Kıbrıs’a su projesi Makarios’a mı ait?

Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Ahmet Göksan, Kıbrıs’a içme suyu projesinin Makarios’a ait olduğunu savundu.

6 Mart 2013 Çarşamba 18:52
Kıbrıs’a su projesi Makarios’a mı ait?

İmran Onur TURAL/GAZETE5

Kıbrıs Türk Kültür Derneği Genel Başkanı Ahmet Göksan ile KKTC ekonomisi üzerine konuştuk. Ahmet Göksan KKTC ile ilgili oldukça çarpıcı bilgiler paylaştı.

1-KKTC içme suyu projesi kapsamında boruların döşenmesi vasıtasıyla KKTC'nin su sorunu kesin bir şekilde ortadan kalkmış olacak mı? KKTC'ye yapılan bu yatırımın öncesini ve bugününü 10 yıllık süreçte değerlendirir misiniz?

Boruların Kıbrıs'a döşenmesi konusu bugünün konusu değil. Öncelikli olarak geçmişine değinmek gerekir. Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında kurulduğu günlerde BM tarafından bir rapor hazırlandı. Hazırlanan bu rapora göre 2020 yılında adanın tamamının susuz kalacağı belirtiliyordu. O dönemde bir takım çalışmaların yapıldığını biliyorum. Sorunun çözümü için adaya su götürülmesi gerekiyordu. Bazı önlemler uygulamaya konuldu. Sonuçta uzun soluklu düşünmek gerekiyordu. Adaya en yakın olan ülke Türkiye idi. Buradan adaya su getirilebilir mi tartışmalarının yapıldığı günlerde Makarios Cumhurbaşkanı olarak Türkiye’ye geldi. Makarios’un kafasında Türkiye'den su getirebilir miyiz sorusu vardı. Makarios’un Türkiye’ye gelişi büyük tepkilere neden oldu. Kendi kamuoyları “düşmanımızın ayağına gitti” diyerek nerede ise aforoz ediliyordu.

Kafasında Türkiye’den su götürme projesi olan Makarios Türkiye’de de tepki ile karşılandı. 1955 yılından itibaren Türklere etnik temizlik uygulayanların başında olduğu için gösterilen bu tepkileri haklı bir tepki olarak kabul etmek durumundayız. Tepkilerin yoğunlaşması üzerine projesini konuşamadan geri dönmek durumunda kaldı. Bu ziyareti sonrasında Yunanistan’la olan ilişkilerinde soğukluk yaşandı. Hatta bu ziyareti bir kırılma noktası olarak da alabiliriz. Ayağına gitti diye suçladıkları Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garanticisi idi. Bu nedenle adaya su götürme projesi konuşulamadan unutulmaya terk edildi. Burada bir hususa da dikkati çekmek istiyoruz. Makarios Ankara’ya gelirken hiçbir Türk görevliyi yanında getirmemişti. Ankara’daki büyükelçinin de Mehmet Ertuğruloğlu olduğunu da belirtmek istiyorum.

1974 darbesine kadar bu süreç devam etti. Değişik projeler hazırlandı. Hatta balonla su götürme denendi ama tutmadı. Değişik tarihlerde yapılan temel atma törenleri ile proje gerçekleşme yoluna sokuldu. Yanlış anımsamıyorsam 5 kez temelin atıldığını da kaydetmek istiyorum. Buradan gönderilecek suyun komşu ülkelere de satılmasının Türk dış politikası açısından baktığımızda aykırı olabilecek bir durumun olamayacağını söylemek istiyorum. İsrail'inde bu sudan yararlanması gerektiğini vurgulamak durumundayım. Türkiye Cumhuriyeti olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne su satıyorsunuz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de bu suyu üçüncü bir ülkeye örneğin İsrail’e satabilir. Bu konuda hiçbir sakıncanın olamayacağını düşünüyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi Kıbrıs'a su götürmek adı altında 5 kez temel atıldı. En ciddisi şu anda yürütülen projedir. Suyun olmaması nedeniyle Kıbrıs Türkleri kademeli olarak üretimden koparılarak tamamen tüketici konuma düşürüldü. Üretim yapanlarda ürettiklerini satacak pazarı ne yazık ki bulamıyorlar. Hiçbir yasal dayanağı olamayan ambargolar altında eziliyorlar.

Kıbrıs'ta su kaynakları vardır. Güzelyurt bölgesinde olan su kaynakları yanlış uygulamalar nedeniyle tuzlandı. Narenciye bölgesi olan bölgede sulu tarımda yapılıyordu. Orada geniş vakıf arazileri vardır. Buralarda damlama yöntemi ile su kullanılıyordu. Her tarafta su boruları vardı. Kıbrıs Türkleri olarak biz bu konuyu yeterince değerlendiremedik. Yukarıda da belirttiğim gibi yanlış yöntemlerle suyu bitirdik. Suyu tuzlandırdık.

Burada bir hususa daha dikkati çekmek istiyorum. Yeşilırmak köyünde bulunan su kaynaklarının da verimli kullanıldığını ne yazık ki söylememiz olası değildir. Bölgede sınıra yakın bir noktaya baraj yapılabilirdi. Şu ana dek yapılmadı. Nedenlerini siyasetçilerin yanıtlaması gerekiyor. Güneydeki dağlardan gelen temiz su uzun süre (kış aylarında) denize akıyor. Eğer baraj yapılsaydı Türkiye'den su getirmeye sanıyorum gerek kalmazdı. Barajdaki suyu adanın geniş alanlarında kullanmakta olasıdır. Düzenli akan bir su vardı. Lefke’de bulunan barajın suyu da etkili kullanılamıyor. Bu bölgedeki baraja su taşıyan derelerin önüne Rumların kendi bölgelerinde yaptıkları küçük çaptaki barajlar nedeniyle yeterli suyun Lefke barajına gelmesi engelleniyor.

2- KKTC'nin artan öneminin yanında ekonomik yatırımların durumu, yapılan inşaatların halen daha oluşmamış güven ortamının tesisi için önemi hakkında bilgi verir misiniz?

Uygulanan yanlış politikalar nedeniyle inşaat sektörü can çekişiyor. Yapılan evler atıl inşaat mezarlığına dönüştü. Bu işlemleri bir anlamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisini çökertebilecek eylemler olarak da okumak olanaklıdır. Yabancıların alacağı düşüncesi ile yapılan inşaatlar elde patladı. Yabancıların belli ölçülerde alabilecekleri hiçbir zaman düşünülmedi. Bu konuda yanlış bir algılama oluştu. Yabancılara nasıl olsa satarız mantığı egemen oldu. Hesap yapılmadan yazlık ve kışlık adı altında evler yapıldı. Bu nedenle ekonomi bitme noktasına hızla taşınıyor.

3- KKTC karasularında aranmak istenen petrolün varlığının ortaya çıkmasından sonra durum nedir?

Türkiye petrollerinin ortak bir çalışması vardı. Ada'da petrol bulunduğu doğrudur. Geçitkale civarındaki bölgede 1960 yılında karada petrol bulunduğu söylendi. 1974 yılında Barış harekatı sonrasında açılan kuyuların kapatıldığı biliniyor. Son dönemde bölgede yapılan araştırmanın sonuçları açıklanmadı. Dünyadaki enerji krizlerinin ne kadar yıl süreceği bilinmez ama üçüncü paylaşım savaşının nedeni petrol olacaktır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu enerji bölgesinde merkez olma özelliğine sahiptir. Daha açık söylemle enerjinin merkezidir. Adanın Özellikle Suriye'ye yakın olan bölümde doğalgaz ve petrol olduğu ortaya çıktı. Burada önemli gördüğüm bir hususun altını kalın çizgilerle çizmek gibi bir yükümlülüğümüz vardır. Karşı taraf sürekli olarak dengelere oynuyor. Adanın güneyinde Amerikan, Rus, Fransız üsleri var. 13'üncü parsel üzerinde buldukları doğalgaz için, Baf' ile Leymosun arasındaki bir bölgeye doğalgaz çevrim santralını kuruyorlar. Terminali kuracaklar bölgedeki toprakların büyük bir çoğunluğunun Türklere ait olduğunun da bilinmesini istiyorum. . Bu doğalgaz terminalinin yapılması için İsrail’in 10 milyar dolarlık yatırım yapacağı açıklandı. İsrailliler tarafından 10 bin aile bu nedenle Güney Kıbrıs'a yerleştirilecek. Hatta onların güvenliğini İsrail askerleri sağlayacak.

4- KKTC'ye uygulanan ambargolara rağmen yurt dışına satılan ürünler ve KKTC'de açılan yeni fabrikalar hakkında bilgi verir misiniz?

Rumların ekonomik krizden etkilenmesi mümkün değil. Ekonomik ödeme güçlüğü çektikleri için iflas ettik diyorlar. Yunanistan kökenli bankalara yatırılan paralardan dolayı ödeme güçlüğüne düştüler. Rumlar ağlayarak para topluyorlar. Tabi ki işsizlik var. Buna karşın Rum tarafında yıllık gelir 20 bin Euro’nun üstünde. Kıbrıs Türklerine göre daha fazla.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki asgari ücret konusu sürekli olarak basına yansıyor ama Rum tarafına göre çok az. O taraf güçlü olduğu zaman bizim malımızı satın alabilir. Malınızı alır sizi göçe zorlar.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ve Kıbrıs Türklerinin orada güçlü olması gerekiyor. Rumlar ellerinde para olduğu için sürekli olarak gayrimenkule yatırım yapıyorlar. Bununla da yetinmeyerek Türklere ait olan malları satın alıyorlar. Son dönemde Kıbrıs Türkleri üzerlerinde uygulanan ambargoları kırmak için büyük mücadeleler veriyorlar. Adada yeniden üretici konuma yükselme savaşını veriyorlar. Üretimler yeni başladı. İngiltere'ye şirketler aracılığıyla ürettikleri malları gönderiyorlar.

Genel içerisinde Kıbrıs Türklerine uygulanmakta olan ambargoların tarihi 1950’li yıllara dayanmaktadır. Üretilen malları satmayı bir yana koymamız halinde bile Türklere okul üniforması kumaşları bile satılmıyordu. Satmaktan öte almak konusunda da engellerle boğuşmak durumunda idik. Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yeni fabrika ve fabrikaların açıldığını söylememiz olası değildir. Turizme yönelik yatırımlar yapılıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türklerinin ürettiği malların satılması pazarlanması konusunda yardımcı olması gerektiğini söylemek istiyorum. Türkiye'nin güçlü olan bir ekonomisi var ve 75 milyon insanı barındırıyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti ile halkı ile bu türden sıkıntıları aşabilecek güçte ve yapıdadır.

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »