerini Türkiye'de yatırım yapmaya davet  eden Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Türkiye'ye güvenen, bu ülkeye yatırım yapan asla pişman olmamıştır,  bundan sonra da pişman olmayacaktır. Günümüzde küresel altyapı yatırım  ihtiyacının çok büyük bir bölümünü enerji yatırımı oluşturuyor. Ancak son dönemde  düşen petrol fiyatlarının enerji yatırımlarını olumsuz etkileme ihtimali üzerinde  önemle durmamız gerektiğini düşünüyorum. Doğalgaz fiyatlarının da bu eğilimi  izlemesi muhtemeldir. Bugün ertelenen yatırım kararlarının gelecekte enerji  güvenliği üzerinde olumsuz etkide bulunması kaçınılmazdır. Bunu önlemek için daha  yakın bir koordinasyon ve iş birliği içerisinde çalışmamız gerekiyor. Yine enerji  dahil olmak üzere küresel altyapı yatırımlarının finansman ihtiyacını karşılamak  için kamu ile özel sektör arasında yakın iş birliği şarttır. Özel sektörün  dinamizmiyle kamunun yatırım ihtiyaçlarını verimli bir iş birliği çerçevesinde  bir araya getirebileceğimizi düşünüyorum. Enerji alanında gerçekleştirilecek  yatırımlarda arzu edilen rakamlara ulaşılması, küresel büyüme üzerinde de çok  olumlu etki yapacaktır. Tüm bu projelerin ve yatırımların sürdürülebilir kalkınma  anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini asla unutmamalıyız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl bu bakımdan tarihi önemde gelişmelere  şahitlik ettiklerini belirterek, 2015 yılının Eylül ayında New York'ta 2030  gündemini, aralık ayında ise Paris İklim Anlaşması'nı kabul ettiklerini  hatırlattı.

Bu uluslararası zeminin küresel bir sınama olan iklim değişikliğiyle  mücadelede yeni iş birliği imkanlarını ortaya çıkardığını ifade eden Erdoğan,  zengin hidrokarbon kaynaklarına sahip olmanın, her zaman ve tek başına zenginlik,  huzur ve güvenli bir geleceği beraberinde getirmeyebildiğini, Ortadoğu, Kuzey ve  Batı Afrika ile Güney Amerika bölgelerinde bu gerçeğin pek çok tezahürünün  görüldüğünü dile getirdi.

Enerji başta olmak üzere temel insani ihtiyaçlara erişim konusunda  dahi bu bölgelerde ciddi sıkıntı yaşayan geniş toplum kesimleri olduğunu aktaran  Erdoğan, "İşte bugün Venezuella Devlet Başkanı ile de bu konuları etraflıca  konuştuk. Kendilerinin bugün bizlerle bir arada olması inşallah ocak veya şubatta  da ben Venezuella'yı ziyaret etmek suretiyle, orada iş adamlarımızla birlikte  kendileriyle geleceğe yönelik neler yapabiliriz, bunları planlayacağız." diye  konuştu.

 "Huzur ve barış için el ele verelim"

 Zengin hidrokarbon kaynaklarına sahip olmanın zenginlik, huzur ve  güvenliği beraberinde getirmediğine ilişkin Ortadoğu'nun çok çarpıcı örneklere  sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Dünyanın dört bir yanından gelen siz değerli devlet başkanlarına, siz  kıymetli katılımcılara sesleniyorum: Suriye'ye, Irak'a, Ortadoğu'ya huzur ve  barış getirmek için gelin el ele verelim. Halep'teki küçük bir çocuk şöyle ufka  baktığında içi umutla dolmalı ancak bugün Halep'te ufka bakan çocuklar, sadece  helikopterlerin ve uçakların kendilerini hedef alan bombalarını görüyor. Musul'da  ufka bakan bir çocuk, özgürce gelecek hayalleri kurabilmeli ancak bugün  Musul'daki çocuklar ufka baktıklarında sadece DAEŞ zulmüyle, DAEŞ sonrası maruz  kalma korkusu yaşadıkları mezhepçilik tehdidinin mukayesesini yapabiliyor. Bunun  için biz diyoruz ki; Suriye'de çatışmaların durması ve insani yardımların hiçbir  kısıtlama olmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için gelin hep birlikte  gayret sarf edelim. Musul'un hem DAEŞ tehdidinden hem mezhepçilik baskısından  kurtarılabilmesi için gelin birlikte mücadele edelim. Kongremizin temasında ifade  edildiği gibi gelin barış için elimizdeki imkanları en iyi şekilde kullanalım.  Gelin, yeni ufukları hep birlikte kucaklayalım."

 "Umarım asil duruşunuz örnek olur"

Dünyaya yaptıkları adalet, barış, istikrar, güvenlik çağrılarının  kesinlikle içi boş, retorik, samimiyetsiz beyanlar olmadığını vurgulayan Erdoğan,  şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tam tersine biz, savunduğumuz her değeri bedelini en ağır şekilde  yaşayan, tecrübe eden bir ülkeyiz. Bu bedel, kimi zaman ekonomik krizlerde olduğu  gibi maddi sınırlar içinde kalırken kimi zaman da 15 Temmuz'da yaşadığımız gibi  kanla ödenebiliyor. Evet, yaklaşık 3 ay önce ordumuzun içine sızmış bulunan  Fetullahçı Terör Örgütü mensubu bir grup terörist, milletimizi, demokrasimizi,  bağımsızlığımızı hedef alan bir darbe girişiminde bulundu. Türkiye Büyük Millet  Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, polis teşkilatımızın binaları ve birçok  kurumumuz bombalandı. Sivil insanlarımızın üzerine helikopterlerle, tanklarla,  ağır silahlarla ateş açıldı. Milletimizin cesareti, direnişi ve kahramanlığı  sayesinde bu girişimi akamete uğrattık. Bu hain saldırı sırasında 241  vatandaşımız şehit olurken, 2 bin 194 vatandaşımız da yaralandı, gazi oldu. 15  Temmuz darbe girişiminin arkasında Fetullahçı Terör Örgütü ve onun Pensilvanya'da  yaşayan elebaşı vardır. Sizler de bu hain terör eyleminden 3 ay sonra bu kongre  vesilesiyle İstanbul'a gelerek ülkemize, milletimize, demokrasimize destek vermiş  oldunuz. Şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Umarım sizlerin bu asil  duruşunuz hala Türkiye'ye açıkça destek vermekten imtina eden, hala darbeci  teröristleri bahane ederek bize insan hakları ve demokrasi dersi vermeye kalkan  birilerine örnek olur."

 "Madem ki terör küresel bir sorundur, öyleyse destek beklemek  hakkımızdır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin terörle mücadeledeki  tek sorununun bu olmadığını kaydederek, Türkiye'nin FETÖ'nün yanında PKK ve DAEŞ  terör örgütlerinin de yoğun saldırısı altında olduğunu aktardı.

Türkiye'nin Suriye ve Irak'a olan ilgisinin en önemli sebeplerinden  birisinin de bu ülkelerde faaliyet gösteren DAEŞ ve PKK, YPG mensubu  teröristlerin Türkiye'ye yönelik saldırıları olduğunu dile getiren Erdoğan,  DAEŞ'in, Ankara, İstanbul, Gaziantep ve Diyarbakır'da yüzlerce vatandaşın  hayatına mal olan canlı bomba saldırıları gerçekleştirdiğini, PKK'nın da hemen  her gün çeşitli illerde güvenlik güçlerine ve vatandaşlara yönelik eylemler  düzenlediğini ifade etti.

Erdoğan, dün PKK'nın eyleminde şehit edilen asker ve sivillerin bugün  defnedildiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

 "Önceki gün Ankara'da bombalı araçla eylem yapmak üzere hazırlık  içinde olan 2 PKK militanı güvenlik güçlerimizce yakalanmak üzereyken kendilerini  havaya uçurdular ve bütün bunlarla beraber buradan bir kez daha şehitlerimize  Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Ülkemizin  birliğini, bütünlüğünü, huzurunu hedef alan bu kalleş saldırıların başarıya  ulaşma imkanı asla yoktur ve olmayacaktır. Bu saldırılar güvenlik güçlerimizin  başarılı operasyonları neticesinde hareket alanları her geçen gün daralan terör  örgütünün son sesini duyurma çabalarıdır. Türkiye, tüm bu terör örgütleriyle  mücadele edecek imkana ve kararlılığa sahiptir ancak madem ki terör küresel bir  sorundur, öyleyse ülkemizin bu mücadelesine diğer devletlerden destek beklemek de  hakkımızdır. Bunun için kendi topraklarımızda nasıl yoğun ve başarılı bir  mücadele yürütüyorsak ülkemize yönelik terör tehditlerinin kaynağı durumundaki  Suriye ve Irak'ta da aynı hakka sahip olduğumuza inanıyorum. Türkiye'nin Suriye  ve Irak'taki mücadelesi alelade bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.  Dünyanın enerji kaynaklarının güvenliği de bu bölgelerin terör örgütlerinden ve  teröristlerin faaliyetlerinden arındırılmasına bağlıdır. Dolayısıyla biz kendi  milli güvenliğimizle bütün bunlarla beraber, dünyanın enerji güvenliği için de  mücadele ediyoruz. Dünya Enerji Kongresi'nden sizler aracılığıyla bu doğrultuda  verdiğimiz mesajların ilgili tüm muhataplara açık ve net şekilde ulaşacağına  inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda kongrenin başarılı  geçmesini, enerji sektörü ve tüm insanlık için hayırlı neticelere vesile olmasını  dilerken, kongrede emeği geçenleri kutladı.

 Notlar

 Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, salona Rusya  Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte geldi.

Zirvenin açılışında 15 Temmuz şehitleri için 1 dakikalık saygı  duruşunda bulunulurken, 15 Temmuz'u anlatan bazı fotoğrafların yer aldığı video  gösterildi. Videoda, 15 Temmuz şehitlerinden Erol Olçak'ın da fotoğrafına yer  verilirken, Olçak'ın zirvenin organizasyonunda emeği geçtiği anlatıldı.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan  liderlerle aile fotoğrafı çektirdi.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »