Muhabirliğe adanmış bir ömür

Milliyet’in 16 yıl boyunca Viyana ve Doğu Avrupa temsilciliğini üstlenen ve sıcak savaş bölgelerinde önemli manşetlere imza atan gazeteci Ali Haydar Yurtsever önceki gün Viyana’da hayatını kaybetti. Yurtsever, bir süredir Viyana’da kanser tedavisi görüyordu

13 Kasım 2014 Perşembe 16:44
Muhabirliğe adanmış bir ömür
Milliyet'ten Esengül Demirbaş'ın haberine göre hayatının önemli bir bölümünü Avusturya’da geçiren usta gazeteci Ali Haydar Yurtsever, pençeleştiği kanser hastalığına yenik düşerek hayatını kaybetti. 16 yıl boyunca Milliyet’in Viyana ve Doğu Avrupa temsilciliğini yapan 66 yaşındaki Yurtsever, 1991 yılında ABD uçakları Bağdat’a bomba yağdırırken savaşın göbeğinde dünyaya haber servis eden birkaç gazeteciden biriydi. Milliyet’in yanı sıra uzun yıllar Hürriyet ve Tercüman gazeteleri ile Anadolu Ajansı’nın çeşitli temsilciliklerini de üstlenen Yurtsever, kendini ‘Önce insanım sonra gazeteciyim’ diye tanımlıyordu.
“Yazılmamış tarihi yaşadım” sözleriyle uzun yıllar görev yaptığı sıcak bölgelerde karşılaştıklarını kendisine ait bloğundan da okuyucuyla buluşturan Yurtsever, kendisiyle ilgili bir yazısında ise şunları yazmıştı: “Önce insanım sonra gazeteci. 40 yıllık meslek yaşamımda her zaman kalemimin efendisi olmayı yeğledim.
Gerektiğinde kırdım ama satmadım. Gazeteci taraf olmaz. Doğru! Ama nereye kadar? Yazılmamış tarihi yaşadım, sayfa sayfa... Nice acılara, felaketlere tanık oldum. Acı çeken, ezilen, iradesi dışında gelişen felaketin kurbanı olan insanların acılarını yansıtmak, ‘Önce insanım’ diyen her gazetecinin görevidir. Ezilen insanların, uğradıkları haksızlığı yansıtmak, ‘taraf olmaksa’, o zaman gazeteci taraftır...”

Ali Haydar Yurtsever kimdir?
* Bingöl’ün Darabi köyünde 1 Ağustos 1948’de dünyaya geldi.
* Gazeteciliğe 1968’de başladı.
* 1973’te kendi olanaklarıyla gittiği Viyana’da Hürriyet muhabiri olarak görev yaptı.
* 1980-1985 yılları arasında Ak-Ajans ve Tercüman gazetesi ile Yankı dergisinin Viyana muhabirliğini üstlendi.
* 1985-2001 yılları arasında Milliyet’in Viyana ve Doğu Avrupa temsilciliğine ek olarak dünyanın değişik bölgelerindeki önemli olayları izledi.
* 28 Şubat 2001’de ekonomik kriz gerekçesiyle Viyana bürosu kapatılarak görevine son verildi.
* 1 Mart 2001’den itibaren Anadolu Ajansı’nın Viyana temsilcisi olarak göreve başladı. Halen sürdürmekte olduğu bu görevinin yanısıra TRT ve BBC ile pek çok radyo kanalı için de haber ve program hazırlıyordu.

‘ONUN İÇİN İMKÂNSIZ YOKTU’

Yurtsever’in vefatı meslektaşlarını da derinden yaraladı. Onu tanıyanlar mütavazı duayeni şöyle anlattı;
- Doğan Heper (Milliyet gazetesi köşe yazarı): “Gazeteci gibi gazeteciydi. Yani mütevazi haber neredeyse oraya itirazsız koşan fedakâr bir arkadaşımızdı. Gazeteci deyince önce muhabir anlaşılır sözü sanki onun için söylenmişti. Körfez Savaşı sırasında Irak’tan günlerce onun yolladığı haberlerle Türkiye aydınlanmıştı. Onun için ‘imkansız’ kelimesi yoktu. Nur içinde yat kardeşim.”
- Tunca Bengin (Milliyet gazetesi köşe yazarı): “Gazeteciler yarış atlarından farksızdır. Koştuğu, derece yaptığı sürece el üstündedirler, tökezlediklerinde ise sonuç malum: Yalnızlık... İşte Ali Haydar da böyle koştu, gitmediği darbe, savaş, iç savaş kalmadı, sayısız ödüllerle onurlandırıldı ve sonuç değişmedi...”
- Zafer Arapkirli (Gazeteci): “O sadece örnek bir meslektaş değil aynı zamanda paha biçilemez dosttu. Onca savaştan, haksızlıklardan ve ihanetlerden sağlam çıktı ama bu illet hastalığa yenik düştü.”
- levent köprülü (Gazeteci): Dış Haberler Servisi’nde yıllarca birlikte çalıştık. O, gazeteciliğe 1968’de başlamış, bense 1967’de doğmuştum. Yaşım kadar gazeteciydi. Önce insan, sonra gazeteciydi. Onu hep gururla anacağım...

Cenazesi yarın İzmir’de defnedilecek

Beşiktaş Kulubü de Yurtsever’in hayatını kaybetmesiyle ilgili bir başsağlığı mesajı yayımladı. Yurtsever’in cenazesi defin öncesi İstanbul’a getirilecek. Üyesi olduğu Türkiye gazeteciler Cemiyeti’nde ve bir dönem muhabirliğini yürüttüğü Hürriyet gazetesi önünde Yurtsever için cuma günü saat 13.00’da törenler düzenlenecek. Ardından da cenaze İzmir Yamanlar cemevi’nde düzenlenecek törenin sonrasında İzmir Doğançay Mezarlığı’na defnedilecek.

‘You are Muslim, I’m Muslim elhamdüllilah, mafi müşkülat!’

Yurtsever Milliyet’in 60. yılı için hazırlanan kitapta Körfez Savaşı sırasında yaşadıklarını şu şekilde kaleme almıştı...

17 Ocak 1991
Dönemin Genel Yayın Yönetmeni Doğan Heper arayıp, “Ali Haydar hazırlan Bağdat’a gidiyorsun” dediğinde, ilk tepkim,
“Abi, Viyana nire, Bağdat nire. Niye ben gidiyorum?” oldu... Doğan abinin cevabı hazırdı kısa ve öz oldu; “Sen Romanya’da güzel işler yaptın, savaş tecrüben var.” Hazırlığımı yaptım, tam yola çıkacakken ikinci bir talimat geldi. “Bağdat’a Ankara’dan iki arkadaş gidecek, sen İsrail cephesine gideceksin.” İsrail vizesini aldım. Uçak biletimi almaya giderken üçüncü bir talimat geldi. Bağdat’a gidecek arkadaşlar vize alamıyor sen Bağdat’a gideceksin.” Talimatın geldiği tarih 8 Ocak 1991 saat 6.00 suları... Pasaportumdaki İsrail vizesi ile Bağdat’a ve diğer Arap ülkelerine gitmem mümkün değil. Büyükelçiliğe başvurup pasaportumu değiştirmem lazım. Mesai bittiği için büyükelçi Ayhan Kamel’in konutuna gidip rica ettim.
Konsolos evinden çağrıldı ve mesai saati dışında bana yeni bir pasaport düzenlediler. Pasaportun düzenleme tarihi 9 Ocak 1991, Ürdün vizesinin tarihi 9 Ocak 1991 ve Ürdün’e giriş tarihim 9 Ocak 1991... Bir hafta kadar Ürdün’deki gelişmeleri yazdım ve Irak sefaretinden vize almak için uğraştım. Vize için tek anahtar kelimem, “You are muslim, I am muslim elhamdüllilah, mafi müşkülat.”  (Sen Müslüman, ben Müslüman Elhamdüllilah, sorun yok)
Türkler gibi Araplar da çok duygusal insanlar olduğu için benim bu anahtar sloganım işe yaradı ve 14 Ocak günü vizemi alıp Bağdat’a gittim. 16 Ocak’ı 17 Ocak’a bağlayan gece bombardıman başladı. İlk hava saldırısında Bağdat’ın hem ülke içinde hem de dış dünya ile tüm haberleşme bağlantısı kesilmişti.  El-Rashid otelinin bahçesinde kurulu  BBC ve CNN’in dışında kimse haber geçemiyordu. BBC Türkçe servisiyle sözleşmeli olarak çalıştığım için üç dakikalık bir haber geçme izni aldım.  Bağdat’tan geçtiğim 3 dakikalık haberi BBC Türkçe servisi yayımladıktan sonra Milliyet dış haberler sevisini arayıp geçmiş.
Ve savaşın başladığı ilk gün haberleşme olanakları sıfır düzeyinde olan Bağdat’tan haber geçebilen tek Türk gazetesi de Milliyet oldu.
Bağdat’tan çıkardığım ilk fotoğraflar Milliyet’te yayımlandıktan sonra Time ve diğer bazı uluslararası dergilerde yayımlandı.  Savaş sürsince 4 kez Bağdat’a gittim. Milliyet gazetesi 4,5 ay süren bir savaşı kendisine ait uydu telefon olmadan en iyi şekilde izledi.  Çalışmalarım nedeniyle Milliyet’in rakibi olan Hürriyet gazetesinin düzenlediği, Sedat Simavi gazetecilik ödülünü aldım.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »