Hüseyin Çapkın 17 Aralık günü yaşadıklarını anlattı

İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın FETÖ’nün mülkiye yapılanmasına ilişkin yargılandığı davada 17 Aralık günü emniyette yaşananları anlattı

23 Ağustos 2017 Çarşamba 21:53
Hüseyin Çapkın 17 Aralık günü yaşadıklarını anlattı
FETÖ’nün mülkiye yapılanmasına ilişkin davada 3 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan İstanbul eski Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ifade vererek, soruşturma aşamasında tutuklandıktan 70 gün sonra tahliye edildiğini ancak iddianamenin kabul kararından sonra tekrar tutuklandığını hatırlattı.

“Bundan 8 ay sonra hiçbir ek delil veya ifade olmadığı halde bu iddianame ile örgütün hiyerarşik yapısında yer aldığım iddia edilerek hakkımda en ağır ceza istenmiş” diyen Çapkın, “15 Temmuz’da görüldü ki en tepedeki generalin yılarca yanlarında çalıştırdığı yaverler, subaylar tarafından silahla zor kullanarak derdest edildiler. Tıpkı beni de sırtımdan bıçaklayan FETÖ’cü polis müdürleri gibi” ifadesini kullandı.

Çapkın, 17 Aralık operasyonunu yapan polislerin ifadelerinde hem kendisine bilgi vermediklerini hem de operasyondan sonra kendilerine hak verdiğini hatta onları koruduğunu söylediklerini belirtti. Çapkın, “Yalanlarını her gün süsleyip medyada kullandılar. Ben bu olaylardan sonra ’Sırtımdan bıçaklandım’ diye bir röportaj vermiştim. Hatta manşet oldu bu sözüm. Bundan sonra FETÖ’cüler dillerini değiştirdiler. Özellikle Nazmi Ardıç, ‘Öyle yaparsan al sana’ der gibi beni yanlarındaymışım gibi gösterdiler” dedi.

“FETÖ’cü olduklarını bilmiyordum”

İddianamede eski KOM Daire Başkanı Mehmet Yeşilkaya’nın verdiği ifadeye yer verildiğini hatırlatarak, “Mehmet Yeşilkaya bana bu FETÖ’cülerin hemen görevden alınmalarını söylemiş ben yapmamışım. Yeşilkaya bana öyle bir şey söylemedi. Zaten bana söylemesine gerek bile yok. Yazar hazırlar bakanın önüne koyabilirdi” dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı sanık Çapkın’a, “Sizin bunları görevden alma yetkiniz var mıydı?” diye sordu. Çapkın, “Var ama, ben bunların 17 Aralık’tan önce FETÖ’cü olduğunu bilmiyordum” şeklinde yanıt verdi.

“Muammer Güler ile çok eskiden tanışırım”

Çapkın, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Sırf kendilerinin tayin işlemlerini takip etmek için yalan isimlerle bir sürü insanı dinlemişler. Meğer 17 Aralık’a hazırlanıyorlarmış. Aynı gün 4 tane büyük operasyonu aynı torbaya koyup yaptılar. Ben o dönemki İçişleri Bakanı Muammer Güler ile çok eskiden tanışırım. Çocukları ellerimde büyüdü. Bunların bir yanlışını görürsem çocukları çağırır tokatlarım. Bu kadar yakınım. Bunu biliyorlar. Şimdi bunları dinlediklerini hiç bana söylerler mi? Geldiğimiz noktada bakıyorum kripto bir örgüt çıkıyor. 4 tane devasa operasyonu (17 Aralık operasyonu) aynı torbaya koyup, bir defada operasyon yapıyorsunuz. Hiç klasik polis gibi değiller. Tayinle yatıp tayinle kalkıyorlar. Bunlar bunu biliyorlardı. O yüzden operasyon yapacaklarını benden sakladılar. Nazmi Ardıç görevden alındıktan sonra televizyon televizyon gezip çok kıymetli insanlar olduklarını, benim yaptıkları operasyondan haberim olsa dahi onlara sahip çıkacağımı söyledi” 

“Yalan ifadelerle tutuklandım”

Göreve başladığı 1984’den bu yana FETÖ ile bir irtibatının olmadığını Nazmi Ardıç’ın da Mehmet Yeşilkaya’nın da bildiğini söyleyen sanık Çapkın, “17 Aralık’tan sonra polis arkadaşlardan öğrendiğim kadarıyla Yakup Saygılı daha okul yıllarında bile lise imamıymış. Örgütün çekirdekten yetiştirdiği bir adam olan Saygılı, her yerde ben yanlarındaymışım gibi göstermeye çalıştı. Benim ‘Sırtımdan bıçaklandım’ sözüm manşet olunca Nazmi Ardıç, her şeyi benimle kahve muhabbetlerinde paylaşmışlar gibi ifade veriyorlar. Ben bu yalan ifadelerle tutuklandım” şeklinde konuştu.

"17 Aralık’ı öne çektiler"

Çapkın, 17 Aralık’ın aslında öne çekildiğini iddia ederek, “Bir gün beni Muammer Güler aradı. ‘Bir iş adamı var ya Rıza Sarraf. Korkuyormuş, etrafında kılıksız kişiler varmış, takip ediliyormuş, bunu bir araştırın’ dedi. Ben de FETÖ’cü olmadığına emin olduğum İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbal’ı görevlendirdim. O da ekipleriyle Sarraf’ın gittiği yerlerde çevresinde şüpheli şahıslar var mı diye araştırma yaptı. Meğer Mali Şube Rıza Zaraf’ı günlerce takip ediyor ve operasyona hazırlık yapıyorlarmış. İstihbarat şubesindeki polisleri görünce düşman görmüş gibi olmuşlar. Çok sakladıkları kripto operasyonu bana söylemedikleri gibi bozulacak diye panik yapmışlar. Sonra da bu kripto operasyonları bozulacak endişesi ile operasyonu yapmaya karar verdiler. İstihbarat Müdürü hakkında da soruşturmayı sekteye uğrattığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundular. İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbal da görevi benim verdiğimi söyledi. Ona bu görevi ben verdiğim için de sonrasında bana ulaşarak beni de tutuklamak istediler. Alelacele operasyon yapmalarının sebebi istihbarat ekiplerini fark etmeleriydi” ifadelerini kullandı.

“Nazmi Ardıç bana ‘Her şeyi göze aldık’ dedi”

17 Aralık günü Muammer Güler’in kendisini arayarak, ne olduğunu sorduğu belirten Çapkın, “ ‘Ben de şaşkınım, benim de bilgim yok’ dedim. Ahmet Arıbal’ı aradım, o da bilgisi olmadığını söyledi. Nazmi Ardıç’ı aradım, ‘Bizim operasyon efendim’ dedi. Ben bunlara bağırmaya başladım. Hemen yanıma gelmelerini söyledim. Zaten biliyorlarmış çağrılacaklarını, takım elbise giymişler tıraş olmuşlar. Hatta yanlarında bilgi notuyla gelmişler. Neredeyse üstlerine saldıracaktım. Telefonlarım hiç susmadı. İçişleri Bakanı ben tekrar aradı. Bana sorduğu şeyleri Ardıç ve Saygılı’ya sorup cevap verdim. İkisine de ‘Bu durum sizi yakacak biliyorsunuz değil mi?’ dedim. Bana ‘Savcı böyle talimat verdi’ dediler. Nazmi Ardıç, ‘Her şeyi göze aldık’ dedi, Yakup Saygılı da kafasını salladı. Tarihteki ilk polisteki paralel yapılanmayla yüz yüze geldiğimizi anladık” dedi.

“Tam bir FETÖ taktiği uyguladılar”

Çapkın ifadesinin devamında telefonlarının dinlendiğini söyleyerek, “Dönemin Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı ve Organize Şube Müdürü Nazmi Ardıç televizyonlarda yumuşak ve sıcak cümlelerle benden bahsediyorlardı. Benden sanki ahbapları, kankaları gibi bahsetmeleri tam bir FETÖ taktiği. Benim ‘Sırtımdan bıçaklardılar’ manşetinin öcünü yumuşak cümlelerle çok yakınmışız gibi cümleler kurarak aldılar” şeklinde konuştu.

“MİT mensuplarının dinlenmesi kararını bizzat Başbakan’a götürdüm”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönemde ikinci kez ameliyata girdiği güne ilişkin bilgiler veren sanık Çapkın, “O gün Erol Demirhan ile Yurt Atayün yanıma geldiler. Ellerinde hakimlik ya da savcılık kararına benzeyen bir evrak vardı. Hakan Fidan’ın da aralarında bulunduğu önemli MİT mensuplarının dinlenmesini içerir bir şeydi. ‘Bu aklı siz mi verdiniz savcıya? İki kurumu birbirine mi düşüreceksiniz? Gidip bu kararı kaldırtacaksınız’ dedim. Ne yaptılar bilmiyorum. Hemen başbakandan randevu talep ettim. Görüşmeye gittiğimde durumu kendisine arz ettim. Bunlardan aldığım evrakı kendisine verdim. O da İdris Naim Şahin’in aratılarak ‘Bu üçünü ( Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün ve Erol Demirhan) görevden alsınlar’ dedi. O zamanlar FETÖ ile mücadele bu kadar sert değilmiş. Üçünü de Ankara’ya farklı görevlere vermişler” diye konuştu.

“Dişimle tırnağımla geldim”

Mülkiye yapılanması dosyasında yargılanmasını eleştiren Çapkın “Ben kaymakamlıktan gelme değilim, patlatılmadım, mülkiyeden değilim ki mülkiye yapılanması içinde olayım. Dişimle tırnağımla yükseldim. Hüseyin Avni Mutlu ile 3 yıl vali-emniyet müdürü olarak çalıştım. 3 yıl içinde 7 telefon görüşmesi tespit edilmiş. Bence az bile yapmışız. Benim ihmalim olduğunu düşünüyorum” dedi.

İfadesini tamamlayan Çapkın’a avukatı Fahrettin Kocagöz “16 Aralık gecesi neredeydiniz? KOM ve Mali Şube ekipleri 17 Aralık operasyonunu gerçekleştirecek güce sahipler miydi?” diye sordu. 16 Temmuz gecesi geç saatlere kadar Asayiş Şube’deydim. Sonrasında bakıyorum operasyonu yapan ekipler başka birimlerden gizli gizli destek ekip istemişler ama Asayiş Şube’den istememişler” diye yanıt verdi.
Duruşmaya yarın İstanbul eski valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun savunmasıyla devam edilecek. 
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »