Irak ordusunun büyüklüğü yaşananlarla tezat

Irak'ın Musul kentinde yaşanan olaylarda, Sünnilerden oluşan silahlı grupların da desteğiyle, IŞİD terör örgütü karşısında sürpriz bir şekilde yıkıma uğraması, ordunun yapılanmasına dair birçok soruyu da beraberinde getirdi.

14 Haziran 2014 Cumartesi 0: 4
Irak ordusunun büyüklüğü yaşananlarla tezat
Emniyet güçleri ve kendilerini destekleyenlerin de katılımıyla sayısı bir milyona ulaşan Irak ordusu, yaşanan son olaylarda büyük bir tezatlık örneği sergiledi.

"Büyük gerileme" olarak değerlendirilen Irak ordusunun IŞİD karşısındaki yenilgileri değerlendirirken, tarafların elinde bulunan silah çeşitleri arasındaki farkı denklemin dışında tutmak gerekiyor. 

  Irak ordusu silah gücü açısından IŞİD'den oldukça güçlü, devletin ordu için ayırdığı bütçenin yıllık 100 milyar dolardan fazla olduğu biliniyor. Gelişmiş silahlar da ABD, Rusya ve İran gibi ülkelerden satın alınıyor. IŞİD ise karaborsadan temin ettiği orta ve hafif silahlarla Suriye veIrak ordusundan elde ettiği silahlara sahip.

Askerler milli duygular beslemiyor

Ülkede olayların, bu kadar hızlı gelişmesinin asıl sebebinin Irak ordusunun yapısındaki sorundan kaynaklandığı belirtiliyor. Orduyu ülkede yaşanan siyasi ve mezhepsel derin bölünmelerin büyük ölçüde etkilediği, özellikle geçen yıl Nuri el-Maliki hükümetine karşı Sünnilerin yoğun olarak yaşadığı illerde başlatılan halk ayaklanmalarının söz konusu olaylarda payı olduğu ifade ediliyor. Ayrıca askerlerin milli duygular beslememesi, mezhepsel duyarlılıklarının vatan sevgisinden önce gelmesi ordunun hızla çökmesinin önündeki sebeplerden biri olarak gösteriliyor.

Ordunun çöküşüne hız kazandıran etkenlerden bir diğeri de El-Kaide ve uzantılarının senelerdir orduya yönelik sürdürdüğü saldırılar.

Ordunun zayıflamasına neden olan söz konusu faktörler, Irak'ta, IŞİD militanları ve bazı aşiret güçlerinin, kısa sürede önemli kentleri kontrol altına alarak, başkent Bağdat'a 100 kilometre kadar yaklaşabilmesinin nedenlerini gözler önüne seriyor.

Sünni halk orduya güven duymuyor

Ülkenin kuzey ve batı kesimlerinde yaşayan Sünni halkın kendilerine yönelik ihlaller sebebiyle orduya güven duymadığı belirtiliyor. Ordu mensuplarının Sünni halka yönelik, keyfi tutuklamaları, halkın evlerine baskınlar düzenlemeleri ve kanun dışı uygulamaları, halkın öfkesini tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Sünni halkın, ordunun il merkezlerinden çekilmesi, emniyet güçlerinin yetkilerinin, yerel güvenlik güçlerine verilmesi şeklindeki talepleri, aynı zamanda Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olarak askeri yetkilileri atama yetkisini elinde bulunduran Maliki tarafından kulak ardı edildi. 

Maliki, yürürlükte olan kanun uyarınca üst rütbeli ordu komutanlarının parlamentodan güvenoyu alması yönündeki kararı da takip etmedi ve kişisel kararlar aldı.

Maliki yönetimi, 2008-2009 yılları arasında Irak ordusunda öne çıkan Sünni komutanları takip işlemlerine başlamış ve onlara “ölüm birlikleri” kurmak suçlamasında bulunmuştu. Söz konusu komutanların birçoğu hakkında idam kararı verilmiş bir kısmı bu nedenle ülke dışına kaçmak zorunda kalmıştı.  

Komutanlar, kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmemiş ve yönetimin mezhep temelli politika uyguladığını söylemişti.

Maliki yönetiminin orduda İran ve Hizbullah destekli Şii komutanları görevlendirmesi, halk ile yönetim ve ordu arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi.

Sünnilerin talepleri Maliki tarafından dikkate alınmadı

Irak'ta, 2012 yılından bu yana birçok ilde gösteriler düzenleniyordu. Gösterilerin merkezinde yer alan talepler ise anayasanın terörle ilgili 4’üncü maddesinin iptali, Maliki’nin yönetimi bırakması, Sünni siyasilere yönelik gözaltı operasyonlarının durdurulması, hapishanelerde aralarında kadınların da bulunduğu tutukluların serbest bırakılması, ordu ve polis teşkilatının yapılandırılması ve yaşadıkları bölgelere hizmet sunulmasıydı.

Göstericiler, Irak yönetiminin terörle mücadele maddesini kullanarak, Sünnilere yönelik operasyonlar yürüttüğü ve keyfi gözaltılar gerçekleştirdiğini savunuyor, Maliki ise ülkenin içinde bulunduğu durumun söz konusu maddeyi değiştirmeye uygun olmadığını belirtiyordu.

2006 yılında Irak'ın Bağdat, El-Enbar, Salahaddin, Babil, Musul ve Diyala kentlerinde El-Kaide'ye karşı mücadele etmek amacıyla ABD tarafından Sahva Güçleri oluşturulmuştu.

ABD askerlerinin 2011 yılının sonlarında Irak'tan çekilmesinin ardından Maliki hükümeti, Sahva güçlerinin rolünü azaltmak istedi. Bu kapsamda Sahva güçlerine bağlı çok sayıda kişi sivil görevlendirilmelere tabi tutuldu, onlarcası mezhepsel nedenlerle maaş verilmeksizin işten çıkarıldı.

Alvani'nin tutuklanması çatışmaları başlattı

Bu yaşananlar, Sünnilerin yoğunlukta bulunduğu bölgelerde halk ile ordu güçleri arasında gizliden gizliye bir düşmanlığı doğurdu. Bu düşmanlık, 2012'de Maliki'nin politikalarına karşı gösterilerin yapıldığı meydanların abluka altına alınması, Enbar ilindeki Ramadi'de ve Kerkük ilindeki Havice'de onlarca kişinin öldürülmesiyle had safhaya ulaştı.

Maliki hükümetine yönelik protestolara verdiği destekle bilinen milletvekili Ahmed Alvani'nin, 28 Aralık 2013'te Enbar'daki evine düzenlenen kanlı baskınla gözaltına alınması, Sünnilerin yoğunlukta bulunduğu Enbar'a bağlı Felluce ve Ramadi kentlerinde ordu güçleriyle, kendilerini "Aşiret Devrimcileri" olarak nitelendiren gruplar arasında şiddet olayları yaşanmasına yol açmıştı.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »