22°CAnkara / Diğer İller
IMKB: 56.726Dolar: 1,8245Euro: 2,3295Altın: 620,10
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Terörün kitabını yazan gazeteci...

Terörün kitabını yazan gazeteci...

28 Haziran 2010 Pazartesi 08:56

Türkiye'de ilkeli, dürüst ve tarafsız haberciliğin sembol isimlerinden biri olan Gazeteci-Yazar Saygı Öztürk, Gazete5'e konuştu...

 

Bu ülkede terörle mücadele eden simge isimler, yıllarca devletin en gizli bilgilerine sahip MGK genel sekreterleri, Güneydoğu’da görev yapmış kahraman komutanlar, Apo’yu getirenler, özel kuvvetlerde simge olmuş isimler, Öcalan’ı sorgulayanlar, Şemdin Sakık’ı sorgulayanlar, köşe yazılarıyla bu ülkeye ışık tutmaya çalışanlar, her biri terör örgütünün üyeleriymiş de biz farkında değilmişiz. Böyle olunca bazı isimleri görünce, “Bu işte bir yanlışlık vardır “diye ister istemez düşünüyoruz. Gelinen nokta, beni hiç yanıltmadı.

GAZETE5- Biraz da gazetecilikten bahsedelim... Ulaşılması en güç bilgi ve belgelere ulaşan bir gazetecisiniz. Bu başarının mesleki anlamda getirisi ortada.. Peki neler götürüyor? Ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz?

S.ÖZTÜRK- En büyük zorluk, kullandığınız bilgi ve belgelerden dolayı hakkınızda açılan davalar tabii.. Bugüne kadar benim de hakkımda pek çok dava açıldı. Bazı haberlerimle ilgili hapis cezası istemiyle yargılanıp, mahkumiyet almış bir gazeteciyim. Bazı kitaplarımla ilgili davalar hala devam ediyor. Örneğin, son kitaplarımdan biri olan “Apo olayının perde arkası” kitabından dolayı 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyorum. Bu kitapta, Apo olayının perde arkasına ilişkin verdiğim bir takım bilgilerden dolayı Ağır Ceza'da yargılanıyorum üstelik. Bir takım bilgileri yayınlıyoruz ama adliyelerden ayağımız hiç eksik kalmıyor. Ancak, bunlar önemli bilgiler... Terörle yaşayan Türkiye'de terörün en azılı yaşandığı 1984-1994 döneminde MGK tarafından alınan kararlar var. Bunlar gelecek kuşaklar tarafından da bilinmeli bana göre. Bu bizim sorumluluğumuz.

GAZETE5- Bir de olay gerçekleşmeden yazma başarısını gösteren gazeteci arkadaşlarımız var. Onların bu başarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

S.ÖZTÜRK- Bazı soruşturmalara katkı sağlamak için, bazı kişilerin kamuoyunda mahkum edilmesi için, önceden bazı bilgilerin basına verildiği, iddianamesi çıkmadan servis yapıldığı malum. Bunun amacı belli. Yandaş medyaya gazetecilik saikiyle verilmiyor bunlar. Ya da oradaki meslektaşların gazetecilik başarısı değil bu. Tamamen siyasi amaçla, çok belli hesaplar yapılarak servis ediliyor. Keşke, herşeyin gerçeğini, doğrusunu verebilseler. Çünkü, kısa süre içinde olay açığa çıkıyor. Ancak işin doğrusundan kimse haberdar olmuyor. Bu tür habercilik içinde olan gazetelerin saygınlığı da bulunmuyor.

GAZETE5- Biraz da kitaplarınızdan bahsedelim mi? Kitap yazmaya ne zaman karar verdiniz?

S.ÖZTÜRK- Bunun ilginç bir hikayesi var. Hürriyet Gazetesi’nde Sacettin İnce diye bir arkadaşımız vardı. Ankara’da meslekten ayrılıp bir yayınevinde çalışmaya başladı. Zaman zaman çalıştığı yayınevine kitap almaya giderdim. Beni görür görmez önce yanıma gelir yüzüme tükürür, arkasından “Bak, Ali, Mehmet, Ahmet kitap yazmış. Onlar senin bildiklerinin yanında ne biliyor ki? Yazıklar olsun sana” derdi. Artık öyle bir duruma geldim ki, kitap almaya gittiğimde Sacettin Ağabey'e yakalanmamak için köşe bucak kaçar oldum.

kitaplar-2-copy.jpg

Sonra bir dönem Korkut Eken'in cezaevine girmesi gündeme geldi. Eken ile ilk röportajı yapmak için uğraşıyordum diğer tüm meslektaşlarım gibi. Ama Korkut Bey hiçkimseyle görüşmüyordu. Pek çok kişiye bu isteğimi ilettim, ancak kendisine bir türlü ulaşamadım. Bir gün bir telefon geldi. Telefondaki kişi "Ben Korkut Eken" diye girdi söze. Biri şaka yapıyor zannettim önce. Günlerden Cumartesi. "Saygı Bey, ben sizin bir çayınızı içmek istiyorum" dedi, gazeteye geldi. Ben de evden gazeteye gittim hemen. Konuştuk. O gün Star Gazetesi’nde haberimiz çıktı. O kadar büyük ilgi gördü ki, biz bile şaşırdık. Eken'den ben de çok fazla şey öğrendim. Korkut Eken, gerçekten de bu ülkede terörle mücadelenin efsane isimlerinden biri... Haberimizin arkasından, binlerce okuyucudan mesaj aldım. Bunun kitap yapılması yönünde pek çok öneri geldi. Önce çekindim. Kitap yazmanın büyük sorumluluk olduğunu düşünüyordum. Bir de tabii "Kim basar bizim kitabımızı" diye bir endişe vardı o dönem. Sonunda karar verdim ve bir kitap yazdım. İlk kitabım "Devletin Derinliklerinde" böyle doğdu.

GAZETE5- Çok büyük bir satış rakamı vardı yanlış hatırlamıyorsam bu kitabın... Bekliyor muydunuz bu başarıyı?

S. ÖZTÜRK- O da ilginç bir hadise... Ümit Yayınevi bastı kitabımı... Sahibi Ümit Gürpınar’ındı. Hiç unutmuyorum, kitabı götürdüğümde O'na “Abi bu kitabı 5 bin basalım" dedim. Bir kahkaha attı. “Sen ne diyorsun” dedi bana. Ünlü yazarların isimlerini söyledi. “Falancanın kitabı 800 bile satamadı. Daha senin ilk kitabın, dur bakalım” dedi. Çok mahçup oldum. Çok utandım. Uçuyormuşum ben diye. Sonra kitap baskıya girdi. 7 baskı birden yaptı. Kitap yetiştirilemiyor. Beklenti çok yüksek. İşin garibi, ilk kitabım olduğu için, korsancılar da beni tanımıyor.Hızına yetişemediler yani kitabın. Ümit Bey, inanamadı. Sürekli baskı yaptık ondan sonra. Devletin Derinlikleri kitabı, daha sonraki ayda korsanı çıkmasına rağmen çok satış yaptı.

GAZETE5- Arkasından hangi kitaplar geldi?

S.ÖZTÜRK- Kırcı/5-6-2 Tamam Reis...  O kitapta, Bahçelievler Katliamı'nı anlattım. Haluk Kırcı'yı... Kırcı'nın anlattığı çok ilginç olaylar vardı. Daha sonra "Madalyalı Mahkum' geldi. Korkut Eken ile Ayaş Cezaevi’nde yattığı dönem yaptığımız sohbetler, kendisinin ziyaretine gittiğimde tanık olduğum konuşmalar derlendi ve Madalyalı Mahkum ortaya çıktı.

İsmet Paşa’nın Kürt Raporu bir sonraki kitaptı. Doğu ve Güneydoğu’yu anlatan bir kitap. 1935 yılında İsmet İnönü Atatürk’ün emriyle Doğu ve Güneydoğu’ya yönelik bir rapor hazırlamış. Yıllarca kasalarda saklanan o belgelere ulaştım. Bunları derledim. Başucu kaynağı gibi bir kitap oldu. O yılların şartları, Doğu ve Güneydoğu’da yaşanan olayların bugüne yansımaları anlatıldı.

Ve 33 Kurşun...  Bingöl katliamı ile ilgili yazdığım bir kitap. İçimi acıtan bir kitap. Şu anda bile tüylerimi diken diken eden bir olaydır o. Hep “Bu 33 asker olayını mutlaka bir meslektaşım yazmalı” diye düşünürdüm. Dava, askeri mahkemede görüşüldüğü için bir türlü yazılmamıştı. Yıllar sonra “Bu görev herhalde bana düşüyor” deyip, yazmaya karar verdim. Belgelere, o dönemin tanıklarına ulaştım. O dönemde, yaralanıp olaydan sağ kurtulan askerlere ulaştıktan sonra bu kitabımı yazdım. Yazarken de çok duygulandığım bir kitaptı.

Apo olayının perde arkası var sonra...  Abdullah Öcalan’ın 1973 yılında ilk cezaevine girişiyle ilgili belgeler, meşhur Şafak Bildirisi olayı dahil, Öcalan’ın MİT ile ilişkilerini de ortaya koyan bir kitap...

Ölüm Kuyuları... Diğer adıyla "Şemdinli’de Olay Var"... Şemdinli olaylarını anlattığım kitaptı. Son birkaç yıldır, Türkiye'de askeri birliklerin içinde yapılan aramaları biliyorsunuz. İnsanların öldürüldüğü, kuyulara atıldığı iddiaları ortalıktaydı... Ben de elbette tüm belge ve bilgileriyle birlikte bu olayların gerçek yüzünü yazdım. Ölüm kuyuları nedir? O bulunan kemiklerin akıbeti ne oldu? Bunları yazdım. İnsanların nasıl aldatıldığını yine belgeleriyle ortaya koydum.

Sınır Ötesi Savaşın Kurmay Günlüğü... İlk sınır ötesinin hikayesini, yine belgeleriyle olayla ilgili resmi belgeler ve dokümanlarla ortaya koydum.

GAZETE5- Son kitabınız Taşeron Mesih'den söz edin biraz da...

S. ÖZTÜRK- Son kitabım demeyelim. Her an yeni kitabım gelebilir. 12. kitabım bu. Bir dönemin cinayetlerinden Abdi İpekçi suikasti, ardından Mehmet Ali Ağca ve yurt dışı bağlantıları yer alıyor kitapta. 1978’in belgelerini bulmak çok zorladı. Tamamı gizli kayıtlı belgeler bunlar. Bunlara ulaştım. Bu kişinin 10 gün süren sorgu kasetleri vardı İtalya’da. Basına hiç yansımayan kasetlerdi. Onlara ulaştım. Daha sonra bu kitabı yazdım.

GAZETE5- Bu kitapları yazarken, pek çok olaya tanık olmuş, pek çok kişiyle konuşma fırsatı bulmuşsunuz. Hiç aklınızdan çıkmayan bir olay var mı?

Kırcı/ 5-6-2 Tamam Reis kitabı ile ilgili yaşadığım olayları asla unutamam. Gazeteciliğe yeni başlamıştım. Bahçelievler’de 7 TİP’li öğrencinin öldürülmesi olayı vardı. Hürriyet’te çalışıyorum o dönem. O katliam evine gittim ben. Oraya iki gazeteci arkadaşımla birlikte gittik. Çaktırmadan, kapıyı oynaya oynaya kırdık, mührü söktük. İçeri girdik. Kanlı görüntüler karşımızda. Fotoğraf çekiyoruz. Böyle bir eve girdik.

Yıllar sonra, yaklaşık 25 yıl sonra; olayın gerçekleştiği yeri gören bir gazeteci olarak, Haluk Kırcı’nın çok öne çıktığı bir dönemde, bununla ilgili bir kitap yazılması gerektiğini düşündüm. Belgelere, bilgilere, ifadelere ulaştıktan sonra, Haluk Kırcı ile görüştüm.

Bu kitap öyle çıktı. O ev, gözümün önüne gelerek yazdım. Kitap yazmaya başladığımda, kendimi kaybediyorum. Özellikle onu yazarken, yaşadığım o ruh halini hiç unutamıyorum. Ramazan ayıydı, akşam 8'de oturduğum daktilonun başında, sabah saat 5'e kadar hiç ara vermeden yazdığımı farkediyordum. Bir taraftan hızla tuşlara basıyorum, kafamdakileri aktarmaya çalışıyorum, bir taraftan gözyaşı döküyorum. O kadar etkilenmişim ki olaydan. Gözümün önüne, bir gencin telle boğulması sahnesi geliyor. Çırpınan bir genç aklıma geliyor. Gözleri büyümüş bir genç. Haluk Kırcı o kadar ayrıntılı anlatmış ki olayları, çok etkiledi beni bunlar.

Başka bir şey daha var o kitabımda tabii. Ölümden dönmüş bir gazeteciyim ben. Bir genç gazetecinin başından geçen olayları anlattım o kitapta... Ortaya çıkmasam da kendimi anlattım... Çorum olaylarında, onlarca insanın öldürüldüğü dakikalarda, namlusuna mermi sürülmüş bir silahın alnıma dayandığı anları yazdım. Yazarken, bir yandan da o tarihlerde henüz üç aylık olan oğlum canlanıyordu gözümün önünde. Ölüme çok yakın olduğunuz bir an... Onlarca kişinin katledildiği olayda bir de gazeteci ölmüş olacaktı. O kadar ihtimal dahilindeydi... Bir anda oradan kurtuluşum gözümün önüne geliyor. Bu da beni hala etkileyen bir olaydır...

GAZETE5- Bu keyifli sohbet için okuyucularımız adına teşekkür ederiz...


« geri1·2·3·4ileri »
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
DİĞER HABER BAŞLIKLARI

RÖPORTAJ

ANKET

Memur zammında hükümet sizce sendikaların istediği rakamı verecek mi?

SPOR

.