TOBB'dan Davutoğlu için boşluk önlemi

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da katıldığı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İstişare Kurulu toplantısında salon dolmayınca, dolu görünsün diye boş koltuklar yerden otomatik olarak çıkan platformlar ile kapatıldı. Böylece toplantıya katılan konuşmacılar kürsüden baktıklarında dolu bir salon gördüler.

13 Ekim 2014 Pazartesi 17:55
TOBB'dan Davutoğlu için boşluk önlemi
İşte Başbakan Davutoğlu'nun TOBB İstişare Kurulu toplantısında yaptığı açıklamalar:

Bu benim çalışma hayatındaki iş dünyasındaki temsilcilerle üçüncü buluşmamız. Daha sık görüşeceğiz. Öylesine bir tarihi aşamadayız ki, en önemli şey istişaredir, istişaredir, istişaredir.

Bu noktada ortak vicdanımızın en temel sembolleri aslında bu salonda bulunuyor. Ahi evran haftası nedeniyle oda temsilcilerimizle birlikteydik. Ahi evranın o temel ahlaki ilkelerini hayata geçirdiğimizde, bugün ihtiyaç hissettiğimiz esnaf bu kurulan tuzak

Bende bir esnaf çocuğuyum. Çocukluk ve gençlik yıllarında Türkiye'nin her yerinden gelen esnafların Mahmutpaşa'daydı.

Babamın çok derin dostlukları oldu. Anadoluda nereye gitsem rahmetli babamla alışveriş yapan baba dostlarını görüyorum.

Bugün bu ortak zemini bir kez daha keşfetmeliyiz. helal rızk için ortak çaba içine girenler ortak bir mayayı oluşturuyor. Birileri ülkeyi şu veya bu bölge etnik kesim diye bölmeye çalışırken, tamda odalarımızın sendikalarımızın hayır biz tarihi birlikte yaşamış bir milletin fertleriyiz diyerek seslerini yükseltmenin vaktidir.

Şimdi bakınız son yaşananlar nasıl bir konjonktür içinde gelişti. 2013 Mayıs'ında IMF'ye borçların ödendiği, ekonomik ivme kazandığı günlerde önümüzde üç seçim olduğunu herkes biliyordu. mahalli, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler. Türkiye'nin ayağa kalkmasını, çevresindeki bölgeleri de büyük çınarının altında barındırabilmesini sağlayacak güç haline gelmesinden rahatsız olanlar harekete geçtiler.

Gezi olayları etrafında ciddi bir şekilde kutuplaşmayı tahrik eden bir süreç yaşandı. 17-25 Aralık olayları 30 mart seçimlerini ipotek alma çabasına dönüştü. Daha sonra cumhurbaşkanlığı seçimini de suhuletle demokratik bir olgunlukla yaşadık ve tarihimizde ilk defa halk tarafıdnan seçilen cumhurbaşkanı ile yeni bir döneme başladık.

Ve bendeniz bu hükümetin kurulma aşamasında da, milli birlik ve beraberliğin vurguda bulunarak bir ortak zemini oluşturmak için ciddi gayretler sarf etmeye çalıştık.

Tam bunlar gerçekleşmişken, yeni Türkiye idealiyle, bir takım yerlerde Kobani olayları bahane edilerek düğmeye basıldı ve iki seçim sonrası üçüncü seçimin öncesinde acaba tekrar Türkiye karıştırılabilir mi diye fitne odaklarının ortaya çıktığı görüldü.

Çözüm süreciyle ilgili ciddi ivme kazanmıştık, mekanizmasını bakanlar kuruluyla esasa bağlamıştık, çok ciddi bir momentum oluşmuştu. Suriye'deki bütün dostlarımıza akrabalarımıza yardım edebilmek kastıyla tezkere çıkardık. Toplumda iimser bir beklenti içindeyken, maalesef yaşanan olaylarla gerçek anlamda toplumsal kargaşa ortamı yaratılmaya çalışıldı.

Kobani bahane edilerek yapılan bu vandalizmde bu terör faaliyetlerinde 33 vatandaşımız hayatını kaybetti. 2 polisimiz şehit oldu.

Şimdi sormak vaktidir. Hüseyin Hatipoğlu'nun kızı yaren'in yetim kalmasına sebep olan bu vahşi alçakça saldırılar niye yapıldı? Ahmet Akif'i Sena'yı yetim bırakanlar neyi hedeflediler?

Bu yolla Kobani'ye mi yardım ettiler? Suriye'deki zulmü neredeyse kendi halkına karşı yapanlar bilsinler ki Türkiye'yi hiçbir zaman bu kaos sarmalının içine sokamayacaklardır. Birisi kamu binaları... Okullar ambulanslar kütüphaneler ve müzeler. Burada hedef edinilen şey devlet otoritesiydi.

İkincisi iş yerleri. yani sizlerin helal rızkla kazandığınız iş yerleri ve doğrudan hedef alınan şey bugün aramızda bulunan oda temsilcilerinin üyeleri. Ve nihayet Ak Parti binaları.

Bu üç temel hedefe bakıldığında vandalizmin amacını anlamak mümkün.

Şimdi ben buradan sesleniyorum, ne yaparlarsa yapsınlar kamu düzeni zararı uğramayacaktır. Devlet her türlü tedbiri almaya kararlıdır. Bu konuda en ufak ihmal ve zaaf söz konusu olmayacaktır. Yine şu toplantının kendisi, bölgeden gelen oda sendika temsilcilerimizle şu mesajı veriyoruz, sizler bu odanın sendikaların üyelerini hedef almışsanız, bizde şu mesajı veriyoruz, iş adamlarımızın esnaflarımızın ortak mesajı, bu toplumsal omurganın kırılmasına kesinlikle izin vermeyeceğiz mesajıdır. Nasıl ahi evranın kardeşliği bizim iş ahlakımızın temeliyse, kardeşlik tohumu da ebediyen korunacaktır.

AK Parti binalarına yönelik saldırılarla verilmek istenen mesaj, burada sadece tek bir parti egemen olur düşüncesi ise, bilsinler ki Türkiye'nin her bir metrekaresinde siyaset yapmaya hizmet etmeye kararlıyız.

Burada iki tavır. Hatta üç tavır var. Birisi tahrip edenler, diğeri vizyon kuranlar, üçüncüleri de seyredip buradan nasıl siyasi rant elde ederiz diye düşünenler.

Nasıl dünyanın her yerindeki mazlumlara sahip çıkmışsak, Suriyeli araplara türkmenlere kürtlere hristiyanlara hepsine yardım eli uzatmaya kararlıyız. Kobani tarihi bir mirastır. oradaki kardeşlerimizin kaderi de bizim kaderimiz de ortaktır.

Ancak Suriye'deki olayları bahane ederek kargaşa çıkartmak isteyenlere söylemek istiyorum ki, Kobani'den gelen 200 bin kardeşimize kucak açan biziz. kObani'den gelen kardeşlerimiz, türkiye'de bu vandalizmi yapan bu terör mensuplarına sığınmak için gelmediler. İnşallah en kısa zamanda da huzur içinde Suriye'ye geri dönerler.

Şimdi bakınız bu tahrip edenler neyi hedef edindiler? Son 12 yılda gerçekleştirdiğimiz atılımları, ekonomik kalkınma projelerini hedef edindiler. Biz iktidara gelene kadar 1987'den beri başlayan ve 46 kez uzatılan OHAL'i kaldıran biziz. DGM'Yi kapatıp Emasya Protokolünü kapatan biziz. Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırarak özgür siyasetin önünü açan. Türkiye'de 80'li yıllardan kalan acı hatıraları silen biziz.

Farklı dil ve lehçelerde kurs açılması müzik dinlenmesi gibi halkları güvenceye kavuşturan biziz. Tutuklu ve hükümlülerle ana dilinde konuşmalarının önünü açanlar biziz. Köye dönüş projesini uygulayan biziz. Bütün bunlar sağlanmışken, çözüm süreciyle bunu ileriye taşımakta kararlıyken, bunu yapanların sadece Kobani değil Türkiye'nin geleceği ve bölgedeki kalkınma hedeflerinin engellenme çabasıdır.
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »