Paralel yapı operasyonu: 33 polis sorguda

Emniyetteki "paralel yapı" iddialarına ilişkin yürütülen "casusluk" soruşturmasında, tutuklanmaları istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen şüpheli polislerden 33'ünün sorgusu devam ediyor.

29 Temmuz 2014 Salı 2: 7
Paralel yapı operasyonu: 33 polis sorguda
Emniyetteki "paralel yapı" iddialarına ilişkin yürütülen "casusluk" soruşturmasında, tutuklanmaları istemiyle nöbetçi hakimliğe sevk edilen şüpheli polislerden 16'sının sorgusu tamamlanırken, eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 33 kişinin sorgusu devam ediyor. 

İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği, gece ara verdiği sorgu işlemlerine, saat 10.00 itibariyle yeniden başladı. Mahkemede, ilk olarak eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün'ün sorgusu yapılıyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve savcılıkça ifadelerine başvurulmasının ardından tutuklama talebiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilen 49 kişiden 16'sının sorgusu dün gece tamamlandı.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayının 6. katındaki mahkemede hakim İslam Çiçek, dün gece geç saatlere dek süren sorgulama işlemini, şüpheli Serkan Durmaz'ın da 16. kişi olarak sorgulanmasıyla sona erdirdi.

Diğer 33 kişinin sorgu işlemini bu sabaha erteleyen Hakim Çiçek, saat 10.00 itibariyle ilk olarak Yurt Atayün'ü sorgulamaya başladı. Atayün'ün sorgusunun diğerlerinden uzun sürmesi bekleniyor.

Bu arada, soruşturma nedeniyle adliyede bulunan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığını telefonla arayarak, yanındaki diğer bağımsız milletvekilleri İdris Naim Şahin, Hami Yıldırım ve İlhan İşbilen'le, şüphelilerin tutulduğu adliye nezarethanesinin fiziki koşullarını inceleme talebinde bulunduğu ve bu talebinin savcılıkça kabul edilmediği kaydedildi.

Adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Tanal, şöyle konuştu: 

"Hukuk kişilere göre değişmez, herkesi bağlar. Başbakan, 'Adil yargılamayı ihlal ediyor' diyor. Adil yargılamayı ihlal eden kendisi. Ceza infaz yasamıza göre, bayram günlerinde aile yakınlarının tutuklu veya hükümlüyü ziyaret hakkı var. Şu anda hukuksuz olarak gözaltında bulunan kişiler, bugün itibariyle görüşmek için Başsavcılığa dilekçe vermişler, reddedilmiş. Bu, yasalara aykırıdır. Fiili durumu, savcılık ve mahkemenin yarattığı ortadadır. Eğer mevcut yasal düzenleme uyarınca ifadeleri alınmış olsaydı ya tutuklanacaklardı ya da serbest bırakılacaklardı. Böylece bayramlaşma hakkından yararlanmış olacaklardı."

Eski İçişleri Bakanı, bağımsız Ordu Milletvekili İdris Naim Şahin, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi önünde bekleyişlerini sürdüren şüpheli polislerin ailelerini ve yakınlarını ziyaret etti. 

Orucunu ailelerle açtıktan sonra gazetecilere açıklama yapan Şahin, sorgusu süren polisleri "kahraman" olarak nitelendirerek, polislerin, dini örgütler dahil birçok illegal örgüte karşı operasyon düzenlediklerini ve bundan dolayı gözaltına alındıklarını ileri sürdü.

Şahin, "Bu adalet sarayları 17-25 Aralık'ta güvenilmezdi de bugün güvenilir mi? Bizim için bu adalet sarayları hala güvenilir. Ben de bir gün buraya geleceğim, İstanbul Belediyesindeki dosyalarım, Oslo ve İmralı için buraya geleceğim" dedi.

İdris Naim Şahin'e tepki 

Öte yandan, adliyeye girerek şüpheli avukatlarıyla görüşen eski İçişleri Bakanı ve bağımsız Ordu Milletvekili İdris Naim Şahin'e adliye çıkışında bir kişi tepki gösterdi.

"Sonsuza dek Erdoğan'ın arkasındayız" yazılı döviz taşıyan bu kişi, "İdris Naim sen kimsin, kendini ne sanıyorsun?" dedi.

Çevredekilerin müdahale ettiği söz konusu kişi, polisler tarafından olay yerinden uzaklaştırıldı. 

İdris Naim Şahin de "Mahkeme ve yargılama devam ediyor. Memleketlerini seviyorlar" ifadelerini kullandı.

Baransu'dan "adliyede tartaklandım" iddiası

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne giren gazeteci Mehmet Baransu, polisler tarafından saldırıya uğradığını iddia etti. 

Avukat Ömer Turanlı ile adliye önünde gazetecilere açıklama yapan Baransu, emniyetin foto film ekipleri tarafından görüntüsünün kaydedildiğini savunarak, şunları söyledi:

"20 yıldır gazetecilik yapıyorum. Balyoz ve Ergenekon davalarında bunlar yaşanmadı. Bizleri kameraya çekiyorlar. 'Niye çekiyorsunuz?' dedik, polisler bize saldırdı. Beni gözaltına almakla tehdit ettiler. 40 dakika bekledim, kimse gelip gözaltına almadı. Hürriyet'in, Habertürk'ün muhabiri vardı orada. Baro odasına sığınmak zorunda kaldık."

Polis eşlerinden açıklama

Öte yandan, sorgusu süren polislerin eşleri ve aileleri de gazetecilere açıklama yaptı.

Osman Özgür Açıkgöz'ün eşi Zeliha Özlem Açıkgöz, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM Başkanı Cemil Çiçek ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ı göreve çağırdığını belirtti.

Açıkgöz, eşlerinin suçsuz olduğunu bildiklerini, hukuksuzluğa ve kötü muamelelere karşı sonuna kadar her türlü hukuki haklarını kullanacaklarını ifade etti.

Adaletin bir gün herkese lazım olacağını aktaran Açıkgöz, HSYK'ya, Yargıtay'a, Kamu Denetçiliği Kurumu'na, Meclis'te grubu bulunan partiler başta olmak üzere siyasi parti temsilcilerine, insan hakları derneklerine, tüm demokratlara ve Avrupa Parlamentosu'na, yaşanan hukuksuzlukları durdurmaları çağrısında bulunduklar

Adliyede bayramlaşma

Sorguları süren şüpheli polislerin adliye önünde bekleyen yakınları ile polislere destek için orada bulunanlar bayramlaştı.

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nın bahçesinde bayram namazının ardından toplanan polis yakınları ve onlara destek verenler, birbirlerine karanfil verdi, şeker, çikolata ve tatlı ikram etti.

Çok sayıda TOMA ve çevik kuvvet polisinin bulunduğu adliye bahçesinde, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan eski Emniyet Amiri Kadri Cemil Yiğit, gazetecilere yaptığı açıklamada, ilk kez böyle bir bayram yaşadığını belirterek, şunları söyledi:

"Ailemin yanında değilim ama koskocaman bir ailenin yanındayım. Layık olmadığımız teveccüh var bize. Biz sadece işimizi yaptığımıza inanıyoruz. Hiç yaşamadığımız, yaşamak istemediğimiz şeyler bunlar. Bir tarafta bize İsrail ajanı iddiası varken susmak ağırımıza gidiyor, konuşmak zorunda kalıyoruz. 14 yıl oldu bu meslekte, ilk defa böyle bir mahkeme safahatına maruz kalıyoruz. Korkunç bir tablo, arkadaşlarımızın içerideki durumları. Cumhuriyet tarihinde böyle bir mahkeme süreci olmamıştır. Onların moralleri çok yüksek. Doğrunun yanında oldukları için sıkıntı çektiklerini biliyorlar ama bu onlara şeker şerbet geliyor."

Konuya ilişkin değerlendirmeler 

Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Erdoğan, Kanal 7 ve Ülke TV ortak yayınındaki "İskele Sancak" programında paralel yapı soruşturmasına ilişkin soru üzerine, konunun yargı sürecinde olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

"Fakat benim anlamadığım bir şey var. Şu anda bu polislerle hiç ilgisi olmadığını söyleyen paralel yapının, bunlarla ne kadar iç içe olduğu ortaya çıktı mı? Bundan önce İstanbul Adalet Sarayı'nın kapısını aşındıranların oradaki tavırları malumdu. Şimdi aynı tavırları bu malum takım ortaya koyuyor, paralel yapı. Bu olay tamamıyla bir defa çok açık, net olarak şunu getirmektedir, inanıyorum ki yargı gereğini yapacaktır. Çünkü süreç içerisinde bunlara müdahale etmek, bunlara kalkıp da etkide, tesirde bulunmak anayasa suçu işlemektir. Bu ister milletvekili olsun, ister yazar, çizer şu, bu olsun; kim olursa olsun. Özellikle bazı milletvekillerinin adalet sarayının içerisine girmek suretiyle, oradaki zanlılarla beraber resim çektirmeleri suçtur. Bunu yapamazlar çünkü bu, yargıya aynı zamanda baskıdır."

Anayasa'nın 138. maddesini okuyan Erdoğan, şu anda yapılanların hukuku ihlal olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bu hukuku ihlale karşı, bana göre, başta cumhuriyet savcısı olmak üzere mahkeme yetkililerinin, bunlar hakkında kesinlikle dava açması, işlem yapması gerekir. Burası adalet sarayı ya, yolgeçen hanı değil ki. Kimilerinin elinde telefonlar, rahat rahat orada görüşmeler, konuşmalar yapılıyor. Kimileri, gelen polislere meydan okuyor. Çünkü oraya polisin de müdahale yetkisi yok. Orada ancak savcılık, mahkeme, adli kolluk olarak talep ederse, onlar böyle bir görevi yapabilirler. Burada böyle bir baskının yapılması çok çok çirkin. Oralarda yapılan şeylerde şunlar var: Sanki tribünde maç seyreder gibi, gelmişler orada bağırıyor, kendilerinin o aşırı taraftarları falan, adeta amigolarla filan falan bu işleri yürütüyorlar. Böyle bir şey olamaz. Şu anda tutuklananlar, tutuklandıysa bir şey yaptılar da tutuklandı. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'na kalkıp da 'dönemin başbakanı' ifadesini yakıştıranlar, yargı mensupları değildi, emniyet mensuplarıydı. Bu emniyet mensupları bunu hazırladılar ve bunlar, bu operasyonlarda meydana çıktı. 'Dönemin başbakanı' diyerek, şahsımla alakalı böyle bir adım atacaksın, kendine göre 17 Aralık, 25 Aralık olaylarında darbe girişiminde bulunacaksın ve bu darbe girişiminde kabinemdeki birçok arkadaşımı, şahsım da dahil olmak üzere örgüt başı olarak göstereceksin, bunun bedeli ödenmeyecek mi? Şu anda bu işleri yapanların hepsi, bunun bedelini er veya geç ödeyecekler, bundan kaçış yok."

"Süreç daha yoğun devam edecektir"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bayram namazının ardından Fatih Camisi çıkışında basın mensuplarının, "Bundan sonra paralel yapıyla mücadelede nasıl bir süreç bizi bekliyor?" sorusuna ise "Bu başlayan süreç, elde edilecek bilgiler çerçevesinde daha da yoğun bir şekilde devam edecektir. Buradan geriye adım atmak gibi bir şey söz değil. Bu, bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir çalışmaydı. Ulusal güvenliğimizi tehdide yönelik alınması gereken tedbirler nelerse bu tedbirler alınacak ve bu tehdidi oluşturan unsurlara karşı da gerekli olan neyse, bu adım atılacaktır" yanıtını verdi. 

"Orada pek çok hadiseyi maalesef çarpıtarak kamuoyuna takdim ediyorlar"

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, emniyetteki "paralel yapı" iddialarına ilişkin yürütülen "casusluk" soruşturmasıyla ilgili "Orada pek çok hadiseyi maalesef çarpıtarak kamuoyuna takdim ediyorlar. Tabii bu çarpıtmaların, karartmaların, bu soruşturmayı gölgelemek, etkilemek, milletimizin kafasında şüphe uyandırmak için yapıldığını tahmin ediyoruz. Ben buradan çarpıtan, karartan, başkalaştıran, kamuoyuna algı oyunu yapan herkese sesleniyorum. Türkiye bir hukuk devletidir, herkes hukuka güvenmeli ve hukukun sağlıklı işlemesine yardımcı olmalıdır" dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık ise bazı milletvekilerinin emniyetteki "paralel yapı" operasyonu kapsamında gözaltına alınan zanlılarla fotoğraf çektirmesine ilişkin, "Buna halkın oyuyla seçilen hele hele kendi seçildiği partisinden istifa eden ve partisinin oylarını başka bir kanala kanalize eden bir veya birkaç milletvekilinin böyle bir davranış içerisinde bulunmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Bu yanlıştır. Bu yargıyı etkileme çabasıdır" dedi.

Şahin: "Türkiye Cumhuriyeti devletini hiç kimse paralel bir yapıyla ele geçiremez"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, emniyetteki "paralel yapı" iddialarına ilişkin yürütülen "casusluk" soruşturmasıyla ilgili, "Cem Sultan başaramadı, Pensilvanya'daki zat da başaramayacak. Korkarım orada hayatını kaybedecek. Cenazesi Cem Sultan gibi 5 yıl orada kalsın istemiyorum. Biran önce Türkiye'ye dönsün ve bu sevdadan vazgeçsin. Türkiye Cumhuriyeti devletini hiç kimse paralel bir yapıyla ele geçiremez, halkın seçtiği mevcut iktidarı da görevden uzaklaştırmaz. Bunu herkes anlasın" dedi.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »