

"13 Eylül Türkiye için dönüm noktası olacak"
31 Temmuz 2010 Cumartesi 22:45Star Gazetesi yazarı Nasuhi Güngör, gündemdeki gelişmeleri Gazete5'e değerlendirirken çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Star Gazetesi Yazarı Nasuhi Güngör ile gündemi, siyaseti ve medyadaki "yandaş" polemiğini konuştuk. Çalıştığı gazetenin "yandaş" olarak nitelendirilmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Güngör, kendisine sorduğumuz "Yandaş mısınız?" sorusuna "Bu hoş bir tabir değil. Benim iktidarı eleştirme anlamında bir problemim yok" şeklinde yanıt veriyor.
Güngör, referandum ile ilgili sorularımızı yanıtlarken de son derece ilgi çekici bir takım öngörülerde bulunuyor. Nasuhi Güngör'e göre, 13 Eylül 2010 tarihi Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir "milat" olacak...
"Çok radikal değişiklikler bizi bekliyor" diyen Güngör'ün bu iddialı öngörüsünün altında yatan nedenleri ve önümüzdeki döneme ilişkin çizdiği "Türkiye tablosu"nu okurken gerçekten şaşıracaksınız. İşte Nasuhi Güngör'ün bakış açısıyla "Dönüşen Türkiye"...
RÖPORTAJ: Selda Öztürk KAY
GAZETE5- Son yazınızda, Vahit Erdem’i eleştirirken AKP’nin derin adamlarından bahsettiniz. Merak uyandırdınız. AKP’de başka derin adamlar var mı?
N.GÜNGÖR- Türkiye’de çok uzun zamandır herhangi bir siyasi olayda veya sosyal gelişmede, hemen bir takım derin odaklar, bir takım derin yaklaşımlar, ‘derin, gizli devlet’ gibi söylemler gündeme geliyor. Siyasette gerçekten bu odakları temsil eden isimler var.
Bir de siyasi partilerde, o parti içinde farklı konumlarda olan, bir takım duruşlar, ‘pozlar’ edinen siyasetçiler var. Bu sadece AK Parti’ye özgü bir durum değil. Diğer partilerde de var. Sahiden derin ilişkileri olan siyasetçiler gerçekten çok operasyonel. Önder Sav gibi örneğin… Bir bakıyorsunuz bir genel başkanı siyaseten ayakta tutabiliyor… Ancak kendisiyle ilgili hiçbir tartışmanın muhatabı olmuyor. Bugüne kadar Önder Sav ile ilgili neredeyse 40 tane tartışma oldu, hiçbirinde hırpalanmadı, yoluna devam etti. Aynı Önder Sav, Baykal ile ilgili operasyonun hemen ardından çok rahat bir şekilde Kılıçdaroğlu’na sahip çıkıp yoluna devam etti. Kastettiğim ‘sahici’ derin adamlar bunlar.
Ama bir de derin adam pozlarında bulunan, önemli hiçbir hadisede yorum yapmayan, öne çıkmayan ama kriz anlarında, “Ben aslında bu siyasi partinin çizgisini tam temsil etmiyorum, benim farklı düşüncelerim var” diye ortaya çıkan tipler var. Vahit Erdem de bunlardan biri. AK Parti’de bunlardan birkaç tane daha olabilir. Hatta seçimler yaklaşırken bunların bir kısmı AK Parti’den ayrılabilir.
GAZETE5- Geçtiğimiz günlerde AKP ile ilgili benzer bir söylem de A&G araştırma şirketi sahibi Adil Gür’den geldi. O da referandumu kastederek AKP tabanında yüzde 20’lik bir ‘hayır’cı grup olduğunu söyledi. Katılıyor musunuz buna?
![]() |
N. GÜNGÖR- CHP’nin, MHP’nin ve BDP’nin tabanında, bu partilerin verdiği ”hayır” ya da “boykot” kararına uymayacak insanlar olacağı gibi, AK Parti’de de bu yaşanabilir. Herkes, o partinin 12 Eylül referandum kararına birebir uymayacaktır. Çünkü insanların farklı acıları, geçmişleri var. Siyasi partileriyle yaşadıkları kopuşlar var. Bunlar belirleyici olacak. Ancak AK Parti hem teşkilatlanma anlamında, hem de iktidar partisi olduğu için bu açıdan biraz daha avantajlı durumda. Ama Adil Gür’ün verdiği rakam çok yüksek. Fire olabilir. Ama verdiği rakamı çok yüksek buluyorum.
GAZETE5- Referandum sonucuna dair bir tahmininiz var mı?
N.GÜNGÖR- Yaklaşık yüzde 54-55 civarında evet oyu çıkacağını düşünüyorum. AK Parti’nin yeni bir çıkış yakaladığını, İsrail’e gösterilen tepki, dış politikadaki bazı gelişmeler neticesinde yüzde 39-40 gibi bir bantta olduğunu tahmin ediyorum. Bunun üzerine SP’nin harekete geçirdiği yüzde 4-5’lik kitleyi ve 1-2 puan da BBP’yi koyuyorum. Onun üzerine kararsız, kendi partisine karşı duruşu çok net olmayanlarla birlikte ‘evet’lerin yüzde 50’nin üzerine çıkacağını düşünüyorum. Aslına bakarsanız değişimi kolay kabullenen bir yapımız var toplum olarak. Ancak devletin kurumları olarak baktığımızda aynı şeyi söylemek kolay değil.
GAZETE5- Türk toplumunun değişimi zor kabullendiğini söyleriz hep… Siz tam aksini söylüyorsunuz.
N.GÜNGÖR- Bizdeki toplumsal değişim talepleri ile devletin kurumsal anlamdaki değişim hikayesi her zaman paralel gitmiyor. Toplumun talepleri çok daha dinamik, canlı. Ancak kurumların - ki buna iktidar partisi de dahil- toplumsal değişim dinamiklerini tam olarak taşıdıklarını söyleyemeyeceğim. Şu anda toplumun önemli bir bölümünde herkesin mutabık kaldığı bir geniş anayasa talebi var. Şu anki değişiklik paketinin parçalı olması biraz sorun çıkarmış durumda. ‘Tam olsa daha iyi olurdu’ diyenler ağırlıkta. Sadece 12 Eylül ya da 27 Mayıs ve diğer askeri darbelere karşı çıkma noktasında değil, geleceğe bakış anlamında da son derece dinamik bir toplum var. Ve bunu taşıyan bir orta sınıf var Türkiye’de. Ticari, ekonomik ve kültürel hareketlilik var. Burada, siyasetten ve devletin kurumlarından çok, toplumun değişim arzusunun daha belirleyici olduğunu düşünüyorum.
GAZETE5- Toplumun yeni bir Anayasa konusunda istekli olduğunu, öyle bir durumda daha geniş bir mutabakat sağlanacağını mı düşünüyorsunuz?
N.GÜNGÖR- Türk siyaseti, bu tip konularda uzlaşma kültürünü ne yazık ki oluşturamadı. Bağıra çağıra uzlaşma olmaz. Türkiye referandumu sağlıklı şekilde atlattıktan sonra karşımıza bence başka bir şey çıkacak. O da şu: 12 Eylül 2010’da bu tartışmalar bitecek, 13 Eylül 2010 tarihi itibariyle Anayasa’nın tamamının değişmesi, çok daha geniş kesimlerin mutabakatı ile yeni bir anayasanın hazırlanması siyasetin gündemine gelecek.
GAZETE5- Bugüne dek tartışılan ancak gündeme getirilemeyen sivil anayasadan mı söz ediyorsunuz?
N.GÜNGÖR- Daha açık söyleyeyim. Eylül ayından itibaren bir büyük değişim hareketinin sözcülüğünü kim üstlenirse siyaseten yoluna o devam edecek. Bu anlamda tüm siyasi partilerin kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. Bugünkü tartışma, Türkiye’de farklı alanlara kilitlenmiş durumda. Aslında anayasa tartışması yapmıyoruz biz. Referandumu, siyasi partiler arasında yarışa dönüştürmüş durumdayız. Artık bundan çıkmak zor. 12 Eylül referandumu aşağı yukarı böyle olacak. Ama Türkiye bunu atlattığı takdirde, önüne çok daha büyük bir değişim haritası çıkacak. Bunu da hangi siyasi partinin ne ölçüde taşıyabileceğini hep birlikte göreceğiz.
GAZETE5- Değişim haritasından kastınız nedir? Devletin yapısını değiştirmeye yönelik bir takım gelişmeler yaşanacağını mı düşünüyorsunuz?
N.GÜNGÖR- Referanduma sunulan Anayasa değişikliklerinden çok daha büyük sorumluluk isteyen, çok daha radikal dönüşümler isteyen, çok daha can yakıcı başlıklar içereceğini söylüyorum.
GAZETE5- Can yakıcı derken…
N.GÜNGÖR- Herkesin üzerinde uzlaşabileceği şeyler olmayabilir bu başlıklar. O anlamda can yakıcı… Birikmiş, ertelenmiş, ötelenmiş tüm değişim talepleri kendisini siyasette ifade etmek isteyecek. Onun için ben Türkiye’nin yakın geleceğini iki döneme ayırıyorum. 12 Eylül 2010’a kadar geçici bir gerginlik dönemi. 13 Eylül’den itibaren Türkiye’nin başka bir dönemi olacak.
RÖPORTAJ
SPOR





























