Prof.Dr. Halaçoğlu: "Ulus devlet bitmez"

MHP Kayseri Milletvekili Prof.Dr. Yusuf Halaçoğlu Arap Baharı'nın gerçekte Yükselen Çin'i durdurmak olduğunu söyledi. Türkiye ve Ortadoğu'daki gelişmeleri Halaçoğlu Gazete5.com'a değerlendirdi.

19 Mart 2012 Pazartesi 19:50
Prof.Dr. Halaçoğlu: "Ulus devlet bitmez"

Bulunduğu coğrafya ve de tarihi itibarıyle bir çok sorunla karşı karşıya bulunan milletimizi olup bitenlerin sebebi konusunda bir kez daha bilgilendiren Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, bu röportajı ile olup-bitenlere yeni bir bakış açısı ile bakmamıza da vesile olabilir.

Hocam, bir süredir siyasi çevrelerde "ulus devlet anlayışı bitti" tartışması var. Size göre de ulus devlet bitti mi?

Bunu kimin veya kimlerin söylediği önemli. Önce ona bakmak gerek ama,  tarihe baktığımız  zaman imparatorluklar dönemi yaşanmıştır, monarşi ve cumhuriyet dönemleri yaşanmıştır. Devletler  zaman zaman,  komünist ve faşist yönetimler tarafından yönetilmişlerdir.  Sosyalist, komünist veya liberal ekonominin yaşandığı ekonomik ve siyasi gelişmelere göre devletler sistemler geliştirmişler sistem kurmuşlardır. 

ULUS DEVLET BİTMEZ

Günümüze baktığımızda öyle bir değişim var ki, KKTC’de iki toplumu birleştirip ulus devlet kurmaya  çalışan bir anlayış var. Ama balkanlarda, Avrupa'da, örneğin;  Çek ve Slovak cumhuriyeti birbirinden ayrıldı, Çarlık Rusya’sı çöktü, ardından ulus devlet ortaya çıktı. ABD, çok ulustan meydana gelmesine rağmen ABD kimliği altında bir ulus devlet haline gelmiştir. Libya, Irak, Mısır... Her birinde farkı etnik ve dini gruplar vardı. Bu ülkelere müdahele ulus devlet anlayışının ortaya çıkışıdır. Hatta ABD'nin BOP,  projesi çerçevesinde,  Kürdistan bile ulus devlet haline getirilmeye çalışılmaktadır. Böyle bir durumda ulus devlet nasıl bitmiş olabilir? Çok yakınımızdan bir örnek, ABD ve AB Kıbrıs'taki iki ayrı toplumu birleştirmeye "ulus devlet" yaratmaya çalışırken Türkiye'de ayrıştırmaya çalışıyor ise  bunu iyi anlamak lazım.

Biz, ABD ve Batı ile dost değil miyiz, burada amaçları  ne? 

Aslında sorun yüz yıl öncesinden itibaren varlığını devam ettiriyor. Batıya göre Ortadoğu da bir büyük devletin varlığının kabul edilememesi lazım. 

TÜRKİYE POTANSİYEL TEHDİT OLARAK GÖRÜLÜYOR

Çünkü, potansiyel bir tehlike olarak görülüyor. Bu coğrafyadaki  büyük Osmanlı devleti geçmişte barış ve özgürlüklere sahip, bulunduğu coğrafyanın güven ve istikrarı için teminat olmuş  bir devlettir. Sadece kendi içinde değil, Ortadoğu'da, Araplar için, barışı sağlayan bir devletti. Bu coğrafyada güçlü bir devlet ABD ve Batının işine gelmez. Ama, dikkat ederseniz, Araplar için bunu düşünmüyorlar. Hedef, Türkiye'nin parçalanıp küçük devlet haline getirilmesi  ve güçsüz olmasıdır.

Düşünün lütfen... Almanya,  Fransa, Belçika, Avusturya, hatta kantonlar ülkesi İsviçre ulus devlet haline getirilirken, Türkiye'de ulus devlet anlayışı bitiyor, öyle mi?

Bir yanda dini azınlıklar, öbür yanda etnik azınlıklar konusu tartışılıyor bu tartışmalar sanırım,  "Kürt" sorunu arkasına saklanılıyor. Acaba bu tartışmanın ardından uluslaşamamanın verdiği sıkıntı mı yaratıyor?

Bu coğrafya hep sorunluydu. Türkiye'den önce de. Çünkü jeostratejik bir coğrafya... ve yaşamaya en elverişli coğrafya. Medeniyetlere beşiklik yapmıştır. Ege, Akdeniz, Karadeniz, öbür yanda Hazar'ı da kabul edecek olursak dört yanı denizle çevrili bir coğrafya. Ticaret ve enerji için geçiş noktası.

TÜRKİYE’YE HAKİM OLMADAN ORTADOĞUYA HAKİM OLAMAZSINIZ

İklim değişiyor, küresel ısınma söz konusu. Dikkat ederseniz dünyanın hiçbir yerinde olmayan,  her türlü gıda maddesinin yetiştirildiği tek coğrafya burası. Sadece yer altı kaynaklar  anlamında değil. Türkiye'ye  ye hakimseniz Ortadoğu'ya hakim ve Asya'ya açılan en önemli kapıyı elinizde tutuyorsunuz demektir. Dolayısıyla 100 sene önce Türkiye üzerinde düşünülen tam da buydu...

Yani 100 yıl önce başaramadıklarını şimdi mi başardılar hocam?

Şimdi şöyle düşünelim. Cumhuriyetin ilanından itibaren bu ülke üzerinde emperyalistler o kadar oyun oynadı ki...Örneğin  tam 33 tane  Kürt isyanı olmuştur. 

PKK İLE BAĞLANTILI YENİ BİR KÜRT İSYANI  VAR

Şimdi bu Kürt isyanlarını göz önüne alacak olursanız…. son dönemlerde yaşanan da yeni bir isyandır. PKK ile bağlantılı isyan...

Sonuncusu 34. mü oluyor?

Sıralama önemli değil. 33 veya 34 farketmez, öyle veya böyle bir  Kürt isyanıdır bu… Ama aklı selimi temsil eden bizler diyoruz ki bu terörist eylemdir. Kürtçüler ise gerilla diyor. Burada "terörist" ile "gerilla" arasındaki farkı iyi anlamak gerek. Terörist ülke içinde yasadışı eylem yapan insanlardır. "Gerilla" diyorsanız bağımsızlık mücadelesi yapan grup demektir. Ayrılıkçılar, böyle tanımlıyor. Örneğin, Şeyh Sait isyanı  neydi? Ayrılıkçılık isyanıydı. Ruslarla işbirliği yapanlar veya 1. Dünya savaşı öncesi Kürtlerle- Ermenileri bir araya getirip Halep ve Kamışlı'da toplantı yaptıran kimlerdi?. İtalya ve Fransızlar.. amaç neydi? 

Neydi?

Bu coğrafya'da Türklerin yönetimde olduğu güçlü bir devleti engellemekti. O dönemde bunu başaramadılar. Ama güçsüz bir Türkiye devleti yaratmak için mücadeleden de vazgeçmediler... Bugün bile..

Bunun kanıtı var mı?

PKK’YI ABD VE BATILILAR DESTEKLİYOR

Elbette var. PKK terör örgütü. Nerede örgütleniyor, silahları kimler sağlıyor, çocuklarını zehirlemesine rağmen uyuşturucu satmasına kim izin veriyor, kimler propoganda için televizyon kurmasına izin veriyor. Soruyorum bütün bunlar demokratik haklarını isteyen bir toplum için mi? Eğer öyle olsa yurt dışındaki bu yasadışı oluşumlara devletler göz yummazdı? PKK resmen ayrılıkçı...   Bayrak, dil, eğitim, özerk bölge, kendi güvenlik gücünü  kuracağını söylüyorsa bir örgüt,  bu ayrılıktan başka bir şey değildir.

Irak'ın Kuzeyinde bir Kürt devleti kuruldu ama….

Zaten ABD’nin Irak’ı işgali  orada bir Kürt devleti kurmaktı. Yoksa insan hakları demokrasi falan hikaye...Demokrasi dışı hareketler Suudi Arabistan'da Kuveyt'te Katar'da  yok mu?.. O zaman hedef, insan hakları ve demokrasi değilmiş. Suriye, Mısır, Tunus, Libya vb.  Arap baharı dedikleri olayların temelinde demokrasi ve insan hakları yatmıyor.  Eğer öyle olsaydı Arabistan, Ürdün, Kuveyt'te  de o olaylar olurdu. Sorun başka.

O zaman hedef  Irak, Suriye ,Türkiye ve  İran' mıydı?

Evet. Bu saydığınız ülkeler Ortadoğu ile bir bütün.  Bu ülkelerden özellikle bir ülkeye hakim değilsen Ortadoğu'ya hakim olabilir misin? Hatta Asya'ya hakim olamazsın. Bu ülkelerin yönetimleri bir devletin eline geçtiğinde ne olur? 

Eski ABD dışişleri Bakanı Bayan Rice ne demişti anımsayalım lütfen? Ortadoğu’da harita değişecek demişti. Artık harita değişiyor. Birileri bunu reddetse de artık gizli belgeler açıklanıyor. Aslında ne kadar üstünü örterlerse örtsünler aklı başında olan herkes bunun hangi amaçla yapıldığını çok iyi biliyor.

Hocam daha açık söyleyin amaç ne?

Ortadoğu’da meydana gelen gelişmeler, yani savaş ve iç karışıklıklar, uzak doğudaki ekonomik gelişmelerle yakından ilgili.

ABD ÇİN’DEN KORKUYOR

Müthiş bir ekonomik gelişme var  uzak doğuda. Örneğin Çin... Çin'in döviz fazlası var. Elinde yüksek miktarda ABD devlet tahvili bulunuyor. Çin işgal edilebilecek bir ülke değil. savaşla alt edilemeyecek kadar güçlü. Devleti yönetenler de etki altına alınamıyor. Eee… o zaman nasıl mücadele edeceksiniz bu güçle? Tek çare ihtiyacı olan petrol kaynaklarının olduğu yerleri kontrol etmek. Ortadoğu’da yapılan bu. Yoksa Mübarek 42 yıldır, Kaddafi 34 yıldır devlet başkanıydı. Ve hiçbir zaman da demokrasiyi içselleştirmediler. Ama bu liderler önceden ABD ve Batı ile işbirliği yapıyordu. Çin ikinci büyük güç olarak devreye girince bütün bu işgal, iç savaş ve "Arap baharı" oyunları devreye sokuldu. Bu işlerin demokrasi ve ulus devletle uzaktan yakından hiç ilgisi yok.

Türkiye üzerinde ne için oynanıyor?

Şimdi, bu bölgedeki devletleri kontrol etmeden Türkiye'yi  kontrol edemezsiniz. Bizim başbakanımız  açıkladığı için söylüyorum, BOP eş başkanı neden olur bir ülkenin başbakanı. Üstelik bu eş başkanlığın amacı nedir? Şimdi Eş başkanlık sayısı çok arttı. Örneğin Medeniyetler arası diyalog,  dinler arası diyalog falan...Hepsini bütünleştirdiğinizde gerçek durum ortaya çıkıyor...

Ortaya çıkan gerçek durum  ne?

DİYALOG VE EŞBAŞKANLIKLAR SÖMÜRÜ ÜZERİNE KURULU

Bu dinler arası diyalog mesela? Nasıl sağlanacak bu diyalog?. Biz Elhamdülillah müslümanız. Kuran'a göre biz  Hz.İsa'yı Peyamber olarak kabul ederiz. Aksini iddia edersek dinden çıkarız. Ama hiçbir Hırıstiyan Hz Muhammed'i Peygamber olarak kabul etmez. Ederse Müslüman olur. Bu durumda nasıl dinler arası diyalog olacak. Medeniyetler arası diyalog diyorsa neye göre, hangi alanda diyalog? Endülüs Emevi devletini oradan kovan kimlerdi? Bugün Ortadoğu'daki İslam ülkelerini sömürenler kimler?  Bu nasıl iş? Hangi medeniyet? Onların medeniyeti Akif'in dediği gibi tek dişi kalmış medeniyettir.

Çanakkale'ye çıkanlar,  Türkiye'yi işgal etme isteyenler hangi medeniyetti.  Emperyalizm denilen şey, başkalarının emeğinden, sırtından geçinen, onların kültürlerini yok sayan, dilini dil olarak tanımayan, top yekün o milletin varlığını reddeden bir sistemdir. Asimile ederler. Hala şu an Avrupa'da entegrasyon adı altında işçilerimizi asimile etmeye çalışıyorlar. Açık şekilde.  Misyonerleri Türkiye'ye geliyor mu geliyor. Bizim ülkemiz de kilise açıyor mu açıyor… demokratiklik adı altında anayasaya aykırı olarak ülkemizde Habur mahkemeleri kuruldu mu kuruldu. Hatta İstiklal marşı söylenmesine izin veriliyor mu veriliyor.  Bütün bunları sıkıysa Almanya da ABD'de veya İngiltere'de yapın bakalım yabiliyor musunuz?

Hocam bugünlerde  bir "özür dileme" modası başladı. Demokratikleşmek için önümüzdeki günlerde, Ermeniler ve Çerkeslerden de özür dileneceğine ilişkin iddialar var. Özür hangi koşullarda dilenir?

Bunların demokrasi ve özgürlükle  alakası yok. Bu mümkün değil. Örneğin Çerkesler … Onlar,  Rusların zulmünden ve işgalinden kaçıp ülkemize gelmiş insanlar. Eğer sığındıkları topraklarda bağımsızlık gibi taleplerle ortaya çıkarlarsa kimse kusura bakmasın Kafkasya’ya geri dönsünler. Çoğu Çerkes bunu yapmıyor. Ben mi çağırdım seni? Hayır. O zaman niye bölücülük yapıyorsun?

Bu istem Kürt ayrılıkçıların taleplerini bir kamuflaj mı?

Çerkeslerle ilgili açıklamayı ekranda izledim.Ciddi ciddi bölücülük yapıyorlar. 

KÜRDİSTAN'I ABD VE İNGİLTERE YARATTI

Yani, kaldı ki,  Kürtlerle ile bile olmaz. Burası Kürdistan değil. Kürdistan denilen bölge Erbil, Süleymaniye ve İran’ın Loristan bölgeleridir. Haritarda bile açıktır. Diyarbakır, Van bölgesi Türkomanya’dır. Hem batılı hem de Arap kaynaklarında ve haritalarında bu açıkça  belirtilir. Okusunlar. Bölücülerin Kürdistan dediği bölgede Zengiler, Artukoğulları  var. Yukarıda, Selçuklular, Ahlatşanlar vardı. Tarihi eserlere bakın, bir tane Kürt eseri ve mimarı yapı gösterin? Yoktur. Peki neresi kürdistan’dır. Bu bölücükültür. Kim söylüyor onları ona bakmak lazım. Dolayısıyla bunları teşvik eden ABD ve batı dünyasının bazı ülkeleridir. Ve başında da İngiltere gelir. Milli mücadele sırasında Kürt aşiretleri örgütleyip işbirliği yapan kimlerdi. Dersim de isyan eden kimlerdi? Kimlerle işbirliği yapmışlardı?

Kimlerdi?

O dönemde  6 aşiret idi. İşbirliğ yapan. Seyit Rıza çatışmada öldürüldü. 4 aşiret reisi de teslim oldu. O dönem Dersim nüfusu toplam 107 bin,  çatışmaya katılan ve ölenlerin sayısı 5 bin. O bölgede halkı ve aşiretleri örgütleyenler ise Fransa ve İngiltere. Biz Milli Mücadele yaparken İngiltere Kürt Teali Cemiyetini kurmuştu. Yabancı gazeteler ve yayınlara bakın. Fransız, İngiliz, İtalyan, Rus arşivleri ile de karşılaştırmak lazım. Casus raporları ne yazıyor onları ortaya koymazsanız olmaz. Dersim arşivi var. Kimler kimlerle ittifak yapmış, oradaki aşiretlere hangi ülke makineli tükef ağır silahlar göndermiş..

Kimler?

Frasnızlar.  Kayıtları var. Bizim ülkemizdekiler de Fransızlar da konuyla ilgilenen herkes bunu biliyor.

Şöyle bir düşünün;  Türkiye'de Kürtlerin bir grubu devlet ile  ile çatışıyor ve yabancılar da teröristlere silah veriyor. Ne diyecek devlet buyurun alın istediğinizi yapın mı diyecek. Bu olmaz. O dönem Yunanistan gazeteleri bile Türkiye'nin modernleşmesi ve buna karşı çıkan bazı aşiret mensupları devletle çatışıyor diye yazıyor. Şimdi neyin özrü dilenecek…

Bu arada Ermeni iddiası var ama.

Peki 518 bin müslümanı katleden Ermeniler kimden özür dileyecek? Yani eğer özür dilenecekse …

Bunları hükümetin görmezden gelmesi mümkün değil? Eğer öyle ise ve görmezden geliyorlarsa hainlik yaparlar… İzah edemezler…

Özür dileme işi Dersimle başladı ama

BAŞBAKANIN ÖZÜR DİLEME YETKİSİ YOK

Ama başbakanın özür dileme yetkisi ve hakkı yok. Çünkü kararı veren TBMM'dir. Yani Milli İrade. Milli İradeyi ise TBMM temsil eder. Başbakan Milli İradenin temsilcisi değildir.TBMM Başkanıdır. O da  özür dileyecekse bile Meclisten onay almak zorundadır. Çünkü milli iradeyi de TBMM temsil eder. 

Biz nedense bütün ekonomik ve sosyal sıkıntılara rağmen sorunlarımızı geçmiş üzerinden tartışıyoruz Bunun arkasında yatan gerçek ne?

Tarih dediğiniz olgu geçmişte kamış bir olgu değildir. Atatürk tarih için “Tarih ihtiyatsızlar için merhametsizdir” der. Siz geçmişi bir çırpıda çizerseniz geleceğe ışık tutamazsınız. Geçmiş gelecekle bağlıdır.

Gelecekte Türkiye üzerinde hedefleri olanlar var mı hala?

Elbette var. Bugün yaşadığımız terör olayları bunlardan birisidir. Türkiye'de meydana gelen Kürt meselesinin geçmişi var mıdır vardır. Bunlara görmezden gelemezsiniz. 

Eğer siz güçlü bir devlet olmuşsanız, ülkenize giren paradan tutun da aldığınız vergi ve eğitiminize kadar her şeyi kontrol etmek zorundasınız. Bütçe de açıklandı 12,5 milyon dolarlık bir paradan bahsedildi. Bu paranın kaynağı yok. .Bu açıklayamayan bir hükümet varsa siz devleti elinizden kaçırmışsınız demektir. Bu parayı kim verdi işbirliği yaptığınız insanlar mı? Hangi kaynaktan geldi. 

 

Eğitim mi?  Eğitimde dışarıya adam gönderme ihtiyacı hissetmiyorsanız neden İngiltere'ye ABD'ye adam gönderiyoruz. Demek ki eğitim sistemiz berbat. Batı ekonomisi çöktü. Peki yıllardır bütün ekonomik değerlerimizi  satan ve AB'ye girmeye çalışanlar kimler? Bunlar maalesef ileriyi görmüyorlar. 

Eskiden uzun vadeli programlar yapan kurumlar vardı. şimdi yok mu acaba?

Büyük devletler uzun vadeli programlar yaparlar. Bizde bu MGK tarafından yapılırdı. Oraya uzun vadeli programları da TSK getirirdi. Ama büyük devletler bu uzun vadeli programları bilimler akademisi aracılığı ile yapıyorlar. Örneğin Rusya Bilimler akademisi. Gördüğüm için söylüyorum.  Rusya bilimler akademisi arşivinde 500 bin dosya var. İngiltere ve ABD'de böyledir. Eğer AKP iktidarı askerlerin MGK'ya bu tür uzun vadeli programlar getirmesini istemiyorsa  "Bilimler akademisi " kurar ve akademi Türkiye'nin geleceği ile ilgili  rapor hazırlar orada görüşülür. 

Bir de hukuk tartışması var hocam...

Fazla bir şey demeyeceğim; halka sorsalar mahkemelere güveniyor musunuz? diye. Milletin yüzde 90 ı güvenmiyorum diyecektir. Çünkü o mahkemelerle o kadar çok uğraştılar ki insanların güveni kalmadı. Ayrıca, Yerel mahkemelerin verdiği kararların tamamı Yargıtay’a gidiyor mu gitmiyor mu? Gidiyor.. ama güvenin ucu bu. Eğer hukuk devleti iseniz ayakta kalırsanız. Çünkü toplumu hukuka güvenerek devlet haline getirirsiniz. Aksi halde ayakta kalamazsınız.

Teşekkür ederim.

Prf.Dr.Yusuf Halaçoğlu Kim:

 

1949 yılında Adana'nın Kozan kazasında doğdu. 1967'de liseyi, 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Yeniçağ Tarihi Kürsüsü'nden mezun oldu. 1974 yılında aynı üniversitede Yeniçağ Tarihi Kürsüsü'nde asistan, 1978 yılında "XVIII. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nda İskân Siyâseti" konulu doktora tezi ile doktor oldu. 1982'de Yardımcı Doçent, Nisan 1983'te de "Osmanlı İmparatorluğu'nda Menzil Teşkilâtı ve Yol Sistemi" isimli doçentlik tezini hazırlayarak doçentliğe yükseldi. t 1989'da "XVI. Yüzyılda Sosyal, Ekonomik ve Demografik Bakımdan Balkanlar'da Bazı Osmanlı Şehirleri" konulu takdim tezi ile profesörlüğe yükseldi. Aynı tarihlerde Türk Tarih Kurumu asıl üyesi seçildi. 

21 Eylül 1993'de Türk Tarih Kurumu Başkanlığı'na getirildi. Bu görevi 23 Temmuz 2008 tarihine kadar sürdürdü. Halaçoğlu son seçimde MHP’den kayseri Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.

 

 

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »