Komisyondan Yüce Divan'a gönderilmeme kararı çıktı

TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski AB Bakanı Egemen Bağış, eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ile eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın Yüce Divan’a gönderilmemesi yönünde karar aldı.

6 Ocak 2015 Salı 1:25
Komisyondan Yüce Divan'a gönderilmeme kararı çıktı
Meclis Soruşturma Komisyonu, yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilip gönderilmemesine karar verdi. Komisyon 5’e karşı 9 oyla bakanların "Yüce Divan’a sevk edilmemesi" yönünde karar aldı.
17-25 Aralık 2013 tarihinde yapılan yolsuzluk operasyonunda isimleri geçen eski İçişleri Bakanı Muammer Güler, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, eski Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ve eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar hakkında 5 Mayıs 2014 tarihinde kurulan Meclis Soruşturma Komisyonu "Yüce Divan" konusunda son kararını vermek üzere toplandı.

Çalışmalarını tamamlayan komisyon, kurulduğu günden 245 gün sonra Meclis Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü başkanlığında son kez toplandı. Saat 14.00’da başlayan toplantı yaklaşık 3.5 saat sürdü. Toplantıda 9 Ak Parti, 4 CHP ve 1 MHP’li üye oy kullandı.

BASIN MENSUPLARINDAN YOĞUN İLGİ

Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantı sırasında sinyal kesiciler kullanıldı. Komisyon toplantısının yapıldığı koridora gazeteciler yaklaştırılmadı. Görüntü ve fotoğraf alınmasının yasak olduğu Meclis koridorunda komisyon sürecini sadece muhabirlerin takip etmesine izin verildi. Yaklaşık 50 muhabir, komisyon toplantısının yakınındaki Başbakanlık makamının bulunduğu koridorda uzun süre açıklanacak kararı bekledi.
Toplantının ardından açıklama yapan Komisyon Üyesi ve CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger komisyonda oy çokluğuyla 4 eski bakanın "Yüce Divan’a sevk edilmemesi" yönünde karar alındığını açıkladı. Aksünger, komisyonda 5’e karşı 9 oyla "Yüce Divan" kararı reddedildiğini belirtti.



Sıra genel kurul oylamasında
TBMM'deki dört eski bakan hakkındaki soruşturma komisyonu kararını verdi; 9 AK Partili komisyon üyesinin Bakanlar için "Yüce Divan'a gitmelerine gerek yoktur" oyuna karşılık, komisyondaki muhalefet partili 5 üye "Yüce Divan'a gitsinler" oyu verdi. Komisyon çalışmaları, böylece tamamlanmış oldu. Ancak Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan ve Erdoğan Bayraktar'ın Yüce Divan'a gönderilip gönderilmeyeceklerine ilişkin süreç bitmedi. Şimdi sırada TBMM Genel Kurulu aşaması var.

Komisyon, kararına ilişkin raporu en geç 9 Ocak tarihine kadar TBMM Başkanlığı'na sunacak. Bakanlar hakkında 'savcılık' görevi yapan Komisyon'dan çıkacak rapor TBMM Genel Kurulu için bağlayıcı değil. TBMM Genel Kurulu'nda muhalefet partilerinin vereceği itiraz önergelerinin, yasa gereği oylanması gerekiyor. Ve Anayasa uyarınca, Soruşturma Komisyonlarının raporları TBMM Genel Kurulu'nda "gizli oylanmak" zorunda olduğundan, bu oylama gizli yapılacak. Gizli oylamada Ak Parti'den fire olması, Ankara'da konuşulan senaryoların başında geliyor. Meclis’teki mevcut sandalye dağılımına göre 312 milletvekili bulunan AK Parti’de 52 vekilin ‘evet’ demesi matematiksel olarak bakanlara Yüce Divan yolunu açmış olacak. 

SON TARİH 29 OCAK

Komisyon'un raporunu 9 Ocak'ta TBMM Başkanlığı'na vermesiyle başlayacak olan Genel Kurulu sürecinin de en geç  29 Ocak 2015 tarihinde sonlanması gerekiyor. Ankara kulislerinde, bu süreçte yapılacak gizli genel kurul oylamasında, AK Parti'den "fire olup olmayacağı", özellikle 3 dönem kuralına takılan vekiller özelinde tartışılıyor. 2015 seçimlerinde üç dönem kuralı nedeniyle milletvekili adayı olamayacak 68 AK Parti’li milletvekili bulunuyor. TBMM Genel Kurulu'ndaki bir başka soru işareti ise, HDP'nin ne yapacağı konusunda idi. HDP'li vekillerin, oylamaya katılmayabileceği söyleniyordu. Ancak komisyonda yer alıp, daha sonra çekilen HDP'li milletvekili Bengi Yıldız Hürriyet'e yaptığı açıklamada hem Genel Kurul oylamasına katılacağını, hem de dört eski bakan için "Yüce Divan'a gönderilsinler" oyu vereceğini açıkladı. Bu tavrın, HDP için de geçerli olacağı Ankara kulislerinde konuşuluyor. 




Komisyon Başkanı Köylü'den ilk açıklama
TBMM yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu Başkanı Hakkı Köylü 4 eski bakanla ilgili karar sonrası gazetecilere açıklama yaptı.

Köylü şunları söyledi:
Her iddia her isim tartışıldı. Herkes her isimle ilgili görüşlerini söyledi ve oyunu belirledi. Dördünü ayrı ayrı değerlendirerek oy kullanıldı.
Komisyondaki oylama açık yapıldı. Genel kuruldaki oylama gizli olacak. Her üye görüşlerini söyledi.
Bundan sonra biz ayın 9’una kadar meclis başkanlığına sunacağız raporumuzu. Başkanlık genel kurula verecek ve 10 gün içinde oylama yapılacak.


Muhalefetten karara sert sözler

4 eski Bakan’la ilgili karar sonrası TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’nun CHP ve MHP’li üyeleri basın toplantısı düzenledi.

Komisyon üyesi olmayan CHP Grup Başkanvekili Levent Gök şunları söyledi:
Bütün milletvekillerimizin ve üyelerimizin vicdanlarına güvendik. Onların ahlakına güvendik. Ve Türkiye'ye karşı olan sorumluluklarına güvendik. Bir siyasetçinin en önemli sorumluluğu Türkiye'deki bir tek kuruşun dahi tüyü bitmemiş hakkını yedirmemek adına toplum adına millet adına kamu kaynaklarını denetlemek ve denetlerken kamu kaynaklarını kullananların yaptıkları yolsuzlukların hırsızlıkların rüşvetin ve ahlaksızlığın hesabını sorma bilinciyle hareket ettik.

CHP soruşturma komisyonu kurulduğu andan itibaren, şu saate kadar genel başkan da dahil olmak üzere hiç birimiz arkadaşlarımızın görüşlerini etkileme çabası içerisinde olmadık.

Görüşlerine saygı duyduk ve kesinlikle işlerine karışmadık. CHP grup başkanvekili olarak ben ve soruşturma komisyonu üyelerimiz de hepinizin huzurunda bu namuslu mücadele ve toplumdaki vicdanların tatmin edilmesi ilkesiyle karşınızda duruyoruz.

Verilen sonuç üzücüdür, vicdanları yaralayıcıdır. Biz AKP içerisinde dürüst namuslu arkadaşlarımızın olduğunu düşünüyorduk, nitekim bu konuda AKP'nin ileri gelenlerinin ettiği sözcükleri de önemsedik.

Kimisi, ‘ben vicdanıma göre oy kullanacağım’, bir kısmı ‘ben Yüce Divan’a giderdim’ açıklamalarını önemsedik ve dönüm noktası olabileceğini düşündük.

Ama bugün gelinen noktada aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. İki hafta önce yapılması gereken oylamanın bugüne kadar ertelenmesiyle, AKP'nin kendi uydurdukları bahanelerle bir düşmanla yel değirmenleriyle savaş içerisinde olduğunu gördük.

Bu konuda da rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarını içinden sıyırma çabalarına bir kez daha tanık olduk. Türkiye siyaseti bugün soruşturma komisyonunda AKP'li üyelerin çoğunluk oylarıyla aldıkları bu kararla kara bir gün yaşamaktadır.

Biz siyasetçiye ve siyaset kurumuna güvenin artırılmasını gerektiren her türlü çabayı destekler bir çaba içinde olurken, AKP'nin yaptığı bu tahribatın uzun yıllar giderilmesi maalesef mümkün olmayacaktır.

AKP'nin sayısal çoğunluğuyla bakanlara aslında aklanma fırsatı verilmemiştir. Her birinin ayrı ayrı mahkemede hesaplaşmak istiyorum, orada yargılanmak istiyorum, kamuoyunun önünde aklanmak istiyorum demeleri gerekirken, AKP'liler çoğunluk oylarıyla bakanların mahkeme önünde aklanma fırsatını da kendi ellerinden almıştır.

"KONU KESİNLEŞMEMİŞTİR"

Konu kesinleşmemiştir. Bu konu TBMM'nin önüne gelecektir. Karar geldiği zaman bizde CHP olarak elbette ki bu konuda belge ve bilgileri değerlendirdikten sonra yüce divana sevk önerimizi sunacağım. İşte o zaman kendisini namuslu timsali gösteren, kimi zaman ağlayan, o bakanları o milletvekillerini ayrı ayrı göreceğiz. Hepsinin vicdanlarına nasıl hakim olduklarını göreceğiz. Kimin talimat verdiğini, Meclis'te yapacağımız oylamada göreceğiz.

Bugün AKP'nin soruşturma komisyonu yükseklerden gelen talepleri uygulamıştır. Gözümüz AKP'li milletvekillerinin üzerindedir. Kimi zaman işine geldiği zaman doğruluktan düzgünlükten bunları kimi zaman hadislerle desteklemekten çekinmeyen AKP'li vekillerinin her birinin yüzlerine bakacağız.

Cumhuriyet tarihinin en ağır yolsuzluk olayında acaba iktidar partisi ne yapıyor? İktidar partisi yolsuzluktan rüşvetten kurtulacağını zannediyor bakanları bu şekilde aklayacağını düşünüyorsa fena halde yanılıyor.

Korkaklar mı cesaretliler mi görmek istiyoruz. En sıradan bir vatandaşa siz mahkemede gidin hakkınızı arayın orada çıkan sonuca razı olun diyeceksiniz, yolsuzluklarla ilgili iddialar karşısında biz mahkemeye güvenmiyoruz ki diyeceksiniz. Bir iktidar partisi, biz güvenmiyoruz deme noktasına gelmişse siz bu devleti yönetemezsiniz.

Hırsızlık yapan yolsuzluk yapan, aklanacağı yer mahkemelerdir. Bundan niye kaçıyorsunuz? Hodri meydan. AYM'nin yapısını siz kurdunuz. Biz o zaman itiraz ettiğimiz zaman siz kurdunuz. Yargıyı bağımsız kılıyoruz dediniz. Ne oldu? Dört yıl önce kurduğunuz bir yapıdır AYM. Neden korkuyorsunuz?

Vicdan sahibi olduğunu düşünen, gece yastığına başını koyduğu zaman çocuğunun nafakasını düşünen, annesinin babasını öpüp bu Meclis'e gelen AKP'lilere sesleniyoruz. İşte gün geliyor, birinci sınavı kaybettiniz. Önümüzdeki günlerde Meclis'te bunu telafi edecek misiniz etmeyecek misiniz?

Herkesin vicdanı kendi iç dünyasının sesini dinlemesi gereken bir süreci yaşıyoruz. Bu süreç AKP'lilerin üzerinde çok ağır bir sorumluluk barındırıyor. Bu süreç Türkiye'nin yolsuzluklarla mücadelede önünü de açabilir, yada yolsuzluklarla ilgili yerle bir olmuş itibarını tamamen kaybedebilir.

Sıradan vatandaş bilecektir ki bakanların yolsuzlukları yanlarına kar kalıyor, burada adalet nerededir arayışı tüm topluma egemen olacaktır.

Meclis'te görevini yapan soruşturma komisyonu tıpkı cumhuriyet savcıları gibi ellerinde dava açmaya dönük yeterli şüphe varsa onlarda bu kararı alma durumunda idi, yeterli şüphe.

Makul şüpheyi çıkardılar biliyorsunuz. burada makul şüpheyi de aşan bir dosyada bu kararı almıyorlar. Bunun için de ellerinden geleni alıyorlar.

Başbakan kükrüyordu bir kaç gün önce. O sözün altında kaldın. Kimsenin kolunu kopartacak gücün yok. Çünkü başbakan değilsin. Bir büyük ağabeyin sana talimat veriyor ve işlerini görüyorsun. Bu olayın daha fazla yukarılara gitmemesi için yapılan baskıya hepiniz teslim oldunuz.

Siz kimsenin kolunu kopartamazsınız ama biliniz ki bu ülkenin namusluları namussuzlardan daha cesaretlidir. Bizim ona gücümüz vardır. Bu karar Meclis'e geldiğinde anayasadan kaynaklanan tüm yetkilerimizi kullanarak, yüce divana sevk edilmeme yönünde çıkan kararın değiştirilmemesi yönünde verilen karara itiraz edeceğiz.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »