Kemal Kılıçdaroğlu Diyarbakır'da konuştu

Kemal Kılıçdaroğlu Diyarbakır'da düzenlenen ''TİGRİS Diyalogları'' toplantısında Gündemi değerlendirdi.

20 Haziran 2014 Cuma 23:45
Kemal Kılıçdaroğlu Diyarbakır'da konuştu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin düzenlediği "TİGRİS Diyalogları" toplantısı için Diyarbakır'a geldi.

Kılıçdaroğlu'nun heyetindeki en önemli isim ise HDP'nin "Cumhurbaşkanlığı adayımız ol" önerisi götürdüğü CHP İzmirMilletvekili Rıza Türmen oldu.

Kılıçdaroğlu, HDP- BDP'nin kalesi Diyarbakır'a öğle uçağıyla gidişi sırasında Türmen'i yanına oturtarak, kendisine verdiği önemi de gösterdi. Diyarbakır uçağının 1-A ve 1-B koltuklarına oturan Kılıçdaroğlu ve Türmen yolculuk boyunca gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İŞTE KILIÇDAROĞLU'NUN KONUŞMASINDAN SATIRBAŞLARI

Bu sorunun çözümünde biz ne düşünüyoruz? Bunu anlatmak için geldim.

Yeni bir sürecin içindeyiz. Dayatmacı olmayan bir cumhurbaşkanı adayından yana tavır almanızı çok isterim. Bu ülke kavgadan çok etti. Herkesi kucaklayan, güzel bir dil kullanan birini cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtalım.

İçerde gerilim var, bölgede gerilim var. Gerilimden beslenen bir siyaset anlayışı var.

Ülkeyi yöneten kişi hem barıştan söz edip hem kılıç taşırsa olmaz. Barıştan yana, huzurdan yana bir tavır sergilemek zorundayız.

IŞİD yetkilileri açıkça insanları rehin alırken sessiz kalıyorsa, basında yer almasın diye yargı karar çıkarıyorsa hepimizin oturup düşünmesi lazım.

TIR’larla silahlar nereye gidiyor, düşünmeniz lazım.

Adımın Kemal olduğunu bildiğim kadar o TIR’larla silah gittiğini biliyorum. O silah döndü bizim insanımıza karşı.

SÜRECİN BAŞARISINI DEMOKRASİYİ İÇİNE SİNDİRMEYEN BİR İNSANA BAĞLAMIŞIZ

Bir süreç yaşıyoruz şöyle bir algı var. Bir yerde genç ölüyor, sesimizi çıkarmayalım. Bu da doğru değil. Ben kimse hayatını kaybetmesin istiyorum. Düşüncesinden dolayı hiç kimse hapse atılmasın istiyorum.

Bizim ülkemizde insanlar 3. Sınıf demokrasiye layıktır diye bir algıyı kabul etmiyorum.

Yasamayı arka bahçesi haline getiren, havuz medyası oluşturan anlayışın ülkeye demokrasiyi getirmeyeceğini sizin de bilmenizi isterim.

Sürecin başarısını demokrasiyi içine sindirmeyen bir insana bağlamışız. Ne konuşuluyor? Hiç kimse bilmiyor.

CHP neden bu konuda çalışmıyor diye bize soruyorsunuz.

Bizim sözlerimiz bu bölgede de yeteri kadar yankı bulmuyor.

DÜNYA DEĞİŞİYOR, CHP DE DEĞİŞİYOR

Bizi hala 1930’ların CHP’si gibi görmeyin. Dünya değişiyor, biz de değişiyoruz.

Yeni şeyler söylüyoruz. Demokrasi ve özgürlüğü savunuyoruz.

Madem bir sorun var sorunu oturup el birliği ile çözeceğiz.

Bir adam her şeyi ben bilirim derse bilin ki o hiçbir şey bilmiyordur.

Her şeyi bilen değil işi uzmanına veren adam önemlidir.

12 yılda hangi sorun çözüldü. İşsizlik mi? Kürt sorunu mu? Yoksulluk mu? Beylerin para sorunu çözüldü. Köşe dönme sorunu çözüldü.

Bu coğrafyada hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek dedik. Türkiye’nin var olan bütün sorunlarını çözmede kararlıyız.

Sen söyledin oyun mu arttı diyorlar. Artmadı bırak o bölgeyi diyorlar. Bir oy bile gelmese bu ülkenin insanı için her şeyi yapmaya hazırım. Ya siz beni anlayacaksınız ya da ben sizi. Gerekirse kavga edeceğiz.

Biz çözümden yanayız. Birlikten yanayız.

Diyelim ki komşunuzda yangın çıktı. Herhalde su ile müdahale edersiniz. Biz elimizde yangın bidonu ile, silahla, El Kaide militanı ile müdahale ediyoruz.

SİZİ BİZ SAVUNDUK, SİZ BİZE OY VERMEDİNİZ

Roboski’de bir olay oldu. 34 yurttaşımız öldürüldü. En net olayı takip eden parti CHP’dir. Bizim raporumuzu okumayan varsa lütfen okusun. Her olayı sonuna kadar izledik. Hesabı verildi mi? Verilmedi. Hesabı sorulmadı. Hesabını sormak isteyen CHP’ye bölgede oy çıktı mı? Hayır. O zaman aramızda sorun var. Ben sizin hakkınızı savunuyorum siz sizi savunmayana oy verdiniz. Sınır ötesi parlamentonun yetkisinde. Talimatı kim verdi? Hükümet. Bu açık gerçek ortada dururken biz bölgeden beklediğimiz desteği alamadık. Buraya sitem etmeye ve sitemlerinizi dinlemeye geldik.

Süreçle ilgili yüksek beklenti yaratıldı. Yüksek beklenti karşılanmazsa sonu felaket olur.

Sorunun çözümünde birinci nokta karşılıklı güvendir. Yalan söylemeyen, güvensizlik eksenine oturtulmuş bir sorun çözülmez. Biz ne söylüyorsak beğenir ya da beğenmezsiniz çıkıp kamuoyu önüne çok açık ve net söylüyoruz.

HAYATIMDA DUYDUĞUM EN SAÇMA GÖRÜŞLERDEN BİRİ

Sorunu çöz sana sonsuz kredi dedim. Ertesi gün ne diyorsun dedi. Ben bekledim ki bölgede Kılıçdaroğlu’na destek çıkacak. Tam bir sessizlik. Şöyle bir algı da var. AKP sorunu çözecek, CHP karşı. Hayatımda duyduğum en saçma görüşlerden biri. Ne yaptık da sorun çözülmedi. Sanki biz iktidardayız da onlar muhalefette. İktidarda olan sensin. Parlamentonun yarısından fazlası sende. Sen sorunu çözdün de hayır mı dedik. MİT müsteşarı ile ilgili kanunu 24 saatte geçirirken kimse engel olmuyor da bu sorunu çözmek için CHP’yi engelmiş gibi gösteriyor. Samimi değiller.

AKİL İNSANLAR HEYETİNİ BİZ ÖNERDİK

Bir kitapçığımız var. Toplumsal Barışı demokrasi ile güvence altına almak. Bu kitapçıktan edinmek isteyene biz göndereceğiz. CHP bu konuda ne düşünüyor, ne adımlar attı? AKP’nin dediği gibi hiç çözüm üretmedi mi? Burada göreceksiniz.

31 Mayıs 2012’de arkadaşlarım TBMM Başkanı Çiçek’i ziyaret etti. 10 maddelik Kürt sorununun çözümü yönündeki öneriyi Çiçek’e sundular. Akil insanlar heyetini ilk o önerilerde biz sunduk.

SİYASİ HAYATIMA MAL OLSA BİLE

6 Haziran 2012’de ben vekil arkadaşlarımla Erdoğan’ı ziyaret ettim. Yöntemi, sorunun çözümü ile ilgili düşüncelerimi aktardım. Parlamentoda Uzlaşma Komisyonu kuralım dedim. Bu işin ucunda ölüm var. İnsanlar ölüyor. BDP ve MHP’yi dışarda bırakalım, biz bir araya gelelim. Adı toplumsal uzlaşma. İki önemli faktörü sistemin dışına atarsanız bu sorunu nasıl çözeceksiniz. Bu sorunun çözümü siyasi hayatıma mal olacaksa onu da göze alırım. Yeter ki bir kişi hayatını kaybetmesin. Ama olmadı. Kapalı kapılar ardında demokratik çözüm olmaz.

Süreç yasal bir zemine oturtulmak zorundadır.

Süreç saydam olmalıdır. Elbette birileri karşı çıkabilir. Ama samimi olarak tartışırsak bu sorunu aşabiliriz. Türkiye’nin bu sorunu çözme birikimi var.

KENDİ TARİHİMİZLE DE YÜZLEŞMELİYİZ

Sorun tarihsel kökleri olan bir sorun. Yeri ve zamanı geldiğinde biz kendi tarihimizle de yüzleşmeliyiz. Hata olur, eksik olur. Kurumların da hatası olur. Önemli olan hatadan ders alıp onu tekrar etmemektir.

11 Haziran 2013’de İl İdaresi kanununda değişiklik yapılması için kanun teklifi verdik. Bazı yer isimlerinin değişmesi gerekir dedik. Arkadaşlarıma talimat verdim. Samimi olduğumuzu dünya bilsin dedim. Verdik teklifi. Gereği yapıldı mı? Hayır

Dersim arşivlerini açın dedik. İsteyen gitsen baksın dedik. Gereği şu ana kadar yapılmadı.

DİYARBAKIRLILAR KOŞA KOŞA GİDİP AKP’YE OY VERDİLER

19 Mart 2013. Diyarbakır Cezaevi’ni en iyi Diyarbakırlılar bilir. Orayı müze yapmak istedik. Kanun teklifini verdik. Geçmişin acılarından ders alarak geleceği inşa etmek zorundayız. Erdoğan size geldi dedi ki ‘’Bu cezaevini yıkacağım, daha modern cezaevi yapacağım.’’ Özür dilerim ama Diyarbakırlılar da koşa koşa gidip AKP’ye oy verdiler. Hapishane vaat edip oy alan bir tek Erdoğan var. Ben bunu içime sindiremiyorum. Sorumlusu sokaktaki yurttaş değil, sorumlu bölgedeki aydınlar. Hiç bunun üzerinde durmadılar.

5 Mart 2013 Travma yapan isimler değişsin diye teklif verdik. Gereği yapılmadı.

ÖNERDİK DE OY MU ALDIK

Nevruz’da insanlar bayram kutlayacak. Kanun teklifi verdik. Kabul edildi mi? Hayır.

Halepçe katliamının tanınması ile ilgili teklifi biz verdik. Zehirli gaz kullanıldı mı? Evet. Sessiz mi kalacağız? Hayır. Biz gördük o olayı. Biz bölgeden oy mu aldık. Yok efendim. Neden? CHP 1930’ların CHP’si. 21. Yüzyılda demokrasi ve özgürlük mücadelesi veriyoruz

Mayınlı araziler… Temizleyin. Topraksız köylüye verin. İşlesin orayı. Biz önerdik de bölgeden oy mu aldık. Hayır.

Köye dönüşler.. Biz buna da dikkat çektik. Dönüşü insani koşullara indirin. Haklarını verin. İnsanlar köylerine huzur içinde dönsünler. Oturduk kanun teklifimizi hazırladık. 4 Haziran 2013’te TBMM’ye verdik.

Koruculuk bitsin. İnsanlar da devlette başka bir görevde çalışsın. Dünyada bir sosyal devlet yoktur ki sigortasız adam istihdam etsin. Korucuya silah ve maaş veriyorsun, sigorta primini yatırmıyorsun Devlet kayıt dışı adam istihdam eder mi? Etmez. Bu adamlara da yazık.

FAİLİ MEÇHUL ÖNERGEMİZİ AKP 8 KEZ REDDETTİ

8 kez faili meçhuller için önerge verdik, AKP reddetti. Ne demek faili meçhule gitti. Analar ağlamasın diyeceksiniz ama öldürülen çocukların faillerini ortaya çıkarmayacaksınız.,

BUNLAR ZATEN İŞKENCE YAPIYOR DİYE

İşkence ve işkencecilerin araştırılması için önerge verdik. O da reddedildi. İşkencecileri AKP koruyor, CHP soruşturulmasını istiyor. Bölgedeki algı, 1930’ların CHP’si. Bunlar zaten işkence yapıyor.. Biz uygar bir devleti yeniden inşa etmek istiyoruz.

Bir de çözülmesi gereken güncel sorunlarımız var. 17 maddelik Demokrasi ve Özgürlük Bildirgesi yayınladı.

Yüzde 10’luk seçim barajı yüzde 3’e düşsün dedik. İsterseniz yüzde 0’a indir.

12 Eylül darbecileri bu yasayı çıkardı. Darbe hukukunun arkasına saklanan kişiler ülkeye demokrasiyi getiremezler.

Demokrasi kişisel kariyer için gelmez, sokaktaki yurttaş için gelir.

Kaldıralım yüzde 10 seçim barajını, isteyen gelsin. Siyasal partilerin varlık nedeni farklıdır. Ama siz onun demokratik yollarla temsil hakkına imkan vereceksiniz

DİL YASAĞI MI OLUR

22 Mayıs 2012’de dil yasakları için kanun teklifi verdik. Dil yasağı mı olur Allah aşkına.

Hazine yardımı. Hangi parti yüzde kaç oy almışsa o oranda yardım almalı. O yüksek oy almış, yüksek pay alabilir. Ama yüzde bir oy alanda yardım almalı.

İfade özgürlüğünün tam sağlanması için teklif verdik. Kişinin düşüncesinden dolayı hapse atılması demokrasi ayıbıdır.

Terör kapsamına alıyorsunuz düşüncesini açıkladı diye.

Toplantı ve gösteri yürüyüşleri. Askerin çıkardığı anayasa. Önceden izin almadan silahsız toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılır. Sıkıysa yap. Kıyamet kopar. TOMA, cop, gaz gelir. Kalksın diye biz önerdik.

Orantısız güç kullanımı. Sade vatandaş elinde pankart. Öbür tarafta da cop, gaz, TOMA… 2007’den bu yana orantısız güç yüzünden 163 yurttaşımız öldü. 14-15 yaşındaki çocuğu öldüreceksin, miting meydanlarında yuhalatacaksın. Sonrada biz bundan demokrasi bekleyeceğiz. Niye birbirimizi kandırıyoruz.

29 Nisan 2013’te biber gazının yasaklanması için teklif verdik

Özel Yetkili Mahkemeler kalksın diye teklif verdik. En net tepkiyi verdik.

Belediye başkanlarının kelepçeli fotoğraflarına en net tepkiyi verdim. Doğru değil dedim. Özel Yetkili Mahkemeler tutukladı bunları. İktidarın sopası olan ÖYM’ler. Sonra kaldırdılar. 17 Aralık olayları oldu, ucu kendilerine dokununca ÖYM’lerin ellerindeki görevleri de aldılar.

Uzun tutukluluk ve cezaevleri. Adamı yıllarca hapse atıyorsunuz. Sonra beraat ediyor. Faturayı kim ödeyecek. Adam beraat ettiğine seviniyor. Demokratik ülkelerde ‘sen bu adamı yıllarca neden içerde tutuyorsun’ diye hesap sorarlar.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »