Eroğlu'ndan Gül'e "KKTC Devlet Nişanı"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından KKTC'nin en yüksek nişanı olan "Devlet Nişanı" tevcih edildi.

19 Temmuz 2014 Cumartesi 23:55
Eroğlu'ndan Gül'e "KKTC Devlet Nişanı"
Cumhurbaşkanı Gül ve KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanlığı'ndaki resmi karşılama töreninin ardından yaklaşık bir saat süren baş başa görüşme gerçekleştirdi. Basına kapalı görüşmenin ardından nişan tevcih töreni için toplantı salonuna geçildi. 

Gül'ün biyografisinin okunmasıyla başlayan törende KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu, Cumhurbaşkanı Gül'e nişan rozetini ve beratını takdim etti.

Cumhurbaşkanı Gül, buradaki konuşmasına, devlet nişanının kendisine verilmesinden dolayı teşekkür ederek başladı. "Siyasi hayatım boyunca yakından takip ettiğim milli davamız ve KKTC'nin geldiği noktayı simgeleyen bu nişanı taşımak benim için emsalsiz kıvanç kaynağı olacaktır" diyen Gül, törenin Barış ve Özgürlük Bayramı'nı Kıbrıslı Türklerle kutlamak üzere KKTC'yi ziyaretine denk gelmesinin mutlu bir rastlantı olduğunu ifade etti. 

Yarım asrı aşan hak ve eşitlik mücadelesinde Kıbrıs Türk halkının nice zorluklara rağmen toplumsal varlığını korumakla kalmadığını, kendi devletini kurduğunu ve sahip çıktığını söyleyen Gül, şunları söyledi: 

"Bugün 30'uncu yılını geride bırakan KKTC, demokrasisi, hukuk düzeni ve tüm kurumlarıyla örnek teşkil eden bir devlettir. KKTC'nin kalkınmasında özellikle son 10 yılda kaydedilen başarı da takdire şayandır. Uluslararası toplumun verilen tüm sözlere karşın halen haksız şekilde uyguladığı kısıtlamalara rağmen, genç bir ülke olan KKTC'nin bu kadar kısa sürede ulaştığı gelişmişlik seviyesi hepimiz için gurur kaynağıdır.

Bizi bu noktaya getiren fikir ve gönül birliğimiz ile milli davaya olan inancımızı sürdürdüğümüz müddetçe önümüzdeki dönemde de ortak hedeflere ulaşacağımıza inanıyorum. Başarıya ulaşmak konusundaki irade ve inancımız da tamdır. Bu vesileyle, ana vatan ve garantör olarak her koşulda Kıbrıs Türkünün yanında olmaya devam edeceğimizi, ahdi ve tarihi yükümlülüklerimizi kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğimizi bir kez daha vurgulamak isterim. Türk milletinin ayrılmaz bir parçasını teşkil eden Kıbrıslı Türk kardeşlerimiz, Türkiye'nin güvence ve desteğiyle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da huzur ve refah içinde yaşamaya devam edeceklerdir."

Cumhurbaşkanı Gül, "KKTC Devlet Nişanı"nı büyük bir onurla taşıyacağını belirterek, sözlerini tamamladı. 

"Türkiye, kendisini Kıbrıs'tan koparacak oyunlara geçit vermemektedir"

KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu da törendeki konuşmasında, KKTC'nin en yüksek nişanı olan "Devlet Nişanı"nı Gül'e takdim etmekten onur duyduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Gül gibi kendisinin de baba tarafından Kayserili olduğunu, dolayısıyla hemşehri sayıldıklarını söyleyen Eroğlu, Kayseri'de çıkan bir dergide "İki kardeş cumhuriyet, iki Kayserili cumhurbaşkanı" yazıldığını, kendisinin de bunu çok hoş karşıladığını belirtti. Eroğlu, "Kıbrıs Türklerinin geldiği yer bellidir, hepimizin uzandığı yer Anadolu'dur. Kök bir, dil bir, din bir. Sevinçte, tasada beraberiz" dedi. 

Eroğlu, devlet nişanının, görev aldığı hükümetlerdeki icraatlarında ve cumhurbaşkanlığı döneminde KKTC ile ana vatan Türkiye arasında, kardeşlik ve dostlukla sürdürülen ilişkilerin gelişmesi için çaba gösteren Gül'e, KKTC halkının en kalbi teşekkürünün ifadesi olarak takdim edildiğini vurguladı. 

Kıbrıs sorununun, Türkiye Cumhuriyeti'nin en haklı olduğu meselelerin başında geldiğine işaret eden Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kıbrıs, herkes için önemli olabilir ama en fazla Kıbrıs Türkleri ve Türkiye için önemlidir. Kıbrıs'a ekonomik ve stratejik olarak tüm ülkeler ilgi gösterirken Türkiye'nin Kıbrıs'tan uzak durmasını talep etmek iyi niyetle bağdaşmaz. Kaldı ki Kıbrıs'ta asırlara dayanan bir Türk varlığı söz konusudur. Kaldı ki çok insani, çok barışçı bir tutumla, yıllar süren bir mücadele sonucu kurulan KKTC devleti ve halkı Türkiye Cumhuriyeti'nin etkin güvencesi altındadır. Memnuniyetle görüyoruz ki ana vatan Türkiye, Kıbrıs'ta var olan gerçeklere dayalı, Kıbrıs'taki iki halkın siyasi eşitliği, ortaklığıyla kurulacak yeni bir devlet oluşturulmasını desteklerken bizleri 1974 öncesine götürecek, kendisini Kıbrıs'tan koparacak oyunlara geçit vermemektedir."

Tören, Cumhurbaşkanı Gül ve Eroğlu'nun fotoğraf çektirmesiyle sona erdi.

Bütün arzumuz Ortadoğu'da da kalıcı barışın tesisi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,  KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

KKTC'li bir gazetecinin "Gazze meselesinin ardından Başbakan Erdoğan, İsrail ile nihai bir çözümün kendisi var olduğu sürece sıkıntılı olduğunu ifade etti. İsrail - Türkiye ilişkilerinin bozulması, Kıbrıs'ta yeni çözüm senaryolarını sizce nasıl etkilemiş olabilir?" sorusu üzerine, İsrail'in, Kıbrıs meselesinin bir tarafı olmadığına işaret etti.

Ortadoğu meselesinin Kıbrıs ile ayrı bir konu olduğunu vurgulayan Gül, "Bütün arzumuz tabi ki Ortadoğu'da da kalıcı barışın tesisi. Son günlerde yaşanan büyük dramı, acıyı, trajediyi görmezden gelemeyiz. Filistin halkıyla olan dayanışmamız, bu saldırıların, bu can kayıplarının bir an önce bir ateşkesin sağlanması konusunda Türkiye olarak elimizden geleni yapıyoruz" dedi. 

Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta barış ve huzur önemine işaret eden Gül, "Doğu Akdeniz'de barış, huzur sağlanırsa, Ada'da kalıcı bir uzlaşma sağlanırsa bütün Akdeniz'in, Doğu Akdeniz'in enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünyaya dağıtılması en fizıbil olan projedir. Dolayısıyla bu açıdan baktığımızda Ada'daki bir kalıcı barış sadece Ada'da yaşayan Türk ve Rum tarafı için değil, bütün çevre için refaha ve olumlu gelişmelere katkı sağlayacaktır" diye konuştu. 

Kıbrıs'taki müzakere sürecinin başarıyla tamamlanmasını samimi olarak arzu ettiklerini, uluslararası camiada KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun buna karşı gibi algılandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, Eroğlu'nun kararlılık ve Kıbrıs halkının, Meclis'inin, hükümetinin desteğiyle müzakereleri samimi bir şekilde, kabul edilebilir bir barış tesis etmek için canlı tuttuğunu ve bunun da bütün dünya tarafından görüldüğünü belirtti. 

Gül, "Cumhurbaşkanı olarak tabi ki Kıbrıs Türk halkına da veda ediyorum, ama daima Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmam her halükarda, nerede, nasıl, hangi pozisyonda, nerede, nasıl olursam olayım muhakkak ki bu milli davamızı takibe ve bu dayanışmayı her zaman göstereceğim" dedi. 

"Uluslararası toplumun en tartışmalı konularından birisi"

Gül, uluslararası toplumun Kıbrıs konusuna ilişkin tutumuna yönelik soruyu yanıtlarken de Kıbrıs meselesinin uluslararası toplumun en tartışmalı konularından birisi olduğunu vurguladı.

Konunun, Birleşmiş Milletler'de de her sene görüşüldüğünü, zaman zaman çok sıcak konu olduğunu ifade eden Gül, şöyle konuştu:

"Bizim bütün arzumuz şu, realist davranmak. 50 yıl bir problem bu şekilde devam edemez. Bugün adada ateşkes hukukuna göre bir sükunet var. Öyle değil mi? Yani bir anlaşma yok. 40 yıldır sadece ateşkes hukukuna dayanan bir beraber yaşama söz konusu olur mu? Fiili olarak, defakto olarak olan şey bu. Bunu şüphesiz ki dünyada söz sahibi olan, Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ülkeler de bütün bu gerçekleri hep göreceklerdir, konuşulacaktır, tartışılacaktır. Onun için zaten 2004 yılında BM planına hep beraber destek verdiler, onun için AB hep beraber destek verdi o zaman. Ümit ediyoruz ki yine böyle bir konjonktür oluşur, müzakereler neticesinde olumlu bir noktaya gelinir, arkası açık tutulmaz, belli parametreler çerçevesi içerisinde anlaşılır. Her iki taraf uzlaştığı noktaları uzlaşırlar, uzlaşamadıkları boşluğu yine gerekirse BM'ye verilir, BM o boşluğu doldurur ondan sonra eş zamanlı tekrar referanduma gidilir. Bundan daha mantıklı, bundan daha çok herkesi ikna edecek bir öneri söz konusu olabilir mi? Yeter ki bu kararlılığımızı devam ettirelim."

"Kıbrıs'ta BM Barış Gücü 50 sene önce gelmişti"

Gül, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile müzakere sürecinin içinde bulunduğu aşama ve Türkiye ile KKTC arasındaki dayanışma ve yakın işbirliğini başbaşa görüşmede gözden geçirdiklerini dile getirerek, toplantının gayet verimli olduğunu söyledi. Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşılması için Türk tarafının üzerine düşeni yerine getirdiğinin artık uluslararası toplum tarafından yakından bilindiğine ve takdir edildiğine işaret eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2013 sonu itibarı ile 50 yılını dolduran Kıbrıs meselesinin daha fazla gecikmeksizin bir çözüme kavuşturulması hedefi, Türkiye'nin öncelikli dış politika konuları arasında yer almaktadır. Şöyle baktığımızda yarım asırdır hala konuşulan dünyada fazla mesele kalmadı. Kıbrıs'ta BM Barış Gücü 50 sene önce gelmişti. Hala bu meselenin çözülmemiş olması, üstelik Akdeniz'in ortasında bir adada bu problemin nihai neticeye ulaşamamış olması gerçekten çok üzüntü vericidir. Bu bakımdan Türkiye olarak daima önceliğimiz kalıcı, adil bir çözümden yana olmuştur."

Fırsatlar kaçırılmasın

Bu hedef doğrultusunda tavır ve sonuç almaya yönelik çizginin sürdürüldüğünü ve KKTC'nin çabalarına destek verildiğini anlatan Gül, 11 Şubat'ta yeniden başlayan müzakere sürecinin bu kez başarı ile sonuçlanması için pek çok olumlu faktör bulunduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun da ifade ettiği gibi amaçlarının "en kısa sürede, eş zamanlı referandumların yapılması ile yeni ortak devletin hayata geçirilmesine gelinmesi" olduğunu vurgulayan Gül, daha önce bazı fırsatlarda olduğu gibi bu fırsatın kaçırılmamasını istedi. 

Gül, ucu açık müzakere süreçlerinin bu fırsatları kaçırdığının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Onun için herkesin kararını en iyi şekilde, bu müzakerelerin bir takvime bağlanarak bitirilmesi, bizim esaslı düşüncemizdir. Müzakereler ve karşılıklı uzlaşma yoluyla sağlanacak, kapsamlı siyasi çözüm, hem adadaki iki taraf hem tüm bölge açısından çok önemli getirileri olacaktır. Doğu Akdeniz'de ve çevresinde son dönemde yaşanan trajik gelişmeler, Kıbrıs meselesinin daha fazla gecikilmeden çözülmesini mecbur etmektedir. Çözüm hedefine ulaşılması Doğu Akdeniz'in bir barış, istikrar ve işbirliği adası haline gelmesine fırsat verecektir. Doğu Akdeniz'deki böyle bir barış ve istikrar, çok büyük bir sinerji oluşturacak ve ekonomik faaliyetlerden tutun da güvenlik alanına kadar sadece adanın değil, bütün bölgenin faydalandığı imkanları ortaya çıkartacaktır."

Mevcut durum ilanihaye böyle devam edemez

Ortak milli davaya desteğin dün olduğu gibi, bugün de yarın da gelecekte de devam edeceğini aktaran Gül, Türk tarafının çözüm yönündeki samimi yaklaşımından hiç kimsenin şüphe duymaması gerektiğini kaydetti. Bunun 2004 yılında bütün dünyaya gösterildiğini anımsatan Gül, "Tek taraflı bir propaganda içinde olmadığını, yeri geldiğinde gerçekten çözüme "evet" dediğini o zaman gösterdi. Bundan sonra da bu kararlılığını devam ettirecektir. Ancak, şunu da açıkça ifade etmek istiyorum ki; mevcut durumun ilanihaye böyle devam etmesine de müsade edilmez. Gerekirse de buna razı olunacaktır. Bunun da bilinmesini isterim" değerlendirmesini yaptı. 

Gül, Ada'nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkının eşit statüsünün güvence altına alacak anlaşmaya varılması, Kıbrıs'ta iki kesim, siyasi eşitlik ve eşit statüye haiz iki kurucu devleti içeren yeni ortaklık gibi BM çerçevesinde çözümün bulunmasını garantör ülke olarak hem Türkiye'nin de hem de Kıbrıs Türkleri'nin istediklerini söyleyerek, "Ancak ortaklığa dayalı çözüm üzerinde anlaşma olmayacaksa, bütün tercihimiz anlaşma ve bunun için bütün gayretlerinizle hep beraber çalışma hedefinde ve kararlığını ifade içinde olduğumuzu tekrarladıktan sonra, eğer bu hiç mümkün olmayacaksa farklı çözüm seçeneklerinin müzakere edilmesi de düşünülebilir" dedi. 

Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu'nun çok büyük bir nezaket göstererek, Hükümet'in, Meclis'in ve Kıbrıs Türk halkının hissiyatını gösteren KKTC Devlet Nişanı'nı kendisine tevdi ettiğini belirtti. Gül, nişanı büyük bir onurla taşıyacağını ifade ederek,  Kıbrıs Türklerine sevgi ve muhabbetlerini sundu.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »