"Türk erkeklerinde sünnete bağlı anomali çok fazla"

Türkiye’nin önde gelen sünnet doktoru Mustafa Demirelli, basit bir operasyon gibi gözüken sünnette gerek fiziksel gerekse psikolojik açıdan yapılan yanlış uygulamaların, yaşam boyu sürecek sorunlara neden olabileceğini söyledi

7 Temmuz 2014 Pazartesi 23:46
"Türk erkeklerinde sünnete bağlı anomali çok fazla"
Ülkemizdeki sünnet endüstrisini ve sağlık standartlarını, dünyada 50.000 den fazla çocuğu sünnet eden, Türkiye’deki ve dünyadaki sünnet haritası hakkında ciddi bir bilgi birikimine sahip olan Dr. Mustafa Demirelli ile konuştuk.

Sünnetin "oldu da bitti maşallah" ile geçiştirilemeyecek kadar önemli sağlık problemlerine yol açabileceğine işaret eden Dr. Mustafa Demirelli, "Türk erkeği penisini muayene ettirebilme cesaretini gösterebilse, sadece sünnete bağlı bozuklukların ve anomalilerin çok fazla olduğu görülecektir. Kişisel olarak deneyim ve tecrübelerimi yazmaya kalksam inanın sayfalar yetmez." sözleriyle özetliyor.

15 yıllık tecrübesi doğrultusunda geliştirdiği Tek Kullanımlık Sünnet Aletleri'ni ise "Toplu sünnet rezaletinin şartlarını iyileştirmek adına önemli bir aparat" olarak tanımlıyor.   

- Sünnet endüstrisinin çerçevesini çizer misiniz? 

Okulların tatile girmesiyle erkek çocuğu olan ailelerin sünnet telaşı başlar. Genellikle büyüklerde; "Sünneti nerede yaptırsam? Töreni  nerede yapsak? Akrabalardan kimleri çağırsam? Komşunun ya da tanıdığın sünnetinden daha şaşaalı nasıl yaparım?" diye uzayıp giden soruların yanıtını bulma sürecidir.

Çocuklar ise "Acaba nasıl olacak bu iş! Acıyacak mı? İğne yapacaklar mı? Yapılmasa olmaz mı? Ne kadarını kesecekler? Babamdan ya da annemden hangi hediyeyi istesem?" gibi çok farklı duygu yoğunluğu içine düşer.

Sünnet operasyonunu yapanlar açısından, "Acaba bu yıl kaç tane sünnet yapacağım? Kaç para kazanacağım? Daha fazla nasıl kazanırım?" düşüncesi hakim.

- Tamamen "duygusal" yani... İşin tarafları dışında bir de organizasyonun tarafları var. Onlar da devreye girince, "oldu da bitti maşallah" ile özetlenen bir iş başlı başına bir sektöre dönüşüyor.

Tabii. Düğün salonları, sünnet organizasyon firmaları ne kadar para kazanacaklarının peşinde. Hangi yeniliklerle büyüleyeceklerinin, bunun reklamıyla gelecek senelerde başkalarını da etkileyebilmenin, dolayısıyla daha fazla kazanmanın peşindeler. Pastasından sünnet süslerine, havai fişek gösterilerinden müzisyenine, palyaçosuna, kuyumcusundan mağazacısına, fotoğrafçısından davetiyecisine kadar herkesin gözü yaz tatilinde, dolayısıyla düğün sezonundadır.

Kıyafet de var...

Evet, bu işin çok ciddi finansal taraflarından birisi de sünnet kıyafeti tarafı. Sünnet kıyafeti üreticisi ve bunları pazarlayanlar işi o kadar abartmışlar ki hayatında bir defa giyilen bir elbisenin envai çeşitleri mevcuttur. Hatta her yıl yeni yeni modeller ve yeni yeni süslemeleri gördükçe insan şaşırıyor.

Hesap kabardıkça kabarıyor yani...

Dinsel ve kültürel gerekçelerle yapılan sünnet operasyonu sayısı yılda ortalama 700.000 civarında. Tüm bu finansal ve törensel yanlarını düşündüğünüzde sektör kocaman bir pastaya dönüşüyor. Bir sünnetin sadece yapılma işlem ücretinin ortalama 250 TL olduğunu varsayarsak, 175 milyon liralık sadece operasyona bağlı bir pazar oluşuyor. Yine ortalama sünnet maliyetini 1000 TL olarak kabul edersek, 700 milyon eder, diğer extralarını da eklediğimizde, sünnet endüstrisi ortalama 1 milyarlık liralık bir pazardır. Tüm bu ekonomik boyutunu bir tarafa atarsak burada asıl önemli olan, sünnet operasyonunun doğru, düzgün ve zarar vermeden yapılmasıdır. 

Sünnet "kesip bitecek" bir işlem midir?

Büyük önem verilmesi gereken bu işlemin aileler, toplu sünnet yapıcıları ve çoğu sünnetçi tarafından çok hafife alındığını gözlemliyorum. Bu bakış açısıyla, aslında toplumsal ve kişisel sağlığı koruma işlemi olan sünnet; bu özelliklerini kaybediyor. Operasyon sonrası komplikasyonlar ciddi oranda artmakta ve ciddi penis bozuklukları oluşmaktadır. Eğer Türk erkeği penisini muayene ettirebilme cesaretini gösterebilse, sadece sünnete bağlı bozuklukların ve anomalilerin çok fazla olduğu görülecektir. Kişisel olarak deneyim ve tecrübelerimi yazmaya kalksam inanın sayfalar yetmez.

Ülkemizdeki "sünnetçi" profili nedir?

Türkiye'de sünnetleri yaklaşık yüzde 20'sini doktorlar, yüzde 45-50'sini sağlık camiasındaki sünnetçiler geri kalanını ise sağlıkla hiçbir bağlantısı olmayan babadan sünnetçiler yapmaktadır. Türkiye'nin en ünlü sünnet kliniğinde, sünnetin kesim işlemini yapan kişinin bu son yazdığım babadan sünnetçi olduğunu söylersem işin vehameti anlaşılır.

Günümüz koşullarında "alaylı" sünetçilere çalışma izni verilmesi doğru mu?

Geçtiğimiz dönemde bu duruma çare bulmak adına getirilen düzenlemeyle, sünnet operasyonlarının yüzde 70-80'ini yapan grup, 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle kanunen sünnet yapamayacak. Ancak bu grubun içine, sünneti gerçekten tıbbi standartlar içinde yapan “sağlık memurları” da katıldı. Bence sağlık memurları, belli bir yapılanmayla bu işin içinde tutulmalıdır. Çünkü dünyanın tüm ülkelerinde bu iş böyle yürütülmekte. Görüldüğü üzere sünneti Türkiye'de tıp doktorlarının çok az bir bölümünü yapmaktadır.

Tıp doktorları neden bu alandan uzak duruyor?

Bir hekim olarak yıllarca bunun nedenlerini araştırdım. Sonunda sünnetin zor, komplikasyonları çok olan bir operasyon olması  ve operasyon kısmına ödene ücretin çok az olması nedeniyle olduğu kanaatine vardım. Daha önce de konuştuk, aileler sünnet işlemini basit bir operasyon olarak görüyor ve önem sıralamalarında bu operasyon ilk sırada değil, hatta bazen son sırada. O nedenle de tıp doktorları bu alanı pek tercih etmiyor.

İdeal bir sünneti tanımlar mısınız?

Yöntem; sünnet yapana kolaylık sağlamalıdır. Hızlı yapılmalıdır. Sünnet yapanı ve yapılanı korumalıdır. Kozmetik bozukluk yapmamalıdır. Fonksiyonel arızalara neden oluşturmamalıdır. Sünnette penise dikiş atılmamalıdır. Yapılan kişiyi yatağa mahkûm etmemelidir. Ekstra antibiyotik ve pansumana ihtiyaç duyulmamalıdır. Penis başı kesiklerine neden olmamalıdır.

Sünnetin bir de medikal teknoloji kısmı var. Bununla ilgili bilgi verir misiniz?

Yaklaşık 15 yıldır sünnetin kolaylaştırılması ve doktorların bu işi üstlenmesi adına ciddi çalışmalar yapıyorum. Sünnetin operasyon kuralları içinde tıbbi standartlar bozulmadan ayakta geçirilen bir operasyon olmasını sağlamak için medikal teknolojiyi sünnete adapte etmek için uğraştım.Kişisel çalışma ve gayretlerim neticesinde sistemin rehabilitasyonunda ciddi mesafeler alındı. Tek kullanımlık aletlerin ve setlerin kullanılmasını sağlamak için ciddi emekler verdim, yatırımlar 
yaptım. 2001 yılı itibariyle tek başına çıktığım bu yolda bugün birçok doktor ve sağlık memuru ve ülkemizin her tarafında modern sağlıklı ve kolay sünneti gerçekleştirmektedir. Bu emeklerin karşılığını bulmak adına yeni ciddi tedbirler almalıyız. 

"Klamp" yöntemini biraz anlatır mısınız?

Tek Kullanımlık Sünnet Aletleri yani “klamp” yöntemi, son yıllarda yaygın olarak uygulanan ve kesilecek olan sünnet derisinin ilk önce plastik bir kıskaçla sıkıştırılıp, sonra kesilmesine dayanan bir sünnet tekniğidir. Tek kullanımlık sünnet aleti, sünnet derisini sıkıca tuttuğu için kesilirken kanama riski bulunmaz. Dokuları tek kullanımlık sünnet aleti ile sıkıştırıp sonra kesme prensibi yıllardır bebeklerin göbek kordonunu keserken kullanılmaktadır. Yeni doğan bebeğin kordonu kesilirken artık dikiş kullanılmaz, bunun yerine plastik toka benzeri bir klipsle kordon tutturup sonra kesilir. 

Sünnette kullanılan tek kullanımlık sünnet aleti , göbek kordonuna uygulanan klipsin, penise uyarlanmış şekli olarak tanımlanabilir. Dikiş, çelik zımba, steril bant, doku yapıştırıcısı veya tek kullanımlık sünnet aleti gibi tüm materyaller yaraları kapatmak için sadece birer araçtır. Amaç, vücuda zarar vermeden yara uçlarının bir araya getirilmesidir. Sünnet için bu amaca en uygun materyal, daha uygunu keşfedilene kadar tek kullanımlık sünnet aleti olarak adlandırılan plastik klampler olarak görünmektedir.

Tek kullanımlık (kullan-at) plastik klamplar yaklaşık 20 sene önce Avrupa ve ABD'de, 10 yılı aşkın süredir ülkemizde kullanıma girdi. Günümüzde artık metalik klips, yani gomko yerine bu tek kullanımlık plastik klipsler kullanılıyor. Bu plastik klipsler sadece bir kere kullanılabiliyor ve steril paketler halinde bulunuyor. Ülkemize ilk olarak bir Hollanda firması tarafından üretilen ve Singapur yapımı olan smartklamp tarafımdan kullanıldı, ancak son yıllarda yerli üretimleride olan ve CE belgesine sahip Tek Kullanımlık Sünnet Aleti olan klamplar da kullanıma sunuldu. Tek Kullanımlık Sünnet Aleti olan klamplar, çocuğun penis boyuna göre küçük numaradan başlayıp büyüyerek gidiyor. Sünnet sırasında her çocuğun penisine uygun numara seçiliyor. Tek Kullanımlık Sünnet Aletlerinin uygun boyu seçilerek sünnet yapılıyor. 

Toplu sünnet törenleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle bu törenlere çok karşıyım. Özellikle belediyeler olmak üzere, sünneti siyasal rant haline çeviren toplu sünnet faaliyetleri, sömürü ve istismardan öteye geçmeyen apayrı bir garabet. Ancak ülkemizin gözardı edilemez de bir gerçeği. Tek kullanımlık sünnet setleri ile toplu sünnet rezaletinin şartlarını iyileştirmek adına önemli gelişmeler sağlandı. 

Siz yurt dışında özellikle Afrika’da sağlıklı sünnet çalışmalarının projelendirilmesi ve uygulanması ile yakından ilgileniyorsunuz...

Bugüne kadar kendi kliniğimde ve toplu sünnetlerde 50.000 den fazla çocuk ve erişkini sünnet ettim. Ülkemizin sağlık standartlarının dünya ölçeğindeki yeri çok üstlerde. Sağlıkta bu kadar gelişen ülkemiz sünnette de bu başarıyı yakalamak zorundadır. Bu yeni dönem, bu rehabilitasyonu gerçekleştirmek adına ciddi bir şans. Sağlık turizmi gelirlerimizin ve ülkenin gayri safi milli gelirini artırmak adına yöneticilerimiz elimizden tutmalı. Yıllık 20 milyon operasyonun olduğu dünyamızda bu işin baş aktörü olmak için hiçbir eksiğimiz yok.

Ticari Hayat Gazetesi
ETİKETLER:
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »