Gülerce'den cemaate eleştiri

14 Aralık operasyonunda 6 kişi serbest bırakıldı. Bugün ifade veren eski Zaman başyazarı Hüseyin Gülerce de serbest kaldı. Gülerce çıkışta cemaati eleştirdi.

16 Aralık 2014 Salı 2:47
Gülerce'den cemaate eleştiri
İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen 14 Aralık operasyonunda 6 kişi serbest kaldı.
 
Dün gece Elif Yılmaz, Ebru Şenvardar ve Naci Çelik Berksoy serbest bırakılmıştı. Van’da dünSabah gözaltına alınan senarist Makbule Çam Elamdağ Van Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Burada sorgulanan Elamdağ, küçük yaşta (1.5 yaşında) bir çocuğu olduğu gerekçesiyleİstanbul’a götürülmeden sorgusunun ardından  serbest bırakıldı. bugün sabah saatlerinde emniyete gelip ifade veren Zaman yazarı Ahmet Şahin ile gazetenin eski başyazarı Hüseyin Gülerce serbest kalan isimler arasına katıldı.
 
ÇIKIŞTA CEMAATİ ELEŞTİRDİ
 
Yaklaşık 3 saat ifade veren hüseyin gülerce çıkışta şöyle konuştu.
 
“Emniyet’te 35-40 soru sordular. Sorular ağırlıklı olarak Tahşiye grubu ve Samanyolu TV’de yayınlanan ‘Tek Türkiye’ dizisiyle ilgiliydi. 
 
Fakat konunun benimle ilgili tarafı şu 6 Nisan 2009'da sayın Fethullah Gülen, herkul.org sitesinde bir sohbet yapmış. Bu sohbetin dört gün sonrasında da ben Zaman gazetesindeki köşemde, Gülen neden uyarıyor diye başlıkla bir yazı yazmışım.
 
TAHŞİYE GRUBUYLA İLGİLİ
 
Savcının yürüttüğü soruşturma bu tahşiye denilen grupla ilgili. Yani bana anlatılan özetlenen şekilde olay şu, 6 Nisan'da 2009'da Sayın Gülen tahşiyeyi gündeme getiren bir konuşma yapıyor, arkasından 9 Nisan'da Samanyolu TV'de Tek Türkiye dizisinde bu konu ele alınıyor.  10 Nisan'da da ben Sayın Gülen'in bu sohbetinden bir paragraf alıyorum, bu paragrafta da tahşiye geçiyor. Tabi haklı olarak aynı şey benden önce ifade veren Ahmet Şahin hocamızın da başına vermiş. Onun da 15 Nisan'da yazısı var, o da bu konudan bahsediyor.
 
ORTADA HUKUKİ BİR MESELE VAR
 
Şimdi bu tahşiye olayı biraz farklı bir olay. Peşinen söyleyeyim, Zaman gazetesindeki arkadaşlarım, bilhassa Ekrem Bey meseleyi demokrasi basın özgürlüğü tarafına çekiyor ama ortada hukuki bir mesele var, evvela bunu anlamamız lazım.
 
Ben eğer bu işin içerisinde bulunmuşsam hükümetinde benim gazeteci kimliğimin öne çıkartılması doğru değil, var mıyım yok muyum bu işin içerisinde?
 
HEPSİ  BİR ARAYA GETİRİLİNCE...
 
Şimdi olay şu bu sohbetin arkasından Tek Türkiye dizisinde karanlık kuruldaki konuşmalar, arkasından Gönültaş'ın yazısı, Zaman gazetesindeki yazı, Hüseyin Gülerce'nin yazısı, Ahmet Şahin'in yazısı bunların hepsi bir araya getirildiğinde, sanki bir tezgah kurulmuş, birilerinin alnı secde gören insanların üzerine gidilmesi için bir hazırlık yapılmış, bir kumpas kurulmuş gibi bir şey var.
 
BOMBALAR ÜZERİNDE POLİSİN PARMAK İZİ ÇIKMIŞ
 
Bunun aydınlatılması lazım. Neden? Çünkü bu insanlar tırnak içinde tezgahın arkasından evlerine baskın yapılmış, el bombası bulunmuş, el bombaları üzerinde polislerin parmak izi çıkmış, sonra bunlar 17 ay mahkumiyet almışlar ve hapse girmişler. Ortada suçsuz insanlara bir zulüm varsa, yargı bunu araştırmasın mı?
 
Sizinle ilgili tarafı, ben orada kesinlikle söyledim, bir defa böyle bir tezgahın içinde olmam mümkün değil. Çünkü ben hayatım boyunca kalemimi, hiçbir telkinle baskıyla imayla dahi kullanmadım. 
 
ANLATILANLARA GÖRE TEZGAH OLMA İHTİMALİ VAR
 
Böyle bir tezgahın içinde olmam mümkün değil. Ben bu yazıyı yazarken hiç kimseden bir talimat emir almadım. Bir tezgah varsa, şimdi fikrimi soruyorsanız bana anlatılanlarla eldeki delillere göre bir tezgah olma ihtimali var. Tezgahtır diyemem, bu yargılamanın sonucunda çıkacak. Yargıya müdahale edemem. 
 
KİMSE BU İŞİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜYLE KARIŞTIRMASIN
 
Kimse bu işi basın özgürlüğüyle falan karıştırmasın. Bu işin basın özgürlüğüyle alakası yoktur, burada hukuki bir mesele vardır. Ne demek öyle ‘Gelsinler çay içsinler, buradan alsınlar’... Kalabalık toplayarak, pankart açarak, slogan atarak kimse bu işi şova dönüştürmesin. Ortada hukuki bir mesele vardır. Ben bu hatayı Balyoz ve Ergenekon davasında yaptım. Bakın o arkadaşlar şimdi çıkıp Ahmet Şık’tan özür diliyorlar. Aynı hataya düşmeyelim, bırakalım yargı görevini yapsın.
 
BAŞTA GÜLEN OLMAK ÜZERE İran TAKINTISI VAR
 
Uzun sürmesinin bir diğer sebebi de İran ile ilgili bir başka mesele vardı. O konu benim takip ettiğim bir şey değil. Şefkat tepe, Tek Türkiye bu dizileri ben hiçbir dizi takip etmiyorum. Ancak İran'la ilgili soru sorulunca, bugüne kadar İran'la ilgili mevzuda cemaatin yaklaşımını eleştirmek istiyorum. İfademde onu da söyledim. Bir takıntı görüyorum ben cemaatte, Sayın Gülen başta olmak üzere, bir İran takıntısı var.
Öyle ki bazı insanları bazı hükümet üyelerini hatta bakanları hatta başbakanı cumhurbaşkanını zan altında bırakmak için, bir muta nikahı İran yönlendirmesi gündeme getiriliyor. Ben bunu hazmedemiyorum, gücüme gidiyor. Yahu Türkiye İran'ın oyuncağı mı? Bakanlarına milletvekillerine bürokratlarına bir muta nikahı kıydırılarak Türkiye'yi İran mı yönetiyor? 
 
İTİRAFÇI YORUMLARINA YANIT VERDİ
 
İtirafı kim yapar? Suç işleyenler yapar. Eğer ben itirafçıysam, benim şahsi suçumdan bahsedilmiyor ki, cemaatin suçundan bahsediliyor. Ben cemaatin suçlarını mı itiraf edeceğim? Benim kendi suçum yok. Bu itirafçı yakıştırmaları, hatta twitter'dan çok üstüme geliyorlar.
 
Ben bir suç işlemedim. Ha cemaat o zaman beni itirafçı kabul ediyorsanız, demek cemaatin suçları var bunları ancak ben itiraf edebilirim. Cemaatin ne suçu varsa yargı belirlesin.
 
BÜROKRASİYİ ELE GEÇİRMESİNLER
 
Eğer sivil toplum hareketiyse bu alanının dışına çıkmasın, bürokrasiyi ele geçirmesin.”
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »