

12 Eylül'ün gerçek mağdurları ne diyor?
26 Ağustos 2010 Perşembe 09:271974-1975 yılları arasında Diyarbakır Ülkü Ocakları’nın Başkanlığı’nı yapan Ali İhsan Bacalan, referandum kararının “Hayır” olduğunu söyledi.
GAZETE5/Selda Öztürk KAY- Ülkücüler referandumda ne diyecek? Siyaset gündeminin en önemli sorularından biri bu… 12 Eylül askeri darbesinin cefasını çeken, idam ya da müebbetle yargılanan, çoğu zaman “suçsuz” olduğu halde işkence gören veya sürgün hayatı yaşamaya zorlanan ülkücüler yeni yeni akıllara düşmüş olmanın acısını hissediyor.
Ülkücü hareket içinde mücadele veren “simge” isimler, AKP iktidarına öfkeli… Bu öfkenin en büyük nedenlerinden biri de Hükümet içinde görev alan bazı isimlerin 12 Eylül döneminin ülkücülerine yönelik “hakaret” içeren söylemleri… AKP’nin 8 yıllık iktidarı döneminde, kamu kurumlarında görev yapan bazı isimlere yönelik sürdürdüğü “sürgün” operasyonu da ülkücülerin tepkisine yol açmış durumda.
Peki bütün bu ahval ve şerait içinde, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak Anayasa değişiklik paketi referandumunu “MHP ve ülkücüler” içinden “oy kapma” yarışına dönüştüren AKP’nin, bu hareketin mensupları arasından aradığı desteği bulabilmesi mümkün olacak mı? Gazete5, işte bu sorunun yanıtını arıyor… Ülkücü hareketin simge haline gelmiş isimlerine, referandum kararlarını soruyor.
BİRİLERİNDEN ÖÇ ALMAK İÇİN ANAYASA YAPILMAZ
Bu isimlerden biri de, 12 Eylül ihtilali öncesinde ülkücü hareket içinde aktif olarak görev yapan, 1974-75 tarihlerinde Diyarbakır Ülkü Ocakları Başkanlığı’nı üstlenen, kendisi de Kürt kökenli bir Türk milliyetçisi olan Ali İhsan Bacalan… Bacalan, referandum kararının “Kesinlikle hayır” olacağını söyledi ve gerekçelerini şöyle anlattı:
“Hükümet geleli 8 yıl oldu. Bugüne kadar bir sivil anayasa yapamaz mıydı? Anayasa dediğimiz şey milli bir mutabakattır. Bu mutabakat, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, konunun uzmanı bilim adamları ile ortak görüş üzerinde sağlanır. Sonuç itibariyle ortaya, vatandaşların hak, hukuk, sosyal adalet ve yaşam tarzını şekillendirecek bir kanun çıkarılır. Hem ulusal, hem de uluslararası arenada yapılması gereken budur. Ancak AKP bunun yerine, Türkiye’de etle kemik haline gelmiş unsurları birbirine kırdırma yolunu seçti. Türk milletini, 36 etnik topluluktan oluşmuş bir yapı olarak tanımladı. Birilerine kızıp da ‘ben yaptım oldu’ diyerek Anayasa yapmak öç almak değil mi? Birinden kinlenip intikam almak yerine Türk milletinin gerçeklerini inceleyerek onun ruhuna uygun bir anayasa hazırlatmak çok mu zor? 8 yıldır bu neden yapılmadı? İşte bunun için AKP’ye ve referanduma ‘hayır’ diyorum.”
Bacalan’ın AKP’ye yönelik eleştirileri de oldukça çarpıcı… “Bir parti düşünün, laiklikten dolayı kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya. Yargıyı kendine göre dizayn etmeye çalışıyor” diyen Bacalan’a göre, AKP ve Başbakan Erdoğan bugün yargıdan “hınç alıyor.”
KÜRT KÖKENLİ ÜLKÜCÜLER DE ‘HAYIR’ DİYOR
Türk milletinin tarih boyunca Kurtuluş mücadelesinde, Çanakkale, Dumlupınar ve Sakarya’da ve hatta Kore’de omuz omuza birlik savaşı verdiğini söyleyen Ali İhsan Bacalan, AKP’nin demokratik açılım adı altında ortaya attığı politikayı sert bir dille eleştirdi:
“Açılım, Türk milletini tedirgin etmeye devam ediyor. Bu iktidar döneminde Habur gibi bir olay yaşandı. Bütün bunların temelinde, bugün propagandası yapılan ‘REFERANDUM’ yatıyordu. Süreç adeta tezgahlandı, zemin hazırlandı. Hesapta, AKP bu bölgelerden oy toplamayı arzu ediyordu, ancak tümüyle geri tepti. Açılım, Doğu’nun insanları olarak bizleri rahatsız ediyor.”
SİZ KİMİ YARGILIYORSUNUZ?
12 Eylül ihtilalinin, ülkücüleri “silindir” gibi ezdiğini söyleyen Bacalan, ihtilal sürecinin nedenlerini ve yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi:
“Dış güçler, uluslararası güçler, ideal bir gençlik geldiğini görüyordu. Dolayısıyla 12 Eylül Türkiye için bir milat oldu. En büyük eziyeti, sıkıntıları, üzüntüleri biz çektik. Şimdi hesaplaşmaktan söz ediliyor. İhtilalcilerin yargılanacağı öne sürülüyor. Siz kimi yargılıyorsunuz? Kala kala bir Evren kalmış zaten… Yıllar geçmiş zaman aşımına uğramış.
Bu hesaplaşma, bugün bizim meselemiz değil. Önce Türkiye’yi bir refaha çıkaralım. Türk milletini mutlu kılalım. Karnını doyuralım. Uluslar arası sermaye Türkiye’nin tüm kurumlarını, bankalarını, gayrimenkullerini ele geçirmeye devam ediyor, kültürünü yerle bir ediyor. Bütün bunlar ortadayken, ben kendi şahsi işimin peşine nasıl düşeyim? Düşersem kendimi ve davamı inkar etmiş olmaz mıyım?”
BAŞBAKAN ‘TÜRK’ KELİMESİNDEN KORKUYOR
Başbakan Erdoğan’ın, referandum sürecinde başlattığı kampanyayı “ülkücüleri istismar etme” üzerine şekillendirmesini de eleştiren Ali İhsan Bacalan, Pehlivanoğlu’nun mektubunun AKP grup toplantısında okunmasıyla ilgili olarak da şunları söyledi:
“Bir mektup okuyorsunuz. Bunun da gerisini okumuyorsunuz. En sonunda ne diyor o mektubun? ‘İslam ve Türklük davası yaşayacaktır’ diyor. ‘Hiçbir pişmanlığım yoktur’ diyor. Bunu niye okumuyorsun? Ben biliyorum nedenini. Çünkü ‘Türk’ kelimesinden korkuyor. İşte bunlar bizi tedirgin ediyor. Hiçbir ülkücü, hiçbir vatansever Kürt bu referandumda evet demez. Diyenler yok mudur? Vardır. Ancak onlar da bunlardan nemalanıyorlar. Doğu’da, PKK’nın baskısından ve şiddetinden korkuyla sandık başına gitmiyorlar ya da evet diyorlar.”
MENFAATLENEN İNSAN ‘ÜLKÜCÜ’ DEĞİLDİR
Ülkücülüğün geçici bir heves olmadığını söyleyen Bacalan, “Nasıl ki İslamiyet bir yaşam tarzıysa ülkücülük de öyledir. Bunu doğup ölene kadar yaşıyorsa bir insan işte o zaman ben o kişiye ülkücü derim” diye konuştu. Bacalan, şöyle devam etti:
“Ama fırsatlardan menfaatlenip de hala ülkücüyüm diyorsa ben inanmıyorum. Şahsi kararıdır evet diyebilir. Belki vaat edilen makam iştahını kabartmıştır. Ancak, 12 Eylül’de işkenceyi çekenler makam, mevki için çekmedi. Ülkücüysen onun peşine takılıp siyaset yapmayacaksın, parti değiştirmeyeceksin.
Biz idealist insanlarız. Kimse bizi satın alamaz. Biz ancak devletimiz, milletimiz için yönlendiririz kendimizi. Zaten arada sesi çıkan birkaç kişiyi de ülkücülerin dinlediğini, hatta duyduğunu bile sanmıyorum.
Şahsen Diyarbakırlıyım. Eşim dostum akrabam arasında bir tane bile ‘Evet’ diyen yok. Kaldı ki lafta kalacak bir anayasaya neden evet diyelim? Ben iddia ediyorum…. Bu ülkede Kürt kökenlilerin hiçbiri evet demeyecek. Baskı, zulüm, işkence altında olan kişiler sandığa gideceğim diyor. Onların sandıkta ne yapacaklarını kimse bilemez. Hiç kimse, 12 Eylül’de mağdur olanları istismar edelim diye heveslenmesin.
Biz o günleri unutmadık. Hiçbir zaman da unutmayacağız. Evet diyenler, niçin 12 eylül anayasasına da evet dediler? O zaman köşe bucak saklanıyorlardı. Şimdi ne oldu da intikam almaya soyundular? Ona karşı mücadele verilecekse biz kendi şerefimizle veririz. Tarihler de bunu yazar. Ama birilerinin himayesiyle bunu yapmayız.”
YARIN: OKTAY ÖZTÜRK
RECEP ALYAMAÇ'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
VEDAT GÜLDOĞAN'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
DURSUN YASSIKAYA'NIN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
MİKAİL GÖLELİ'NİN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
MUSTAFA CANCİĞER'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
AHMET ÇAKAR'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
ŞAHAN ÖZGENÇ'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
LÜTFÜ ŞEHSUVAROĞLU'NUN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
NECDET SEVİNÇ'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
FETHİ YILDIZ'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
HANEFİ ÇELİK'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
TÜRKEŞ'İN DOKTORU SELİM KAPTANOĞLU AÇIKLADI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
NEVZAT BOR'UN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
MUHARREM ŞEMSEK'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
AYDINLAR OCAĞI BAŞKANI PROF. DR. MUSTAFA ERKAL'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
MEHMET GÜL'ÜN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
ERCÜMENT GEDİKLİ'NİN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
VAHİT KAYRICI'NIN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
MUSTAFA MİT'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
ABDULLAH ALAY'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
MAHMUT KORKMAZ'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
ALİ GÜNGÖR'ÜN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
OZAN ARİF'İN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
YILMA DURAK'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
YAŞAR OKUYAN'IN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
SADİ SOMUNCUOĞLU'NUN KARARI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
YUSUFİYELİLER AÇIKLADI: OKUMAK İÇİN TIKLAYIN
RÖPORTAJ
ANKET
SPOR






























