Kılıçdaroğlu: Maliye Bakanı şunu unutmasın ki...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu NTV canlı yayınında soruları cevapladı. İşte Kılıçdaroğlu’nun sorulara verdiği cevaplar ve yaptığı açıklamalardan satır başları:

20 Nisan 2015 Pazartesi 22:25
Kılıçdaroğlu: Maliye Bakanı şunu unutmasın ki...
SORU: Elbette sosyo-ekonomik vaatleriniz çok konuşuluyor. Epey tepki var. Nasıl yapacaklar, bu parayı nereden bulacaklar şeklinde. Maliye Bakanı "eğer böyle olursa bu 150 milyara denk geliyor, IMF’ye gider, ben de CHP’ye üye olurum" demiş.

Sayın Bakanı bekliyoruz. Gelip üye olursa mutlu oluruz. Ben size bugüne kadar konuşulmayan rakamları vereceğim. Maliye Bakanı unutmasın ben  eski bir hesap uzmanıyım. Devlet bütçesinden sonraki en büyük bütçeyi topladım. Şunu açık ve net söyleyebilirim. Eğer bu ülkede 10 kişi ben vergi toplamasını bütçe yapmasını biliyorum diyorsa o 10 kişiden birisi benim. Sayın bakanın hiç maliyet deneyimi yok. O verginin nasıl toplandığını bilmez, ben bilirim. Ama CHP’ye üye olmak istiyorsa önce kısaca bizim eğitimimizden geçmesi lazım.

Bakan rakam vermek isterim. 1923 – 2002 toplam 57 hükümet hizmet verdi. 57 hükümetin harcadığı kaynak ne kadar? 79 yılda 546 milyar dolar vergi harcamışlar. 95 milyar dolar iç borç yapmışlar. 130 milyar dolar dış borç yapmışlar 8 milyar dolar özelleştirme geliri. Toplam 779 milyar dolar para harcanmış.

Geliyorum AKP iktidarına 2003 – 2014. 12 yılda harcanan para.

Vergi gelirleri 1,5 trilyon dolar. İç borç 96 milyar dolar. Dış borç 273 milyar dolar. Özelleştirme geliri 52 milyar dolar. Toplam harcanan para 1 trilyon 900 milyar dolar. 1 trilyon 869 milyar dolar. Rakamı şişirdiler demesinler diye.

79 yılda harcanan paradan çok daha büyük bir para son 12 yılda harcandı. Harcanan fazla para 1 trilyon 90 milyar dolar. 79 hükümetten daha fazla para harcadılar. Bütün vatandaşlarım, elini vicdanlarına koyup şu sorunun yanıtı versinler. 12 yılda ne yapıldı? Atatürk barajı mı Keban mı Erdemir mi Kardemir mi yapıldı? Elbette bir  şeyler yapıldı ama 1 trilyon 90 milyar dolar deneyimli iktidar elinde olsaydı Türkiye bilgi toplumunu yakalamıştı.

Şimdi bana dönüp para var mı diye soruyorlar. 12 yılda 1 trilyon 90 milyar dolar harcadınız. Bütün tesisleri de satarak bunu yaptınız. Deniyor ki parayı nereden bulacaksınız. Türkiye onların düşündüğünden daha zengin bir Türkiye. Kaynak var, bütün mesele kaynağı yerinde kullanmak. Siz 1 trilyon 90 milyar doları nasıl buldunuz, demek ki var.

31 milyar dolarlık net hata noksan burada yok. 31 milyar dolar daha kullandılar. Emekliye iki maaş ikramiye, vay kaynağı nereden bulacaksınız. 720 lira veriyoruz, 3 milyon 750 bin hane. Türkiye’de para var. Soru parada değil, soru parayı nerede kullanacağında yatıyor. Bu rakamların hiçbirisine bir kuruşuna bile maliye bakanı itiraz edemez, çünkü onun rakamları.

SORU: Yoksulluğu tarihe gömeceğiz dediniz ve iktidarı 12 yılda yoksullukla mücadele etmemekle suçladınız. Sizin bildirgenize de baktığınız zaman vaatler var. Hem AKP’yi yoksulluğu yönetmeyle suçluyorsunuz, siz de yoksullara yapılacak yardımlar üzerinden seçim bildirgesini şekillendiriyorsunuz.

Çok güzel bir soru. Biz yoksulluğu idare etmeyeceğiz, bitireceğiz. Bu bizim başlangıç noktamız. Ben 4 yıllık süre istiyorum. Ama 100 günde 1 yılda neler yapacağımızı açıkladım. Aile sigortası, Amerika’da gidin AB ülkelerinde var. Niye bizde yok? Sosyal devlet ailenin çocuğun yaşlının işsizin geleceğini güvence altına alan devlettir. İşsizlik sigortası var mı var, ama işsizlik de var.

Neden aile sigortası hayata geçirilmiyor? Çünkü yoksullar iktidarın arka bahçesine dönüştürülmek isteniyor. Aile sigortası sosyal devletin koruması demektir. Nasıl hastalanan gidiyorsa, ailenin geliri düşebilir. Ben size örnek vereceğim. Emeklilik yaşı 65’e çıktı. Diyelim ki 60 yaşındasınız, patron dedi ki iş akdini feshediyorum. Emeklilik için beş yıla ihtiyacınız var. 60 yaşında iş arıyorsunuz kimse size iş vermiyor. İşte aile sigortası orada devreye girecek.

Ben sana şunu şunu vereceğim ama sen benim hep arkamda dur. Ama hiçbir zaman ben senin sayını azaltacağım demiyor. Yoksul sayısı arttı. Bizim iktidarımızda yoksul olmayacak. Hiç kimse yoksulluğu teşhir etmek gibi bir düşüncemiz olmayacak. 60 yaşına gelen birisi işsiz kaldığında sosyal devlet ona aile sigortasından bakacak. İş verecek, daha bunun devamı var. Aile sigortasından ömür boyu yararlanacak diye bir şey yok.

Nasıl hastalık sigortası tedavi ediyorsunuz bitiyor. Aile sigortası kişinin asgari yaşamını sürdürmesi için bir kural olacak.

SORU: Gerçekten çok sarsıcı vaatler. Siz bunun yıllık maliyetini hesapladınız mı? Maliye bakanı 150 milyara yakın bir fatura çıkar dedi. Siz varsayalım ki iktidarsınız sene sonunda bir bütçe yapılması gerekiyor. Bütçeye koyarken kaç liralık bir kaynak çıkıyor. Bir kaynak kaynağı bize gösterebilir misiniz? Mesela kaynak ne olabilir?

Kaynak bütçe. Bütün mesele şu, bütçede hangi harcamaya öncelik vereceksiniz, sorun orada zaten. Eğer bunu yaparsanız, devleti iyi yönetirseniz kaynak var. 12 yılda elde edilen kaynak 1 trilyon 869 milyar dolar. Bundan daha büyük kaynak mı olur? Bununla ilgili hiçbir şey yapılmadı biz yapacağız.

Türkiye’de olağanüstü bir gelir dağılımı bozukluğu var. bu da devletin rakamı. 2002, Türkiye nüfusunun yüzde 1’i, Türkiye servetinin 39,4’üne sahip. Geliyorum 2014’e, nüfusun yüzde 1’i, toplam servetin yüzde 54,3’üne sahip. Kim yaptı bunu, izlenen ekonomi politikaları.

Biz kaynağı nereden bulacağız? Üç ana eksen vardır. Vergi politikası, bütçe politikası, sosyal harcamalar. Refahı tabana yayma bu politikalarla olur.

SORU: DAHA FAZLA VERGİ Mİ?

Hayır, kayıt dışı ekonomiyi denetleyerek alacağız.

Kobilere ne dedik, ödediği vergi ve sigorta bedeli kadar bir yıl süreyle faizsiz kredi. Bir üretim artacak mı, artacak. İstihdam yaratacak mı yaratacak. Devlet şu anda 30 milyar lira tahsil edemediği vergi ve prim var. Ne oluyor 30 milyar lirayı alamayınca, gidiyor yüksek faizle devlet borçlanıyor. Bizim projemizde, üretimi istihdamı artırıyoruz, kayıt dışı ekonomiyi, patron artık diyecek faizsiz kredi alacağım diyecek. Vergimiz artacak, istihdamımız artacak, katma değeri yüksek üreten KOBİ’lere ek teşvik vereceğiz.

Bizden saygın bir adamı çip üretmek istedi. Dedi ki 1 milyar dolar paraya ihtiyacım var. ben başbakan olsaydım bir milyar doları verirdim. Türkiye teknolojide müthiş bir sıçrama yapacaktı. Ama bunlar yapmadılar.

Türkiye’nin en iyi iktisatçıları, uygulamacılarıyla çalıştık. Bu projeleri bir gecede hazırlamadık.

Bakın konut için 277 lira taksitle diyoruz. bunu sadece biz yapmadık. Müteahhitlere gönderdik test ettik olur mu olmaz mı diye. Bu vaadin kendi içinde tutarlılığı esastır. Çok iyi yapılabilir dendi bize. Kaynak sorunumuz yok, bunu açık ve net söylüyorum.

Eğer kaynak konusunda sayın başbakan kuşkuya düşüyorsa, bizim seçim bildirgemizle ilgili kuşkuya düşüyorsa, sayın haksever burada oturur beraber tartışırız. Bizim mi onların mı projeleri daha tutarlı, oturur tartışırız.

SORU: Maliyetle ilgili bir şey var mı?

Bütün onların hesabı yapıldı. Nerede ne kadar nasıl toplanacak nereye harcanacak bunlar yapıldı. Biz seçim bildirgesinin ötesinde, bir hükümet programı sunduk. Bu bizim hükümet programımızdır aynı zamanda.

Soru: Kanal İstanbul’dan söz etti, üçüncü havalimanı projeler vardı. Ama biz nedense hiç sorgulamadık bunların parası nereden diye. Çılgın kanaldan bir şey yok. Şimdi sanki çalışanlara çalışmayanlara emeklilere bir şey geldiğinde biz gazeteciliğimizi hatırladık herhalde. İşin kinayesi bir yana, burada acaba siz dün açıklarken, işsiz sayısından emekli sayısından söz ettiniz. Acaba CHP’nin sosyal demokrat köklerini hatırlayıp daha öne çıkarması mı tartışmaya yol açıyor?

“CHP’YE ÜYE OLACAKSA VAY HALİMİZE” 

Bütçeye yük diye aktardığımız harcama 720 lira olacak. 3 milyon 750 ile 720’yi çarparsanız çıkar ortaya. En ciddi rakam. Borçları sileceğiz, faizleri sileceğiz dedik. Sayın Maliye bakanı, yani hayret ediyorum. Maliye bakanı sabah televizyonda diyor ki, “efendim bunu nasıl yapabilirler, nasıl gerçekleştirebilirler” diyor. İki kez yaptı bunu AKP hükümeti. Bir 2003’te bir 2009’da yaptı. Bu olursa muhalefet Anayasa Mahkemesi’ne gidermiş. E biz gitmedik. Niye gidelim? Yani kendi yaptıklarından bile haberdar olmayan maliye bakanı CHP’ye üye olacaksa vay halimize. Nasıl o koltukta niçin oturuyor ben gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

“UYGULADIKLARI FAİZ ÇOK ÖZÜR DİLERİM AMA TEFECİ FAİZİ”

Borçların faizini sileceğiz. En az yüzde 80’ini dedim sileceğiz. Soru şu, nasıl sileceğiz. Bakın 2008-2014. Satın alınan batık alacak tutarı, varlık yönetim şirketleri tarafından, 19 milyar lira. 19 katrilyon liralık vatandaşın borcunu bankalar sattılar. Bankalar kaça sattı, 19 milyarlık alacağı 2 milyar 800 milyon liraya sattılar. Aradaki fark 16-17 milyar lira. Banka kendi isteğiyle vazgeçiyor zaten. Bunun devlete yükü var mı? Yok. Varlık yönetim şirketi devralıyor, bir avukat ordusu kuruyor, vatandaşların üzerine gidiyorlar, ödeyeceksiniz ya da hapse atacağız diyorlar. Üstelik uyguladıkları faiz çok özür dilerim ama tefeci faizi. Yüzde 34. Merkez Bankası’nın faizine itiraz ediyorsunuz, vatandaşa uygulanan yüzde 34 faize ses etmiyorsunuz.

Bunun devlete maliyeti kocaman bir sıfır. Bu da büyük bir proje. Beş milyon vatandaş rahat bir nefes alacak. 800 bin civarında vatandaş hapse girmekten kurtulacak.

SORU: Madem bunu yapabiliyordunuz, önceki seçimde niye yapmadınız? Ne sizi sevk etti? Halkı ilgilendiren, hayatına cebine değen konulara ne sevk etti sizi?

“CHP’NİN DE DERS ÇIKARMASI LAZIM” 

Anadolu’ya indiğimizde Trakya’ya indiğimizde vahim bir tablo yoktu. Bakın biz ekonomide kriz vardır lafını kullanmadık ama sayın cumhurbaşkanı kullandı. Biz koşulları bildiğimiz için, buna çözüm üretmek zorundayız ve bir şey daha samimi söylüyorum vatandaş gerginlikten de kavgadan da bıktı. Şunu öğrenmek istiyor vatandaş, hepiniz siyasi partisiniz, ama bize vatandaşa ülkeye ne yapacaksınız bunu anlatın diyor. Vatandaş diyor evimde televizyonu açmaktan bile korkuyorum diyor. Hepimizin ders çıkarması lazım. CHP’nin de ders çıkarması lazım. Bizim ufuk açacak, onun için dedik yaşanacak bir Türkiye projesi hazırlıyoruz diye.

Yine üzülerek ifade ediyorum. İran’daki üniversiteler, Türkiye’deki üniversitelere göre daha fazla bilimsel yayın yapıyorsa bunu düşünmek lazım.
Sosyal demokrasiye denilince, vatandaşın derdini düşünen parti zaten sosyal demokrat partidir. Onun inancını etnik kimliğini sorgulamayan parti zaten sosyal demokrat partidir.

“ESKİ KAVGALARI BİR KENARA BIRAKALIM”

SORU: Cumhurbaşkanı koalisyon iflastır dedi. Ne dersiniz bu konuda?

Önce şunu söyleyeyim. Bizim hedefimiz tek başına iktidar olmaktır. Az önce söyledim bir hükümet programıdır bu bildirge. Bunu bütün vatandaşların bilmesini isterim. Eğer size dokunan hizmet eden bir devlet istiyorsanız, elinde sopa olmayan bir devlet istiyorsanız bizi iktidar yapın. Eskileri bir tarafa bırakalım, eski kavgaları da bir kenara bırakalım. Ben bu başlangıcı yapmaya hazırım. Benim siyasi geçmişim de bellidir, bürokratik geçmişim de bellidir.

“KOALİSYON OLABİLİR Mİ, OLABİLİR VATANDAŞIN TERCİHİ ÖYLEYSE. BEN BUNA SAYGILIYIM”

Hiçbir zaman zenginleşme amacı olarak görmedim siyaseti. Bu ülkede çocuklar aileler mutlu olsun. Türkiye büyüsün gelişsin. Türkiye onurlu yerini alabilsin. Hedefimiz budur. Ama biz aynı zamanda demokrasiye inanan bir partiyiz. Koalisyonlar elbet olabilir. Vatandaşı korkutarak oy almak gibi ucuz politika Türkiye’de üretilmemelidir. Ülkeye yazık günahtır. Koalisyon olabilir mi, olabilir vatandaşın tercihi öyleyse. Ben buna saygılıyım.

“KRİZ VAR DİYOR EKONOMİDE. E TEK BAŞINA İKTİDAR YOK MUYDU?”

Koalisyon iflastır. Ama zaten, 13’ncü yılın sonunda geldiğimiz nokta da budur. Kendisi söylüyor, kriz var diyor ekonomide. E tek başına iktidar yok muydu? Tek başına iktidar vardı. Elinden tutan yoktu. Başbakan adayı sen kendi elinde getirdin, kurultaydan önce başbakanımdır dedin. Kimi suçluyorsunuz o zaman. Halka şantaj yapıyorsunuz, aman ha başka yere verme. Hiçbir şey olmaz, Türkiye cumhuriyeti güçlü bir ülkedir.

“NAMUS VE ŞEREFİ ÜZERİNE YEMİN ETTİ”

Sayın cumhurbaşkanının da sıcak siyasetin dışında olması lazım. Namus ve şerefi üzerine yemin etti. Bunların içini siyaseten boşaltırsanız topluma en büyük kötülüğü yapmış olursunuz.

SORU: Siz de tek başına iktidar olma isteğiyle yola çıkıyorsunuz. Dediniz ki belirli ilkeler değerinde uzlaştığımızda koalisyon yapabiliriz dediniz. Üç partiyle de koalisyon yapar mısınız?

AB büyükelçileriyle yediğim yemekte yaptığım konuşma farklı şekilde yansıdı. Orada koalisyonlardan söz edildi. Bir koalisyon olasılığı olursa bu konuda neler düşüneceğimiz ifade edildi, bende düşüncelerimi ifade ettim. Halk böyle bir tercihi ortaya çıkarırsa saygı göstermemiz gerektiğini ifade ettim.

“CHP, MHP, HDP İTTİFAKINA İNANMIYORUM”

SORU: Mesela CHP, MHP, HDP koalisyonu, sizin için bir koalisyon markası mıdır?

Böyle bir ittifakın gerçekleşebileceğine inanmıyorum.

SORU: Neden?

Gerçekçi olmamız lazım. Böyle bir koalisyon olur mu olmaz mı, tabi iki sayın lider adına konuşmak doğru değil ama bugüne kadar ortaya çıkan tablonun böyle bir koalisyona izin vermeyeceğini görüyoruz.

Bugünden koalisyon tartışması yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum. Biz önce bir halka gidelim anlatalım, dertlerini bir dinleyelim. Ben Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına bir seçim bildirgesiyle bir gelecek vizyonu sundum. Kabul göreceğine inanıyorum. Bizim bunu çok daha iyi anlatmamız lazım. Kahvede sokakta kırda evde her yerde anlatmamız lazım. Ve bizim sunduğumuz seçim bildirgesinin özelliği tek boyutlu değil.

“TÜRKİYE’NİN AŞAMAYACAĞI ÇÖZEMEYECEĞİ HİÇBİR SORUN YOKTUR”

İş dünyasını da kapsayan, üretimi önceleyen, katma değeri yüksek ürünü üretmeyi önceleyen bir sistem. Bir ildeki fabrikayı söküp götürüyorsunuz teşvik oluyor. Bunların tamamen önüne geçeceğiz. Hele bir de israf var tabi. Devlet liyakat esasına göre eğer yönetilebilirse, ehil kişiler tarafından yönetilebilirse, Türkiye’nin aşamayacağı çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur.

SORU: Bu seçimlerde dikkat ettik HDP konusu çok hassas bir konu. Burada sizinle ilgili tartışmalar şu. AK Parti’nin konforlu bir parlamento çoğunluğuna sahip olmaması için CHP tabanından HDP’ye kaymalar olabileceği söyleniyor. Sizin seçmeninize bir mesajınız, ya da argümanınız nedir?

HDP’ye oy kayabileceğine inanmıyoruz. İki bu seçimlerde yeni seçmen kitlesi kazanacağız. Şu iddiayla biz yola çıktık, bugün içinde bulunulan koşullardan Türkiye’yi çekip çıkaracak tek partinin biz olduğuna inanıyoruz. Dürüstlüğüyle, her kuruşun hesabını verişiyle biz bunu taahhüt ediyoruz. Açık ve net söylüyorum. Gazeteci arkadaşlarımızın yorumlarıdır, yazarlar çizerler. Biz yeni seçmen kitlesi kazanacağımıza inanıyoruz.

Demokrasimizde gölge var. gölgeyi yapan kişi 12 eylül askeri darbesidir, yani yüzde 10 seçim barajıdır. Yüzde 3’mü 5’mi neyse, benim şahsi kanaatim yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı da Meclis’e gelmeli. Düşünce ifade özgürlüğü diyoruz, parti genel başkanlarının Meclis’e gelmelerinin önüne duvar örüyoruz.

Bu ülkede kadına seçme ve seçilme hakkını İsviçre’den önce Türkiye verdi. Demek ki biz demokrasiyi getirebiliriz.

Eğer hülle yoluyla partiler parlamentoya geliyorlarsa onun ayıbı o yasa ve onu savunan siyasal anlayıştır.

SORU: HDP’nin barajı aşıp aşmayacağı en çok tartışılan konulardan biri. Siyasetin akışı bakımından, mesela sayın Erdoğan’ın süper başkanlık diyorum ben. Süper başkanlık sisteminin kurulması, başka türlü bir meclis dengesi, temsil sıkıntısı açısından nasıl değerlendirirsiniz?

“SİZ TEMSİLİYETİ DARALTIRSANIZ İNSANLARI SOKAĞA ÇIKARIRSINIZ”

HDP’nin parlamentoda olması doğrudur. HDP’nin de, Saadet’in de, Vatan Partisi’nin. Şu veya bu şekilde temsil edilmesi lazım. Siz temsiliyeti daraltırsanız insanları sokağa çıkarırsınız. Oysa parlamentoda tartışabiliriz. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıysa, neden parlamento dışına itiyorsunuz? Seçim barajını niye kaldırmıyorsunuz?

Diyorsunuz ki darbeye karşıyız, ama darbe hukukunu neden savunuyorsun?

Sayın başbakan istikrar için diyor. 6 milyon 200 bin işsiz, nerede istikrar?

"ŞİDDET OLAYLARI, TERÖRÜ REDDEDİYORUZ"

SORU: 6-7 ekim olayları yaşandı. HDP’nin bazı politikalarının kritik edileceği konular oldu. genelde CHP olarak bu konuya girmiyorsunuz. Rakibiniz değil mi HDP?

Biz muhalefetteki hiçbir partiyle özel bir tartışma alanı yaratmak istemiyoruz. Muhalefet kendi arasında kavga ederse o da demokrasiye zarar verir. Ama şunun altını özenle çizeyim. Kesinlikle şiddet olaylarını terörü reddediyoruz. Arkasında kim olursa olsun. şiddetten terörden bu ülke büyük acılar çekti. Bir siyasal parti teröre destek veriyorsa buna biz doğru bakmayız, doğru bulmayız. Yanlıştır böyle bir şey.

Eğer terör olacak ve bunun arkasında birileri duracaksa onun demokrasiden söz etmeye hakkı yoktur.

"BİZ TEKLİF ETTİK AKP'NİN OYLARIYLA REDDEDİLDİ"

SORU: Kürt sorunu demokrasi ve insan haklarının altında yer buldu. Bunun TBMM çatısı altında, uzlaşma içinde çözülmesi gerektiğini belirttiniz. Ana dilde öğrenim imkanı. Çözüm sürecine bakıldığında CHP’ye yöneltilen, somut olarak ne adım atılacak? Çerçevenin içini göremedik.

Kürt sorunu Türkiye’nin en temel sorunlarından birisidir. Bu sorunu da biz çözeriz. Bu sorunu çözmek için samimi ve dürüst olacaksınız, o yok. İki, gizli kişisel bir ajandanız olmayacak, ajandaları var. millete hesabını veremeyeceğiniz angajmanlara girmeyeceksiniz. Dört TBMM ve millete bilgi vereceksiniz. Neden biz çözeriz? Gayet açık ve net, uzlaşma komisyonu kurulması lazım. Eşit sayıda. Onun paralelinde akil adamlar heyeti olmalı. Bunu kabul etmiyorlar. Biz bununla ilgili kanun teklifi de verdik. Ama gelin görün ki AKP’lilerin oylarıyla reddedildi. Hele hele karşılıklı güvensizlik üzerine bir sorun çözüm bulamaz. Biz samimi olduğumuzu kanıtlamak için söylediğimiz her şeyi kanun teklifi olarak verdik. Hani derler ya CHP söyler ama ertesi gün vazgeçer. Biz ne kadar samimi olduğumuzu kanıtlamak için götürüp verdik. Faili meçhuller konusunda da zaman aşımı kaldırılsın diye de kanun teklifi verdik.

SORU: Anayasa’nın 66’ncı maddesi herkes Türk’tür diyor. Bu madde değişmeli mi? Nasıl değişmeli?

Türk milleti kavramını savunuyoruz. Adımız ne Türk milleti. Şimdi biz bunu kaldıralım, niye kaldırıyoruz? Hangi gerekçeyle kaldırıyoruz? Bildirgeyi okurken söyledim. Yüce Türk milletinin önünde açıklıyorum dedim. Yurtdışında ne diyeceğiz? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.

Bir imparatorluktan her etnik kimlikten insanımızı bir çatı altında tutuyoruz. Türk bir üst kimliktir. Onun altında pek çok alt kimlik var. ama biz etnik kimliğe dayalı siyaseti reddediyoruz. İnanca dayalı siyaseti de reddediyoruz. Bugün bazı gazeteler yazıyor. CHP imam hatip okullarını kapatacak. Nerede yazıyor bu? Yahu herkesin inancına saygı gösteren birisi, çocuğumu göndermek istiyorum, e öğrensin, niye engel olalım biz buna? Ön yargılarla biz zaman zaman siyasi partileri eleştiriyoruz. Dünya değişiyor, CHP de değişiyor, biz de değişiyoruz. Teknoloji değişiyor, bilim değişiyor. Dünya küçüldü giderek, Afrika’daki bir olayı saniyeler içinde duyuyoruz.

SORU: 2011 seçimlerine giderken vatandaşlık tanımının değişebileceğini söylemiştiniz. Bu değişmeden sorun çözülebilir mi?

Anayasa komisyonlarına katılan arkadaşlarımız var, CHP’nin önerdiği vatandaşlık tanımı var. bu tanım iktidar partisi tarafından da kabul edildi.

SORU: PKK ile diyalog. 2012’de barışçıl bir çözüm bulmak için önemli bir adım attı hükümet. Siz şeffaflık kısmını eksik buluyorsunuz. Bence de Meclis kısmı aksayan bir projedir. Fakat sayın başbakanın açıkladığı AKP’nin beyannamesinde bu yer almadı. Bu eleştirilince unutulduğu ifade edildi. Acaba bu unutma ifadesi bir gerekçe bulmak mıdır, yoksa seçim dönemi sizce iktidar partisi Kürt diyaloğunu öne çıkarmak istemiyor mu? Siz nasıl tahlil ediyorsunuz bu durumu?

Benim okuduğum kadarıyla sayın başbakan Kürt sorununun çözümüyle ilgili bazı sayfaların basılmak üzere götürülürken dijital ortamda kaydığı düştüğü ifade ediliyor. Çok vahim bir şey bu. Kaldı ki seçim bildirgesinde düşmüşse bu kadar temel bir sorun. Siz düşüncelerinizi açıklayamamışsanız siz başbakanlık koltuğunda niye oturuyorsunuz ki? İnanın Aziz Nesin’in aklına bile gelmez.

İktidar kanadı şu ana kadar bu sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin hiçbir düşünceyi açık ve net ifade etmemiştir.

SORU: Planlarınızda İmralı olacak mı?

Az önce söyledim. AB’nin yeni fasıl açmasını beklemeden biz birinci sınıf demokrasiyi getireceğiz. Kapalı kapılar ardında görüşmenin hiçbir anlamı yok. PKK o zaman marjinalleşmiş olur. Teröre devam ederse bütün dünya karşısında durur. Niye demokrasiyi getirmiyoruz? Düşünce özgünlüğünü niye getirmiyoruz? Oysa bu ülkenin özgüveninin yüksek olması lazım. Türkiye dünkü devlet değil, bir aşiret devleti değil.

Görüştünüz de ne oldu? ufak bir anlaşmazlık çıktı herhalde bilmiyorum, 6-7-8 ekim olayları çıktı. İnsanlar hayatını kaybetti. Sorumlusu kim bunların? O insanların ölmesinden kim sorumlu? CHP mi sorumlu? İktidarda kim var? adalet ve kalkınma partisi niye sorumluluğu almadı üstüne? Hemen koşa koşa niye gittiler, talimat verin olaylar engellensin diye.

Ben şunu söyledim. Bu hükümet, ülkenin başına çok daha büyük felaketler açacak. Doğuda PKK’nın askere alma dairesi var, mahkemesi var mı var. Paralel yapıdan söz ediyor, yahu paralel yapı zaten var. ben bildiğim halde özellikle dillendirmiyordum. Çıktı başbakan ifade etti. E sen başbakan değil misin? İkinci mahkeme olur mu? İkinci duruşma olur mu? Hakimini valini niye gönderdin o zaman? Niye öyle bir tabloya izin verdin diye bizim sorma hakkımız yok mu?

SORU: Bölgede yaşayanlar için birinci sınıf demokrasiyi getirdiğimiz zaman terör örgütü kendiliğinden kalkacak diyorsunuz ama eve dönüşler nasıl sağlanacak, genel af ilan edilecek mi? Sizin görüşünüz nedir?

Toplumsal uzlaşma bizim ana sözcüğümüz anahtarımız budur. HDP’yi siz gayri meşru bir siyasi oluşum diye tanımlayamazsınız. Parlamentoda olan, hülle yoluyla bağımsız gelip grup kuran bir yapı. O nedenle diyoruz, neden hülle yoluyla, kaldırın seçim barajını gelsinler. Onlar da Türkiye vatandaşları. Bayrak hepimizin bayrağı. Kurtuluş savaşını beraber verdik, anlaşamayacağımız sorunlar yok. Oturur pekala adam gibi bunların

SORU: Toplumsal uzlaşma olursa genel af gündeme gelebilir mi?

Şu aşamada genel af düşüncesi son derece yanlıştır.

SORU: Siz de dediniz IRA’ya gittik araştırdık. Fakat demokratikleşme ve 10 yıllık sürede adımlar atıldı ama PKK o marjinalleşme seviyesine gitmedi. Sorun daha derin, kesin önlemler gerektiriyor olabilir mi? Uzlaşma diyorsunuz ama nasıl? Ana dilde eğitim, özerkliğe yaklaşan talepler var. anayasa tanımları var. sert demokratik hamleler gerekiyor zannedersem.

Daha ileri demokratik adımlar atılmak isteniyorsa o zaman bu yasaları niye çıkardılar?

Şimdi bakınız, biz yerel yönetimler özerklik şartına evet diyoruz. Türkiye’deki bütün belediyeler için geçerlidir. Belediyeler idari ve mali açıdan özerktir diyor. Doğru mu doğru, belediyenin meclisi var mı evet, var. meclis üyelerini halk seçiyor. Bundan kim yararlanacak özerklik şartından, bu zaten daha önce çıkmış. Uygulamayı bakanlar kuruluna bırakmış. Gelip Ankara’da bakanların kapılarının önünde saatlerce beklemeyecekler. Bu şu anlama gelmiyor sakın, merkezi yönetimin denetimi dışında. Hayır öyle bir şey yok, merkezi yönetim her kuruşun hesabını sormak zorundadır. Sayıştay hepsini denetlemek zorundadır. Vergi denetimini yapmak zorundadır. Biz belediyeler daha özerk, mali kaynakları daha güçlü kurumlar haline gelsinler.

Yerel yönetim özerklik şartı bu zaten. Yoksa bölgeye özerklik verelim, bunun yakından uzaktan alakası yoktur bölgesel özerkliğe de karşıyız. Biz Türkiye’nin üniter yapısından yanayız.

“HÜKÜMET ÖNCE SUÇLADI, SONRA GERİ ÇEKTİ”

Yeni faili meçhullere yol açacak, çekip vurmaya izin veren bir maddeydi bu. Biz dedik ki bu doğru değil dedik. Nitekim hükümet önce suçladı, sonra geri çekti. O yasada bir madde daha vardı. Diyor ki hükümet belli aralıklarla çözüm süreciyle ilgili kamuoyunu bilgilendirir. Bırakın bilgilendirmeyi tek cümle dahi kurulmuş değil.

SORU: Ağrı Diyadin’de ne oldu? Araştırma için partiden isim yolladınız galiba. Aldığınız bilgiler ışığında ne dersiniz?

Ağrı Diyadin’de şöyle söyleyebilirim. Sorun çıkmayabilirdi. Ama sorunun çıkması için hükümet tarafından her şey yapıldı. Bir anlamda açıkça söylemek gerekirse askerler ölüme gönderildi. Bu doğru değildi.

SORU: PKK’lıların şehre indiği söyleniyor.

PKK silahla iniyorsa git yakala. Devlet değil misin?

SORU: Başka bir olay mı cereyan etmiş? Resmi açıklama PKK’lılar geliyorlar müdahale yapılıyor.

Şehre silahla geldikleri halka baskı yaptıkları şeklinde. Varsa öyle bir şey müdahale edersiniz. Siz silahlı şehrin içine gireceksiniz devlet müdahale etmeyecek, bu da doğru değil. niye müdahale ettiniz, görmezlikten gelin böyle bir iddiamız yok. Hukuk devletini savunuyoruz biz.

Valinin kaymakamın emniyet müdürünün vatandaşa bilgi vermesi gerekiyordu.

Buyurun genelkurmayın açıklaması, hükümetin açıklaması hangisi doğru? Efkan Ala’nın o olayda ne işi var? İçişleri Bakanı değil, neden talimat veriyorsunuz? Kimsiniz siz? Pek çok karanlık noktayı içinde barındıran bir olay.

100 gün ve bir yıl süre vermeniz.. bir 100 gün fikri nasıl doğdu? neye göre yaptınız? 1,5 TL mazot niçin bir yılda?

200 günde yapacaklarımız doğrudan doğruya karar verip gerçekleştirdiğimizde uygulamasını başlatacağımız bir süreç. Emekliye ikramiye ramazanda kurbanda rahatlıkla yapabileceğiz. Mazotun rengini değiştirmemiz lazım. Çiftçiye vereceğimiz mazotun diğer mazottan farklı olması lazım. Bizim biraz süreye ihtiyacımız var. Neden bir yıl? Hazırlıklarının yapılması lazım, farklı rengi olması lazım. Böylece denetleme yapılır

Asgari ücret de öyle. Tespit komisyonu var, toplanacak biz vergi yasasında değişiklik yapacağız. Gelir vergisini kaldıracağız. Onun uygulaması yılın başından itibaren başlayacaktır. Geçmiş bütçeler bir önceki yıla göre hazırlanmıştır. Biz dengeleri o şekilde kurduk.

SORU: Paketlerin içerisinde mega projeler köprü yol havaalanı gibi vesaire projeler yok. bunları bilinçli olarak mı tercih etmiyorsunuz?

Onlar zaten yapılacak.

Kaynak sorun değil mi?

En büyük projeler yap işlet devletle yapıyor hükümet. Üçüncü havaalanı diyelim, devletin cebinden çıkan beş kuruş yok ki. büyük projeler elbette büyük projeler yapılmalı. Üçüncü köprü yerine, üçüncü tünel olsaydı. Tabiatı perişan etmeseydik, doğayı bozmasaydık. İnsanlar nefes alamaz noktada. Bunu söyledik, hükümete tavsiye de etmek. Alt tünel yapın.

Asıl büyük proje siz katma değeri yüksek ürün üretebiliyor musunuz büyük proje budur. Hepimizin elinde cep telefonu var. Türkiye bunu üretemiyor. Montajını yapıyoruz. Üreten kim? Türkiye çip üretebiliyor mu? Asıl büyük proje o. Asıl büyük proje ne? Bilgi toplumu. Asıl büyük proje, her yıl 15 bin üniversite mezununu yurt dışına göndereceksiniz. 15 binin diyelim ki 10 bini geri döndü. 10 yılda 50 bin yurtdışında doktora yapmış bir Türkiye düşünün. İnsan kalitesini yükselteceksiniz.

Bunu nasıl yapacaksınız, dört tane koyduk. Birinci sınıf demokrasi yapacaksınız, iki üretime geçeceksiniz, üniversiteleri bilim yuvası haline getireceksiniz, sosyal politikaları yapacaksınız. Refahı tabana yayacağız. Sonuncu olarak da devletin sürekliliğini sağlayacaksınız.

SORU: Partinizin bir inandırıcılık sorunu var mı sizce? CHP bu kadar zamandır muhalefette ben nereden bileyim bunu yapacağını, seçmeni nasıl ikna edeceksiniz?

Dört yıllık süre istiyorum. Altı madde halinde bunu yapamazsam, hem başbakanlığı, hem siyaseti de bırakacağım. İlk kez bu kadar açık net rakamlandırılmış hedefleri koyuyoruz. Taahhüt ediyorum. noterde de taahhüdümü verdim. Emekli derneklerine de gönderdim. Ben kişisel hayatımdan örnekler verdim. Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez köyünde doğdum. Ama benim bir başarı hikayem var. bunu toplumsal başarıya dönüştürmek hepimizin görevi.

Eğer annesi okuma yazma bilmeyen, ablası okuma yazma bilmeyen bir çocuk gelip devletin en tepe noktalarında bir kimliğe bürünüyorsa Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı borcu vardır. Biz bunu yapmak zorundayız. Siyaseti kirlilikten arındıralım, Türkiye’de çok kaynak var. 19’ncu büyük ekonomiyiz, tartıştığımız konuya bakın, emekliye iki ikramiye verirsek kaynak var mı… Bunu tartışıyoruz, emin olun iktisat bilimini okumuş insanlar buna gülüyordur. 720 lira aile sigortası 3,5 milyon hanenin geliri 720 lira altında olmayacak.

E hani Türkiye büyüktü, korkum ne biliyor musunuz? Bu yapı böyle devam ederse Türkiye gerileyecek.

Biz güney Kore’den önce otomobil üreten bir ülkeydik. Güney Kore’nin dünya çapında üç otomobil markası var. oturup düşünmemiz lazım, ne eksiğimiz var.

Sizce cevap ne?

Kirli siyaset. Hesap vermeyen siyaset. Hesap vermeyi utanılacak bir şey gibi gören siyaset toplumu işleri taşıyamaz. O siyasetin anlayışı kendisini ve yakın çevresini zenginleştirmektir. Benim bütün kardeşlerim meydanda, köşeyi dönen, ben devletin en büyük hazinelerini yönettim. Neden kardeşim amcam yeğenlerim köşeyi dönmedi? Çünkü her kuruşun hesabını vermeye hazır görev yaptım. Şimdi Türkiye’de başbakan olarak siyaset yapmak istiyorum.

Bakın şu çok önemli. Devlet kinle kibirle yönetilmez, akıl ve mantıkla yönetilir. Devleti yönetmek zor değildir, kurumlar saat gibi çalışıyorsa devleti yönetmek kolaydır.

SORU: Sizin bu seçimde ağırlığınız ekonomi. Bu görülüyor. Sosyal devlet, refahı. Türkiye’nin ticaret yolları kapanıyor. Özellikle güney ve doğusuyla ilgili, şimdi İran yolu açılacaktı ama güneyle olan yollar kapanıyor. Şimdi dış politika evet 2009’a kadar hakikaten sıfır siyasetle gidiyordu, doğruya doğru. Ondan sonra bir şey var, hani bağlantılar kesiliyor, ticaret yolları kesiliyor. Bunları nasıl açacaksınız? Suriye’de bir diktatör orada, Irak’ta IŞİD belası var. ortalık da güllük gülistanlık değil. İsrail Mısır Kıbrıs’la sorun ortada. Tekrar Türkiye’yi etrafıyla dost ve ticaret yapabilir hale nasıl getireceksiniz?

Biz Mısır’a iki milletvekilimizi gönderdik. Suriye için de aynı şeyi yaptık. Suriye halkıyla dost olduğumuzu söyledik. Irak’a ben bizzat kendim gittim. CHP iktidarında hiçbir komşumuzla kavga etmeyeceğiz. Onlara hiç müdahale etmeyeceğiz. Mezhep eksenli bir dış politikayı şiddetle reddediyoruz. Kendi ülkemde nasıl saygılıysam, benim ülkemin dışında da buna saygı göstereceğim.

Asıl tehlike 23 Nisan’da Mısır sözleşmeyi imzalamazsa asıl sorun orada başlayacak. Bizim katar Dubai’ye ürün satmamız mümkün olmayacak. Yada İran üzerinden pahalı yolu tercih etmek zorunda kalacağız. Dış politikada dört merkezde bizim büyükelçiliğimiz yok. Libya’da Mısır’da Suriye’de İsrail’de yok. Bu bağlamda bizim yeni bir dış politika izlememiz gerekiyor. Bu zorunlu. Şu güvenceyi vermek zorundayız, sizin içişlerinize Türkiye karışmayacak.

Mavi Marmara en büyük hatalarda biri. Türkiye kendi kara sularında korsan gemi çıkaracak bir gemi değildir, olmamalıdır. Hukukun üstünlüğüne inanan bir ülke olmalıdır. Gemi Kıbrıs’a gidecekti onun için izin verdik, bütün dünya biliyordu ki İsrail’e gidecekti. Kızılay yardım götürüyordu, kimse karışmıyordu.

SORU: Suriye’de 300 bin vatandaşını öldürmüş gerçek bir diktatör var. Mısır’da askeri darbe yapıldı. Mavi Marmara’da uluslararası sularda bizim insanımızı katleden bir rejim var. olayların bu boyutu yok mu? İlişkileri nasıl kurmayı düşünüyorsunuz?

Uluslararası alanda insanlarımızın katledilmesini şiddetle kınadık zaten. Uluslararası sularda müdahale etmek korsanlığın başka bir adıdır. Suriye’ye gelince hiçbir zaman Esad’ın yaptıklarını savunmadık, ama Türkiye’nin birilerinin eline silah vermesini de doğru bulmadık. İçişlerine müdahaleyi doğru bulmadık. Akan kanın sorumlusu siyasi iktidardır. Tırlarla oraya giden yardım malzemesi değildi. Yardım malzemesi gizlenir mi? Ezidilere yardım gönderdik, basın mensuplarıyla gönderdik. İnsani bir yardım dünyadan gizlenir mi? Gizlenmez. Silah gönderiyorsunuz siz.

Tuttu dediniz iki haftalık ömrü kaldı dediniz, hadi buyurun. Biz oraya müdahale etmemeliydik. Ama şunu yapmalıydık. Oradaki vahşete göz yummamalıydık. Ama doğrudan doğruya silah göndermek, e ne oldu? yangın var orada, komşuda yangın varsa ne olur? Biz benzinle gittik yangına.

IŞİD belası var. Musul konsolosluğumuzu bastılar, rehin aldılar. THY kadar ön görüsü olmadı bu hükümetin. O bile seferi durdurdu, biz orada tuttuk. Geldiler bastılar hepsini esir aldılar. Doğru muydu? Asla doğru değildi. Ama yanlıştı. Yanlışı da birisinin dile getirmesi lazım. Teslim ol talimatını veren dönemin başbakanı.

Mısır’daki darbe. Darbe olduğu gün eleştirenlerden birisiyim. Ama eleştirmek ayrı mısır halkına hakaret etmek ayrı. Ama siz kalkar ağır hakaretlerde bulunursanız Mısırlı bunu kendisine yapılmış bir hakaret olarak görüyor.

SORU: Esad’la diyaloğa girmek gibi bir seçeneğiniz var mı?

Biz uluslararası Suriye konferansının Türkiye’de olmasını istedik. Hükümet reddetti bunu. Cenevre’de görüşmeler oldu. önemli adımlar atıldı. İşin garip tarafı o toplantıya Türkiye davet edilmedi.

SORU: Suriyeliler ne olacak?

Dış politikada barışı getiririz. Bakın Ekmeleddin Bey’i cumhurbaşkanı adayı olarak belirlememizin temelinde bu vardı. Ortadoğu’da çok güçlü bir isimdi Ekmeleddin Bey. Ama olmadı. Ona da saygı göstereceğiz. Ama Ortadoğu’ya biz barışı getirebiliriz. Türkiye müdahil olmazsa, başvurulan ülke olursa Türkiye, ki geçmişte öyleydi o zaman sorunları biz çözeriz. Fakat Türkiye o şansını bu yönetim yüzünden kaybetti.

Biz iktidar olduğumuzda şunu söyleyeceğiz. Sizin ülkenizde barışa ve huzura katkı vermek istiyoruz. Yeter ki siz barışı huzuru sağlayın. Irak İran arasında savaş oldu. Türkiye tarafsızlığını korudu. Ama biz doğrudan doğruya o ülkenin liderlerini halklarını hedef alarak pek çok olaya bulaştık. Cumhuriyet tarihinde hiç karşılaşmadığımız olayları hayata geçirdik.

Ekmeleddin Bey MHP’den aday oldu. siz teklif ettiniz mi?

Parlamentoda Ekmeleddin bey gibi bir insanın olması önemli.

Teklif aklınızdan geçti mi?

Hayır. Çünkü bizim, ağırlıklı olarak ön seçim yaptık. Öyle bir şansımız olmadı.

Atilla Sertel olayını soracağım. O konuya ne dersiniz? Yasal sorunu CHP’liler mi duyurdular?

Ön seçime girdi, başarılı oldu. iyi bir gazeteci sizin meslektaşınız. Şikayet edenleri araştırıyorum. Onlar bizim partiliyse kesinlikle partide kalmayacaklar.

Zorunlu din derslerini kaldıracağız diyorsunuz. Neden? Ne mahsuru var din derslerinin?

AİHM’in kararı var. biz bir hukuk devleti miyiz, evet. Uymalı mıyız evet. Şu güvenceyi de veriyoruz yalnız, kim kendi inancını öğrenmek istiyorsa ona sınırlama getirilmeyecektir. Zorunlu din dersi, diyelim ki Hristiyan dünyasından bir çocuk okula geliyorsa, ona hangi dersi vereceksiniz?

Bunlar düzenlenebilir.

Biz de bunu söylüyoruz. CHP geldi 13 yıllık sistemi getiriyor, imam hatibi kaldıraca. Hiç aklımızdan geçmeyen bir şey. İmam hatip okullarını kuran zaten CHP. Yahu niye kaldıralım? Bu ülkede din adamlarımızın toplumu aydınlatması bizim de en büyük arzumuzdur. Cahil adamdan toplum zararlar görür. Biz din adamlarımızın sosyolojiyi de felsefeyi de okumaları bilmelerini isteriz.

İş odaklı eğitim dediniz. İş garantili eğitim dediniz. Bu benim kafama takıldı. Nasıl yapacaksınız? Ehil olduğuna bakmadan da her eğitim alan bir iş garantisi. Nasıl bunu ön görüyorsunuz? Öbür türlü serbest ekonomiyle de örtüşüyor mu? Nasıl ön görüyorsunuz?

Her organize sanayi bölgesinde yatılı meslek lisesi kuracağız. Hangi sanayi bölgesine gitsek iş dünyasından şu ses çıkıyor. Nitelikli ara eleman bulamıyoruz. Liseden mezun oluyor adam işsiz. Şimdi biz aileye yük olmayacak şekilde bu okulları kuracağız. Çocuk oraya gidecek, yatılı okuyacak. Üçüncü sınıftan itibaren kendi branşıyla ilgili staja kursa gidecek. Makinanın nasıl çalıştığını görecek. O okullara gidenlere iş garantisi. Organize sanayi bölgelerinde kurulacak okullara göre. Onların ihtiyacı var. kesinlikle bu okulların hiçbirisi boş olmaz. Bütün anne babalar bunu gönderirler. Devlete bunun hiçbir yükü yoktur.

Organize sanayi bölgesi yöneticileri böyle bir okul eğer planlanırsa okulu biz yapmaya hazırız. Fabrikalarımızda onlara staj yaptırmaya hazırız dediler. Yeter ki böyle bir proje uygulanabilsin. Bunun örnekleri var. Bursa’da güzel bir örneği var.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »