25 Haziran 2018, Pazartesi

İşte tosun Mehmet Aydın'ın ağababası

Çiftlik Bank'ın sahibi tosun lakaplı Mehmet Aydın dudak uçuklatan dolandırıcılığıyla Türkiye'de günlerdir konuşuluyor. 80 bin kişiyi dolandıran Türkiye'den kaçan Mehmet Aydın aslında çok bilindik bir yöntemi uyguluyordu. Bu yöntemin adı Ponzi sistemi. Charles Ponzi'nin 1900'lü yılların başında uyguladığı bu dolandırıcılık yöntemi hala dünyada rağbet görüyor.

27 Mart 2018 Salı 20:24
İşte tosun Mehmet Aydın'ın ağababası
Günlerdir Türkiye onu konuşuyor. Mehmet Aydın Türkiye'de inanılmaz rakamlarda bir dolandırıcılık yaparak yurtdışına kaçtı. Ardında binlerce mağdur bırakan Mehmet Aydınelbette ilk değildi ve bu dolandırıcılık yöntemini kendi bulmadı.Asıl işi yazılımcılık olan 27 yaşındaki Mehmet Aydın, arıcılıkla geçimini sağlarken bu projeyle ortaya çıktı. Çiftlik Bank'ı ilk etapta oyun olarak geliştiren Mehmet Aydın, yüzde yüzlere varan kar oranlarıyla vatandaşın paralarını oyun üzerinden toplayıp gerçek bir kazanç vaat ediyordu.

Biriken paralarla 4-5 ay sonra 250 büyükbaş hayvan kapasiteli çiftliğini Bursa-İnegöl'de açtı. Ardından bir süredir dolandırma yöntemi olduğu belirtilen Çiftlik bank ile ilgili gerçekler ortaya çıkınca Mehmet Aydın da paralarını alıp yurtdışına kaçtı.Peki Mehmet Aydın'ın da uyguladığı ve daha önce birçok kez denenen Ponzi yöntemi nasıl işliyordu. 

İTALYA'DA DOĞDU ABD'Yİ DOLANDIRDI!
Sabah'ta yer alan habere göre Charles Ponzi 1882 yılında İtalya`da dünyaya geldi. Fakir bir ailenin çocuğuydu fakat okuduğu gazetelerden zenginliğe ve lükse meraklıydı. Genç yaşta çok para kazanmak istiyordu. 1903`te Amerikan rüyasını gerçekleştirmek için New York`a göç etmeye karar verdi. New York`a geldiğinde hiç kimsesi ve tek kuruşu yoktu. Gazete dağıtıcılığı, sütçülük, gemilerde elemanlık gibi yüzlerce işe girip çıktı. 1917`de Boston`a yerleşti ve burada bir ihracat dergisi çıkarma hazırlığındayken hayatını değiştirecek posta kuponlarıyla tanıştı.

POSTA KUPONLARINDAN NAKİT PARAYA
Posta kuponları 1906 yılında yapılan 60'dan fazla ülkenin altına imza attığı bir anlaşmaydı. Bir nevi uluslararası hisse senedi gibiydiler. Posta kuponları anlaşmalı ülkelerde nakit paraya çevrilebiliyordu.

İşin Ponzi'yi ilgilendiren tahrik edici yanı ise kuponların her ülkede farklı nakit değerlerinin olmasıydı. Yani ABD`de bir dolara alınan kupon başka bir ülkede 10 dolara kadar değer kazanabiliyordu.

90 GÜNDE YÜZDE 100 FAİZ!
Ponzi bu kuponların ticaretini yapmayı kafasına koydu. Ucuz olan bir ülkeden satın alıp daha pahalı olan bir ülkede satarak bu işten çok para kazanabileceğini düşünerek bir ofis açtı. Gazetelerde, dükkanlara astırdığı afişlerle o zaman için şahane sayılabilecek reklamlar yaptı. Posta kuponu alıp satarak 45 günde yüzde 50, 90 günde yüzde 100 faiz kazandırabileceğini söylüyordu.

İnsanlar buna kuşkuyla yaklaştılar çünkü yüzde 100 kâr akıl almaz görünüyordu. Fakat beklenenin tersi oldu ve ilk yatırımcılar gerçekten de 45 gün sonra yüzde 50 faiz aldılar. Bir anda Ponzi`nin ofisinin önünde kuyruklar oluşmaya başlamıştı. Fakat bilinmeyen bir şey vardı.

ÖNCEKİLERİN PARASINI SONRAKİLERE...
Ponzi aslında posta kuponu alıp satarak yatırımcılarına para kazandırmıyordu. Sonradan para yatıranların parasıyla önceden para yatıran insanların 45 veya 90 günü dolunca faizlerini ödüyordu. Ortada bir iş yoktu. Sadece para sirkülasyonu vardı. Yani sistemin yürümesi için sonsuza kadar yeni insanların para yatırması gerekecekti.

İLK BAŞLARDA DİKKAT ÇEKMEDİ
Herkes parasını gününde aldığı için kimsenin dikkatini çekmemişti. Yasal bir işti. Ponzi haftada 1 milyon dolar tahsil etmeye başlamıştı. Bu, o zaman için muazzam bir miktardı. Amerikan rüyasını gerçeğe dönüştürmüştü. Her geçen gün daha fazla yatırımcı ofisine gelip parasını Ponzi`ye emanet ediyordu. Ponzi aslında 1850`lerde kolay yoldan para kazanmak uğruna altına hücum eden insanların dürtülerini tekrar ortaya çıkarmıştı. Kim hiçbir şey yapmadan, üç ay içinde parasını ikiye katlamak istemezdi ki?
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »