Yarbay Güven, Erdoğan'a suikast planını anlattı

Yarbay Emin Güven'in ifadesinden: "15 Temmuz günü Muhafız Alayı'na 15.30 sularında ulaştık. Fırat Alakuş, kamelya gölgesinde 5-6 kişinin bulunduğu bir masaya gitti. Burada olanlar arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başyaveri Albay Ali Yazıcı da bulunuyordu. Konuşmalardan duyduklarıma göre, Cumhurbaşkanı'nın yeri öğrenilecek, bir ekip gidip Cumhurbaşkanı'nı alacaktı ancak tam yerini bilmiyorlardı. Masa üzerindeki krokiler de Cumhurbaşkanı'nın olabileceği muhtemel yerlerdi"

27 Temmuz 2016 Çarşamba 18:50
Yarbay Güven, Erdoğan'a suikast planını anlattı
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine  ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Yarbay Emin Güven, gözaltına alındıktan  sonra verdiği ilk ifadesinde, 15 Temmuzgünü Muhafız Alayı'nda, Kurmay Albay  Fırat Alakuş ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başyaveri Albay Ali  Yazıcı'nın bulunduğu 5-6 kişinin toplantı yaptığını belirterek, "Konuşmalardan  duyduklarıma göre, Cumhurbaşkanı'nın yeri öğrenilecek, bir ekip gidip  Cumhurbaşkanı'nı alacaktı ancak tam yerini bilmiyorlardı. Masa üzerindeki  krokiler de Cumhurbaşkanı'nın olabileceği muhtemel yerlerdi. Ali Yazıcı'nın  görevi, Marmaris'e giderek Cumhurbaşkanı'nın yerini tespit etmek ve koordinatını  Fırat Alakuş'a bildirmekti." dedi.

Yarbay Güven'in gözaltına alındıktan sonra verdiği ilk ifadesinin bir  kısmına ulaşıldı.

    Buna göre, Yarbay Güven, cemaatle irtibatlı olduğunu itiraf ederek,  "Cemaat ile Ankara'da irtibatlı olduğum 'İhsan' isimli şahısla en son geçen sene  eylül/ekim gibi görüştüm. Daha evvelki görüşmelerimizin bir kısmına 'Hami' isimli  bir şahıs da katılıyordu. 'İhsan' isimli şahısla görüştüm, evinin açık adresini  tam bilmiyorum ancak tarif edebilirim." ifadelerini kullandı.

    Güven, şunları kaydetti:

    "İhsan' isimli şahıs, 14 Temmuz Perşembe gününden bir-iki gün önce  beni cep telefonumdan, bilmediğim bir numaradan aradı. 'Benim selamımı söyleyen  olursa ona güven, ona tabi ol.' dedi. Bana, Fırat Alakuş ile ilgili herhangi bir  şey söylemedi. Fırat Alakuş, yemeklerde beni görünce ayaküstü konuşurduk. Bu  konuşmalarda 'Neden hayırlı olsun demek için yanıma gelmiyorsun?' diyordu. En son  olayın olduğu hafta içinde görüştük. 14 Temmuz Perşembe günü Fırat Alakuş'un  yanına 'Yeni görevi hayırlı olsun' demek üzere gittim. Fırat Alakuş'un yanına  gittiğimde, 'İhsan'ın selamı var' dedi."

    Beyanında geçen "İhsan" isimli kişiyi arayıp aramadığının sorulması  üzerine Güven, şunları anlattı:

    "Çok fazla telefonla görüşmüyorduk. İrtibatı her zaman onlar  kuruyordu. İhsan'ın numarası bende yoktu. İhsan, benimle irtibat kurmak  istediğinde cep telefonumdan arıyordu. Aradığı numaralar da genellikle ankesörlü  telefon veya kartlı telefonlardı. İrtibat şeklimiz genellikle İhsan'ın, beni  arayıp buluşacağımız yeri söylemesi ve söylenen yerde görüşme şeklinde oluyordu.  Hatta bir keresinde evime geldi, 'Kapıdan içeri girmeden şurada görüşelim.'  demişti. 14 Temmuz'da Hami, telefonla arayarak, akşam 20.30'da dikmen  Caddesi'ndeki bir marketin karşısında buluşmak istediğini söyledi. Bizi, 1206  Sokak olarak hatırladığım sokaktaki bir eve götürdü. Bina numarası 12, daire  numarası 6 diye hatırlıyorum. Bizi bıraktı ve çıktı. Daha sonra Fırat Alakuş,  adını bilmediğim başka biriyle geldi.

    Fırat Alakuş, bu esnada bize, Hami'nin, Teğmen HASAN Sevimli'yi  getireceğini söyledi. 'Buradakiler, yarın görevi yapacağınız ekip, sen Hasan'la  da tanışırsın.' dedi. Fırat Alakuş'un elinde operasyon yapacakların olduğu bir  liste vardı."

    -"Fırat Alakuş, (15 Temmuz'da saat 18.30'da Akıncı Üssü'nde olun) dedi  "

    Güven, Fırat Alakuş'un orada kendilerine, "bir abinin MİT tarafından  kaçırıldığı", onu kurtarmak için özel operasyon yapacaklarını, bu nedenle 15  Temmuz'da saat 18.30'da herkesin operasyon elbiseleri, bot, çelik yelek ve çelik  başlıklarla Akıncı Üssü'nde olmasını söylediğini aktardı.

    Güven, "Bize, 'Eğer nizamiyede almayacak olurlarsa (Özel Kuvvetlerden  geliyoruz, göreve gideceğiz, üs komutanının da bilgisi var) dersiniz, içeriye  girersiniz' dedi. Bundan sonra Fırat Alakuş ayrıldı. Daha sonra Şener Kısaç ve  Selçuk Topal da ayrıldı. Daha sonra ayrıldık ve evlerimize gittik. Ertesi gün  Fırat Alakuş beni aradı. Kendisini evinden almamı söyledi. Evden alırken  Alakuş'un yanında yeni tip kamuflaj renkli iki paraşüt çantası vardı. Bunları  aracıma koydu ve 'Muhafız Alayı'na gidelim' dedi." şeklinde ifade verdi.

    Emin Güven, 15 Temmuz günü Muhafız Alayı'na 15.30 sularında  ulaştıklarını, Fırat Alakuş'un kamelya gölgesinde 5-6 kişinin bulunduğu masaya  gittiğini, buradakiler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Başyaveri  Albay Ali Yazıcı'nın sivil olarak bulunduğunu, diğerlerini tanımadığını  belirterek, şöyle devam etti:

    "Masanın üzerinde otel ya da tatil köyü olabileceğini  değerlendirdiğim, üzerinde Marmaris yazan, uydu görüntüleri olan kroki ve planlar  vardı. Fırat Alakuş ve diğerleri bu planlar üzerinde konuşuyorlardı. Bu sırada  Fırat Alakuş, 'Çantamı al, şunu al, bunu getir' diyerek beni masadan birkaç kez  gönderdi. Bunlar masanın etrafında konuşurlarken, konuşmalardan duyduklarıma  göre, Cumhurbaşkanı'nın yeri öğrenilecek, bir ekip gidip Cumhurbaşkanı'nı  alacaktı ancak tam yerini bilmiyorlardı. Masa üzerindeki krokiler de  Cumhurbaşkanı'nın olabileceği muhtemel yerlerdi. Ali Yazıcı'nın görevi,  Marmaris'e giderek Cumhurbaşkanı'nın yerini öğrenmek ve koordinatını Fırat  Alakuş'a bildirmekti. Ali Yazıcı, 'Ben Cumhurbaşkanı'nın yanına gider, yerini  öğrenirim, benden şüphelenmezler' diyerek, bu görevle görevlendirilmişti.

    Cumhurbaşkanı'nı Fırat Alakuş'un ekibi veya akademiden gelecek ekip  alacaktı. Söz konusu ekipte Şükrü Seymen'in de olduğunu Fırat Alakuş'tan duydum.  Ali Yazıcı, 'Eğer Cumhurbaşkanı'nın yerini öğrenmede sıkıntı yaşarsak ben  Cumhurbaşkanı'nı arayarak,Antalya'ya giderken beni Sayın Genelkurmay Başkanımız  aradı, size iletmek üzere bir zarf verdi. Paralel Yapı ile ilgili çok önemli  bilgiler var, sizinle onu görüşeceğim' derim ve bu bahane ile Cumhurbaşkanı'na  ulaşabiliriz' dedi. Bu maksatla elinde boş bir zarfı da hazırlamıştı."

    - "Gerçeği Muhafız Alayı'nda öğrendim"

    Kurmay Albay Fırat Alakuş'un, darbe girişiminden bir gün önce  buluştukları evde, "Bir abiyi kurtaracağız" dediğini ancak gerçeği Muhafız  Alayı'nda öğrendiğini anlatan Güven, "Ben gerçeği öğrenince operasyon ekibinde  yer almamak için belimin ağrıdığını, operasyona katılamayacağımı söyledim. Bunun  üzerine Fırat Alakuş, bana, 'O zaman sen Ali Yazıcı'nın koruması ve şoförü  olursun' dedi. Ben de bu durumun operasyonda görev almaktan daha iyi olduğunu,  yolda bir yerlerde bir mazeret bulup ayrılabileceğimi ve oradan Bodrum'a  geçebileceğimi düşünerek kabul ettim." ifadelerini kullandı.

    Alakuş'un Muhafız Alayı'ndan kendi aracıyla ayrılacağını, bu nedenle  aracının anahtarını Alakuş'a verdiğini belirten Güven, kendisinin de Ali Yazıcı  ile Marmaris'e gitmek üzere Ali Yazıcı'nın tahsisli aracıyla Muhafız Alayı'ndan  ayrıldıklarını söyledi. Aracı kendisinin kullandığını belirten Güven, eve uğrayıp  tabancasını aldığını, sonra yola devam ettiklerini aktardı.

    Ali Yazıcı'nın yolda telefonla Cumhurbaşkanı'nın yanından aradığını  düşündüğü kişilerle konuştuğunu ve "Antalya'da maç yapılacak, bakmaya gidiyorum."  gibi ifadeler kullandığını anlatan Güven, "Bunu asıl niyeti maskelemek maksadıyla  söylediğini düşünüyorum. Yolculuğun ilerleyen kısmında Cumhurbaşkanı'nın yanında  arayanlarla görüşürken 'öyle mi olmuş', 'vah vah' şeklindeki sızlanmaları da  deşifre olmamak için yaptığını düşünüyorum." şeklinde savunma yaptı.

    Güven, daha sonra Ali Yazıcı'yı arayan birinin "İşler karıştı,  çiğli'ye gidin." dediğini belirterek, ifadesini şöyle sürdürdü:

    "Bu sırada Muğla'ya girmek üzereydik, Denizli'yi geçmiştik. İzmir'e 2  saatlik mesafede bulunuyorduk. Gece yarısı Çiğli Askeri Üssüne ulaştık.  Çiğli'deki üste üs komutanının odasına girdiğimizde 2 albay, bir yarbay ve 3  binbaşı vardı. Odadakiler darbe girişimi konusunda şaşkındı. 'Burada muharip uçak  yok.' dendiğini duydum. Odadaki Ali Yazıcı'nın daha önce yurt dışında birlikte  çalıştığı için tanıdığı ve sarıldığı subayın bir göreve gitmek üzere evinde  çantalarını hazırladığını ancak birlikten çağrıldığı için apar topar üsse  geldiğini söylediğini işittim. Ali Yazıcı odadakilere, 'Ben başyaverim.  Antalya'ya maç için gidiyorduk. Darbe olunca burası güvenli diye buraya geldik.'  dedi. Çiğli'nin neden seçildiğini bilmiyorum. Çiğli'den SabahAli Yazıcı ile  çıktık ve ben Nilüfer firmasına ait terminali görünce orada indim."

    - "Olayları öğrenince çok korktum"

    Bodrum'da olayı öğrenince çok korktuğunu savunan Güven, olaylar  sırasında kendisinin birlikten iki defa arandığını, bunlardan birinin, Çiğli'deki  üsse vardıktan bir süre sonra, 01.00 civarında olduğunu hatırladığını anlattı.

    Cep telefonundan arayan numaranın kayıtlı olmadığını bildiren Güven,  Harekat Merkezi'nden ismini bilmediği bir başçavuşun, "Ankara'da kalanları  tespite çalışıyoruz." dediğini, kendisinin ise izinde olduğunu söylediğini  kaydetti.

    Diğer görüşmenin ise 16 Temmuz'da, Ali Yazıcı'dan ayrıldıktan sonra  gerçekleştiğini aktaran Güven, "Sesinizi duymak için aradık." denildiğini  bildirdi. Kampa ulaşana kadar annesi ve halasıyla telefonda görüştüğünü belirten  Güven, Fırat Alakuş'u da aradığını ancak telefonunun kapalı olduğunu ifade etti.

    Güven, şu beyanda bulundu:

    "Aileme bir şey yaparlar' diye korkuyorum. Bana, aileme bir şey  yapılacağına ilişkin herhangi bir tehditte bulunmadılar ancak birliğimizi basıp,  arkadaşlarımızı şehit eden bu zihniyetin her şeyi yapabileceğini düşünüyorum.  Çocuklarımı ve eşimi düşünüyorum, tedirginim."

    Güven, "Cemaatin subaylara farklı, astsubaylara farklı davrandığı  söyleniyor. Bu konuda ne biliyorsun?" sorusu üzerine, astsubayların da olduğu  ortamda abilerle görüşmediğini, dolayısıyla böyle bir farkı bilmediğini ve  başkasından da duymadığını kaydetti.

    - Cemaatle ilk temas Harp Okulunda

    Cemaat ile ilk temasının ne zaman, nasıl başladığı ve bugüne nasıl  geldiğine yönelik soruyu da yanıtlayan Güven, Harp Okulundayken görüştüğü kişinin  "İhsan" değil, bir başkası olduğunu ve ismini hatırlamadığını ifade etti.

    Bahçelievler Deneme Lisesindeyken kendisini "Murat" adlı, soyadını  hatırlamadığını bir arkadaşının "bunlarla" tanıştırdığını bildiren Güven, Harp  Okulundayken görüşmeye tek gittiğini belirtti.

    Güven, sınıf okulundayken cemaatten tanıdığı, Jandarma olan devre  arkadaşı Yavuz Başayar'ı bildiğini aktararak, kendisinin Tunceli'ye, arkadaşının  ise başka bir yere gittiğini ve şu anda irtibatlarının bulunmadığını savundu.

    Sınıf okulunda irtibatta olduğu kişiyle Kozyatağı'ndaki evlerde  görüştüğünü, burada Kitapokunduğunu, görüşmelerde kendilerinden "hizmet" için  para istendiğini ifade eden Güven, bu sırada ailesine de baktığı için çok fazla  para vermediğini bildirdi.

    Tunceli'ye tayin olduktan sonra, Ankara'da izinde bulunurken,  İstanbul'dan adını hatırlamadığı bir abinin kendisini arayarak, "Ankara'da  olduğunu ve buluşmak istediğini" söylediğini kaydeden Güven, görüşmede kendisini  Malatya'da bulunan bir başka "abi" ile görüştürdüğünü aktardı. Güven,  tanışmalarına aracılık eden kişinin, Malatya'daki kişiyle görüşmeye devam  edeceğini söylediğini belirterek, "Malatya'daki abi ile izinlere gelirken veya  giderken, bir gün kalmak suretiyle görüşüyorduk. Onunla da irtibat şeklimiz  yukarıdaki gibi, onun beni araması ile oluyordu. Bizden para isterlerdi. 'Bu  paraları fakir öğrencileri okutmak için kullanıyoruz.' diyorlardı" beyanında  bulundu.

    Tunceli'den 1998'de Kahramanmaraş'a atandığını, oraya gidince  Malatya'daki "abi"nin kendisini Gaziantep'te bir başka "abi" ile tanıştırdığını  ve artık onunla görüşeceklerini söylediğini anlatan Güven, şunları kaydetti:

    "Gaziantep'te de irtibatımız yine aynı şekilde devam etti.  Maraş'tayken görevlere gidip geldiğim için daha seyrek görüşüyorduk. Belirli bir  periyodu yoktu. Maraş'tayken Azerbaycan'a göreve gittim. Görevi tamamlayıp  Maraş'a geldim. Döndüğümü öğrenmişler. Beni aradılar, görüştük. Azerbaycan'da  görevliyken bir kızı sevdim. Abiler onunla evlenmeme izin vermedi. Onlardan gizli  evlendim. Evlendikten sonra daha az görüşmeye başladım. Para da az veriyordum.  2000 ve 2003 arasında en fazla 10 görüşme yaptım."

    -"(Hizmetten koparsan işin rast gitmez, kaza olur, başına bir şey  gelir) diyorlardı"

    Eruh'ta görev yaparken Gaziantep'teki "abi" ile görüşmeye devam  ettiğini anlatan Güven, görüşmelere tek gittiğini bildirdi. Güven, Özel Kuvvetler  Komutanlığına tayin olması konusunda "abiler" ile herhangi bir konuşması  olmadığını, onların bu kadar güçlü olduğunu düşünmediğini ifade etti.

    Ankara'ya geldikten sonra bir başka "abi" ile tanıştırıldığını  belirten Güven, görev dönüşlerinde kendisini çağırdıklarını, görevden döndüğünü  nasıl haber aldıklarını ise bilmediğini aktardı.

    Görüşmek istemediği için 2-3 kez cep telefonu numarasını  değiştirdiğini savunan Güven, "Benden para istiyorlardı. Ben de 'Vereyim de  kurtulayım' diyordum. 'Hizmetten koparsan işin rast gitmez, kaza olur, başına bir  şey gelir.' diyorlardı. 'Araç, ev alırken bize sor.' diyorlardı. 'Namazı açıkta  kılmayın.' diyorlardı" ifadelerini kullandı.

    Güven ayrıca, 2013-2014 yıllarında tabur komutanlığı yaptığı dönemde  "İhsan" isimli kişinin, taburundaki isimlerle ilgili "Bu iyi, buna dikkat et,  bundan zarar gelmez, vatansever" gibi bilgiler verdiğini anlattı.
 
    - Ali Yazıcı ifadesinde tanımadığını iddia etmişti

    Soruşturma kapsamında tutuklanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın  Başyaveri Albay Ali Yazıcı ise savcılıktaki ifadesinde, 15 Temmuz'da 16.30  sıralarında kendisine tahsis edilen plakasını hatırlayamadığı araçla Muhafız  Alayı'nın kapısından çıkacağı sırada avlunun içinde yarbay olduğunu söyleyen  sivil giyimli kişinin yanına geldiğini ve Antalya'ya gideceğini söylediğini  belirtmişti.

    Yazıcı, ifadesinde "Bu kişi bana 'Nereye gidiyorsun?' diye sordu. Ben  de Antalya'ya gideceğimi söyledim. O da 'Beni de Antalya'ya götürür müsün?' diye  sorunca 'Gel, götüreyim' dedim. Ben arabaya bindikten sonra ismini sordum, o bana  isminin Emin olduğunu, yarbay rütbesinde bulunduğunu söyledi. Ben bu şahsı görsem  tanırım. Çıktığım kapıda güvenlik kamera kayıtları belki vardır." demişti.
OKUYUCU YORUMLARI/0 + YORUM EKLE

BENZER HABERLER

GÜNDEM ANA SAYFA »