Hüseyin Çelik'ten cumhurbaşkanlığı değerlendirmei

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik "Partimizin geleceğinden bir endişemiz yok. Türkiye’nin de AK Parti’nin de geleceği parlak olacaktır, kimsenin endişesi olmasın" dedi.

3 Temmuz 2014 Perşembe 5:23
Hüseyin Çelik'ten cumhurbaşkanlığı değerlendirmei
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'nın ardından gazetecilere açıklama yaptı, soruları cevaplandırdı.

Genel Başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı olması halinde partinin geleceğine ilişkin konuların MKYK’da gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine Çelik, AK Parti’nin bir iki günlük değil uzun vadeli stratejiler, programlar hazırladığını ifade ederek 10 Ağustos’taki seçimlerde Erdoğan’ın birinci turda cumhurbaşkanı olması halinde, bu konunun konuşulacağını, o tarihe kadar tek hedeflerinin cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu kaydetti.

Çelik, AK Parti’nin geleceğiyle ilgili senaryoların daha partinin kurulduğu gün başladığını, o dönemde gazeteleri ziyaret ederken, parti hakkındaki senaryoların kendilerine anlatıldığını, Erdoğan hakkındaki siyasi yasağın kalkmayacağının söylendiğini belirtti. 

Başbakan Erdoğan’ın, 3 Kasım 2002’deki seçimlerde milletvekili adayı olmadan seçim kampanyası yaptığını, partisinin 363 milletvekili çıkardığını ama milletvekili olamadığını hatırlatan Çelik, o dönemde de partide kavga çıkmadığını, Erdoğan’ın istişareleri sonunda Abdullah Gül’ün 58’inci hükümeti kurduğunu, Başbakan Erdoğan’ın da Siirt’ten milletvekili seçilmesinin hemen ardından Gül’ün siyasi nezaket göstererek istifa ettiğini anımsattı.

Hüseyin Çelik, "AK Parti’de acaba bir çatlama olur mu, restleşme olur mu, küsüşme olur mu, ayrışma olur mu beklentisi içinde olanlar boşuna burada kendileri için gelecek aramasınlar. Onlara buradan gelecek çıkmaz. Siyasi partiler, kendi maharetleriyle marifetleriyle projeleriyle halka yakınlıklarıyla bu işleri yapacaklar. Partimizin geleceğinden bir endişemiz yok. AK Parti’nin geleceği Türkiye’nin geleceğiyle adeta örtüşmüş durumda. Türkiye’nin geleceği de parlak olacaktır, AK Parti’nin geleceği de parlak olacaktır, bundan kimsenin endişesi olmasın" diye konuştu. 

“Makro vizyon ortaya konulacak”

 Çelik, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da yapmayı planladığı cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası toplantısı ve toplantıda sunulacak cumhurbaşkanlığı seçim vizyonu belgesiyle ilgili bilgi istemesi üzerine şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasında elbette oradaki köprüden, tarımdan, tarım politikaları şöyle olacak, bayındırlık şöyle olacak, eğitimdeki detaylar, ekonomideki detaylar değil, orada bir makro vizyon ortaya konulacak. Şu anda o vizyon belgesi çalışılıyor, onu hazırlıyoruz ve o tarihe yetiştirmeye çalışıyoruz. O tarihte bu yetiştiği zaman onu tıpkı bundan önceki seçimlere girerken size verdiğimiz seçim beyannameleri gibi olacak."

 Çelik, bugüne kadar halkın huzuruna afaki sloganlarla çıkmadıklarını, "cekli, caklı" ifadeler kullanmadıklarını belirterek şöyle devam etti:

"İlk seçimde biliyorsunuz halk ekibimizin çok icraatını belki bilmiyordu, ilk seçimde Sayın Başbakanın karizması ve ekibimizin, kadromuzun inandırıcılığı bize yüzde 35 oy getirdi, sonra 1,5 yıllık icraatımız oldu, vatandaşımız bizim kredimizi 42’ye çıkardı, sonra 47’ye çıkardı, 2009’da 3 puanlık bir gerileme ama daha sonra yüzde 50’ye çıkardı. Mahalli seçimlerde yüzde 42 olan, bizim 2004’den sonraki 2009’daki 38-39 olan oy oranımız yüzde 45,5’a çıktı. Dolayısıyla biz her seçime giderken yaptıklarımızı vatandaşlara anlatıyoruz, yapacaklarımızı anlatıyoruz. Bizim liderimiz, partimizin genel başkanı, Türkiye’de 12 yılla yakın başbakanlık yapmış olan bir lider, şu anda Türkiye’de cumhurbaşkanı adayı oldu. Elbette halka bir vizyon belgesiyle çıkması gerekiyor. Siz buna seçim beyannamesi diyebilirsiniz ama Türkiye dünyanın neresinde olacak, dünyadaki gelişmeler Türkiye için ne anlam ifade ediyor, hukuk derken ne anlıyoruz, insan hakları derken ne anlıyoruz, demokrasinin standartları derken ne anlıyoruz, kucaklayıcılık derken ne anlıyoruz, huzur barış içinde yaşamak derken ne anlıyoruz, bunların tabii ki orada yer alması gerekiyor.”

"Orkestra şefliği yapacak"

"Sayın Başbakanımız, malumunuz cumhurbaşkanı olduğu zaman güçler arasında erkler arasında orkestra şefliği yapacak" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu yapacak olan bir insan, bu konularda topluma ne söylüyor, tabii ki orada onlar orada yer alacak ve esas İstanbul’da yapılacak olan toplantı, bir çeşit resmi seçim kampanyasının başlangıcı olacak. Başbakanımızın illerde yapacağı mitingler olacak. Yazılı elbette görsel medyada meramımızı anlatacağız. Yazılı medyadan yararlanacağız. Görsel medyadan yararlanacağız. Açık hava özellikle propaganda ve reklam araçlarından yararlanacağız ama bizim partinin en büyük kazancı ve en büyük avantajı yüz yüze insanların nabzını tutmaktır. Onların yüreğini tutmaktır. Bugüne kadar yaptığımız gibi inşallah bundan sonra da bunu yapacağız."

"Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, sizin 'Balyoz bal gibi darbe planıdır' açıklamanız nedeniyle adil yargılamaya müdahale ettiğiniz gerekçesiyle hakkınızda suç duyurusunda bulundu. Bununla ilgili yorumunuz olacak mı" sorusuna Çelik, şu yanıtı verdi:

"Şimdi varsayın ki 12 Eylül 2010’da 26 maddelik Anayasa değişikliği paketi halk tarafından kabul edilmedi, böyle bir Anayasa değişikliği yapılmadı, böyle varsayın. Alt kademe mahkeme karar veriyor, temyiz mahkemesi olan mahkeme de bunu onaylıyor ve hüküm kesinleşiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dışında gidilecek bir yer var mıydı? Şimdi birinci kademe mahkeme bir şey söylüyor, temyiz mahkemesi de onu kabul ediyorsa o artık yargı tarafından hüküm haline getirilmiştir. Ben, ‘Balyoz bal gibi darbe eylem planıdır’ derken bu tesadüfen ağzımdan çıkmış bir söz değil, Sayın Özden Örnek de onun gibi binlerce örnek de benim aleyhimde davalar açabilir. Ben bugün de söylüyorum yarın da söyleyeceğim, ‘evet, Balyoz bal gibi darbe eylem planıydı ama planıydı fakat gerçekleşmeye fırsat bulunamadı.’ Dolayısıyla o günde söyledim, bugün de söylüyorum, kimse halkın aklıyla alay etmesin.

Bir oyun oynadınız, adına ‘harp oyunu’ dediniz ama milli iradeye karşı oyunu oynadınız. Bu da mahkemeler tarafından tespit ve tescil edildi. Burada üzerinde durmamız gereken şey şudur: Adil yargılanma hakkı, ister Balyoz davası, ister Ergenekon davası, birilerini suçlu duruma düşürmek için birileri delil üretmişse kurunun yanında yaşı yakmak için özel bir gayret göstermişse bunlar da ortaya çıkarılacaksa çıkarılması gerekiyorsa elbette çıkarılsın. İnsanların adil yargılanma hakkı var, ister Balyozcu, ister Ergenekoncu ister KCK’cı, PKK’lı kim olursa olsun adil yargılanma ‘insanım’ diyen herkesin hakkıdır. Ama benimle ilgili dava açtılar diye, benim o sözümden nedamet gösterecek değilim, pişmanlık duyacak değilim.

Ben bugüne kadar Balyoz davasıyla ilgili lehte ve aleyhte yazılan birçok şeyi okuyan, bunun muhakemesini yapan bir insan olarak bunu söylüyorum. Dolayısıyla açabildikleri kadar dava açabilirler.” 
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »