Umut Oran: CHP cesur bir adım attı

CHP'nin 34. olağan kurultayında yüksek oyla yeniden Parti Meclisi'ne seçilen eski genel başkan yardımcısı Umut Oran artık takip eden değil edilen bir parti olduklarını söyledi.

27 Şubat 2013 Çarşamba 1:24
Umut Oran: CHP cesur bir adım attı

CHP kurultayının ardından konuşan Umut Oran, Türkiye'nin sorunlarını bildiklerini ve çözüm önerilerinin de hazır olduğunu anlattı. Umut Oran,”CHP sadece sosyal demokrasinin değil küresel demokrasinin de önemli bir aktörü" dedi. CHP kurultayını son 10 yılın en demokratik kurultayı olarak adlandıran Umut Oran diğer partilerde demokrasi yerine tek adam rejiminin öne çıktığını söyledi. Oran, Kendi evine demokrasi getiremeyen Türkiye’ye nasıl getirsin Böylelerinden demokrasi beklemek, elma ağacından domates beklemek gibi bir şey” diye konuştu.

Umut Oran Gazete5.com'un sorularını yanıtladı.

Uluslararası platformlarda CHP algısı nasıldı? Bu dönemde ne değişti? Hukuk ve demokrasi ve özgürlükler açısından Türkiye nasıl biliniyor?

Şunu çok iyi anlamak lazım, 1 milyon üyesi, 93 yıllık tarihiyle CHP bu bölgenin en köklü ve en büyük sosyal demokrat örgütü. Polonya'dan Endonezya'ya kadar uzanan bir bölgede bizden daha eski ve daha güçlü bir sosyal demokrat örgüt bulunmuyor. Dolayısıyla CHP doğal olarak bölgedeki tüm sol hareketlerin çekim merkezi, doğal lideri. CHP, cumhuriyet, çok partili hayat, işçi ve emekçi hakları gibi değerlerden bahsettiği zaman bölgede bunları bizden başka ifade eden kimse yoktu.

Dolayısıyla CHP'nin geçmişinden kaynaklanan bir misyonu var. Bugün de dünya ile ilişkimiz tarihi gücümüzden kaynaklanan doğal mecrasına ulaşmış durumda. Artık Washington'dan, Brüksel'e, Pekin'den Moskova'ya kadar her yerde CHP var. Kahire'den, Beyrut'a, Tunus'tan İslamabad'a, Şam'ın caddelerinden Bosna'nın sokaklarına kadar her yerde varız, her yerde de olacağız. Bölgenin ve dünyanın geleceği hakkında tutarlı, insan merkezli, demokratik toplumsal değerleri önemseyen bir duruşumuz var. Biz evimizde ne istiyorsak bölgemizde de onu istiyoruz. İnsan haklarının korunduğu, hukuk devleti, laiklik, sosyal devlet gibi ilkelerin korunduğu, insanlara fırsat eşitliği ve mutlu olma şansı tanıyan devletler bölgede olursa, bölgedeki çatışmalar da biter, çekişmeler de biter, bölgede hepimizin canını acıtan sistematik insan hakları ihlalleri de biter.

Bu yönde çalışmaya da devam ediyoruz. Bugün CHP artık sosyal demokrasinin küresel aktörü. Bu konumun da gereğini yapacağız. Bu bölgenin ve dünyanın daha iyi geleceği için de hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağız. Bu çalışmalarımızın sonucunu da alıyoruz. CHP Sosyalist Enternasyonal'in artık aktif bir oyuncusu. AB ile ilişkilerimiz en üst düzeyde devam ediyor. Dünya da Türkiye gerçeklerini görüyor. Bir zamanlar "demokrat" sanılan AKP'nin kurduğu baskıcı, otoriter rejime karşı özgürlük ve adalet mücadelesi veren CHP herkes tarafından takdir görüyor.

Başbakan sizi, "ülkeyi şikayet etmekle" suçluyor. Bu doğru mu? Türkiye hakkında suçlamalar söz konusu olduğunda ne hissediyorsunuz?

Başbakan 21. Yüzyılda 1940 tipi bir zihniyetle yaşıyor hala. Sorun burada. Herkes kendi gibi düşünmez, kendi gibi inanmaz, kendisine biat etmez, kendisinin yaptıklarını alkışlamazsa adeta deliye dönüyor.

Otoriter, baskı rejimlerinin en büyük göstergesi, muhalefetle kurdukları ilişkidir. Baskı rejimleri için muhalefet, "hakikat" üzerine kurdukları tekele karşı bir alternatif olduğu için tehdittir. Muhalefet sadece varlığıyla bile, hükümetin propaganda araçları ile üretmeye çalıştığı algıyı tehdit eder, hükümet tarafından tek taraflı olarak üretilerek halka sunulan propaganda gerçekliğini rekabete sokar, onu hakikatle sınar. Hiçbir otoriter rejim de buna tahammül edemez. Hakikati ifade edenleri ihanetle, düşmanlıkla suçlar, onları ötekileştirir.

ŞİKAYET ETMEMİZE GEREK YOK, HER ŞEY ORTADA

AKP de aynı kumaşın farklı renkteki elbisesi olduğu için bu tepki çok doğal. Yahu benim şikayet etmeme ihtiyaç var mı bu devirde? İnternet var, 7/24 medya çağındayız, binlerce televizyon kanalı, on binlerce radyo, milyonlarca insana ulaşan gazeteler ile Japonya'da kuş ölse herkesin 3 dakika sonra haberi oluyor. Biz bu ülkedeki insan hakları ihlallerini, anti demokratik uygulamaları mı saklayacağız? Bu kadar komik bir düşünce olabilir mi? Bu neye benziyor biliyor musunuz? Köy meydanında çırılçıplak dolaşıyorsun, sonra diyorsun ki kimse çıplak olduğumu söylemesin. E kral çıplak? Bunu biri söyleyecek. Sen bu gerçeğin söylenmesinden korkma, çıplak olmaktan kork. Giyin öyle gez köy meydanında... Yani bunlar anti demokratik uygulamalardan utanmıyorlar da, bunun söylenmesinden utanıyorlar. Bu işin çocukça tarafı.

HER YERDE YAKANA YAPIŞACAĞIM

İkincisi, ben muhalefetim, bu milletin çocuklarının hakkını her yerde koruyacağım. Sen benim güzel çocuklarımı parasız eğitim istiyoruz pankartı açtıkları için 19 ay hapse atacaksın, bir poşu takan çocuğu 25 ay hapislerde süründüreceksin ondan sonra bunlar ifade edilince "şikayet ediyorlar" diye neredeyse buhrana gireceksin. Öyle bir dünya yok. Ben bu insanların hakkını her yerde savunacağım, seni yakaladığım yerde de yakana yapışacağım. Benim insanlığa karşı, dünyaya karşı, tarihe karşı görevim bu. Şimdiden akıllarına yazsınlar, bu muhalefet, ülkede kurdukları bu cehennem karşısında sessiz kalmayacak, zulme karşı sessiz kalıp da dilsiz şeytan olanlardan olmayacak. Bizim birinci görevimiz, zalimlere, zulme, haksızlığa karşı isyan etmek. Her yerde de edeceğiz. Bundan da kimse şüphe etmesin.

ELMA AĞACINDAN DOMATES BEKLİYORLAR

 

CHP 34. olağan kurultayını yaptı ve yeni bir yönetim oluştu. Siz de PM'ye seçildiniz. Daha uyumlu bir Parti Meclisi oluştu denilebilir mi?

Bütün partilere örnek olacak bir kurultay yaptık. CHP kurultayı 10 yıldır yapılan en demokratik kurultaydır. Diğer partilere bakın, blok listelerden geçilmiyor, ikinci adaya dahi tahammülleri yok. Tek adam, bir A4 sayfasını önüne alıyor, kendi istediği isimleri yazıyor, partililer de buna noter gibi onay veriyor. Bunun adı da demokrasi...Bu demokrasi değil, bu baskı rejimi, bu tek adam rejimi. Böyle demokrasi mi olur? Sonra kendi yöneticilerini bile böyle seçen partiye diyorlar ki "gel Türkiye'ye demokrasi getir." Adam daha kendi evine demokrasi getiremiyor, koca Türkiye'yi nasıl demokrasi ile yönetsin? Kendi partisinde, partililerinin özgür davranmasından korkan biri, 74 milyonluk Türkiye'de özgürlükten korkmaz mı? Böylelerinden demokrasi beklemek, elma ağacından domates beklemek gibi bir şey. Olması mümkün değil.

CHP CESUR BİR ADIM ATTI

Peki CHP ne yaptı? Cesur bir adım attı. Sayın Genel Başkanımız bu konuda bir siyaset dersi verdi. Bütün partilere diyorum ki özgürlükten korkmayın, demokrasiden korkmayın, çok seslilikten korkmayın, bakın işte sonuç böyle güzel oluyor. Tam 434 aday çıktı, her biri delegelere gitti kendini tanıttı, broşürler, kitapçıklar bastırdı, seçim çalışması yaptı. Şimdi daha dinamik, tabana dayanan, daha etkin bir parti meclisimiz var. Önümüzdeki dönemde de bunun avantajını çok daha iyi göreceğiz.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu'nun konuşması CHP'nin daha "sol"da bir politika izleyeceği algısı yarattı. Siz de öyle mi anladınız?

CHP PROAKTİF PARTİ OLDU

Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Yani artık yaşam politikaları alanında hareket eden, demokratikleşme, adalet sisteminin yenilenmesi, eşitlikçi toplumun kurulması, fırsat eşitliğinin arttırılması, sosyal devlet sisteminin yenilenmesi gibi alanlarda somut politikalar öneren, reflektif değil proaktif bir siyasi dil inşa edilmesi gerekiyor. Bu manada da çok önemli adımlar. CHP artık gündemi takip eden değil, gündem üreten bir parti. AKP bizi takip etmeye çalışıyor. İşte düştükleri hal ortada. Seçim meydanlarında bedelli askerlik hakkında o kadar konuştular, sonra geldiler TBMM'ye kendileri bunu yapmaya çalıştılar. Onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bir ay önce bizim şehit ve gazilerle ilgili verdiğimiz teklifin gündeme alınmasını bile reddettiler, sonra TBMM tatile girmeden bir gün önce torba yasada bir takım önergeler ile reddettikleri düzenlemelerin aynısını yaptılar.

CHP ADIM ATTIKÇA AKP SALLANIYOR

Biz yıllarca özel yetkili mahkemeler kaldırılsın dedik, en sonunda Başbakan da özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız dedi, onu da beceremediler, halkı kandırdılar. Yani ne oluyor? CHP adım attıkça AKP sallanıyor. Biz sosyal demokrasinin evrensel değerleri çerçevesinde, demokratikleşme, ekonomik ilerleme gibi alanlarda önerilerimizi, politikalarımızı geliştirdikçe, AKP daha da gerileyecek. Bu tarihi bir zorunluluk. Bu ülkeyi baskıcı, kapalı, muhafazakar, otoriter bir partinin 10 - 20 yıl daha yönetme şansı yok. Bu çağda, bu yeni kurulan bilgi toplumunun yarattığı toplumsal dinamiklerde, AKP geçmişin partisidir. Şimdiden geleceği kaybetmiş, tarihin akıntısının tersine yüzmeye çalışan bir partidir. Geleceğin partisi biziz, gelecek bizim, herkes hesabını ona göre yapsın.

Terör veya Kürt sorunu 89 raporu çerçevesinde mi çözülür?

SORUNUN İDEOLOJİK BOYUTU VAR

Adına ne dersek diyelim ortada bir sorun var. Bu sorun da artık 89'daki gibi değil. 89'un üstünden 23 yıl geçmiş. Sorun derinleşmiş, farklı bir boyuta gelmiş. Yeni şeyler söylemek lazım. Ancak temelde şöyle bir şey var kimse "bizim çocuklarımız birbirini öldürsün" demez.

Kimse "bizim analarımız oğullarının tabutuna sarılsın" istemez. Bir ülkede babalar çocuklarının cenazesini görüyorsa o ülkede büyük bir felaket vardır. Bizim bu felaketi ortadan kaldırmamız lazım. Tabi sorun da öyle kolay bir sorun değil. Tarihi bir boyutu var, ideolojik boyutu var, insan hakları boyutu var, ekonomi boyutu var, güvenlik boyutu var, var da var. Ama bütün bu kompleks sorun alanlarını çözmek için de bir irade ortaya koymak, bir adım atmak lazım. Orada da biz bir inisiyatif aldık, bütün partilere de bir çağrıda bulunduk. Yani önce biz, bir araya gelelim. Bir masada toplanıp birlikte oturamıyorsak bu sorunu zaten çözemeyiz. Biz en azından müzakere, diyalog yöntemi başlasın dedik. Bu çok önemli bir adımdır. CHP'nin bunu söylemesi ayrıca tarihi bir öneme sahiptir. Bu çağrımıza da olumlu, olumsuz bazı cevaplar aldık. Ben bu sürecin devam edip en azından bir masada oturabileceğimize inanmak istiyorum. Bütün partiler o masada oturursa, hep birlikte bu sorunu çözmek için çok güçlü bir mesafe kat edebiliriz.

Umut Oran Kimdir:

1962 doğumlu. Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 1973-88 yılları arasında İstanbul'un pek çok amatör takımında futbol oynadı. İş hayatına Koç Holding'in tekstil şirketi Bozkurt Mensucat'ta başladı. 5 yıl sonra sıfırdan kendi şirketi Domino Tekstil'i kurdu.-Anadolu'da istihdam yaratma amacıyla 600 çalışanlı fabrikasını Bolu'da açtı. 2002'de Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı seçildi. Aynı yıl Dünya Hazır Giyim Federasyonu, 2006'da da Türkiye Konfeksiyon ve Hazır Giyim Sanayi Meclis Başkanlığı görevlerine getirildi. Anadolu'da Yatırımı ve İstihdamı Teşvik Projesi, UFUK 2010 Projesi gibi çalışmalara imzasını attı. Türk özel sektörünü, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Komisyonu ve ABD Dış Ticaret Bakanlığı'nın da yer aldığı çeşitli platformlarda temsil etti. Halen CHP İstanbul Milletvekili olarak görev yapıyor.

OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »