Özcan Yeniçeri: Erdoğan'ı başkan seçerseniz papazı bulursunuz

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri GAZETE5'e özel açıklamalarda bulundu. Özcan Yeniçeri, Türkiye'nin gündeminde yer alan tartışmaları değerlendirerek oldukça sert ifadeler kullandı.

13 Eylül 2012 Perşembe 18: 9
Özcan Yeniçeri: Erdoğan'ı başkan seçerseniz papazı bulursunuz

Ceren KİRAZ/ GAZETE5

Türkiye son günlerde bir yandan Afyonkarahisar’daki patlamada şehit olan 25 askeri konuşurken, bir yandan da dershanelerin kapatılacak olmasını tartışmaya başladı. Öte taraftan, yeniden gündeme gelen başkanlık sisteminin Türkiye için uygun bir model olup olmadığı tartışılıyor. Biz de Türkiye’nin gündemini meşgul eden tüm bu konuları MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ile konuştuk.

Özcan Yeniçeri’ye göre, Türkiye’de terörle mücadele yok, teröristle mücadele var. Başbakan Erdoğan’ın Güneydoğu’dan kendisine gelen oyları kaybetmemek için terörle mücadele etmediğini savunan Özcan Yeniçeri, “Terörle mücadele eden komutanların hepsi Silivri’de” dedi.

Başkanlık sistemi konusunda da oldukça çarpıcı ifadeler kullanan MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri, başkanlık sisteminin Türkiye’yi böleceğini kaydederek, “Başbakanlık yaparken böyle davranan birisini başkan seçerseniz papazı bulursunuz” dedi.

İşte Özcan Yeniçeri’nin GAZETE5’e yaptığı o özel açıklamalar…

- Dün 12 Eylül 1980 darbesinin 32. yıl dönümüydü. Siz de TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu üyesisiniz. TBMM açıldıktan sonra komisyon çalışmalarına devam edecek. Komisyonun 12 Eylül çalışmaları ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

12 Eylül yalnızca generallerin yaptığı ya da 3-5 muhterisin ürettiği bir sonuç değil. Onlar en son aşamada işin teknik yönünü yerine getirenler. 12 Eylül içerisinde birçok unsur var. İşkenceciler var, cuntanın istediği şekilde karar veren yargıçlar var, onlara destek veren akademisyenler var. Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun çalışması bir olguyu algılamaya yönelik. Yani nedir, nelerden beslenmiştir, kimlerdir, ilişkileri nasıl şekillenmiştir, bunlar üzerinden 12 Eylül ve diğer darbeler veya muhtıralar algılanmaya çalışılıyor. Yoksa biz yargılama makamı değiliz. Biz talep ediyoruz, gelen gelir gelmeyen gelmez. Gelmeyen hiç kuşkusuz o dönemde kendisiyle ilgili söylenenleri üstlenmiş olur. Onun için bir anlamda tarihe kayıt düşmek bakımından konuyla ilgili olanların gelerek komisyona bildiklerini, gördüklerini, yaptıklarını anlatmaları gerekiyor. Onun için de bu konuyu birinci ilgililer, ikinci ilişkililer ve üçüncü unsurlar olmak üzere hemen hemen her alanda yaygınlaştırarak dinlemek istiyoruz. Bununla ilgili hemen hemen herkesin görüşlerinin alınması ve düşüncelerinin dinlenmesi arzu ediliyor. Meclis açılır açılmaz bu konuda yoğun bir görüşme faaliyetine geçilecek.

- Komisyonun çalışması sonucunda bir rapor hazırlanacak. Bu raporda neler olacak, nelere dikkat çekilecek?

Raporun amacı demokrasi kültürüne hizmet etmek olmalı. Ben dinlemenin de çok yararı olacağı kanaatinde değilim. Olayların failleri, fiilleri ve rolleri neredeyse belli. Önemli olan Türkiye’deki darbe kültürünü, darbe tarihini, darbenin beslendiği kaynakları tespit etmek ve bu kaynaklar üzerinden yeni bir yaklaşımla darbeye muhtıralara ve vesayetlere izin vermeyecek bir yapıyı ortaya koymak. Biz orada bazı teklifler getireceğiz. O tekliflerden biri de darbecilerin çıkardığı yasalar, darbecilerin meydana getirdiği kurumlar, darbecilerin oluşturduğun ilişkiler ve darbecilere darbe yapma hakkı veren koruma ve kollama gibi İç hizmet Yönetmelikleri’nde bulunan maddelerden yani darbeye yönelik maddelerden yasaların ayıklanması. Silahlı Kuvvetler Türkiye’nin mukadderatı üzerinde söz söylemeye sahip bir organ değil. Silahlı Kuvvetler, TBMM’nin görevlendirdiği hükümetin ve o hükümetin ortaya koyduğu politikaların uygulayıcısıdır.

TÜRKİYE'DE DARBEYE UYGUN BİR ZEMİN VARDIR

Kendisini Meclis'in, milletin, hükümetin ya da Cumhurbaşkanı'nın yerine koyan bir silahlı kuvvetler olmaz. Demokratik sistem içerisinde böyle bir yapı olmaz. Bunun nasıl demokratik bir şekilde şekillenebileceğini ortaya koymaya çalışacağız bu raporlarla. Yaklaşım belirleyeceğiz, o perspektifin uygulanması halinde Türkiye'de siyaset daha istikrarlı, demokrasi daha köklü, demokrasi kültürü de daha yaygın hale gelecektir. Çünkü biz hep aynı şeyleri tekrarlıyoruz. Mesela, demokrasiyle gelen bir kişi elindeki organlar despotizme göre oluşturulmuş organlarla çalışır hale geliyor. Yani darbe döneminin çıkardığı kuruluşlarla demokratik biçimde seçilmiş bir kişi onları takip ederek ancak darbe mantığına yarar sağlar, demokrasiye yarar sağlayamaz. Bu bakımdan yasalarda yapılması gereken eliminasyon yani yasaları demokratik hale getirme. Kurumlarda yapılacak düzenlemeler ve her şeyi milletin iradesine bağlı olacak bir şekle nasıl getirilebilir bütün bunlar raporda yer alacak. Daha önemlisi, darbe zannedildiği gibi şahıs işi değil. Asıl olan darbeye uygun zeminin ortadan kaldırılmasıdır. Türkiye'de bugün darbeye uygun bir zemin vardır, bir darbe kültürü, ekonomisi, darbe ilişkileri sistemi vardır. Siz bunları ortadan kaldırmadan darbeden kurtulamazsınız. Tepeden tırnağa bütün bu kurumlarda darbenin oluşmasına katkı sağlayan veya darbe olmadan darbeciye hizmet eden yapıları değiştirmektir.

BAŞKANLIK SİSTEMİNİN OLAMAYACAĞINI KENDİSİ DE BİLİYOR

- Başkanlık sistemi sık sık gündeme gelen bir konu. Başbakan Erdoğan Köşk planları yaparken, Cumhurbaşkanı olduğu zaman yetkileri sınırlanacak. Acaba hükümetin başkanlık sistemi konusundaki ısrarı Başbakan Erdoğan Köşk'e çıktığında da yönetimde bugünkü gibi aktif rol oynayabilmesi için mi?

Başkanlık sistemini, Adalet ve Kalkınma Partisi'ni denetim altında tutabilmek için getirmeye çalışıyor. Başkanlık sisteminin olmayacağını Başbakan aslında kendisi de biliyor. Ama gündemi yönetmeye çalışıyor. Gündemi meşgul etmek, insanların dikkatlerini bu noktaya çekmek için bunları ifade ettiğini söylemek mümkün. Önce Türkiye'de başkanlık sistemi tartıştırıldı, suni bir gündem. Sonra buna itiraz edildi, Başbakan da buna karşılık 'O zaman yarı başkanlık sistemi olsun' dedi. Yarı başkanlık sistemi de tartışıldı. Parlamenter sistem dışında bir sistemin Türkiye'ye uygun olamayacağı ifade edildi. O zaman da 'Partili bir Cumhurbaşkanı olsun' dedi. Bütün bu tartışmalar Tayyip Erdoğan'ın şahsına yönelik yapılan düzenlemelerdir. Başkanlık sisteminin uygulandığı ülkelere bakarsanız, bu ülkelerin önce ayrı ayrı federal yapılardan meydana geldiğini, sonra bu yapıların bir üst başkanda birleşerek yeni bir yapı oluşturduklarını görürsünüz. Türkiye kültürü bakımından parlamenter sistemin uygun olduğu bir ülke. Parlamenter sistemde her şeyin yeri belli. Bazı başbakanların zaman zaman Cumhurbaşkanı olması halinde Başbakanlığı da üzerlerinde götürmek isteyen Özal gibi kimseler bu süreci ortaya çıkarmışlardır.

Aslında Adalet ve Kalkınma Partisi kuruluş aşamalarında Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin çok fazla olduğunu, bu yetkilerin azaltılması gerektiğini ifade ediyordu. Halbuki Adalet ve Kalkınma Partisi anayasa değiştirilirken, fazla dediği yetkilere artı yetkiler ilave etmiş ve yetkileri kaldırmamış genişletmiştir. Peki, neden böyle davranıyorlar? Çünkü daha önce Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'di. Onun yetkilerinin azaltılması için anayasanın Cumhurbaşkanı'na verdiği yetkiler fazla, bunlar azaltılmalı diyordu. Fakat kendilerinden bir kişi olan Sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olunca bu sefer yetkilerini arttırdı.

BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE'Yİ BÖLER

Adalet ve Kalkınma Partisi artık Türkiye'yi kendi mülkü gibi görüyor. Yasaların kendilerine göre şekillenmesini ve değişmesini istiyor. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olursa Adalet ve Kalkınma Partisi çalkantı içine girecek ve Özal sürecinde olduğu gibi erimeye ve yok olmaya doğru gidecek çünkü damarı olan bir parti değil. Bu düşüncenin savunulacak bir tarafı yoktur. Kabul edilmesi mümkün değildir. Türkiye'nin yararına da değildir. Bu sistem Türkiye'yi böler, diktaya götürür, çatışmaya neden olur. Türkiye'de Başbakan ve Cumhurbaşkanı olan insanlar kendilerini olağanüstü bir yetkide görmektedir. Kendilerini dokunulmaz, tartışılmaz bir boyutta görürler. Bizdeki demokratik kültür bunu kaldıracak durumda değildir. Parlamenter sistem Türkiye'de tam olarak oturmadan bunun yerine bir de başkanlık sistemini sokmak Türkiye'yi allak bullak etmeye neden olur.

ERDOĞAN'I BAŞKAN SEÇERSENİZ PAPAZI BULURSUNUZ

Tayyip Erdoğan'ın bir de başkan olduğunu düşünün. Şu anda hiç kimseyi düşünmüyor. Önüne gelene alçak diyor, gazetecilere tasmanızı çıkardık uluslararası tasma taktınız diyor. Böyle bir insana getirip bu kadar yetkiyi verirseniz papazı bulursunuz.

KENDİLERİNİ TANRI ZANNEDİYORLAR

- Parlamenter sistem yetersiz görüldüğü için mi başkanlık sistemi isteniyor?

Parlamenter sistemin her sistemde olduğu gibi sorunları var. O sorunları bahane ederek daha da kötüsü olan başkanlık sistemini getirmek doğru kabul edilecek bir iş değil. Bu sistem madem kötüydü bunu 10 sene önce iktidara geldiğinizde neden düşünmediniz diye Sayın Başbakan'a sorarlar. Türkiye'de sadece siyaset değil yargı felaket bir durumda. Bugün Silivri'deki hakimler artık sanıkları bırakmış seyircileri de yargılıyor. Ben de gittim duruşmaları izledim. Seyirciler hakimi protesto etmiş hepsinin hakkında tutanak tutun diyor. Sindirmek, ezmek, kendilerini tanrı zannediyorlar. Onun için Türkiye'de yalnızca başbakanlık, siyaset değil Türkiye'de bütün kurumlar aynı durumda. Üniversitede rektörler, askerde komutanlar aynı. Heryerde böyle bir yapı var.

BAŞBAKAN KILIÇDAROĞLU'NU TEHDİT ETTİ

- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Afyonkarahisar'da mühimmat deposunda meydana gelen ve 25 askerin şehit olduğu patlamayla ilgili "Eski komutanlar olayın yüzde 99.5 sabotaj olduğunu söyledi" dedi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Sizce de bu olay bir sabotaj olabilir mi?

Olayın normal olmadığını düşünüyorum. Patlayıcı madde çok önemli bir şeydir, çok ciddiye alınması gereken bir konu var. Patlayıcı maddenin taşınması belli kurallara tabidir. Oradaki en önemli konuyu siz ciddiyetsiz, laubali bir şekilde yapamazsınız. Sonuçta orada yapılacak bir hata affetmez. Bir yerde hata varsa, başarısızlık varsa orada hatayı yapan insanlar da vardır. Burada çok yönlü incelenmesi gereken her türlü ihtimale açık bir konudur. Bunlar değildir demek ne kadar yanlışsa, sabotaj vardır demek de o kadar yanlıştır. Sabotaj vardır diyorsanız bununla ilgili delilleri belirleyip ilgililere bunu aktarmanız lazım. 25 çocuğumuz gitmiş, onlar üzerinden siyaset yapılmaz. Tabi Sayın Kılıçdaroğlu bunları söyledi diye onu yargı tehdidiyle karşı karşıya bırakmak da kabul edilecek bir şey değil. 'Bana gelen bilgiler böyle' diyor Kılıçdaroğlu, sayın Başbakan 'seni ben mahkemeye vereceğim' diyor. Mahkemede kendi yargıçlarına götürecek. Anamuhalefet liderinin tehdit edildiği bir yerde normal vatandaşın durumunu düşünün.

Bu konulara karşı halkın da daha duyarlı olması gerekiyor. Bir yanda şehit cenazeleri, diğer yanda eğlenen dans eden insanlar. Böyle bir ülke olmaz. Millet birlikte ağıt yakan ve birlikte eğlenen bir topluluktur. Eğer milleti bu kadar yararsanız yaralarsınız.

Bu meselenin irdelenmekle birlikte gündemde tutulmasının bir yararı yok. Sayın Başbakan'ın 'Bu meseleyi böyle kabul edin' gibi bir durum içinde olduğunu seziyorum. Yarın başka patlamaların olmaması için konunun incelenmesi gerekiyor.
Başbakan Vali'nin hediyeleşme olayını eleştiriyor, ama diğer taraftan Genelkurmay Başkanı'nı eleştirmiyor.

TÜRKİYE’DE TERÖRLE MÜCADELE EDİLMİYOR

- Her gün şehit haberleri gelmeye devam ediyor. Terör örgütü saldırmayı sürdürüyor. Peki nerede hata yapılıyor. Türkiye terörle mücadele edemiyor mu?

Türkiye’de terörle mücadele edilmiyor. Çünkü terörle mücadele terör kültürüyle, ekonomisiyle mücadeledir. Türkiye’de terörle mücadeleyi PKK yapıyor. PKK terörünü meşru gösteren adamlar konuşuyorlar televizyonlarda. “PKK dağa niye çıktı?” diyorlar. Bomba döşeyeni, araç kundaklayanı meşru gösteren bir tavır içerisine giriyorlar. Terörü cesaretlendirecek ifadeler kullanıyorlar. ‘Anneler ağlamasın’ diyorlar, anneleri ağlatan kim? ‘Mayınlar patlamasın’ diyorlar, mayınları oraya koyan kim? TSK ve PKK yenişemedi diyorlar. Böyle bir ifade olabilir mi, yenişemediler. Otursun konuşsunlar, Türk askeri oraya girmesin diyorlar.

TERÖRLE MÜCADELE EDEN KOMUTANLARIN HEPSİ SİLİVRİ’DE

Türkiye Cumhuriyeti bugün terörle mücadele etmiyor, teröristle mücadele ediyor. Terör sanat, kültür olarak medyada sürekli övülüyor. Elbette bir takım timler kurdular bunlar son derece başarılıdır. Ancak Türkiye’de terörle mücadele için kendini feda eden ne kadar komutan varsa hepsi Silivri’de. Kardak kayalıklarına Türk bayrağını diken iki komutan tutuklu. Abdullah Öcalan’ı Kenya’dan getiren Albay Atilla Uğur tutuklu. Terörle en çok mücadele eden komutanlardan Engin Alan tutuklu, içerde... Motivasyonu bozuk bir ordu var.

Sayın Başbakan, PKK’nın üzerinde gidersem işler sekteye uğrayacak Güneydoğu’dan oy alamam diye düşünüyor. Bu yüzden de müzakere yoluna gitmek istiyorlar, Oslo görüşmeleri gibi. Türkiye dışardan içeriye doğru zorlanıyor; Irak, İran, Suriye hepsiyle aramız bozuldu. İsrail’e ‘one minute’ resti çekiyorsun, sonra onlar Mavi Marmara’da 9 vatandaşını öldürecek sen ‘Özür dilesinler yeter’ diyorsun. Durum perişan kırılgan sınırlar var. Bu yüzden de teröristlerin ülkeye girişine engel olunmuyor.

- Başbakan Erdoğan 2013-2014 eğitim öğretim döneminde dershanelerin kapatılacağını söyledi. Dershanelerin kapatılması iyi mi olacak? Öğrenciler okullarda sınavlara yeteri kadar hazırlanabilecekler mi?

Başbakan tek liderlik, tek hâkimlik tavrı içerisinde davranıyor. Kendisini çok beğeniyor ve her ağzından çıkanın yasa olmasını istiyor. Dershaneleri eğitim sistemi yarattı. Eğer çocuklar başarıyla sınavları, okulları kazansalardı dershaneler açılmazdı. Bunun formülü dershanelere giden yolu kapatmaktır. Okullar dershaneler gibi çocukları sınava hazırlamalıdır. Sayın Başbakan her dershaneyi okula çevirebilir mi haberi yok.
Eğitim kadar önemli bir konuyu, ‘bugün 4+4+4 olsun, yarın dershaneler kapatılsın, öbür gün başka bir şey olsun’ diyerek yapamazsınız. Bu işin pedagojik, ekonomik yönü de var.

Ayrıca dershaneler okullarla rekabet ediyordu. Dershanelerin kapatılması ya da sınırlandırılması rekabeti de yok edecek. Tarafların tamamının görüşleri alındıktan sonra karar verilmeli. Çünkü eğitimin etkisi sert olur.

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »