-4°CAnkara / Diğer İller
IMKB: 60.148Dolar: 1,7505Euro: 2,2980Altın: 652,88
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bu ihtimali düşünen var mı?

Bu ihtimali düşünen var mı?

02 Eylül 2010 Perşembe 18:27

Gazete5 Genel Yayın Yönetmeni İsmail Dükel'in kaleme aldığı bu yazı bakışları değiştirecek, tartışma yaratacak

 

Aslında bu örneği verip vermemek noktasında çok düşündüm. Ama bazı olaylar vardır ki, en uç örneklerle anlatılabilir. Hele hele, toplumun körü körüne kamplaştığı, akıl tutulmalarının yaşandığı, birisinin ak dediğine, sırf inat olsun diye kara denildiği, olayların rasyonel şekilde değerlendirilemediği dönemlerde buna ihtiyaç duyulur.  İşte bu dönem böyle bir dönem.  “Dün siz vardınız, bugün biz varız” mantığı ile günlük siyasi çıkar hesaplarının yapıldığı bir süreçten geçiyoruz. Yapılmak istenenin bugün kime yarayacağını hesaplıyoruz. Oysa yapılan eylemlerin, yasal düzenlemelerin, kişilerin ya da siyasal partilerin dönemsel menfaatleri yerine, uzun vadede ülkenin menfaatlerine yaratacağı sonuçlara bakmak gerekir diye düşünüyorum.

Bir an gözlerinizi kapatın, oy verdiğiniz siyasal partinin sizden talep ettiği oyun rengini unutun. Günlük siyasi hesapları dikkate almayın. Bunu evet diyecekler de yapsın hayır diyecekler de ya da henüz karar vermemişler de.

Sizi başkalarının aklı ile değil, kendi aklınızla düşünmeye davet ediyorum.

Bir an için varsayın ki, 12 Eylül referandumunda  “EVET” oyu çıkmış ve Anayasa Mahkemesi ile HSYK’nın yapısını da değiştiren paket kabul edilmiş olsun. Mevcut iktidar istediğini almış sonuçtan memnun.

Sene 2011 genel seçimler yapılıyor ve AKP tek başına hükümeti kuracak bir sayıya ulaşamıyor. Ancak, birinci parti çıkıyor. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı görevi Recep Tayyip Erdoğan’a veriyor. Ufukta bir koalisyon var. Koalisyon görüşmeleri CHP ve MHP ile sürüyor. Ancak her iki parti de AKP ile ortaklığa sıcak bakmıyor.

Bu arada gerek açılımlar, gerek ABD ve AB’nin desteğini alan PKK’nın siyasi uzantısı BDP ise bağımsız adaylarla girdiği seçimlerde 35 milletvekili çıkarmış ve grubunu kurmuştur. Bir anlamda Mecliste kilit parti konumundadır.

Erdoğan’ın rotası demokrasi gereği BDP’ye yöneliyor. Pazarlık masasına oturuyorlar. Pazarlık kıran kırana geçiyor. BDP 35 milletvekili ile oturduğu pazarlıktan bir tek bakanlık istiyor.

Adalet Bakanlığı. Başka hiçbir talebi yok.

Erdoğan ise vermiyor. Ancak pazarlık masasından da kalkamıyor. Kolay değil 8 yıllık iktidarın devamı ya da bitmesi bir tek bakanlığa bağlı.

Sonunda Erdoğan BDP’nin talebine evet demek zorunda kalıyor. Çünkü memlekete 8 yıl boyunca yaptığı hizmetlere devam etmek istiyor. Bu arada ABD ve AB’den de hükümeti bir şekilde kurması için baskı görüyor.  Tek baskı AB ve ABD’den de değil, başta cemaat olmak üzere içerdeki güç odaklarından da aynı baskıya maruz kalıyor.

Ve sonunda kurulan koalisyon hükümetinde Adalet Bakanı, BDP eş Başkanı Selahattin Demirtaş, ya da Gültan Kışanak ya da Emine Ayna ya da Sebahat Tuncel oluyor.

 Müsteşarı ise siz belirleyin. İsim çok.

Buna sakın ha sakın olmaz demeyin. Çünkü bu halk son 5 yılda çok “olmaz” gördü.

Bu niye olmasın ki? Nihayetinde BDP Mecliste 35 milletvekilliğine sahip yasal bir parti konumundadır ve demokrasinin kuralları işlemiştir. Mevcut iktidar da iktidarının devamı için topu topu bir bakanlık vermiştir.

Yukarıda Adalet Bakanı olarak saydığım isimlerden herhangi biri, Anayasa değişikliğinde yapısı değiştirilen HSYK’nın da doğal üyesi ve başkanı oluyor. Müsteşarı da diğer doğal üyesi.

BDP’li Adalet Bakanı’nın HSYK Başkanı olarak kullanacağı yetkileri bilmek ister misiniz? O halde buyurun devam edelim:

-HSYK’nın yönetimi ve temsili, Kurul Başkanı’na ait olacak. Yani BDP’li Bakana.

-2992 sayılı Adalet Bakanlığı’nın Teşkilat ve görevleri hakkındaki yasanın 6. Maddesine göre “Bakanın emri altında ve O’nun yardımcısı” konumundaki müsteşarını HSYK Başkanvekili olarak seçtirebilecek.

-Bakan, isterse yetkilerinin bir bölümünü Başkanvekiline yani müsteşarına devredebilecek.

-Bakan, hem HSYK’nın hem de yeni yasaya göre kurulacak olan dairelerin gündemini belirleyecek.

-Adalet Bakanı, HSYK Başkanı sıfatı ile birçok yargıç ve savcı hakkında çok kolaylıkla soruşturma izni verebilecek.

-Yeni oluşturulacak HSYK Müfettişlerini, Bakanlığa bağlı Adalet müfettişlerinden atayabilecek.

-Yeni kurulacak Genel Sekreterlik birimi için Genel sekreteri atayacak.

-HSYK’ya yeni değişiklikle 1’i asil 2 yedek üye verecek olan Türkiye Adalet Akademisine doğrudan atama yapabilecek.

-HSYK’ya yerel mahkemelerden seçilecek üyeler ile ilgili soruşturma izni Bakanda olacak.

Bunlar ilk anda göze çarpan yetkilerdir.

Kiminize göre yukarıda yazılanlar “kabustur”, kiminize göre de “demokrasinin gereği.”  Değerlendirmeniz, konuyu hangi değerlerle yaptığınızla ilgili bir durumdur.

Sevgili okurlar,

Dikkat ederseniz yazımın hiçbir noktasında çok bildik söylemleri kullanmadım. Yani “HSYK’ya yandaş savcı ve hakimler atanacak” demedim. “Bu yandaş hakim ve savcılar mahkemelere yine yandaş hakim ve savcılar atayacak” demedim. “AKP kendi hukuk sistemini kuruyor” demedim. Hepinizin bildiği bu ve buna benzer ifadelerden kaçındım. Çünkü yarın iktidar değişir yerine gelecek olan iktidar bu kez kendi çıkarları için bunu kullanır.

Yani olaya “dün sen vardın, bugün ben varım” mantığı ile yaklaşıp durumu skor levhasına çevirmedim. O nedenle de “günlük siyasi hesaplardan uzaklaşalım, bu eylemin uzun vadede sonuçlarına bakalım” dedim. “Senin hakimin savcın, benim hakimim savcım tartışmasının üstüne çıkalım” dedim.

Bu meselenin “Bu işten kim karlı, kim zararlı” muhasebesinden çok ötede olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede değişen siyasi dengelerle gücü elinde bulunduracakların bunları nasıl kullanabileceklerini anlatmaya çalışıyorum.

Bana göre, yeni değişiklikle HSYK Başkanının yetkisi artırılırken, her iki tarafın da çok kullandığı “yargı siyasallaştı” argümanı, argüman olmaktan çıkacak ve yargıda var olduğu iddia edilen siyaset, Anayasa eli ile meşruiyet kazanacaktır.

Hoşça kalın…


Etiketler: BDP, MHP, AKP, CHP, PKK
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

RÖPORTAJ

SPOR