Kılıçdaroğlu'ndan sert açıklamalar

''Başörtülü bacımızı hale getirdiklerini görüyor musun?''

3 Haziran 2014 Salı 7: 0
Kılıçdaroğlu'ndan sert açıklamalar
Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündeminin ilk sırasında İkizdere'deki HES eylemi vardı.
 
Köylülerin protestosuna jandarmanın sert müdahalesinin ardından bacağından yaralanan vatandaşlardan Havva Bir'in fotoğrafını paylaşan Kılıçdaroğlu, 'başörtülü bacımıza saldırdı diyen Erdoğan; başörtülü bacımızı ne hale getirdiklerini görüyor mu?' dedi.

Sanatçılar her dönem acı çektiler, bedel ödediler, bedel ödemekten kaçınmadılar. Bugün geldiğimiz nokta sanatçıların ödediği bedellerin sonucudur.

"BU 76 MİLYONA VASİYETTİR"


Nazım Hikmet ne söylerlerse söylesinler bir vatanseverdir. Hasret içinde gitti. Bütün şiirleri hasret dolu. Onun şiirlerini okuyup da duygulanmamak mümkün değil. O bir vatan şairiydi o bir özgürlük şairiydi. Beni Anadolu'da bir çınar ağacının altına gömün diyordu. Bu şiirin adı vasiyet. Bu 76 milyona vasiyettir. 76 milyon yurttaş rüzgara karşı yürüyen Nazım Hikmet'i Anadolu'ya getirmelidir.

"NAZIM'IN YERİ GEZİ PARKI'DIR"


Nazım Hikmet bana göre Gezi Parkı'nda bir çınar ağacının altında olmalıdır. Çünkü Gezi eylemlerini anlatan en güzel şiir ona ait. Ne diyordu? "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamak" dedi. Gezi'ye gidenler bir ağaç gibi tek ve hür hissetmek istiyorlardı. Her yaştan insan vardı. Onlar kavgadan yana değillerdi. Kutuplaşmadan yana değillerdi. O nedenle bir orman gibi kardeşçe yaşamalıyız diyorlardı. O nedenle Nazım'ın yeri Gezi Parkı'dır. Bunu yapabilirsek sorumluluğumuzu da yerine getirmiş oluruz. Nazım'ı tekrar rahmetle anıyoruz. Onu hep yaşatacağız.

"GEZİ TARİHİN DEĞİŞTİĞİ BİR TARİHTİR"


Gezi'nin 1. yılı dolayısıyla yine yasaklar geldi. Bir sıkıyönetim daha yaşadık. Tanklar Toma'lar coplar biber gazıyla Taksim abluka altına alındı. Vapur ve otobüs seferleri durduruldu vesaire... Özgürlükten neden korkuyorsunuz. Gençlerin elinde karanfil var. kitap var. Al onları ellerinden vur ellerine diyor. Neden korkuyorsunuz? Korkmayın. Bunlar özgürlük dediler. Dünyayı Türkiye'yi bizden daha iyi okuyorlar. Onlar bizim umudumuz. Emin olun Gezi Türkiye'de tarihin değiştiği bir tarihtir. Bakışımızı değiştirdiler ufkumuzu değiştirdiler. O zaman yapacağımız demokrasi ve özgürlük alanını olabildiğince genişletmektir.

Onlar zulme ve baskıya karşı direndiler. Siz insan olmanın gereğini ancak direnerek yapabilirsiniz. Teslim olursanız onun tanımı bizim inancımızda dilsiz şeytan olarak tanımlanmıştır. Biz dilsiz olmayacağız.

"YALANCIDAN BAŞBAKAN OLMAZ"


Gezi sırasında gençlerin eylemleri elbette birilerini rahatsız etti. Bir diktatör bozuntusunun karizması çizildi gezi eylemlerinde. Bunu içine sindiremedi. Hala içinde bir kin var. Ne kadar çok insan ölürse o kadar zevk alıyor. Kandan bu kadar zevk alan şiddetten zevk alan başka bir politikacı yoktur 21. yüzyılda. Nasıl oluyor da bu yüzyılda kanla beslenen bir ideoloji olabiliyor. Bir iç savaş bile çıkarmayı göze alıyor.Halka açıkça yalan söylüyor. Camide içki içiyor dedi. Bir din görevlisi ben yalan söyleyemem içki içilmedi dedi. Hala aynı teraneler. Bu yetti mi? Başka bir şey daha söyledi. Başörtülü bacıma saldırdılar üstelik bebeği de vardı diyor. Gerçek görüldü ki böyle bir şey yok. İç çatışma olsaydı kavga olsaydı yüzlerce insan ölseydi ne kazanacaktı acaba? Bir ülkenin başbakanına yalan söylemek yakışır mı? Yalancıdan başbakan olmaz!

Siz halkı kışkırtıyorsunuz. Camide içki içildi deniyor. Bizim geleneğimizde vardır. Böyle bir mekanda içki içilir mi? Kimse içmez. 30-40 kişi bir kadına saldıracak kimse ses çıkarmayacak. Kimse demeyecek mi beyler ayıp ediyorsunuz. Bunların görüntülerini yayınlayacaktı ayrıca. Yayınladı mı? Peki dönüp bu ülkenin vicdanına sesleniyorum. 76 milyon yurttaşımın vicdanına sesleniyorum. Size açıkça yalan söyleyen bu Başbakanın hala arkasında duracak mısınız? Eğer başbakan yalan söylerse en azından utanır özür diler. Beni yanılttılar der. Bunları söyledi mi? Hayır. Hala yalanın arkasında duruyor. 14 yaşındaki Berkin Elvan'ı terörist diye miting meydanlarında tanıtıyor. Ekmek almaya gidiyor. Bir annesi var o çocuğun. O çocuğa terörist muamelesi yaptı.

"TAYYİP ERDOĞAN'IN YENİ TERÖRİSTİ BU"


Ben size bir fotoğraf göstereceğim. Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni teröristi bu. Başörtülü bir Anadolu kadını. Gezi'ye de katılmıştı. Rize İkizdere ilçesinde. Başı örtülü Anadolu kadını. Başına neler geldi bu kadınımızın?

İkizdere'de bir HES yapılıyor. Sular kesiliyor. Sular kesildiği için köylü rahatsız. Diyorlar ki bizim suyumuzu kesmeyin. Kadınlar gidiyorlar yolun kenarında oturuyor. Siz misiniz orada oturan. Onun dilinden söylüyorum. Bunu haber yapan Birgün gazetesine teşekkür ediyorum. Havva Bir şöyle söylüyor: "Yapılması planlanan santral için zaten az olan, kendimize yetecek suyumuzu elimizden almak istiyorlar. Karayolunun kenarında bekliyorduk, kalkmamız için hiçbir uyarı yapmadılar. 20 kadın oturma eylemindeydik. Komutanın ‘saldırın’ dediğini duydum. Sonra copla bizlere vurmaya başladılar. Doktor bana darp raporu verdi. “Bizim deremizin suyu çok az, daha önce de büyük bir santral yaptılar. Şimdi kalan suyumuzu istiyorlar. İntikam mı alıyorlar anlamıyoruz? Ben artık askere de polise de güvenmem. İfademde de söyledim.”

"BAŞÖRTÜLÜ BACIMIZA NE YAPTIKLARINI GÖRDÜNÜZ MÜ?"


Havva Bir bir Anadolu kadını. Bizim annemiz bacımız büyüğümüz. Çocukları olan bir Anadolu kadını. Suyuna sahip çıkmak istiyor. Coplarla üzerine gidilip dövülüyor. Başörtülü bacımıza saldırdı diyordu. Başörtülü bacımıza ne yaptıklarını gördünüz mü?

Kocası da şunu söylüyor: "Jandarma şirketin çalışmasına engel olmayın, dedi. Bir süre sonra komutan ‘Kalkmıyor musunuz?’ diye sordu, 100 kadar asker cop ve kalkanlarıyla bizlere saldırmaya başladı. Bize ‘Buraya santral yapmayacağız’ demişlerdi ve köyümüzün muhtarı bizzat Başbakan’la görüşmüştü fakat seçimlerden sonra inşaat yeniden başladı. Yüzü dağılanlar var. Böyle bir saldırıyı daha önce ne gördüm, ne yaşadım."

"COP VAR, DAYAK VAR, ZULÜM VAR"


Havva Bir köyünün suyuna sahip çıkıyor. Cop var, dayak var, zulüm var. Bunlara karşı direnmek hepimizin görevidir. O zaman bütün Anadolu kadınlarına sesleniyorum. Havva Bir'in başına gelen yarın sizin de başınıza gelebilir. O zaman hep beraber bir diktatör bozuntusuna karşı ortak mücadele vereceğiz.

"BU SOMA'NIN DEVAMIDIR"


Hiç çıkıp diyor mu benim başörtülü bacıma saldırdılar? Demiyor. Çünkü kendisiyle aynı paralelde düşünmüyor. Kendisi gibi düşünenler dost, diğerleri ortak düşman. Böyle görüyor. Polisi jandarmayı üzerlerine salıyor. Bu Soma'nın devamıdır. Özel kalem müdürü tekmeledi, kendisi tokatladı. Milletten özür dilemedi. Özür dilemiyorsa o koltukta oturmaması gerekiyor. İşte bu nedenle ona diktatör bozuntusu diyorum.

Havva Bir'e ve o köylülere sahip çıkacağız. Yurttaşların icra dairelerinde milyonlarca borçları olduğunu biliyorum. Emekli maaşıyla geçinemiyorsunuz biliyorum Çocuğunuz yıllardır işsiz. Tamamını biliyorum. Ama bu ülkede umutsuzluğa yer yok. Beraber güzel Türkiye inşa edebiliriz. Nazım Hikmet 12 yıl hapiste kaldı sürgünlere gitti asla yılmadı. Bütün baskılara karşı direneceğiz. Özgür ve güzel Türkiye'yi yeniden inşa edeceğiz.

"BÜTÜN CAMİLERDE BUNUN OKUNMASINI İSTERİM"


Pek çok sorunumuz var. Soma bunlardan en sonu oldu. Cumhuriyetin en büyük faciası. Uzun süre bekledim. İktidar Allah'ın takdiri dedi. Bütün suçu dine indirgedi. Aklı kullanmadı. Bekledim bu ülkenin diyaneti ne diyecek diye. Nihayet konuştu. Mardin'de konuştu. Çok güzel bir konuşma. Bütün camilerde bunun okunmasını isterim. Ne diyor DİB hocamız Mehmet Görmez: "Her şeyden önce bizleri yani toplumu irşad etme vazifesi yapanların görevi sadece faciaların sonunda hayatını kaybedenlere dini vazifelerini yapmak olmamalı. Faciaların olmaması için tedbirin alınmasında gerek dini ahlaki ve vicdani hatırlatmaları yaparak felaketi önlemeye çalışmak gerekmektedir" diyor.

"BUNLAR ÇOK ÖNCEDEN SÖYLENMELİYDİ"


Devam ediyor, "Dini istismar eden yorumlar karşısında hakikati söyleme mecburiyetimiz var. Bu tür hadiseleri İslam açısından değerlendirirken yaratıcının kudretini yok saymak ne kadar haksızsa insanların suç ve sorumluluklarına ilahi kudret üzerinden mazeret üretmek o kadar yanlıştır. İlahi adalete gölge düşüren tez ve yorumlardan kaçınmak gerekir. Bizlerin zulmü meşrulaştırmaya araç yapan görüşlerle ve hatalarını gizlemek için dini araç yapan görüşlere karşı hakikati söyleme mecburiyetimiz vardır. Dini alet ederek gücüne güç katanların yanında olmayacağımızı duyurmak zorundayız. Zalimin zulmüne tabi kılınmış bir din Allah'ın razı olmayacağı dindir. İnsanları ölüme terk etmeyi İslami referansla izah etmek mümkün değildir. Biz müminlere düşen nerede hata yaptığımızın farkına varmak olmalıdır."

Bunlar çok önceden söylenmeliydi. Yeni bir felaket, bu kadar büyüklüğe ulaştıktan sonra bu söyleniyorsa zamanında değil daha erken söylenmeliydi. Oysa biz bu açıklamayı çok önceden beklerdik. Bu açıklamadan sonra Erdoğan cübbeni çıkar sen de gel siyasete gir diyecek mi diye merak ettim. Herhangi bir ses çıkmadı. Ama biz halkın aydınlantılması açısından bu açıklamayı çok değerli buluyoruz.

"FATİH YARATICI BİR ZEKAYA SAHİPTİ"


Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u 29 Mayıs 1453'te fethetti. Osmanlı devletini bir imparatorluğa dönüştürdü. Zeki çalışkan bilime önem veren birisiydi. O tarih ve felsefeye de önem verirdi. Özel kütüphanesi vardı. Latince Arapça Yunanca kitaplar vardı. Avni mahlasıyla şiir yazardı. Bellini'yi İtalya'dan getirtip eserler yaptırdı. Ali Kuşçu matematik ve astronomi bilginiydi. İstanbul'da kalmasını istedi. Bilgi üretmesini istedi. 500'ün üzerinde mimari esere imza attı Fatih Sultan Mehmet. Yaratıcı bir zekaya sahipti. Gemileri karadan denize indirdi. Olağanüstü zeki ve bir devleti imparatorluğa dönüştürdü.

"İSTANBUL'DA FATİH'TEN DAHA ZEKİ BİRİSİ VAR"


Fatih Sultan Mehmet ilk üniversitelerin kuruluşuna da imza attı. Kendisi bunları yaparken günümüze kadar İstanbul'a bakalım. 30 yıldır yönetilen bir İstanbul. Yeni İstanbul'da Fatih'ten daha zeki birisi var. Çünkü otomobili denizde yürütüyor. Merak ediyorsunuz kim değil mi? Dün İstanbul'da çekilen bir fotoğraf bu arkadaşlar. Biliyorsunuz yürütme konusunda çok başarılı. Bir ipucu vereyim. 17 Aralık'ta ve 25 Aralık'ta devlet hazinesinin nasıl yürütüldüğünü hep beraber gördük. Bu aynı zamanda Kanal İstanbul'dan söz ediyordu. Aslında onun fotoğrafı da var. Buyurun size Kanal İstanbul.

"AYNI ZAMANDA KENDİSİ BİR MUCİT"


30 yıldır yönetiyorlar İstanbul'u... Fatih'in İstanbul'u AKP'nin İstanbul'u... Fatih Haliç'in etrafında koyun otlatmayı bile yasaklamıştı. Bunlar ise ranta teslim ettiler. Efendim yağışlar fazla olmuş. Ayamama deresi oldu ders almadınız mı? Yağmurlar her yeri bastı ama hiç önlem almadınız. Aynı zamanda kendisi bir mucit. Ne özellikleri vardı Erdoğan'ın.. Jinekolog, MB uzmanı, Ekonomist, psikolog, vantrolog ve en son da bir mucit... Deniz dolmuşu icat etti. Yeni bir mucidimiz var artık.

Yalova'da bir seçim yaptık. Düşünün seçim yapılıyor... Bir belediye başkan adayı seçimi kazanıyor. Mazbatasını alıyor. Koltuğuna oturuyor. Ankara'dan birileri iptal ettik diyor. Seçim iptal ediliyor. Devletin bütün imkanlarıyla gidiliyor. Yalova'da her tarafta Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları var. Yalovalılara yürekten teşekkür ediyorum.

"ERDOĞAN'IN YÜZÜNE BİRAZ DİKKATLİ BAKARSANIZ..."


Yalancıdan Başbakan olmaz. Elbette yalancıdan Cumhurbaşkanı ise hiç olmaz. Hırsızdan devleti soyandan başbakan da olmaz cumhurbaşkanı da olmaz. Ahlak üzerinde sık sık dururum. Bütün inançların ortak temelidir ahlak. İmanlı insan yalan söylemez. Doğrulardan yanadır. Beğenmesek de doğruları söyleriz. Yalan söylerseniz bütün topluma hakaret edersiniz. Erdoğan'ın en tipik özelliği korkak ve yalancı olmasıdır. Bugünlerde Yalova seçiminden sonra mor rengin pek çok tonları vardır. O tonları görmek istiyorsanız Erdoğan'ın yüzüne biraz dikkatli bakacaksınız. Bütün tonları orada görürsünüz.

Hala diyor ki seçimlerde biz başarılıyız. 2 milyon oy kaybettin. Hala başarılıyım diyorsun. Yalancıdan başbakan olmaz, yalancıdan adam da olmaz.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »