Mehmet Şimşek, 'Çatışma bizi 90'lı yıllara götürür'

Maliye Bakanı Şimşek, "En son istenecek şey siyasi istikrarsızlık ve köşkle hükümet arasındaki çatışmadır. Çatışma bizi 90'lı yıllara götürür" dedi.

22 Haziran 2014 Pazar 21:48
Mehmet Şimşek, 'Çatışma bizi 90'lı yıllara götürür'
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel gelişmelerin, gelişmekte olan ekonomilerin aleyhine olduğu ve jeopolitik gerginliklerin bulunduğu bir ortamda oldukların belirterek, "Bu noktada en son istenecek şey siyasi istikrarsızlık ve köşkle hükümet arasındaki çatışmadır. Çatışma bizi 90'lı yıllara götürür" dedi.

Bakan Şimşek, Kanal 7'de televizyonunda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 2014'ün ilk yarısındaki "türbülansların" Türkiye ekonomisini nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Şimşek, Türkiye ekonomisinin zorlu testlerden geçtiğini vurguladı.

Jeopolitik gerginliklerin doğrudan ve dolaylı etkilerinin olduğunu belirten Şimşek, "Irak bizim Almanya'dan sonraki en büyük ihracat pazarımız, net bazda dünyada en çok dış ticaret fazlası verdiğimiz ülke. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık yükseliş cari açığımızı GSYH'nin yüzde 0,6'sı yaklaşık 5 milyar dolar civarında olumsuz etkiliyor. Yani petrol fiyatları 10 dolar arttığında bizim cari açığımızı yaklaşık 5 milyar dolar arttırıyor" diye konuştu. 

Bölgede taşların hala yerine oturmadığını kaydeden Şimşek, statükoya doğru geri dönüldüğünü, bunun Batı ile Ortadoğu'nun halktan korkan iktidarlarının ortak bir üretimi olduğunu ifade etti. 

Şimşek, bölgedeki işlerin iyiye gitmesi durumunda bundan en çok etkilenen ülkenin nasıl ki Türkiye olduğu gibi, olumsuzluklardan da en çok Türkiye'nin etkilendiğini ifade etti. Ekonominin temellerinin sağlamlaştırdıklarını altını çizen Şimşek, şunları kaydetti:

"Mali disiplin hayati bir önem sahip. Bizim hiçbir şekilde gevşemememiz, bütçe disiplinini gözümüz gibi korumamız lazım. Çünkü ikiz açık olarak adlandırılan cari açık ve bütçe açığına tahammülümüz yok. Bizim bankacılık sektörümüz şoklara dayanıklı, karlılığında bir miktar düşüş var ama makul düzeyde. Bankalar karlılık noktasında eleştirildi ama şunu görmemiz lazım; bankaların işlerinin kötüye gitmesi vatandaşa yük demek. ABD'de 400 banka battı, faturasını vatandaş ödedi. Üçüncü olarak çok ciddi istihdam oluşturduk, bu da büyümeyi destekleyici noktada." 
 

"Hükümet ile Köşk arasındaki uyum çok önemli"


Şimşek, Cumhurbaşkanlığı ve 2015 seçimleri noktasında herhangi bir sıkıntı bulunup bulunmadığına yönelik soruya ise bugüne kadar parti içerisinde en ufak bir uyumsuzluk yaşamadıklarının altını çizdi. Ekibin, bu süreçlerin uyum içerisinde ve ülke menfaatlerini gözeten bi yapıyla bu sorunların üstesinden geleceğine inandığını söyleyen Şimşek, "Cumhurbaşkanlığı eğer muhalif noktada birisi olursa işleri tıkama kabiliyeti son derece yüksek bir makam. Hükümet ile Cumhurbaşkanı arasında bir uyumsuzluk olursa, işleri tıkama noktasında muazzam güçle donatılmış bir makam" değerlendirmesinde bulundu. 

Küresel anlamda da zor bir süreçten geçildiğine dikkati çeken Şimşek, "Faizlerin ABD'de artması riski yükseliyor. Önümüzdeki senenin en geç ikinci yarısından itibaren faizlerin küresel ölçekte yükselme ihtimali oldukça fazla. Aynı şey İngiltere için de geçerli. Küresel ekonomide yavaş yavaş sular bir miktar ısınacak" dedi. 

Bir taraftan küresel gelişmelerin, gelişmekte olan ekonomilerin aleyhine olduğu, bir taraftan jeopolitik gerginliklerin bulunduğu bir ortamın bulunduğunu söyleyen Şimşek, "Bu noktada en son istenecek şey siyasi istikrarsızlık ve köşkle hükümet arasındaki çatışmadır. Çatışma bizi 90'lı yıllara götürür" şeklinde konuştu. 

Şimşek, Türkiye'de bir uzlaşma kültürünün olmadığını da kaydederek, muhalefetin sadece, hükümetten birini engelleme noktasında bir uzlaşmaya gittiğini, memleket sorunları çözme noktasında bir uzlaşmaya gitmediğini dile getirdi. Türkiye için ideal modelin "Başkanlık Sistemi" olduğunu belirten Şimşek, bu durum olmadığı için uyumun çok önemli hale geldiğini ifade etti.

Şimşek, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesinin nasıl bulduğunun sorulması üzerine de kişiler üzerinden yorum yapmayı doğru bulmadığını söyledi. 

Siyasetin farklı bir kulvar olduğunun altını çizen Şimşek, "Siyasetin içinden gelmiş olmak, ülke sorunlarına vakıf olmak her makam için çok kritik. Siz de dışarıdan geldiniz diyebilirsiniz ama ben 40'lı yaşlarda geldim. Türkiye ekonomisini ve bölgeyi çok yakından takip ediyordum, öğrenme eğrisi çok önemli. Özü itibariyle Türkiye, küresel ve bölgesel konjonktür açısından, zor bir dönemeçte. Bu anlamda siyasi istikrarın korunması ve köşkle hükümet arasındaki uyum tekrar hayati önem kazanmaya başladı" diye konuştu.

Kabine üyeleri arasında ki uyumun da tartışılmaya başlandığının sorulması üzerine Şimşek, bu noktada sonuca bakmak gerektiğine dikkati çekti. Şimşek, değişik kesimlerle muhatap olan bir ekip olduklarını kaydederek, "Örneğin Ekonomi Bakanımız, daha çok ihracatçılarla muhatap oluyor. Ama uyum var mı yok mu ona bakacaksınız. Çok farklı sesler olmasın noktasındaysanız o işin doğasına aykırı. Tabi ki oturup bu konuları kendi aramızda daha çok tartışıp, daha az kamuoyuna yönelik farklı fikirleri ifade etmesek belki daha doğru olur ama farklı yaklaşımlarda bulunmama talebi makul bir talep değildir" değerlendirmesinde bulundu.
 

"Faizler hızlı düşerse yatırımla birlikte tüketim de artıyor"


Bakan Şimşek, faiz tartışmalarının sorulması üzerine ise faizlerin inmesini arzulamanın, daha çok yatırım ve istihdam için son derece doğru olduğunu, ancak ülkenin birçok sorunu bulunduğu için bunları dengeli götürme arayışının ortaya çıktığını söyledi.  

Bir taraftan hızlı büyümek istendiğini ama aşırı bir tüketim olduğunu belirten Şimşek, "Başbakanımız onu da istemiyor, zaman zaman verimlilikten bahsetmiştir. Birçok husus var bunları dengeli götürmemiz lazım. Faizleri çok hızlı düşürürseniz, sadece yatırım artmaz tüketim de artıyor. Geçen sene vatandaşımız 100 liralık gelir elde ediyorsa bunun sadece 13 lirasını tasarruf ederken, 87 lirasını harcadı. Halbuki ortalama gelişmekte olan ekonomilerine bakarsanız vatandaş 67 lira harcıyor" dedi.

Şimşek, kredi ile alınan ürünlerin bir kısmının ithalat olduğunu ve Türkiye'de bir cari açık sorunu bulunduğunu vurgulayarak, "Bizim bir taraftan yatırımlar, istihdam ve büyüme noktasındaki hassasiyetlerimiz var. Ama ekonomi yönetimi olarak da bir taraftan da karşı karşıya olduğumuz sorunları yönetmekten bahsediyoruz. İşin özü bu" ifadelerini kullandı. 
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »