Güzel: "28 Şubat bal gibi darbedir"

28 Şubat Davası'nda "mağdur-müşteki" olarak beyanı alınan eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, "BÇG, bana göre illegal bir darbe ve cunta kuruluşudur. 28 Şubat bal gibi darbedir" dedi.

17 Şubat 2015 Salı 21:41
Güzel: "28 Şubat bal gibi darbedir"
28 Şubat Davası'nda "mağdur-müşteki" olarak beyanı alınan eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, Refahyol'un ardından kurulan 55. Hükümet'in "cunta hükümeti" olduğunu ifade ederek, "Mesut Yılmaz da o hükümetin başı değildir, kuklasıdır" dedi.

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, hazır bulunanların tutanağa geçirilmesinin ardından sanık avukatı Hulusi Coşkun, 28 Şubat'ta darbe yapılıp yapılmadığına, sanıkların suçlu olup olmadığına yargılama sonucunda karar verileceğini belirtti.

Coşkun, "sanıkların, suçlu olup olmadıkları belirlenmemişken, katılan taraf, müvekkillerden 'darbeci', olaydan 'darbe' diye bahsederek, mahkemenin yerine geçmekte, sanığı suçlu gösterme tutumu sergilenmektedir. Bu, mahkemenin huzurunu bozmaktadır" ifadesini kullandı.

Mahkeme Başkanı Fevzi Şıngar, yargılamaya özen gösterdiklerini ancak müşteki tarafın bu söylemlerinin duruşma düzenini bozmadığını ifade ederek, "Eğer bozduğu düşünülüyorsa savcılığa başvurulabilir" diye konuştu.

Sanık avukatlarından Erol Aras, bundan böyle "darbe" denildiği anda müdahalede bulunacaklarını söyledi.

Müdahil avukatlarından Reşat Petek, “Mağdur, müşteki vekillerinin tehdit eder gibi açıklamalarını reddediyorum. Biz, huzurdaki sanıkların darbe suçunu işlediklerine inanıyoruz, iddia ediyoruz. İddia etmemizde hukuka aykırılık yoktur. Suç işlendiğini düşünüyorsanız, savcılığa şikayet edebilirsiniz” diye konuştu.

Sanık avukatlarından Aykanat Kaçmaz, İstanbul'da beyanı alınan dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller'in sanık savunucularının sorularına "ısrarla cevap vermek istemediğini" söyleyerek, "CMK’da olmayan bir yöntemle yazılı cevap vermek istedi. Neden korktuğunu, neden çekindiğini bilmiyoruz. Mümkünse huzurda, yoksa sesli ve görüntülü sistemle beyanının alınmasını istiyoruz" dedi.

Kaçmaz, müştekilerin, "irtica algısının BÇG tarafından yaratıldığını" söylediklerini ifade ederek, "Bunun, silahlı kuvvetlerin eseri olmadığını ortaya koymak adına, MİT tarafından yayınlanan aylık istihbarat bilgilerinin getirtilmesini talep ediyorum. Bunlar çok gizli ve devletin güvenliğiyle ilgili olmadığından, kozmik sınıfta değildir. Bunların gelmesi, irticai tehdidin boyutlarını aslında kimin araştırdığını ve ortaya koyduğunu gösterecektir" diye konuştu.
 

"MİLLET İRADESİNİ EZDİLER"


Avukatların sözlerinin ardından Hasan Celal Güzel'in beyanına geçildi.

Güzel, demokrasiye inandığını, 27 Mayıs’tan beri devam eden askeri müdahalelerin ülkeye ve millete büyük zararlar verdiğini müşahade ettiğini belirtti.

O dönemde Yeniden Doğuş Partisinin genel başkanı olduğunu, arkadaşlarıyla birlikte demokrasi mücadelesi verdiklerini kaydeden Güzel, şunları söyledi:

"Ne yazık ki İttihat ve Terakki'den beri, Türkiye’de darbe geleneği oluşmuştur. Cumhuriyet'in kurulmasından sonra bu bir müddet askıya alınmıştır. Atatürk, demokrasiye inanmış ancak ne yazık ki tatbik edememiştir. Askerin siyasete girmelerine karşı çıkmış, siyasete girenlerin asker kimliklerini bırakmasını istemiştir. 1950’de Türkiye demokrasiye geçmiştir. Ancak 27 Mayıs’ta Türkiye’de irtica iddia edilerek, büyük, kanlı darbe yapılmıştır. Millete çok güzel hizmet eden Menderes ve iki bakan idam edilmiş ve bir darbe dönemi başlamıştır. Ben Türk milliyetçisiyim, hiçbir zaman TSK’ya karşı olmadım. Eğer tanklar milletin üzerine değil de dış düşmanlara yürütülseydi, onun peşinden koşardım. Ama böyle olmadı. Cuntacılar, darbeciler, her zaman millet iradesine karşı çıktılar, millet iradesini ezdiler. Ne yazık ki bazı hakim ve savcılar da tank gibi, top gibi kullanıldılar.

BÇG, bana göre illegal bir darbe ve cunta kuruluşudur. Bunu reddetmek mümkün değildir. BÇG, Anayasa'ya, kanunlara aykırıdır. 28 Şubat bal gibi darbedir. Hükümet de ne yazık ki bu baskı karşısında, askerin maaşını yüzde 70 artırmakla, saygıyla, korkuyla karışık tavizler vermekle bunu körüklemiştir. 28 Şubat’taki MGK, her ne kadar Başbakan'ın, Bakanların itilip kakıldığı, küfredildiği bir toplantı değilse de baskı altında bırakılmışlardır."
 

"YARGININ ÇOK BÜYÜK KABAHATİ VAR"


"TSK’nın şerefli mensuplarının itilip kakılmalarından hoşlanmadığını, salonda bulunanların da düşmanı olmadığını" söyleyen Güzel, "Ancak 1960’tan beri ülkeyi geri bırakan, Türk milletini rencide eden darbe olgusu var. Bunda da, sizi tenzih ederim, yargının çok büyük kabahati var. Hiçbir şeyin hesabını sormadılar. 28 Şubat’ın klasik 27 Mayıs gibi olmaması, generallerin sabahın köründe bildiri okumaması, tankların uzun uzun yürümemesi hiçbir şeyi değiştirmez. İllegal cunta grubu da, tankları da vardır, hükümet de düşmüştür" diye konuştu.

Güzel, Eylül 1996’da, yargılama sırasında hayatını kaybeden sanık Teoman Koman’ı ziyarete gittiğini anlatarak, şöyle devam etti:

"Bana, 'Biz yakında darbe yapacağız, iktidarı değiştireceğiz. Başbakan olarak seni veya Mesut Yılmaz’ı düşünüyoruz' dedi. Ben de kızdım, 'Beni hiç tanımamışsınız. Ama Mesut Yılmaz tam sizin istediğiniz gibidir' dedim. Enteresandır, 6 ay sonra Mesut Yılmaz’ı başbakan olarak getirdiler. Bunu Erbakan’a anlattım, 'Bir şey olmaz' dedi. Demirel’e gittim, 'Dikkat edin, buna mani olun' dedim. Sayın Demirel mani olacağına, hatta şapkayı alıp gideceğine, 28 Şubat darbecilerine koltuk değneği olmuştur, tamamen bu kumpasın içinde yer almıştır, Sayın Çiller başbakan olacağı sırada, bizzat partinin içini karıştırması, ayrı parti kurması, birtakım milletvekillerinin aklının çelinmesinde aktif rol alması, ondan sonra hükümeti düşürüp, Yılmaz’ı başbakanlığa getirmesi, darbenin teşebbüs aşamasında kalmadığını da göstermektedir."
 

"LAİKLİK ELDEN GİTMEMİŞ, AMA DEMOKRASİ GİTMİŞTİR"


Güzel, 28 Şubat kararlarına ilişkin halen "imzaladık, imzalamadık" tartışmaları olduğunu ifade ederek, "Ama imzalanmıştır. Ben de gördüm. Ama bu açıkça, baskı altında yapılmıştır ve Mesut Yılmaz hükümetine kadar da imzalanmasına rağmen merhum Erbakan bunu uygulamaya sokmamıştır" dedi.

Siyasi İslam, irtica konularının ülkede 100 senedir konuşulduğunu belirten Güzel, "Türkiye’de irtica diye bir olgu yoktur, hiçbir zaman laiklik elden gitmemiş ama demokrasi elden gitmiştir. Ne yazık ki Türk milletini, inim inim inleterek, irtica tehdidi ve bahanesiyle dikta uygulaması yapılmıştır. Her defasında TSK mensupları 'Laiklik elden gidiyor' diye tahrik edilmişlerdir. Hükümeti devirme kararı olmuştur. Bunun için de medya kepazeliği ortaya çıkmıştır. Müslüm Gündüz’ler, Aczmendiler, kepazelikler. Medyadan da bunun hesabı sorulmalıdır" ifadelerini kullandı.

Sanıklardan, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir'in, ABD ziyaretinde "Balans ayarı yaptık" dediğini, Erol Özkasnak'ın ise bunun "post modern darbe" olduğunu söylediğini anlatan Güzel, 28 Şubat'ın ardından, bütün Türkiye'de, 3 yılda bin 276 konferans verdiğini kaydetti.
 

"DARBEYİ YAPANLAR, ELLERİNİ, KOLLARINI SALLAYARAK 17 SENE GEZDİ"


Bu süreçte, bir kısmı "Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetini tahkir ve tezyif"ten olmak üzere hakkında yüzden fazla dava açıldığını anlatan Güzel, DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'e, "darbeciler hakkında gereğinin yapılması" için şikayette bulunduğunu ancak dava açılmadığını anlattı.

Yüksel'in talimatıyla genel başkanlık makamında TEM ekiplerince gözaltına alındığını, ertesi gün serbest bırakıldığını kaydeden Güzel, "Şikayet eden, şikayeti dinlenmediği gibi içeri atıldı. Darbeyi yapanlar, ellerini, kollarını sallayarak 17 sene gezdi" dedi.

Davaların birçoğundan beraat ettiğini, savcıların o dönemde, "Sayın bakanım, sen de biliyorsun, bunda bir şey yok. Ama bakanlık müfettişleri takipsizlik kararı verenleri inceliyorlar. Biz davayı açalım, sen nasıl olsa mahkemede beraat edersin" dediklerini ifade eden Güzel, bir davada, "halkı isyana teşvik suçundan hüküm giydiğini, haksız yere 1 yıl ağır hapse çarptırıldığını" anlattı.
 

"DEMİREL’E KIRGINIM"


Güzel, Aralık 1999’da, Ayaş Cezaevi'ne girdiğini, 1,5 metre duvarı olan, içinde farelerin dolaştığı hücrede 5 ay kaldığını, mahpuslardan tüberküloz kaptığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bende hala etkisi var. Bir sürü davanın avukatı, girdisi, çıktısı, maddi problemlerim oldu. Yıprandım. Tabii, bundan iftihar ediyorum. Yarın olsa gene yaparım. Demirel’e kırgınım. Onun demokrat olduğuna inandım. Ama o başta kalabilmek için 28 Şubat darbecilerine taviz verdi. Şikayetçiyim, mağduriyetim açıkça ortada. Hem kendi adıma, hem Türk milletinin şerefli bir mensubu olarak mağdurum. Kimsenin hapiste kalması beni mutlu etmez. İcabında suçlulukları tespit edilir, cezaları affedilir. Ama bu işin darbe olduğu, illegal olduğu, anti demokratik olduğunun tespiti gerekir."
 

"YILMAZ, O HÜKÜMETİN BAŞI DEĞİLDİR"


Beyanını tamamladıktan sonra, sanık avukatlarından Müşteba Aydın'ın, "Darbelerden sonra cunta hükümetleri gelir. Mesut Yılmaz hükümeti cunta hükümeti midir", sorusuna Güzel, “Cunta hükümetidir. Mesut Yılmaz da o hükümetin başı değildir, kuklasıdır. Ben ona Mesut Onbaşı lakabını koymuştum. Onun da BÇG’nin legal olmadığı beyanı vardır. Meclis’ten güven oyu aldırılmıştır. Adamlar satın alınmıştır, parti bölünmüştür, baştan beri bu oyun sürdürülmüştür. Bunu yapan TSK’nın içindeki cuntadır" dedi.

Sanık avukatları sırasından gelen bir tepki üzerine Güzel, "Ben Meral Akşener değilim, size mukabele ederim" ifadesini kullandı.

Çevik Bir'in avukatı Ümit Kara söz alarak, müvekkiline atfedilen "balans ayarı" sözüne ilişkin, Gazeteci Yasemin Çongar'ın, "Ben o gece oradaydım. Sayın Çevik Bir öyle bir konuşma yapmadı" dediğini, haberi yazan Ferai Tınç'ın da geceye gitmek istediğini ancak yetişemediğini söylediğini belirtti.

Bunun üzerine Güzel, "Düzeltmeniz ilgi çekici. Bunu bilmiyordum. Konuyu, herkes gibi basından biliyordum. Çevik Bir söylemiş mi, söylememiş mi bilmiyorum. Artık söylememiş kabul edeceğim. Ancak bu, tankların yürütülmesini mazur göstermez" diye konuştu.

Avukat Kara'nın, "o dönemden medyanın, işadamlarının, İstanbul sermayesinin, siyasetçilerin suçu olup olmadığına" yönelik sorusuna Güzel, "Saydığınız gruplar da bu işlerden ve demokrasinin yara almasından sorumludur. Onların da yargılanması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

AA
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »